İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... şirketi ile 112 MT (…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1208 KARAR NO:2026/352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/03/2022 NUMARASI:2020/736 Esas - 2022/325 Karar DAVA:Ticari Satımdan Kaynaklanan İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... şirketi ile 112 MT (4X28 ton) ağırlığında çelik kütüğü alım satımı konusunda mutabakata varılarak bu ürünü dava dışı şirkete satmayı taahhüt ettiklerini, söz konusu ürünün tedariki için davalı ile ürün alımı konusunda mutabakata varıldığını, davalı tarafından mutabakata uygun olarak 08/07/2019 tarihli ... No.lu “Proforma Fatura-Sözleşme” başlıklı proforma faturanın düzenlendiğini, davalının kararlaştırılan ürünü satıp teslim etme borcu altına girdiğini, bunun karşılığında davacının davalıya ödeyeceği sözleşme bedeli toplamının 70.560,00 Euro olduğunu, bu teklifin uygun bulunması üzerine davacı ile dava dışı firma arasında 12/07/2019 tarihli satış sözleşmesi yapılarak müvekkilinin kararlaştırılan ürünü satıp teslim etme borcu altına girdiğini, sözleşmeye göre alıcı ... tarafından davacıya ödenecek satış bedelinin 87.247,00 Euro olduğunu, davacının davalıya 08/07/2019 tarihinde avans bedeli/peşinat olarak 15.845,19 Euro tutarındaki ödemeyi banka kanalıyla yaptığını, bakiye bedelin ise sözleşmeye konu mallar teslim edilince ilgili belgelerin ibrazı halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının ise malı gemiye en geç yükleme tarihi olan 30/08/2019 tarihinde yüklemesi gerektiği halde, bu tarih geçmesine rağmen halen yapmadığını, davalı tarafından 20/09/2019 tarihli ticari fatura düzenlendiğini, ancak net tonaj üzerinden düzenlenmesi gereken Maliye Bakanlığı onaylı ticari fatura, beyanname ya da resmi herhangi bir evrak sunulmadığını, davalının avans bedeli olan 15.876,00 Euro'yu iade etmediğini, müvekkili tarafından ürünlerin dava dışı ... firmasına teslim edilemediğini, ürünleri davalıdan alış fiyatı olan 70.560,00 Euro ile dava dışı ... şirketine satış fiyatı olan 87.247,00 Euro arasındaki kardan yoksun kaldığını, kardan yoksunluğun davalının sözleşmeye uygun olarak ürünleri teslim etmemesinden kaynaklandığını, borcun ifa edilmemesinin sonuçlarının düzenlendiği TBK md. 112 vd., md. 207 vd. ve satış sözleşmesine ilişkin TBK md. 212/2 gereği satıcının temerrüdü halinde olumlu zararın tazmini talebine dair hükümlerin uygulanması gerektiğini, taleplerinin şimdilik “davacı ile davalı arasındaki anlaşma dolayısıyla davalının borcunu hiç yerine getirmemesi dolayısıyla müvekkilinin uğradığı maddi zarar olan davalıya ödenen ve sözleşme ifa edilmediği halde iade edilmeyen 15.876,00 Euro” ve “davacının dava dışı şirkete ürün teslim etme borcunu hiç yerine getiremeyen müvekkilinin uğradığı 16.687,00 Euro tutarındaki yoksun kalınan kar” toplamı olan 32.563,00 Euro'nun ödenmesi olduğunu, başlatılan takibe davalının itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının yabancı kişi olması nedeniyle MÖHUK 48 uyarınca teminat göstermesi gerektiğini, davacının sözleşme yükümlülüklerine aykırı hareket ederek sözleşme ön bedelini eksik ödediğini (70.560,00 Euro'nun %30'u olan 21.168,00 Euro ödenmesi gerekirken), müvekkilinin sözleşme konusu edimi yerine getirmemesinin ödemezlik defi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, TBK md. 97 gereği karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiğini, davacının davalıyı temerrüde düşürmemiş olması nedeniyle kar kaybı talebinde bulunamayacağını, davacının gönderdiği ihtanamede müvekkilini temerrüde düşürmekten ziyade TBK md. 125 gereği seçimlik haklarını kullandığının açık olduğunu, davalıya Kadıköy ...Noterliğinin 13/05/2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verilerek davacının ödeme yükümlülüğüne aykırı davrandığının, iade ve tazmin talebinde bulunmasının yasal olmadığının belirtildiğini, davacının dava dışı şirketle yaptığını iddia ettiği satış sözleşmesinin adi yazılı belge olduğunu, sonradan düzenlenebileceğini, delil olamayacağını, bu nedenlerle davanın reddine, davacının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosya, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek mali müşavir bilirkişi, sözleşme yorum denetim uzmanı bilirkişi ve uluslararası taşımacılık alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 15.11.2021 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil teşkil ettiği, taraflar arasında sözleşme kapsamında ticari ilişki bulunduğu, bu çerçevede, sözleşme uyarınca yüklemenin en son 30.08.2019 tarihine yapılması gerektiği kararlaştırılmış olmakla birlikte, davalı tarafından yüklemenin kararlaştırılmış olan bu tarihe kadar gerçekleştirilmemiş olduğu, dosyada bulunan belgeler ile taraflar arasındaki e-posta yazışmaları dikkate alındığında davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği, en geç 30.08.2019 tarihide yapılamsı gereken yüklemenin 2019 Aralık ayı içerisinde de yapılmadığı, "Proforma fatura-sözleşme" başlıklı belgenin incelenmesinde, ödeme koşullarının “%30 peşin, geriye kalanın belgelerin kopyası karşılığında” olarak belirtildiği, öncelikli edim yükümlülüğünün, siparişi veren davacıda olduğu, davacı tarafından davalıya sözleşmeye uygun olarak yatırılması gereken 21.168,00 Euro tutarında avans yatırılması gerekirken 15.876,00 Euro tutarında avans ödemesi yapıldığı, davacı ile davalı arasındaki 04.07.2019 ile 17.12.2019 tarihleri arasındaki e-posta yazışmalarının incelenmesinde, davacı tarafından depozito transferi olarak 15.876,00 Euro'nun gönderildiğine dair 08.07.2019 tarihli maile karşılık, 10.07.2019 tarihli mail ile davalı tarafından peşinatın alındığının teyit edildiği, davalının 10.07.2019 tarihli mail ile bu ödemenin 3 konteyner için olduğunu bildirdiği, 4 konteyner işin tamamlanması için ilave 5.200 Euro talep edildiği, cevaben "Transferi organize edeceğiz, endişelenmeyin" içerikli mail gönderildiği, buna karşılık davalı tarafından gönderilen 10.07.2019 tarihli mailde "Önceki e-postanın gönderilmesi gereken bir e-posta olduğu için gönderildiği, 5.000 Euro eksiklik konusunda endişelenilmemesi gerektiği, bu hususta davacının kredisinin olduğunun söylendiği, maliyet ya da herhangi bir sorun çıkarsa devam edilmemesi, daha sonra bakiyenin tamamını göndereceksiniz, bizim açımızdan sorun yok" şeklinde cevap verildiği, sonrasında ise davalının eksik avansın tamamlanması yönünde bir talebinin olmadığı, gerçekleştirilen yazışmalardan özellikle 14.10.2019 tarihli mailde malların hazır olduğu ancak kumlama işleminin iyi olmaması nedeniyle yeniden yapıldığının bildirildiği, 10.12.2019 tarihli mailde ise gümrük ihracat prosedürlerinde bir sorun olduğunun ancak bunun çözüldüğünün, ürünlerin gönderileceğinin belirtildiği dikkate alındığında, mail içeriklerinden, davalı tarafından, davacının edimini yerine getirdiğinin kabul edildiği, ancak süreç içerisinde davalı tarafından kendi ediminin yerine getirilmediği (sevkiyatın yapılmadığı), dava konusu malların davacı tarafa teslim edilmediği, ayrıca davalının söz konusu avansın da davacıya iade etmediği, sipariş edilen malların hazır edildiğinin ve davacının temerrüdü nedeniyle davalının zarara uğradığının da davalı tarafından ispat edilemediği dikkate alındığında avans olarak ödenen meblağın iadesinin davacı tarafından talep edilebileceği, davalının kararlaştırılan ürünü davacıya satıp teslim etme borcu altına girdiği, davacının davalıya ödeyeceği sözleşme bedeli toplamının 70.560,00 Euro olduğu, davacı ile dava dışı firma arasında 12.07.2019 tarihli satış sözleşmesi yapılarak davacının da kararlaştırılan ürünü üçüncü kişiye satıp teslim etme borcu altına girdiği, davacı ile dava dışı ... şirketi arasında yapılan sözleşmeye göre alıcı ... tarafından davacıya ödenecek satış bedelinin 87.247,00 Euro olduğu, davacının ürünleri dava dışı ... firmasına teslim edememesi nedeniyle, davacının ürünleri davalıdan alış fiyatı olan 70.560,00 Euro ile dava dışı ... şirketine satış fiyatı olan 87.247,00 Euro arasındaki kardan yoksun kaldığı, davacının davalıya gönderdiği Kadıköy ... Noterliği'nin 27/02/2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile de sözleşmenin ayakta tutularak aynen ifadan vazgeçerek müspet zararın tazmininin talep edildiği, kardan yoksunluğun, davalının sözleşmeye uygun olarak ürünleri teslim etmemesinden kaynaklandığının kabulü halinde, davacının davalıdan talep edebileceği tutarın (87.247,00-70.560,00=16.687,00 Euro) olabileceği, takip talebinde 11.377,80 Euro mahrum kalınan kar alacağı talep edildiği, davalı tarafa gönderilen ihtarnameye göre 17.03.2020 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, talep edilebilecek işlemiş faiz tutarının 199,36 Euro olduğu rapor edilmiş olup, rapora karşı itirazların aydınlatılması amacıyla ek rapor alınmak üzere dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi edildiği, sunulan ek rapora göre, itirazların irdelendiği, bilirkişilerin ek rapordaki görüş ve kanaatlerinin kök rapordaki ile aynı olduğu, bilirkişi kök ve ek raporunun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, davalı vekili tarafından bilirkişi heyetine borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi eklenerek yeni bir rapor alınmasının talep edildiği, heyette sözleşme yorum uzmanı hukukçu bilirkişi olması ve yeni raporun dosyaya yenilik katmayacağı sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, her ne kadar davacı tarafça 15.876,00 Euro avans iadesi alacağı, 11.377,80 Euro mahrum kalınan kar alacağı ve 1.208,43 Euro işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 28.462,23 Euro üzerinden takip yapılmış ve dava açılmış ise de, davalı tarafın takipten önce temerrüde düşürülme tarihine göre hesap edilen işlemiş faiz alacağının 199,36 Euro olduğu, yine mahrum kalınan kar alacağı yönünden, icra takibindeki taleple bağlı kalınarak 11.377,80 Euro'ya hükmedilebileceği, sonuç olarak davacının davalıdan toplam 27.453,16 Euro (15.876,00 Euro avans iadesi alacağı, 11.377,80 Euro mahrum kalınan kar alacağı, 199,36 Euro işlemiş faiz alacağı olmak üzere) alacağı bulunduğu, yine her ne kadar takip talebinde "Alacağın tahsil tarihine kadar %...faizi" uygulanmasına yönelik ibare bulunmakta ise de, faiz türünün ve oranının açıkça belirtilmemesi sebebiyle alacağa faiz işletilemeyeceği tespitiyle beraber davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 11.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında toplam 27.453,16 Euro (15.876,00 Euro avans iadesi alacağı, 11.377,80 Euro mahrum kalınan kar alacağı, 199,36 Euro işlemiş faiz alacağı olmak üzere) üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup 27.253,80 Euro (15.876,00 Euro avans iadesi alacağı, 11.377,80 Euro mahrum kalınan kar alacağı olmak üzere) asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan (takip tarihi olan 18.06.2020 tarihinde efektif satış kuru 1 Euro=7,7246 TL nazara alınarak) talebin kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyası ile başlatılan, huzurdaki itirazın iptali davasına konu icra takibinde, 1.208,43 Euro tutarında faiz talep edildiğini ancak Yerel Mahkeme gerekçeli kararında, "davalı tarafın takipten önce temerrüde düşürülme tarihine göre hesap edilen işlemiş faiz alacağının 199,36 Euro olduğu" belirtildiğini, Mahkemenin faiz talebine ilişkin bu kararının gerekçesi, dosyaya sunulmuş olan bilirkişi kök ve ek raporunun hükme elverişli olması olarak belirtildiğini ancak hem bilirkişi kök raporunda hem de ek raporda, davalının temerrüde düştüğü tarih hatalı olarak hesaplandığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarında da belirtildiği üzere, davalının temerrüde düştüğü tarihin, sözleşmenin vadesi olan 30.08.2019 tarihi olduğunu, dava konusu İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında yer alan takip talebi ve ödeme emrinde de görüldüğü üzere faiz, sözleşmenin vadesi olan 30.08.2019 tarihinden, icra takibinin açıldığı tarihten bir gün öncesi olan 15.06.2020 tarihine kadar geçen süre için hesaplanması gerektiğini, dolayısıyla takip tarihine karar işlemiş faizin başlangıç tarihinin 30.08.2019 tarihi yerine davalı şirkete gönderilmiş olan 27.02.2020 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 17.03.2020 tarihinden itibaren hesaplanmasının hatalı olduğunu, yerel Mahkeme kararının, işlemiş faiz yönünden eksik hesaplama yapılmış olması sebebiyle reddedilen kısmının kaldırılmasını ve davanın kısmen kabulü yerine davanın kabulüne karar verilmesini beyanla kısmi istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli, 2020/736 E. ve 2022/325 K. sayılı kararının yalnızca reddedilen kısmının kaldırılmasına, davanın kabulüne, istinaf incelemesi neticelenmesine kadar tehiri icra kararı tesis edilmesine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel Mahkeme gerekçeli kararında davacının takip sonrasında asıl alacağa işlemiş faiz hükmedilemeyeceğini belirtmesine ve ıslah ile artırılan 5.309,20 Euro alacağın reddine karar vermesine rağmen bu hususları hüküm kısmında belirtmediğini ve reddedilen kısım oranında da vekalet ücretine hükmetmediğini, davacı tarafın, takip talebinde İİK 58/3 maddesine aykırı olarak yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını göstermemesi ve de alacağını hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini talep ettiğinin belirtmemesi sebebiyle geçerli bir takipten söz edilemeyeceğini bu sebeple başka hiçbir incelemeye gerek kalmaksızın davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekmekteyken davanın kısmen kabulünü karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki niteliği, tam her iki tarafa borç yükleyen sözleşme olmasına rağmen Bilirkişi Heyetinin, TBK’nın tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin niteliği, temerrüt ve sonuçları başta olmak üzere özellikle de TBK’nın 125. Maddesi ve TBK'nın alım satım sözleşmelerine ilişkin TBK'nın 213. Maddesi göz ardı edilerek, tamamen yanlış ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu ve üstelik hükmün gerekçesiz olduğunu, davacı tarafın, takip talebinde talebini sadece "Alacağın tahsili tarihine kadar %.... faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili,kısmi ödemelerde BK.100 e göre yapılmasını talep ederim." şeklinde belirttiğini ancak takip talebinde ve ödeme emrinde takip talebi tarihi itibarıyla takibe konu yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediği gibi yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilinin talep edildiğinin belirtilmediğini, bu sebeple kanuna uygun olarak yapılan bir takipten söz edilemeyeceğinden diğer bir deyişle geçerli bir takip bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, yerel mahkeme gerekçeli kararında davacının takip tarihinden itibaren asıl alacağa herhangi bir faiz işletilemeyeceğine ilişkin tespitine rağmen hüküm kısmında bu hususa ilişkin herhangi bir karar verilmediğinden bu hususun kararın hüküm fıkrasına eklenmesini talep ettiklerini, davacının ıslah ile artırdığı 5.309,20 Euro'luk talebinin reddedilmesine karşın bu husus da hüküm kısmında yer almadığını, yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin hesaplanmasında da reddedilen bu kısım da dikkate alınarak yeniden hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda davacı şirketin, taraflar arasındaki sözleşme gereğince ödemesi gereken ön ödemenin eksik ödendiği ve müvekkil şirketin eksik ödenen bedele ilişkin feragatinin bulunmadığı tespit edilmesine rağmen davacının kar mahrumiyetine hak kazanacağına ilişkin tespit hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen karar TBK'nın 213. maddesindeki düzenlemeye de tamamen aykırı olduğunu, dosya kapsamındaki dilekçelerinde davacı ve dava dışı ... ile yapılan adi yazılı sözleşmeye itiraz etmelerine rağmen yerel mahkemenin söz konusu sözleşmeyi dikkate alınarak kar kaybına hükmetmesnin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme, davacı tarafından ıslah edilen 5.309,20 Euro tutarındaki alacak talebi reddedilmesine rağmen reddedilen bu alacak yönünden karşı vekalet ücretine takdir edilmemesi ve yargılama masraflarının buna göre hesaplanmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/736 Esas-2022/325 K .Sayılı haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasına, davacı tarafın, takip talebinde takip yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını göstermemiş olması ve yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilinin talep edildiğinin belirtilmemiş olması sebebiyle geçerli bir takibin varlığından bahsedilemeyeceğinden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde itirazları doğrultusunda davanın esastan reddine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, proforma fatura - sözleşme uyarınca ödenen avans bedelinin iadesi ve kar kaybı tazmini için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı alacaklı tarafından davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile "08.07.2019 tarihli proforma fatura - sözleşme uyarınca ödenen avans bedelinin iadesi ve borçlunun sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle müvekkilin uğradığı zararın (kar kaybı) tazmini talebi" nedeniyle 15.876 Euro ödenen avans bedeli, 11.377,80 Euro kar kaybı, 1.208,43 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.462,23 Euro alacağın tahsili istemiyle 16.06.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca davalı itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı olup, bu davanın konusu, davacı tarafından takibe konu edilip de borçlu tarafından itiraz edilen alacak kaleminden ibarettir. İtirazın iptali davalarında mahkeme takip talebindeki taleple bağlı olup; ıslahın ancak mevcut bir usul işlemine ilişkin olabileceği gözetilerek ıslah yoluyla ancak itirazın iptali davasına konu edilen alacağın, alacak davası olarak görülmesinin talep edilebileceği kabul edilerek sonuca ulaşılmalıdır. Bu nedenle icra takibine konu edilen bir talep olmadan itirazın iptali istemine ilaveten ıslah yoluyla alacak istenmesi mümkün değildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2012/5307 Esas ve 2013/3233 Karar sayılı kararı) Eldeki davada davacı tarafça, 03.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde , mahrum kalınan kar alacağı yönünden dava değerinin 5.309,20 Euro daha artırılarak aradaki farka ilişkin harç tutarının ödendiği beyan edilmiştir. Davacının yargılama sırasında nisbi harç yatırarak itirazın iptali isteğine ilaveten takip kapsamı dışında kalan miktarda alacak isteminde bulunması ancak yeni bir dava ile mümkün olup, davacının bu talebi usulüne uygun olarak yapılmış ıslah olarak kabul edilemeyeceğinden mahkemece yalnızca takibe konu edilen alacak yönünden itirazın iptali davası olarak değerlendirme yapılması yerinde olmuştur.Diğer yandan, davacı tarafından takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk lirası karşılığı belirtilmemiştir. İİK'nın 58/3. maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Yargıtay içtihatları uyarınca alacaklının yabancı para alacağını takip talebinde gösterdikten sonra harca esas miktarın belirlenmesi için takip talebinde Türk parası karşılığının gösterilmesi de zorunludur. Takip talebinde ve ödeme emrinde döviz alacağının TL karşılığının gösterilmesi, takibin geçerliliği için şarttır. Bu şarta uyulmaması hâlinde geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemez. Kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkemece re’sen gözönüne alınması gerekir (HGK’nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E, 1999/301 K. sayılı kararı).İİK'nın 67. maddesine göre itirazın iptali davalarında, usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olması, özel dava şartıdır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/2. maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı olduğu ve HMK'nın 115/2. Maddesinde mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 115/1. Maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın kendiliğinden araştırır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde davaya dayanak icra dosyasında yer alan takip talebinde ve ödeme emrinde döviz alacağının TL karşılığının gösterilmediği anlaşılmakla bu hususun dava şartı olmasına göre (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1883 Esas 2023/5748 Karar sayılı kararı ile 01.10.2025 Tarih ve 2025/943 Esas ve 025/5833 Karar sayılı kararı) eldeki davada dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiş olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeni ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1- 6100 sayılı HMK 114//2 ve 115/ 2 hükmünce davanın dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.124,29 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile artan 3.392,29 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 50,00 TL olmak üzere toplam 270,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026