T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/223 KARAR NO : 2025/694 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, ...A.Ş.(Yeni ünvan: ...TİC. A.Ş.) müvekkili ... ile aile bireylerinin ortak olduğu aile şirketi iken …
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/223 KARAR NO : 2025/694 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, ...A.Ş.(Yeni ünvan: ...TİC. A.Ş.) müvekkili ... ile aile bireylerinin ortak olduğu aile şirketi iken şirket aleyhine ... İflas Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile iflas kararı alındığını, müvekkili ile ... arasında ...A.Ş.’nin borçlarının ödenerek iflas kararının kaldırılması ve mülkiyeti bu şirkete ait ... Otelinin yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda 12.06.2002, 30.08.2002 ve 06.01.2003 tarihli protokoller düzenlendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca ... Tic. A.Ş.’nin hisselerinin bir kısmının ...’e devredildiğini, müvekkili ...Tic. AŞ’nin ortağı iken davalı tarafça yapılan usulsüz işlemler nedeniyle şirketteki payının tasfiye edildiğini, payının düşürüldüğünü, söz konusu şirketin müvekkillerinin olmadığı, haberdar edilmediği Yönetim Kurulu toplantısında unvan değiştirerek ... A.Ş. olduğunu, sonrasında yeni bir değişiklikle ... Sanayi ve Ticaret AŞ halini aldığını, son olarak ...A.Ş olduğunu, tüm dosya kapsamına göre toplantı için müvekkillerine usul ve yasaya uygun bir şekilde yapılmış tebligat /bildirim bulunmadığından Genel Kurul kararının yoklukla malul olduğunun kabulü gerektiğini, çağrısız Genel Kurul Toplantısının yapılması için bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin bu konuda karar almaları, aralarından birinin itirazda bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gerektiğini, tüm dosya kapsamı ve yargılama aşamasında celp edilecek delillerden de açıkça anlaşılacağı üzerine müvekkillerinin davaya konu Çağrısız Genel Kurul toplantısından haberdar edilmediklerini ayrıca müvekkillerinin bu toplantısının yapılmasına da muvafakatleri olmadığını, şirket ortağı olan müvekkillerinin Çağrısız Genel Kurul toplantısına izin verdiklerine veya bu toplantıdan haberdar edildiklerine dair hiçbir delil bulunmadığını, tüm dosya kapsamına göre toplantıda Gümrük ve Ticaret Bakanlığının temsilcisinin bulunması gerekirken bu kurala uyulmadan toplantı yapıldığı anlaşılmakla Genel Kurul kararının yoklukla malul olduğunun kabulü gerekeceğini, müvekkili tarafından ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile "Davalı şirketin 03.05.2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait Genel Kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesi" talep edildiğini, "...Davanın KABULÜNE; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... sicil numarası ile kayıtlı olan davalı ... ŞİRKETİ'nin 03/05/2018 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Kararlarının yok hükmünde olduğunun TESPİTİNE..." şeklinde karar verildiğini, tüm bu nedenlerden dolayı ve fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin 26.03.2004, 03.09.2008, 28.04.2009, 05.05.2009 ve 10.07.2017 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantı kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacıların dava tarihi itibarıyla ve halen ... Tic A.Ş. ortağı veya hissedarı olmadığını, bu nedenle davada hukuki menfaatleri olmadığı gibi taraf ehliyetlerinin de olmadığını, müvekkili şirket hisseleri hamiline hisseler olduğunu, ortak olduğunu iddia eden davacıların şirkete ait hamiline hisse senetlerini sunmaları gerektiğini, davacıların zaman aşımı sürelerini aşmak için davayı butlan iddiasıyla açarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, davanın açıkça genel kurul kararlarının iptali olduğunu, seneler evvel zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirkete ait olan toplam 281 adet hissenin 186 adeti dava dışı ...'e ait olduğunu, bu hususun ... 37. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye nolu onaylı beyannamesi ile resmi kayıt altına alındığını, diğer hisselerin ... 