11. Hukuk Dairesi 2016/11154 E. , 2018/3279 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2015/72-2015/845 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgele…
**11. Hukuk Dairesi 2016/11154 E. , 2018/3279 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2015/72-2015/845 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ...'ın İş Bankası Kağıthane Şubesinde 10.000,00 TL miktarlı, 04.08.1983 tarihli, vadeli hesap sahibi olduğunu, 06.02.2013 tarihinde söz konusu hesabına ilişkin TMSF'den bilgi istediği, TMSF cevabında 2002 yılından önceki kayıtlarda ilgili detaylı bir araştırma yapmanın mümkün olmadığını belirttiklerini, davalı bankadan 15.03.2013 tarihinde 16.03.2001 tarihi itibari ile 30.861.456,00 TL vadeli mevduat hesabına 16.03.2001 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte ulaştığı miktarın ödenmesini talep ettiklerini, davalı bankanın hesabın 16.03.2001 tarihinde kapatılarak TMSF'ye devredildiği savunulmuş ise de davalı bankanın bu konuda müvekkile bildirim yapmadığı gibi TMSF cevabında böyle bir hesabın devredildiğine dair bilgi de olmadığını iddia ederek 10.000,00 TL miktarlı 04.08.1983 tarihli vadeli mevduat hesabına 04.08.1983 tarihinden tahsil tarihine kadar bankalarca vadeli mevduata işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin söz konusu hesabın devir işlemini yaptığını, devrederken BDDK, TMSF, Finansman Dairesi Başkanlığı, Merkez Bankası ile ilgili tüm yazışmaları yaptığını, devredilip bu şekilde kapatılan tek hesabın davacı hesabı olmadığını, aynı niteliği taşıyan diğer hesaplarla birlikte şube bazında toplu olarak devredildiğini, bu süreçte tüm prosedürlerin yerine getirildiğini, bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir tacirin ticari defterlerini saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, davacıya ait mevduatın fona devir edildiği 16.03.2001 devir tarihinden davanın açıldığı 15.04.2013 tarihine kadar 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, davanın zamanaşımı süresinin dolması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı bankada davacı adına açılan mevduat hesabında bulunan paranın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece paranın TMSF’ye devir tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu paranın davalı banka nezdinde bulunan hesaba yatırıldığı tarafların kabulünde olup, davalı banka hesap bakiyesinin TMSF'ye devredildiğini savunmuştur. Bu durumda, ispat yükü davalı bankadadır. Hesabın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi ve paranın TMSF'ye devredildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması bankaca yapılacak tebligat koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz. Benzer uygulama dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde de yer almaktadır. Somut olayda açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, hesap sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Bu nedenle mahkemece yukarıda açıklandığı üzere davalı bankanın mevzuata uygun şekilde davacıya bildirim yaptığını ispat etmesi ve buna göre zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.