T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:20/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:18/06/2025 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:20/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:18/06/2025 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 15/08/2018 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanları ile de sabit olduğu üzere Yönetim Kurulu kararı ile davalı şirketin 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 numaralı şubelerinin şube müdürü olarak atandığı, bütün şubelerin şube müdürlüğü görevini şubelerin kapanış tarihleri olan 30/06/2020 tarihine kadar sürdürdüğü, şubelerin terkin edilmesinin de Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde şube müdürlüğü görevini 6 şube için de 15/08/2018 - 30/06/2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak sürdürdüğü, davalı şirket bünyesindeki 6 tane şubenin müdürlüğünü ve şirket genel müdürlüğü yapmış olması sebebiyle toplam 275.000 TL ücret alacağının her bir alacağın muaccel olduğu tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle (mümkün olmadığı takdirde reeskont avans faiziyle) birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, bu davada iş mahkemelerinin görevli olduğu, davacının davasının süresinde açılmadığı, zamanaşımına uğradığı, davacının müvekkili şirkette yönetim kurulu başkanı ve sahibinin özel şoförlüğünü yaptığı, hiçbir zaman şube müdürü ya da genel müdür olarak görev yapmadığı, kendisine duyulan itimat ile şeklen oluşturulan bir durumdan davacının kötü niyetle haksız ve kötü niyetli kazanç elde etmeye çalıştığı, davanın öncelikle görevsizlikle reddine, aksi halde haksız ve zamanaşımına uğramış davanın reddini dilemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının SGK kayıtları incelendiğinde 23.10.2010-03.07.2020 tarihleri arasında dava dışı ... Mermer.. ŞTİ.'nde şoför olarak çalıştığı, davalı şirket uhdesinde sigortalı çalışması olmadığı, dosyaya iş sözleşmesi, bordro, yıllık izin belgesi, maaş ödeme kaydı vs. herhangi bir özlük evrakı sunulmadığı, Banka kayıtlarının incelenmesinde davacının davalı uhdesindeki çalışmalarında herhangi bir hesap hareketi olmadığı, ... Mermer.. ŞTİ.'nde uhdesindeki çalışmalarda ise düzenli olarak maaş ödemesi aldığı anlaşılmaktadır. Dinlenen davalı tanıkları güneş enerjisi alanında elektrik üretimi yapan davalı firmanın lisanssız üreticiler için mevzuat gereği üretim yapabilmesinin tüketim yapan bir aboneliğinin bulunmasına bağlı olması ve davalı şirketin santralinin bulunduğu alanda mevcutta 9 adet abonelik bulunmasından dolayı 9 şubesi olduğunu, şubelerin bağımsız ekonomik ve ticari faaliyetinin olmadığı, davacının şube müdürlüğü ve genel müdürlük görevinin sadece kağıt üzerinde olduğun, davalı ve dava dışı ... Mermer ..Şti.'nin yetkilisi olan ...'in özel işleri ve şoförlüğünü yaptığını, davalı şirket şubelerinde dahil olduğu santral alanında elektrik mühendisi ... ile 4 güvenlik görevlisi haricinde fiilen herhangi bir çalışan olmadığı, davacının çalışmalarının tamamının ...'in emir ve talimatları doğrultusunda olduğunu, davacıya tahsis edilen özel bir oda olmadığı, davalı şirket çalışanlarına emir ve talimat verme yahut sicilde tanımlanana şube müdürü ve genel müdür görev sorumluluklarından olan yönetim faaliyetine katkıda bulunmadığı, davacının şoför olarak çalıştığının davalın yanca sunulan 15.05.2019 tarihli araç servis iş emri, 04.06.2020 tarihli araç servis iş emri,26.02.2020 tarihli servis formlarında araçları tamirhanelere teslim etmesinden ve SGK kayıtlarındaki meslek kodu ile desteklendiği (aksi yönde davacı yanca sunulan kayıtlara UYAP entegrasyon raporunda davacının SGK kayıtlarındaki işlem tarihinin 15.03.2024 olarak görülmesi ve dava dışı yanca SGK'ya sonradan bildirim yapılabilmiş olduğunun değerlendirilmesi ile kıymet verilmemiştir) kanaatine varılmıştır. Neticeten, davacının işvereni olan ...'e bağımlı olarak çalıştığı, emir ve talimatlarını ondan aldığı, taraflar arasındaki ilişkide iş sözleşmesinin kurucu unsurlaru olan “bağımlılık” unsurunun vaki olduğu, davacının davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı, yönetim faaliyetini bağımlılıktan ari gerçekleştirdiğinin davacı yanca ispatlanamadığı, aksinin ise anılan tanık beyanları ve sair delillerle davalı yanca ispat olunduğu, şu halde davacının genel müdür ve şube müdürlüğü görevlerini fiilen yapı yapmadığı, ücrete hak kazanıp kazanmadığının iş mahkemesince rüyeti gerekeceği kanaatiyle mahkememizin görevsizliğine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin 15/08/2018 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanları ile de sabit olduğu üzere Yönetim Kurulu kararı ile davalı şirketin 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 