11. Hukuk Dairesi 2024/4767 E. , 2025/3140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1552 Esas, 2024/597 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Dinar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/182 E., 2021/45 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından
**11. Hukuk Dairesi 2024/4767 E. , 2025/3140 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1552 Esas, 2024/597 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Dinar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/182 E., 2021/45 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, davalı ...'in tek başına şirketi temsil yetkisi bulunduğunu, şirketin kum-taş ocağı, hazır beton üretim tesisi ve iş makineleri bulunduğunu, tüm bunların davalı şirketin öz sermayesi ve ticari kazanımlarından elde edildiğini, davalı ...'in kendi adına başka bir şirket kurduğunu, davalının temsil yetkisini kötüye kullanarak davalı şirketin imkanlarını kendi şirketine aktardığını, şirketi borçlandırdığını, davalı şirketin kayıt dışı olarak beton ve çakıl-kum satışı gerçekleştirdiğini, bu satışlardan kazanılan gelirin kayıt altına alınmadığını, davalı şirket müdürünün ortaklarından bağımsız olarak şirketi yönettiğini, kar paylarını dağıtmadığını, özen, itina ve dürüstlük kurallarına aykırı tasarrufları neticesinde kendisine ait diğer şirketi ihya ettiğini ve bu eylemleri sürekli ... getirdiğini, bu sebeple davalının görevinden alınarak şirkete kayyum atanması gerektiğini ileri sürerek davalının müdürlük görevinden azline ve şirkete kayyum atanmasına, davacıların kar payına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'in aile şirketi olan davalı şirketin varlığını devam ettirmeye çalıştığını, davacıların şirkette çalışmak istemediklerini, buna rağmen kredi kartı ve diğer borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, yine davacıların, Bağ-Kur ödemeleri, elektrik su, telefon vs tüm masraflarının şirket kasasından karşılandığını, davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kar payı istemli davanın şirkete karşı açılmasının gerekli ve yeterli olduğu, kar payı dağıtımına ilişkin davalı şirket tarafından alınan bir genel kurul kararı bulunmadığı, bu durumda davacıların kar payı dağıtımını talep edemeyecekleri, müdürün azli davasının sadece şirket müdürüne karşı açılması gerektiği, davalı ...'in rakip bir şirket kurmasının şirkete karşı rekabet yükümlülüğünün ihlali niteliğinde düşünülemeyeceği, ancak davalının aynı zamanda kurduğu şirkette de müdür olarak çalıştığı, bu durumun rekabet yasağını ihlal niteliğinde olduğu, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 626/2 hükmüne aykırı davrandığı, haklı nedenle görevden azil koşulları oluştuğu, müdürün azli nedeniyle şirkette organ boşluğu oluşacağından ortaklar bir araya gelip yeni bir müdür belirleyinceye dek şirkete kayyum atanması gerektiği gerekçesiyle şirket müdürünün azli davası yönünden davalı şirkete karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kabulü ile müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, kar payı istemi yönünden davalı ...'e açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın yasal koşulları bulunmadığından reddine, şirkete kayyım atanması istemi yönünden davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın kabulü ile ortaklar kurulu kararı ile yeni müdür seçimi yapılana kadar kararın kesinleşmesinden itibaren şirket yönetimine kayyum atanmasına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı müdürün azline dair kararın isabetli olduğu, ancak davalı şirkette organ boşluğu olmadığı, azil kararıyla birlikte hükmün kesinleşmesi halinde müdürlük görevi sona erse dahi şirketin müdürünü ortaklar genel kurulunun seçeceği, İlk Derece Mahkemesinin ortaklar kurulu yerine geçerek şirkete müdür (yönetim kayyımı) ataması doğru olmadığından hükümle birlikte yönetim kayyımı tayinine ilişkin kararın yerinde olmadığı, İlk derece Mahkemesince kayyım tayini talebine ilişkin davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan usulden red kararı verilmesi sebebiyle söz konusu davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, şirket müdürünün azli ile şirkete kayyım atanması talep edildiğinden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu sebeple kayyum tayini talebine ilişkin olarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, kâr dağıtımına ortaklar kurulunun karar verebileceği, mahkemece, ortaklar kurulunun yerine geçilerek, kâr dağıtımına karar verilemeyeceği, ortaklar kurulunun, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağının dava açarak kendisine ait kârı isteyemeyeceği, bu kuralın emredici nitelikte olduğu, davalı şirketçe 2000 yılı sonrasında kar dağıtımına ilişkin karar alınmadığı, kâr payına ilişkin herhangi bir başka genel kurul kararının da bulunmadığı, davacı tarafından diğer ortaklara kar payı ödendiği yönünde bir iddia da ileri sürülmediği ayrıca davacılar tarafından davalı şirketin ortaklar kurulu gündemine kar payının dağıtılması yönünde herhangi bir çağrı veya başvurunun yapılmadığı veya yapıldığına ilişkin bilgi belgenin sunulmadığı, bu konuda genel kurul tarafından alınmış karar dava şartı olduğundan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalılar hakkında açılan şirket müdürünün azli davası yönünden; davalı şirket hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin talebinin reddine, kar payı istemi yönünden davalı ...'e açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket müdürünün azli, şirkete kayyım atanması ve kar payı ödenmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 07.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.