2.Noterliği'nin ... yevmiye nolu ... tarihli beyannamesi ile de şirket lehine tedbirli ve hacizli olarak ... adına kayıtlı olduğunu, şirketin 281 adet hissesi dışında başkaca bir hamiline yazılı hissesi olmadığı beyan ile kayıt altına alındığını, Genel kurul kararlarının yok hükmünde kabul edilmesi için Genel Kurul Kararları alınırken, gerek çağrı, gerek katılım gibi yasal düzenlemelere aykırı işlem yapılmış olduğu belgelenerek 3 ay içinde davanın açılmış olması gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı; davacıların haksız ve hukuka aykırı şekilde açtıkları bu davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası, .. 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası,... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ile davalı şirketin sicil kayıtları dosya içine celp edilmiştir. Davacılardan ....'ın vefaat ettiği, ... dışındaki yasal mirasçılarının mirası reddettiği dosya içine celp edilen ... 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile ... 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E, ...K. sayılı veraset ilamından anlaşılmıştır. Davalı şirket aleyhine açılan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında .. Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne .. sicil numarası ile kayıtlı olan davalı ...ANONİM ŞİRKETİ'nin 03/05/2018 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. .. tarafından dava dışı pay sahibi ile davalı şirket aleyhine davalı şirketteki hisselerini ...'a devretmediğinin, ortaklığının devam ettiğinin tespiti talepli olarak ikame ettiği davanın ...2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas , ...K. Sayılı kararı ile reddedildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. ...8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı şirket sermayesindeki 49.976,66 adet hissenin ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine dair karar verildiği ve verilen kararın 09.07.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Davacılar ,anonim şirket genel kurul kararının yokluk ile malul olduğunun tespitini talep etmiştir. Hükümsüzlük nedeni olarak yokluğun tespitinin süreye tabi olmaksızın hukuki yararı olan herkes tarafından ileri sürülebileceği anlaşılmakla davacıların aktif husumetinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Davacılar , davalı şirketin 26.03.2004, 03.09.2008, 28.04.2009, 05.05.2009 ve 10.07.2017 tarihli genel kurul toplantıları için pay sahiplerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, yapılan toplantılar için hiçbir şekilde çağrı yapılmadığını ve yapılan toplantılara bakanlık temsilcisinin katılmadığını, tutanaklarda imzasının dahi olmadığını ileri sürmüşlerdir. Davalı ise 26.03.2004 tarihli genel kurul kararına yönelik açılan davaya karşı kesin hüküm itirazında bulunmuş, davaya konu genel kurul kararlarının usulüne uygun gerçekleştirildiğini savunmuş ve davacıların davalı şirkette pay sahibi olmadıkları gerekçesi ile işbu davayı açmaya haklarının bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların davalı şirkette dava tarihi itibari ile pay sahibi olup olmadıkları, pay sahibi sıfatı bulunmadığı takdirde davacıların şirket genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitini talep etmekte hukuki yararlarının bulunup bulunmadığı, davalı şirketin 26/03/2004, 03/09/2008, 28/04/2009, 05/05/2009 ve 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı hususundadır. Davalı şirketin esas sözleşmesi, dava konusu genel kurul toplantı tutanakları, ilgili toplantıların ilan edildiği gösterir ticaret sicil gazetesi suretleri ve diğer kayıtlar celp edilerek dosya arasına alınmış ve uyuşmazlığa ilişkin bir YMM, bir SMMM ve şirketler hukuku alanında uzman bir akademisyen bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden davalı şirketin 26/03/2004, 03/09/2008, 28/04/2009, 05/05/2009 ve 10/07/2017 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı konusunda görüş alınmıştır. Dosyaya ibraz edilen 15.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda "Davanın, davalı şirketin 26.03.2004,03.09.2008, 28.04.2009, 05.05.2009 ve 10.07.2017 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, yokluk sebebi olarak davacı pay sahiplerine toplantıya çağrının hiç yapılmaması ve çağrısız genel kurul şartlarının da gerçekleşmemesinin gösterildiği; ancak yapılan inceleme ve dosya içeriğine ibraz olunan şirket sicil kayıtlarına göre, toplantıya çağrı yukarıda belirtilen tarih ve sayılı TTSG’lerde yapılmış, yasada gerekli hallerde toplantılar bakanlık temsilcisi gözetiminde yapılmış, toplantıda alınan kararlar TTSG’de tescil ve ilan edilmiş olmakla dosyanın mevcut durumu itibariyle iddia olunan yokluk sebeplerinin oluşmadığı" yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Dosya içine alınan sicil gazetesi ve sicil kaydından ; davalı şirketin 19.12.1985 tarihinde ilk olarak ... Tic.A.