İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan anlaşmaya göre ... Bankası ... Şubesinin keşide edilen ... Nolu, 31.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/643 KARAR NO:2026/604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:12/02/2026 NUMARASI:2025/912 Esas - (Derdest) DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbire itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan anlaşmaya göre ... Bankası ... Şubesinin keşide edilen ... Nolu, 31.03.2025 keşide tarihli, 150.000 TL bedelli çek verildiğini, davalı, davacı müvekkiline istenilen malları tedarik ederek veremediğini, verilen çeklerin de iade etmediğini, davalı ... Tekstil de işbu davaya konu çeki bankaya ibraz ederek karşılığını tahsil etmek istediğini, Davalının çekin karşılıksız olduğu gerekçesiyle çekin bedelini tahsil etmek için İstanbul 8. İcra Müd. ... numarasıyla icra takibi başlattığını, karşılıksız çek keşide etme gerekçesiyle müvekkiline karşı şikayette bulunulduğunu, Davalı ile müvekkili arasında yapılan şifahi anlaşma gereğince çeklerin bedeli olarak teslim edilmesi gereken ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini, davacı müvekkili dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin iptalini, icra takibi nedeniyle tahsilat olması halinde davalı alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP:İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; harcın tamamlanmamış olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu çeke konu mal teslimi müvekkilince gerçekleştirildiğini, taraflar arasında cari mutabakatname mevcut olduğunu, Davacının borcu için keşide edip verdiği ve bu güne kadar zayi olduğu/rızası hilafına elinden çıktığına dair yasal başvurusu olmadığı halde, meşru ve muhik sebeple hamili olan müvekkilince dava konusu çeklerin muhatap bankaya ibrazına ve karşılıksız çıkması sonrasında başvurulan icra takiplerine karşı huzurda ileri sürülen iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, İyiniyetli Hamil Yönünden "Yaklaşık İspat" Koşulu oluşmadığını, Mahkemenizce İİK m. 72/3 uyarınca tedbir kararı verilmişse de, HMK m. 390/3 gereği tedbir talep edenin davasında haklı olduğunu "yaklaşık olarak ispat etmesi" şarttır. Yukarıda izah edilen ve sunulu belgeler ışığında dava konusu çek karşılığı malın teslim edildiğini, davacının müvekkilinin alacağını geciktirmek gayesiyle hareket ettiğini, bu kapsamda tesis edilen tedbir kararı için yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığını belirterek davanın reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...İhtiyati tedbir talep eden tarafından sunulan talep dilekçesi ve ekleri ile tüm dosya kapsamı mahkememizce incelendiğinde; davacı iddialarının yargılama sürecinde incelenecek olması, davacı tarafça sunulan deliller, tedbir kararının uygulanmaması halinde davacının iş bu dava sonunda haklı çıkması halinde ödenen bedelin geri ödenmek zorunda kalınacağı, bu durumda yeni hukuki işlemler gerçekleştirilmek üzere yeni iş yükünün doğacağı, öte yandan miktar itibariyle davacının telafisi imkansız zarara uğrayabileceği, belirlenen teminat miktarı ile davalının var ise alacağına kavuşmamasından doğan zararlarının garanti altına alınacağı, tedbirde paraya bloke konulmasına karar verildiğinden doğması ihtimali bulunan alacağın da garanti altına alındığı değerlendirilerek davalı vekilinin tedbire yaptığı itirazın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbire itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; harcı tamamlanmayan bir davada yargılamaya devam edilmesi ve davanın esası ya da sair talepler hakkında inceleme yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, harç tamamlatılmadan tedbire dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu çeke konu mal tesliminin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, taraflar arasında cari mutabakatname bulunduğunu, buna karşın tesis edilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, davalı şirketin, elindeki çeki yasal süresi içinde bankaya ibraz ettiğini, ancak karşılığını alamadığını, bunun üzerine alacağını tahsil etmek amacıyla hukuka uygun olarak icra takibi başlattığını, senetle ispat kuralları mucibince elinde yazılı-kesin bir belge olmayan bir kişinin çekin üzerinde yazılı tarihinde bankaya ibraz ve tahsil edilmemesi gerektiğini ileri sürmesinin hukuken dinlenebilir bir durum olmadığını, davacının çeklerin mal karşılığı verildiği ancak bu malların teslim edilmediğini iddia ettiğini, ancak dosya ekindeki teslim formları ile bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunun görüleceğini, Doktrin ve Yargıtay uygulamasına göre, borçlu olduğunu bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine itiraz eden (borcunu inkâr eden) borçlunun başkaca bir artırmaya dahi lüzum olmaksızın ‘kötüniyetli’ kabul edildiğini, somut olayda da davacı-borçlunun kötüniyeli olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan derdest menfi tespit davasında ihtiyati tedbir verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin kabulü ile İİK 72/3 maddesi gereği icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine karar vermiş, davalı vekilinin cevap dilekçesi ile ihtiyati tedbire yönelik itirazlarını sunması üzerine duruşma açılarak ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili süresinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İİK 72/3.maddesi " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." düzenlemesini içermektedir.6100 Sayılı HMK 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " Aynı yasanın 390/3 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır."Şeklinde düzenlenmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.İİK 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden, geçici hukuki koruma kararlarının genel olarak düzenlendiği HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulları kapsamında haklığının yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.İhtiyati tedbir isteyen dava dilekçesinin açıklamalar kısmında icra takibi nedeniyle tahsilat olması halinde davalı alacaklıya ödenmemesi için takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemek gerektiğinden bahsetmiş, dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ise: icra takibinin takdiren teminatsız olar durdurulmasını talep etmiştir. Davalı tarafça davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip başlatıldığı,davacı tarafın davalı ile olan ticari satım nedeniyle davalıya düzenleyip verdiği çekin karşılığı olan malların kendisine teslim edilmediği, çekin karşılıksız kalması nedeniyle menfi tespit davası açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince İhtiyati tedbirin kabulüne ilişkin 10/12/2025 tarihli ara kararda dava dilekçesi özetlenmiş ancak gerekçe kısmında davacı tarafça icra takibine konu kıymetli evraktaki imzanın müvekkiline ait olmadığı iddiasında bulunduğu yönünden hatalı belirlemede bulunulmuştur.Genel olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükü senet borçlusundadır. Kambiyo senedi niteliğinde olan çek, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret ( soyut) bir borç ilişkini ifade eder. Bedelsizlik iddiası, keşideci ve lehtar arasındaki temel ilişkide şahsi defii olup, iyi niyetli 3. Kişilere karşı ileri sürülemez. Eldeki uyuşmazlıkta davacının iddiası ve sunduğu deliller, davalının cevap dilekçesi ve ekine sunduğu belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının iddiasının yaklaşık olarak ispat edildiğinden bahsetme imkanı yoktur. Davacının tüm iddiaları ihtilaflı ve tespite muhtaçtır. Bu durumda ihtiyati tedbire itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/912 Esas sayılı dosyası üzerinden 10/12/2025 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının tüm neticeleri ile birlikte KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının yapılacak yargılama sonunda ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 02/04/2026