numaralı şubelerinin şube müdürü olarak atandığını, müvekkili bütün şubelerin şube müdürlüğü görevini şubelerin kapanış tarihleri olan 30/06/2020 tarihine sürdürdüğünü, müvekkili davalı şirket bünyesinde şube müdürlüğü ve genel müdürlük yapmış olduğu dönemde şirketin bütün külfetlerine katlandığını ve büyük kar etmesini sağladığını, müvekkili şirketin bütün iş ve işlemlerini gereğince yerine getirmesine rağmen kendisine çalışmalarının karşılığı olan (ücret) maaşı, kar payı, huzur hakkı, prim ve diğer alacakları hiç bir zaman ödenmediğini, müvekkilinin şirkette genel müdürlük yaptığının tanık beyanları ile sabit olduğunu, tanıkların şirket yetkilisi olarak müvekkilinden imza aldıklarını beyan ettiklerini, müvekkilinin davalı şirketin genel müdürlüğünü yaptığı için hukuki ve cezai sorumluluğu bulunduğundan Eğirdir Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Ve ... E. Sayılı dosyalarda hapis cezası ile cezalandırıldığını, ceza ve tutuk evinde bu cezaların infazının gerçekleştirdiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, şirket müdürlüğü sıfatına dayalı ücret alacağı istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalı şirkette altı adet şubenin müdürlüğü ve genel müdürlük görevini yürüttüğünü, ancak bu çalışmalarının karşılığı olan ücret ile diğer haklarının ödenmediğini belirterek 275.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davacının davalı şirkette fiilen müdür olmadığı kabul edilmiş, sonrasında ücrete hak kazanıp kazanmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapma görevinin iş mahkemesine ait olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. 1-Mahkemenin davacının davalı şirkette fiilen herhangi bir müdürlük görevini ifa etmediği gerekçesiyle müdür sayılamayacağına dair tespitleri yönünden yapılan istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının şube ve genel müdürlüğünün sadece kağıt üzerinde olup, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı şirket bünyesinde herhangi bir fiilî yönetim faaliyetinin bulunmadığının anlaşılmasına, davalı şirket şubelerinin lisanssız elektrik üretimi nedeniyle oluşturulmuş şekli abonelikler olup, davacının şekli olarak oluşturulan bu şubelere kağıt üzerinde müdür olarak atamasının yapıldığının anlaşılmasına, kaldı ki davacının dava dilekçesinde fiilen müdürlük yaptığına dair somut olay anlatımlarında bulunmayıp yargılama sırasında ileri sürülen fiili müdürlük iddiasının da davalı şirketle aynı grup bünyesindeki ... Mermer.. Ltd Şti isimli mermer ocağı şirketinin faaliyetleri kapsamında olmasına, istinaf dilekçesinde geçen ceza dosyasına konu orman işgali fiilinin de mermer ocağı ile ilgili olmasına, davacının ... şirketinde de esasen şoför olup, iş akdinin sonlandırılması üzerine arabuluculuk görüşmelerinde işçilik alacaklarını almış olmasına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. 2-Davacının davalı şirkette müdür olmadığına dair Mahkeme tespiti yerinde olmakla birlikte verilen karar, dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı, işçilik alacağı değil, şirket müdürlüğü sıfatına dayalı bir ücret alacağı talep etmektedir. Bu nedenle uyuşmazlık esasen ticari nitelikte olup Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Davacının davalı şirkette işçi olarak çalıştığına dair herhangi bir iddiası olmayıp davalı şirkette SGK kaydı da bulunmamaktadır. Davacı 2010 yılında davalı şirketle aynı grup bünyesinde yer alan dava dışı ... Mermer Ltd. Şti.’nde şoför olarak işe başlamış, 03/07/2020 yılında iş akdi feshedilmiş, arabuluculuk sürecinde işçilik alacaklarını alarak anlaşmaya varmıştır. Açıklanan hususlardan hareketle, davanın şirket müdürlüğü sıfatına dayalı ücret alacağı istemine ilişkin olması ve dosya kapsamındaki tüm delillerin, davacının davalı şirkette fiilen bir müdürlük faaliyeti yürütmediğini göstermesi sebebiyle davanın esastan reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi hatalı bulunmuş, bu husus kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden istinaf başvurusu resen nedenlerle kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun resen nedenlerle kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/06/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 4.696,32 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 4.080,92 TL harcın davacı tarafa İADESİNE, b-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, c-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 3.600,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere davacıdan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA, d-İstinafa gelen tarafın sıfatı gözetildiğinde aleyhe bozma yasağı gereği davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...