7. Hukuk Dairesi 2013/7223 E. , 2013/6842 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işyerinde 7 yıldır banyo kaplamalarında sorumlu işçi olarak çalışmakta olduğunu, işverenin haklı bir sebep olmaksızın, gelirinin üzerinde zarar verdiğini bahane ederek iş sözleşmesini feshe…
**7. Hukuk Dairesi 2013/7223 E. , 2013/6842 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işyerinde 7 yıldır banyo kaplamalarında sorumlu işçi olarak çalışmakta olduğunu, işverenin haklı bir sebep olmaksızın, gelirinin üzerinde zarar verdiğini bahane ederek iş sözleşmesini feshettiğini, feshin haklı nedene dayanmadığını bildirerek işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı işçinin işinin gereğini yerine getirmemesi nedeniyle zarara neden olduğunu, bu zararın işçinin 30 günlük ücretinden fazla olduğunu belirterek sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının kaplama karışımlarının hatalı hazırlanmasından sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile, davanın kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgarî ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir. Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır. Somut olayda, işyerindeki faaliyet kapsamında kaplama ürünlerinde zarar oluştuğu sabittir. Söz konusu zararın meydana gelmesinde davacı işçinin görev tanımı kapsamında kusurlu eylemi bulunup bulunmadığı, davacının kaplama maddelerinin üretiminde görev alıp almadığı ve davacının eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı teknik manada tespit edilmemiş, hukukçu bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek karar verilmiştir. Mahkemece, kalite kontrol mühendisi, kimya mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyeti ile, gerekirse keşif yapılmak suretiyle, davacının söz konusu kaplama maddelerinin üretiminde görev alıp almadığı ve meydana gelen zarar ile davacının eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı teknik manada belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.