10. Ceza Dairesi 2023/23304 E. , 2025/5449 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/584 E., 2022/661 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına ilişkin kararın, itiraz edilm…
**10. Ceza Dairesi 2023/23304 E. , 2025/5449 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/584 E., 2022/661 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 21.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2023 tarihli ve 2023/4488 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/119459 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/119459 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Her ne kadar Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.09.2022 tarihli kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığa erteleme kararı verilirken itiraz süresi ve usulünün CMK 263 şerhinin belirtilerek bildirilmesinin gerektiği, (tutuklu bulunan şüpheli veya sanık zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutuk evi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vermek üzere) mevcut dosyada söz konusu maddede belirtilen hususların yer almadığı, itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve mercinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kesinleştiğinden söz edilemeyeceği ve bu nedenle erteleme kararının henüz kesinleşmediği bu haliyle denetim süresi başlamadığı ve kovuşturma şartının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.08.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararda itiraz yolu ve merciinin "kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş(15) gün içinde .... BURSA NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİNE itiraz yolu açık olmak üzere" denilerek sarih bir şekilde belirtildiği, kararın 15.10.2020 tarihinde Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan şüpheliye "Bursa Dava Açılmasının Ertelenmesi Bürosunun 13.10.2020 gün ve 2020/53562 CBS Soruşturma sayılı yazılarını Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35 inci maddesine uygun olarak okunup anlatılmak suretiyle tebliğ/tebellüğ ettim." ibaresiyle ıslak imzasına tebliğ edildiği, bu tebliğ-tebellüğ belgesinde de ...'ın ve tebliğ eden infaz koruma görevlisinin ıslak imzaları bulunduğu, dolayısıyla kararı tebliğ alan şahsın karara karşı itiraz hakkı bulunduğunu da tebliğ aldığı karar içeriğinden okuyabileceği gibi kararın şüpheliye okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edildiği, bu haliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirildiği ve açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleştiği cihetle; yargılamaya devam olunarak esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 12.07.2020 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2020 tarihli ve 2020/53562 Soruşturma, 2020/1446 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 15.10.2020 tarihinde Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edildiği, 04.11.2020 tarihinde tedbirin infazı için Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, şüphelinin uyarılmasına rağmen müdürlüğe başvurmadığı gerekçesiyle 11.08.2021 tarihinde dosyanın kapatılmasına karar verilerek 17.09.2021 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2021 tarihli ve 2020/53562 Soruşturma, 2021/28567 Esas, 2021/21017 sayılı iddianamesi ile Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.09.2022 tarihli ve 2021/584 Esas, 2022/661 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Kanun yararına bozma istemi ve Tebliğname de karar tarihinin "13.09.2022" yerine "03.09.2022" olarak gösterilmesi maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede: 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi ile tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurusu kolaylaştırılmak, başvurunun zamanında yapılıp yapılmadığı, sürelerin kesilip kesilmediği konusundaki tereddütler de ortadan kaldırılmak istenmiştir. Buna göre tutuklu bulunan, şüpheli veya sanık sözlü olarak tutuklu bulunduğu kurum müdürüne veya kararı veren mahkemenin zabıt kâtibine başvurabilir. Bu başvuruyu dilekçeyle de yapabilir. Her iki hâlde de başvurular önce ilgili deftere kaydedilir, sonra bu konuda tutanak düzenlenir ve tutanağın bir örneği tutukluya verilir. Kurum müdürlüğünce gönderilen dilekçe ve tutanak mahkeme kâtibince de ayrıca deftere kaydedilir. Zabıt kâtibi veya kurum müdürünün başvuru ile ilgili yaptığı işlemlerle kanunun öngördüğü süreler kesilmiş olur. CMK'nın 263. maddesi, tutuklanan şüpheli veya sanıkların, tutukluluk halindeyken kanun yollarına başvurma hakkını düzenleyen bir hükümdür. Bu madde sayesinde, tutuklu bulunan kişiler haklarını korumak ve hukuki süreçte aktif rol almak amacıyla çeşitli başvurularda bulunabilirler. Tutuklu olan her şüpheli veya sanık tutukluluk kararı verildiği andan itibaren kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin savunma hakkının bir parçasıdır. Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak etkin başvuru yolu ve yöntemine verilen önem dikkate alındığında, Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklindeki düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesinde güvence altına alınan etkin başvuru hakkı ve 5271 sayılı CMK'nın "kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir" hükmü ile aynı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasının ilgili bölümünde yer verilen; "Hüküm fıkrasında, ...kanun yollarına başvurma.... olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeye uygun olarak kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerekmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye yüklediği yükümlülükler karşısında, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan "Adil Yargılama Hakkının" gereği olarak hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararına itiraz etme yetkisinin tanınması gerektiği, Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasının bu yönde olduğu, nitekim 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile CMK'nın 171/2. maddesinde, Dairemiz uygulamaları ile uyumlu şekilde değişiklik yapılarak erteleme kararlarına karşı suçtan zarar gören veya şüphelinin bu karara CMK'nın 173. madde hükümlerine göre itiraz edebileceği düzenlenmiştir. Cumhuriyet savcısının kararına karşı CMK'nın 173. maddesinde tanınan itiraz hakkının da, kanun yolu olan "itiraz" hakkı olarak kabul edilmesi gerektiği, CMK'nın 260 - 266. maddeleri arasında düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkı, hakim ve mahkeme kararlarına karşı getirilmiş bir düzenleme ise de, maddi ceza hukukunun aksine, ceza muhakemesi hukukunda sınırlı da olsa kıyasın mümkün olduğu, bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında kıyas ve yorum yoluna başvurulabileceği, ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeleri daraltıcı şekilde kıyas yapılamayacağı, dolayısıyla tutuklunun kanun yollarına başvurma yöntemine ilişkin CMK'nın 263. maddesinin Cumhuriyet savcısınca verilen kararlara ilişkin olarak kıyasen uygulanabileceği, kabul edilmelidir. Kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerektiği, Uluslararası Sözleşmeler, Anayasa ve çeşitli kanunlardaki hak arama özgürlüğü ile ilgili tüm düzenlemelerin de kanun yollarına etkili başvuru hakkını sağlamak amacıyla getirildiği gözetildiğinde; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın tebliğinde, ceza infaz kurumunda yapılacak tebligata, şüphelinin karara nasıl itiraz edebileceğine dair açıklamanın eklenmesi gerekeceği, aksi halde, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği, kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tutuklu veya hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin ihtar ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerekeceği, açıklanan nedenlerle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinde, itiraz hakkını ceza infaz kurumunda olması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği ihtaratının aranması gerektiği anlaşıldığından; Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2021/584 Esas, 2022/661 Karar sayılı durma kararının Kanun'a uygun olduğu belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2025 tarihinde karar verildi.