Ş. unvanı ile kurulduğu, dava tarihi itibariyle unvanının ...Tic.A.Ş. olduğu, şirket ana sözleşmesinde genel kurula çağrı usulünün 11. Maddesinde düzenlendiği, buna göre toplantılara davetin mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 355,356,365 ve 368. Maddesinin uygulanacağının kararlaştırıldığı, "Toplantılarda Komiser Bulunması" başlıklı 12. Madde de ise gerek olağan, gerek olağanüstü genel kurul toplantılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın komiserin bulunması ve toplantı zabıtlarını ilgililer ile birlikte imzalaması şartının getirildiği, komiserin gıyabında yapılacak genel kurul toplantılarında alınacak kararların ve toplantı zabıtlarının geçerli olmadığının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin 08.10.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirket ana sözleşmesinde değişiklik yapıldığı, ana sözleşmenin 12. maddesinde genel kurul toplantılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın komiserin bulunması zorunluluğunun ana sözleşme değişikliği gerektiren olağan veya olağan üstü genel kurul toplantıları için zorunlu olduğu yönünde değiştirilerek yeniden düzenlendiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; anonim şirket genel kurul kararlarının iptali için ileri sürülebilen nedenler arasında yer alan “hükümsüzlük” ile “iptal edilebilirlik” kavramlarının açıklanmasında yarar vardır. Bilindiği üzere, mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 Sayılı TTK) batıl kararlara yönelik olarak genel kurul kararlarının iptali için dava açma hakkı düzenlenmemiş ancak doktrin ve uygulamada ilgililerin açacağı bir tespit davası ile hükümsüzlüğün belirlenmesinin talep edebileceği kabul edilmiştir. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 447. maddesinde ise genel kurulun hangi tür kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmış durumdadır.) Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ela alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getiri. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Örneğin, karar alınmadığı halde alınmış gibi gösterilirse veya Bakanlık temsilcisinin toplantıda bulunmaması halinde işlem, yoklukla sakat olacaktır. Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re’sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190). Mülga Türk Ticaret Kanunu’nda bir işlemin batıl hale gelmesine örnek olarak 392. madde hükmü verilebilir. Anılan yasa hükmünde, sermaye artırım koşullarına uyulmamasının kararı batıl hale getireceği düzenlenmiş olup, ikinci fıkra aynen; “Esas sermayenin artırılması yukarıki hükümlere göre icra edilmemiş ise bu husustaki muameleler batıl ve bundan dolayı da idare meclisi azalariyle murakıplar; şirkete, münferit ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı müteselsilen mesuldürler.” şeklindedir. Bunun yanı sıra, toplantı ve karar nisabının bulunmaması da (6762 Sayılı TTK m. 378) butlan sebeplerine örnek olarak verilebilir. İptal edilebilir kararlarda ise; genel kurul kararının geçersizlik halini oluşturan nedenin, işlemin, baştan itibaren geçersiz olması sonucunu doğuracak nitelikte olmaması hali söz konusudur. Örneğin; anonim şirket ortaklar genel kurulunda oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmediği, çağrının usulsüz yapıldığı, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediği, toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak ettikleri iddiasında olan ortaklar, yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık hallerini ileri sürerek, kararların iptallerini mülga 6762 Sayılı TTK’nun 381. maddesi uyarınca isteme hakları bulunmaktadır Eş söyleyişle; mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece, re’sen üzerinde durulması da gerekir. 