11. Hukuk Dairesi 2009/11553 E. , 2011/4262 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2009 tarih ve 2004/424 - 2009/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2011 gününde davacı avukatı ....gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bu
**11. Hukuk Dairesi 2009/11553 E. , 2011/4262 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2009 tarih ve 2004/424 - 2009/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2011 gününde davacı avukatı ....gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkiline ait iki adet TIR karnesini karşılıksız kullanarak iki adet yükü adına kayıtlı araçlarla gümrük belgeleri de düzenleyerek göndermesine karşın yüklerin belirtilen adrese değil de Kazakistan'a indirildiğini, Kazakistan makamlarının gümrük talebinde bulunduğunu, talep edilen tutarın da TIR karnesi ulusal sigortası tarafından ödendiğini, TIR karnelerinin müvekkiline ait olması nedeniyle ödeme taahhüdünde bulunuldu- ğunu, ihbar edilmesine rağmen davalı tarafından sözkonusu meblağın ödenmediğini, dava konusu taşımalar nedeniyle müvekkilinin 52.239,50 İsviçre Frangı ödemek zorunda kaldığını, ayrıca TIR karnelerini bu süreçte kullanamaması nedeniyle 20.000 USD zarara uğradığını ileri sürerek, bu meblağların davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline ait araçlarla iddia edilen biçimde bir taşıma yapılmadığını, sözkonusu taşımalarla ilgili olarak davalı hesaplarına intikal etmiş taşıma ücretinin de bulunmadığını, müvekkili şirket araçlarının tümünün C2 yetki belgesinin olduğunu, yapılan taşımalarda kendilerine ait TIR karnelerini kullandıklarını, davacının TIR karnesi ile gümrükten geçiş yapılamayacağını savunarak, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ile arasında bir taşıma sözleşmesi kurulduğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle ödemiş bulunduğu ve zararı olduğu bedelleri davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacıya ait iki adet TIR karnesinin davalı tarafından usulsüz kullanıldığı ve bu bağlamda davalının yapmış olduğu taşımalar nedeniyle ödeme yapılmak zorunda kalındığı ve TIR karnesinin belli bir süre kullanılamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davacının davalıyla arasındaki taşıma sözleşmesi ilişkisini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın her iki kalem istem yönünden de reddine karar verilmiştir. Bir davada ileri sürülen maddi olguları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir (HUMK'nun 76. maddesi). Bir hukuki ilişkinin tarafları, aralarındaki ilişkinin mahiyeti konusunda uyuşamamışlarsa, uyuşmazlık, gerek hukukumuzda gerekse tüm çağdaş hukuk sistemlerinde uygulanan güven kuramı ışığında ele alınmalıdır. Bu kurama göre, irade beyanlarından her birinin objektif anlamına bakılmayacak, bu beyana muhatabın iyiniyetle vereceği anlamın ne olması gerektiği araştırılacaktır (BK'nun 18.maddesi). Somut olaya gelince; dava dilekçesindeki açıklamalardan ve yargılamadaki beyanlarından davacının açıkca ariyet hukuki ilişkisine dayandığı görülmekte olup, BK'nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak, ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür. Yasa ariyet sözleşmesinin geçerliligi icin şekil şartı da kabul etmemiştir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ariyet sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.