T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/168 KARAR NO : 2026/305 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/250 KARAR NO : 2025/1017 DAVA TARİHİ: 01/04/2024 KARAR TARİHİ: 26/11/2025 DAVA: İflas KARAR TARİHİ: 25/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/168 KARAR NO : 2026/305 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/250 KARAR NO : 2025/1017 DAVA TARİHİ: 01/04/2024 KARAR TARİHİ: 26/11/2025 DAVA: İflas KARAR TARİHİ: 25/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ödenmeyen işçilik alacakları için İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi'nin 2021/891 E. 2023/240 K. sayılı davasında verilen kısmen kabul kısmen red kararının kesinleştiğini, ilamlı icra takibinde icra emri tebliğ edilesine rağmen davalı şirketin borcunu halen ödenmediğini belirterek davanın kabulü ile İİK'nın 37. ve 177/4. maddeleri gereğince tüzel kişi tacir olan davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davaya konu icra takibinin müvekkilin muamele merkezinin bulunduğu icra dairesinde değil İstanbul İcra Müdürlüklerinde açıldığını, icra/iflas takibinde yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğundan davada dava şartı olmadığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, icra takibi dosyası incelendiğinde müvekkilinin icra dosyasına bir takım ödemeler yaptığının görüleceğini, halihazırda ödemelerini yapmaya çalışan müvekkili için davacı tarafından iflasının talep edilmesinin hakkaniyete aykırı bir durum olduğunu, İİK'nın 177. maddesindeki doğrudan doğruya iflas hallerinin mevcut olmadığını, halihazırda devam eden bir icra takibi bulunmakla beraber davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin herhangi bir mal saklama gayesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ...'ın alacaklı olduğunu bildirmiş olduğu İstanbul 13. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı yanca davalıya karşı İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi'nin 2021/891 (Hukuk Dava Dosyası) Esas ve 2023/240 Karar sayılı 17/03/2023 karar tarihli ilamına dayalı olarak 78.176 USD toplam alacağı için 05/05/2023 tarihinde ilamlı takip başlattığı, tüm dosya kapsamında; takip ilama dayalı iflas talebine ilişkin olduğundan, davalıya depo kararı gönderilmesine gerek görülmemiş, davacının ilama dayalı alacağı olduğu gerekçesiyle İflas davasının kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil sırasında kayıtlı ... ... Limited Şirketinin İİK'nun 177. maddesi uyarınca bugün yani 26/11/2025 günü, saat 11:42 İtibariyle İFLASINA karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İİK'nın 177/4. maddesi uyarınca doğrudan iflas davalarında borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı yetkili temsilcisinin duruşmada bizzat dinlenmesi zorunlu olmakla emredici bu düzenleme yerine getirilmeden iflasa karar verilmesi hukuken mümkün olmadığını, mahkemece müvekkil şirket yetkilisi her ne kadar 09.07.2025 tarihli duruşmaya çağrılmışsa da söz konusu duruşmaya bakıldığında hakim olmadığı gerekçesi ile mazeretli sayıldığını, ertelenen duruşma sonrası tekrar şirket yetkilisine tebligat çıkarılmadığını ve beyanı alınmadan hukuka aykırı olarak karar tesis edildiğini, takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olmasının iflas davaları için dava şartı olmakla beraber huzurdaki davacı tarafından ikame edilen davada dava şartı bulunmadığından işin esasına girilmeden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, İİK'nın 177/4. maddesi uyarınca doğrudan iflas kararı verilebilmesi için borcun ödenmemesi yanında borçlunun ödeme aczi içinde olduğunun da somut olarak ortaya konulması gerektiğini, kararın HMK'nın 27. ve 297. maddesine aykırı şekilde gerekçesiz olduğunu, devam eden ve ödemesi süren bir icra dosyası varken iflas hukuka aykırı olduğunu, alacak tutarı ile verilen iflas kararının orantısız olduğunu, depo emrinin zorunlu olmamasının iflas şartlarının araştırılmadan karar verilmesine gerekçe yapılamayacağını, iflas davası kötüniyetli olduğunu, İİK'nın 177. maddesindeki doğrudan doğruya iflas hallerinin mevcut olmadığını, halihazırda devam eden bir icra takibi bulunmakla beraber davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin herhangi bir mal saklama gayesi bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.İİK'nın 177. maddesinde; "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yolulyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse" alacaklının, önceden takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür.İlamların icrasına ilişkin hükümler İİK'nın 24 ile 41. maddeleri arasında düzenlenmiş, İİK'nın 32 ve devamı maddelerinde ise para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İİK'nın 32. maddesinde; "Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi..." hükmü, "Haciz veya iflas istemek yetkisi" başlıklı 37. maddesinde; "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemeyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olup ta alacaklı isterse yetkili ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmü yer almaktadır.İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir.Şu halde, borçlu hakkında Türkiye'nin herhangi bir yerinde iflas takibi yapılabilir. Ancak, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekmektedir. İflas davasına bakan mahkeme yetkisizliğini re'sen gözetir. Taraflar da davanın her aşamasında yetki itirazında bulunabilirler. Bu bakımdan, iflas davasında yetki itirazı ilk itiraz değildir. Mahkemenin yetkisi dava şartıdır. (Mevzuat Dergisi Yıl 4, Sayı 38, Şubat 2001, KURU Baki, İcra ve İflas Hukuku C.3, sf. 2652. ERMAN Eyüp Sabri, Kambiyo Senetlerine Müstenit İflas, Adalet Dergisi - 1967, sf. 537. Y. 12.HD. 02.02.1984, E. 560, K. 951; Y. 12.HD. 21.05.1984, E. 4239, K. 6410; Y. 11. HD., 19.06.1990, E. 3783, K. 4916.KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü C.1, sf. 882. )İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin Maltepe/ İSTANBUL muamele merkezi itibariyle işbu davanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. İş bu alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas istemine ilişkin davada mahkemenin yetkisi kesin yetki hali olup kamu düzeninden ise de ilama dayalı takibin yapıldığı yere ilişkin kesin yetki hali söz konusu olmadığından davalı vekilinin takibin yetkisine yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir. İİK'nın 177/1.4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan "icranın geri bırakılması" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726).İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi'nin 2021/891 E. 2023/240 K. sayılı dosyasında ...'ın ...'ın işçilik alacakları nedeniyle açmış olduğu dava neticesinde verilen 17.03.2023 tarihli davanın kısmen kabulüne dair hükmün İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile ilamlı takibe konu edildiği, icra emrinin 13.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, iş mahkemesi kararına karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu yönünden HMK'nın 344. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 14.06.2023 tarihli ara kararın 20.06.2023 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı tespit edilmiştir. İİK'nın 158 maddesinde iflas yoluyla takip başlatılması halinde açılacak iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. Yasal ilanlar 10.03.2025 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, 12.03.2025 tarihinde ... gazetesinde yapılmış, İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından 03.05.2024 tarihinde iflas avansı yatırılmıştır.İcra dosyası incelendiğinde herhangi bir tahsilat yapılmadığı tespit edilmiş ve İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından tahsilat yapılmadığı 20.02.2025 tarihli Mahkemeye gönderilen İcra Dairesi müzekkere cevabı ile sabit olduğundan davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. İİK'nın 177/1.4. bent 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Çıkartılacak davetiyede şirket hakkında iflas kararı verilebileceğinin belirtilmesi gerekmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2021 tarihli 2021/863 E. 2021/2867 K sayılı ilamında; "...Mahkemece, davalı şirket temsilcisine çağrı yapılmışsa da çağrıya ilişkin meşruhatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılacak iş, yetkili şirket temsilcisine davetiye çıkarılarak duruşmaya gelmediği takdirde şirket hakkında iflas kararı verileceğinin özellikle ihtar edilmesidir. Bu itibarla şirket temsilcisine usulüne uygun davetiye çıkarılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı meşruhatla karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." yönünde karar verilmiştir. Dosyada Mahkemece şirket yetkilisi ...'ya 22.11.2024 ve 19.03.2025'de ayrı ayrı davetiyeler çıkartılmış ise de "İHTAR: İİK'NUN 177. MADDESİ SON FIKRASI UYARINCA ... ... LİMİTED ŞİRKETİNİN İFLASI TALEBİYLE AÇILAN DAVA HAKKINDA BEYANDA BULUNMAK ÜZERE ŞİRKET YETKİLİSİ OLARAK BELİRLENEN DURUŞMA GÜN VE SAATİNDE (09/07/2025 GÜNÜ SAAT 12:30'DA) MAHKEMEMİZ DURUŞMA SALONUNDA KİMLİK BELGESİ İLE BİRLİKTE HAZIR BULUNMANIZ HUSUSU İHTAR VE TEBLİĞ OLUNUR." şeklinde ihtar içeren tebligatta "şirket hakkında iflas kararı verilebileceği" belirtilmediğinden, meşruhatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle de hatalı meşruhat içeren davetiye ile şirket temsilcisine tebligat yapılmış olması ve şirket temsilcisinin de duruşmaya katılmaması dikkate alındığında Mahkemece iflas kararı verilmesi isabetsizdir. Mahkemece şirket temsilcisine özellikle duruşmaya gelmediği takdirde şirket hakkında iflas kararı verileceği ihtaratını içeren duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun davetiye çıkarılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/250 E. 2025/1017 K. Sayılı 26/11/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2026