6762 Sayılı TTK’nun 381. maddesi anlamında iptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerinin koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar. Yokluk ve butlan hallerinin re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, 6762 Sayılı TTK’nun 381. maddesinde düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve... E., ...K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Bu itibarla, anonim şirket kararının iptali için yukarıda açıklanan hükümsüzlük hallerine dayanılmadığı durumlarda iptal davası açılabilmesi için, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 381. maddesinde (benzer düzenleme 6102 Sayılı TTK, 445 ve 446. maddelerinde mevcuttur) düzenlenen koşulların oluşması gerekir. Anılan yasa hükmü aynen; “Aşağıda yazılı kimseler, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabilirler: 1. Toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten veya reyini kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut umumi heyet toplantısına iştirake salahiyetli olmıyan kimselerin karara iştirak etmiş bulunduklarını iddia eden pay sahipleri; 2. İdare meclisi; 3. Kararların infazı idare meclisi azalariyle murakıpların şahsi mesuliyetlerini mucip olduğu takdirde bunların her biri. İptal davasının açılması keyfiyetiyle duruşmanın yapılacağı gün, idare heyeti tarafından usulen ilan olunur. Birinci fıkrada yazılı üç aylık hak düşüren müddetin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde, davalar birleştirilerek görülür. Mahkeme şirketin talebi üzerine şirketin muhtemel zararına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın mahiyet ve miktarını tayin mahkemeye aittir.” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, hükümsüzlük hallerinin bulunmadığı genel kurul kararlarının iptalini isteyebilmek için, toplantıda hazır olan ortağın, alınan kararlara muhalif kaldığını toplantı tutanağına yazdırması (muhalefet şerhi) ve üç aylık hak düşürücü sürede dava açılması gerekmektedir. Aksi halde, iptal edilebilir kararlar açısından dava hakkı söz konusu olmaz. Bir genel kurul toplantısından söz edebilmek için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gereklidir. Eğer ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise bu toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Yine, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı, bakanlık temsilcisinin katılmadığı toplantılar da aynı şekilde yok hükmünde sayılmalıdır. Usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılmış olsa da konusu imkansız ya da Yasa'nın veya ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına dair hükümlere aykırı olan kararlar da batıl addedilmelidir. Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar ) Yerleşik Yargıtay kararlarına göre genel kurulun çağrısız yapılması ve pay sahibi veya temsilcisinin katılmadığı genel kurul kararları da yoklukla maluldür. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı emsal kararında "...Davacı vekili; müvekkilinin iki ortaklı davalı şirketin 3.000 TL. sermaye paylı ortağı olduğunu, TK. m.617 hükmüne aykırı olarak genel kurulun çağrısız olarak toplantısının yapıldığını, toplantıya davacı sonradan katılmış gibi gösterilerek tutanak düzenlendiğini, diğer ortak ...tarafından ....ve....'e hisse devir işlerinin gerçekleştirildiğini, bu usulsüz kararın ticaret siciline tescil ettirildiğini, ...ve ...’ün çağrısız ve usulsüz genel kurul toplantısına iştirak ederek 16.07.2012 tarihli kararı imzaladıklarını, ayrıca 16.07.2012 tarihli genel kurulun gündeminin de ilan edilmemiş olduğunu, toplantının açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini, 16.07.2012 tarihli genel kurul kararının TK. m.447 gereği mutlak butlanla sakat olup, hukuken sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, davacı ile diğer ortak...'nın 05.07.2012 tarihinde açılmış bulunan boşanma davasının halen derdest olduğunu, devrin ortak olan eşten mal kaçırma amaçlı, muvazaalı bir devir olması sebebi ile genel kurul kararının TTK. m.447 çerçevesinde batıl sayılacağını 16.07.2012 tarihli genel kurul kararının TTK. 595/2 gereği, genel kurul kararında belirtilen şartlara uygun olarak toplanmadığından hükümsüz olduğunu belirterek, davalı şirketin 16.07.2012 tarihli hisse devrini konu edinen genel kurul kararının hükümsüz olduğunun tespitini ve iptalini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacıya çağrı yapmadan, onun veya vekilinin katılımı olmadan yapılan genel kurulun yok hükmünde, alınan kararların da yoklukla malûl olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ortaklar kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline karar verilmiştir.... ... Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." şeklinde karar vermiştir. 6103 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan dava konusu genel kurul kararıyla ilgili olarak 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Mülga TTK'nın 370. maddesi uyarınca genel kurul yapılabilmesi için, tüm ortakların bizzat veya temsilcilerinin genel kurulda bulunmaları ve bunlardan herhangi birinin itirazda bulunmaması gerekmektedir. Bir payın sahibi olan ortak veya temsilcisi dahi genel kurulda bulunmaz veya toplantıyı terk ederse veya katılıp da toplantının şekline itiraz ederse, genel kurul yapılmaz ve eğer yapılmış ve kararlar alınmış ise, bu kararlar batıl sayılır. Anılan hüküm, emredici nitelikte bir düzenlemedir. Geçersizliğin ileri sürülmesi de kural olarak herhangi bir süreye tabi değildir. Hukuki yararı olanların, açacakları bir davayla bir kararın batıl olduğunun tespitini isteme hakları mevcuttur. Ancak, bu hakkın da her hak gibi TMK'nın 2. maddesine uygun kullanılması gerekmektedir. Butlana ilişkin tespit talebinin maksatlı, gayrimeşru ve icapsız olarak geciktirilmesi, örneğin bir kararın uygulanmasına ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca, itirazsız rıza ve tahammül gösterilip de sonradan butlanının ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararın butlanını eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplayamadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanının tespitini dava etmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmelidir. Doktrinde, ortaklık dahil hiç kimsenin zararı söz konusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın, sonradan butlanının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendiği gibi; etkisi ve önemi genellikle oldukça kısa bir süre devam eden bilanço, kâr ve zarar hesabı kararının butlanının uzunca bir süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin çok defa hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyacağına da işaret edilmektedir ( Moroğlu, E.; Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 2009 s.156-157 - 11. H.D ... E. - ...K. , ...E. -... K. ,... E. -... K. ,...E. -... K. ... E... K.). Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 26.03.2004, 03.09.2008, 28.04.2009 ve 05.05.2009 tarihli genel kurul toplantıları ile ilgili çağrının, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek suretiyle şirket ana sözleşmesine ve mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 368. maddesine uygun olarak yapıldığı, genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin hazır bulunduğu ve toplantı tutanaklarını imzaladığı, dava tarihi nazara alındığında 26.03.2004, 03.09.2008, 28.04.2009 ve 05.05.2009 tarihli genel kurul toplantılarına uzun süre sessiz kalan davacıların, genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti taleplerinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, bahsi geçen genel kurul toplantılarına ilişkin çağrının usulsüz yapıldığına yönelik iddianın genel kurul kararının iptali talebine konu olabileceği, bu talep yönünden dahi yasada öngörülen 3 aylık hak sürücü sürenin davacılar bakımından dolduğu, bu haliyle 26.03.2004, 03.09.2008, 28.04.2009 ve 05.05.2009 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malul veya butlan olduğuna dair iddianın sübut bulmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı şirketin 2014-2015-2016 yıllarına ilişkin 10.07.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının; 1nolu gündem maddesinde "Gündemin birinci maddesi gereğince, Toplantı Başkanlığına ...'ın, Oy Toplama Memurluğu'na ve Tutanak Yazmanlığına ...'nun seçilmelerine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi." 2 nolu gündem maddesinde "Gündemin ikinci maddesi gereğince, Genel kurul tutanaklarının imzalanması için toplantı heyetine yetki verilmesine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi." 3 nolu gündem maddesinde ''Gündemin üçüncü maddesi gereğince, şirketin 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait Yönetim kurulu faaliyet raporları, okundu ve müzakere edildi.'' 4 nolu gündem maddesinde ''Gündemin dördüncü maddesi gereğince, şirketin 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait denetçi raporları şirket denetçisi Sadık Kılıçkaya tarafından okundu ve müzakere edildi.'' 5 nolu gündem maddesinde ''Gündemin beşinci maddesi gereğince, şirketin 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait bilanço ve kar/ zarar hesapları okundu ve müzakere edildi. Yapılan oylama sonucunda bilanço ve kar/ zarar hesapları toplantıya katılanların oybirliği ile tasdik edildi. Şirket 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait zararların gelecek yıllarda oluşabilecek karlarından mahsup edilmesine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi.'' 6 nolu gündem maddesinde ''Gündemin altıncı maddesi gereğince, Yapılan oylama sonucunda yönetim kurulu üyeleri 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait yılları çalışmalarından dolayı yönetim kurulunun ibrasına geçildi. Yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibrasında sahibi oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan ortak tarafından ibra edilmelerine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi. Ayrıca şirket denetçisi 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait yıllık hesaplarından dolayı toplantıya katılan ortakların oybirliği ile ibra edildi.'' 7 nolu gündem maddesinde ''Gündemin yedinci maddesi gereğince, Yönetim Kurulu üye sayısının 1 (bir)kişi olarak belirlenmesine ve Genel Kurul Toplantısında adaylık beyanının gönderen T.C. Uyruklu ve ... T.C Kimlik nolu ...'ın 3 yıl süreyle göre yapmak üzere Yönetim Kurulu Üyeliklerine seçilmesine ve kendisine bu görevinden dolayı herhangi bir ücret ödenmemesine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi. 8 nolu gündem maddesinde ''Gündemin sekizinci maddesi gereğince, şirket merkezinin; ... adresine nakledilmesine kararının daha sonra ertelenmesine, Şirket merkezi; ... adresine nakledilmesine toplantıya katılanların oybirliği ile karar verildi.'' şeklindedir. Davalı şirketin 2014-2015-2016 yıllarına ilişkin 10.07.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısına çağrının ...tarihli ve ... sayılı TTSG’de yapıldığı yine toplantıda alınan kararlardan tescile tabi hususların... tarih ve ... s. TTSG’de tescil ve ilan edildiği, tescile delil olarak ... 25. Noterliği’nin ... tarih ... sayı ile tasdikli 10.07.2017 tarihli genel kurul kararının gösterildiği, toplantı gündemine göre alınan kararların Bakanlık Temsilcisinin katılımının zorunlu olduğu kararlardan olmadığı, 10.07.2017 tarihli genel kurul kararı yönünden genel kurul toplantısına çağrının Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek suretiyle şirket ana sözleşmesine ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414 . Maddesine uygun olarak yapıldığı, celp edilen hazirun cetveline göre şirket sermayesindeki toplam pay adedinin 144.000.000 olduğu, hisselerden 143.100.000 adedinin maliki olan dava dışı pay sahibi ...'in yine dava dışı ...tarafından toplantıda temsil edildiği, davacıların genel kurul toplantısına katılmadığı, toplantıya katılan pay sahibine ait payın toplam adedinin %99.375'ine karşılık geldiği, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ... K sayılı kararı ile davacılardan...'a verilmesine hükmedilen pay adetleri nazara alındığında dahi toplantı ve karar nisabının geçerliliğini koruduğu, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen gündeme uygun olarak 2014-2015 ve 2016 yıllarına ait hesaplardan dolayı şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, ibra yönünde oy kullanan pay sahibinin şirket yönetim kurulu başkan veya üyesi de olmadığı, 10.07.2017 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul veya batıl kararlar olduğuna dair iddianın sübut bulmadığı anlaşılmakla davacıların davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan 697,25 TL posta ve tebligat masrafı ile 20.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 20.697,25 TL yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacıların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/10/2025 BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP