T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1658 Esas KARAR NO : 2025/1700 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/341 Esas- 2025/427 Karar TARİH: 21/05/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 16/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1658 Esas KARAR NO : 2025/1700 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/341 Esas- 2025/427 Karar TARİH: 21/05/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 16/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işbu davaya esas icra takibinin, ... Genel Müdürlüğünün tüzel kişiliğinin bulunduğu dönemde açılmış olup 02/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (Kararnamenin 12. maddesi ile 3289 sayılı kanunda değişiklik yapılmıştır.) ve 10/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (... ve ... Bakanlığını düzenleyen 6. Bölüm-184-216. maddeler arası) uyarınca ... ve ... Bakanlığı teşkilat yapısında meydana gelen değişikler sonucu ... Genel Müdürlüğü tüzel kişiliğini kaybettiğini, ... ve ... Bakanlığının bünyesinde tüzel kişilik taşımayan ... Hizmetleri Genel Müdürlüğü olarak yer aldığını, bu sebeple değişen mevzuat gereği davacının adının ... ve ... Bakanlığı olduğunu ve Bakanlığın, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin belirtildiği (I) sayılı cetvelde yer almakta olup 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçlardan muaf bulunduğunu, Bakanlığa ait ... Milli Takım Merkezi girişinde bulunan otoparkın ... İnş. Tur. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işgalinden dolayı 28/05/2016-01/12/2016 tarihleri arasındaki ecrimisil bedelinin tahsili talebiyle İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... E. (Yeni Esas: ... E.) sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, bugüne kadar icra takip aşamaları ilerletilmişse de İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası 30/04/2024 tarihli karar tensip tutanağıyla, borçlu şirketin terkin statüsünde olduğu görülerek borçlu şirketin yeniden ihyasına yönelik ilam sunuluncaya kadar takibin durdurulmasına karar verildiğini, şirketin tasfiye edildiğinden işbu kararla haberdar olduklarını, ihyasını istedikleri ... İnş. Tur. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki adresinin, Barbaros Mah. Alaattin Yavaşça Sok. ... Üsküdar olduğunu, işbu şirketin ticaret sicilinden 30/12/2020 tarihinde terkin nedeniyle silindiğini, evrak temini sırasında, hak kaybına uğramamak için İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında fiziki olarak bulunan tüm evrakın UYAP ortamına taranmasını talep ettiklerini, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmüne yer verildiğini, Anayasa Mahkemesinin 22/06/2023 tarihli ve E: 2023/33, K: 2023/117 sayılı kararı ile bu cümlede yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresinin iptal edildiğini, ilgili kanun hükmü uyarınca alacağın tahsil edilebilmesi için işbu ihya davasının açıldığını, tasfiye edilen ... İnş. Tur. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin ihyası ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’e göre, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte son erdiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurlarının TTK madde 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarının en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiğini, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilin, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/05/2025 tarih 2025/134 Esas 2025/427 Karar sayılı kararında;"...Dava; tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. TTK'nun 547. maddesinde; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir.Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Dosyaya celp edilen ticaret sicil kaydının incelenmesinde şirketin tasfiyesinin sona erdiği 30/12/2020 tarihinde tescil edildiğinden ticaret sicili kaydının terkin edildiği, tasfiyenin sona erdiği tarihten önce dava konusu şirket aleyhine icra takibine başlanıldığı, takibin sonuçlandırılabilmesi için ihya talebinde hukuki yararın bulunduğu anlaşılmaktadır.HMK'nın 326 (1) maddesi uyarınca; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Dava konusu şirketin tasfiyesinden önce icra takibi başlatıldığı anlaşıldığından tasfiye memuru yargılama giderlerinden sorumlu olur. Yasal hasım olan davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve son tasfiye memurunun ek tasfiye için atanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ...-0 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye olan ... İnşaat Turizm Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... İcra (Eski Esas: ...) sayılı dosyasına münhasıran, icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca ŞİRKETİN EK TASFİYE İÇİN YENİDEN TESCİLİNE," karar verilmiş ve karara karşı davalı ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yargılama hakkının kısıtlandığını, esas numarası belirtilen dosyada dava dilekçesinin müvekkil ... ...'a 02.05.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilin, taraflarına yasal cevap süresinin son gününe yakın tarihte ulaştığını, dosyanın kapsamı, davanın niteliği gereği usulüne uygun cevap dilekçesi sunabilmek için ek süreye ihtiyaç duyulacağını, bu nedenle yasal süre içinde HMK m.127 kapsamında 16.05.2025 tarihinde ek süre talep edildiğini, ek süre talebine ilişkin olarak 20.05.2025 tarihinde kurulan ara kararla ek süre talebinin reddedildiğini, kurulan ara kararın ön inceleme duruşması ile aynı gün olan 21.05.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, dava dilekçesine karşı cevaplarını sunamadan dosya hakkında karar verildiğini, 21.05.2025 tarihinde yapılan duruşmaya katılım sağlanamayacağı nedeniyle mazeretli sayılmalarını talep ettiklerini, fakat mazeretin kabul edilmeden yokluklarında davanın kabulüne karar verildiğini, her ne kadar huzurdaki dosyanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, hedef süre ve e-duruşma ile katılım imkanının bulunması gibi unsurlar göz önünde bulundurularak talepler reddedilmişse de davaya karşı cevaplarını usulüne uygun sunamadan, duruşmaya katılım imkanı sağlanılmadan yoklukta karar verilmesi ile açıkça müvekkilin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, müvekkilinin, ihyası istenen şirketin tasfiyesine ilişkin işlemleri usulüne uygun olarak eksiksiz yaptığını, ihyaya konu şirketin, tasfiyesinin sona erdiği 30.12.2020 tarihinde tescil edilmesiyle terkin olduğunu, şirketin ihyası ile takibine devam edilecek icra dosyasının ise İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... E. ile açılan icra takibi olduğnu, söz konusu takibe ilişkin olarak dosyaya kazandırılan kayıtlar incelendiğinde, İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında icra ödeme emrinin ihyası istenen şirkete 18.07.2018 tarihinde tebliğe çıktığı ancak adres değişikliği sebebiyle muhataba ulaşılamadığı 27.07.2018 tarihinde iade döndüğünü, söz konusu ... E. Sayılı icra dosyasının şirketin tasfiyesi süreci boyunca işlemden kaldırılmış olduğunu, işlemden kaldırılan dosyanın davacı vekili tarafından 17.01.2023 tarihinde yenilenme talebinde bulunulduğunu, davacı vekilinin talebinin kabul edilerek 18.01.2023 tarihinde yenileme emri hazırlandığını, takibin İstanbul 29. İcra Müdürlüğü ... İcra sayılı dosyasında terkin tarihinden sonra yenilerek devam ettiğinin görüldüğünü, yapılan incelemeler sonucunda söz konusu takip işleminin şirketin tasfiyesi sürecinde işlemden kaldırılmış icra dosyasının tasfiye işlemleri sürecinde dikkate alınmasının beklenemeyeceğini, tasfiye memurundan, işlemden kaldırılan akıbetinin ne olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği gibi dosyaya ilişkin işlem yapılmasının da beklenemeyeceğini, müvekkilinin tasfiye memuru sıfatıyla üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirdiğini, davanın açılmasında bir kusuru bulunmadığından aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün cevap dilekçesinde davanın açılmasına sebebiyet vermemesi, yasal hasım olduğu gerekçe gösterilerek yargılama giderinden sorumlu olmayacağı bu nedenle Müdürlük aleyhine yargılama gideri hükmedilmemesini talep ettiğini, davanın davalı taraflarının müvekkili ... ... ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü olduğunu, verilen kararda sadece tasfiye öncesinde icra takibinin başladığından ve İstanbul Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olduğundan bahisle tüm yargılama giderinden ve avukatlık ücretinden müvekkilin sorumlu tutulduğunu, müvekkil, ile İstanbul Ticaret Sicili'nin davadaki hukuki statüsünün aynı olduğunu, müvekkilinin Tasfiye Memuru olması sebebiyle davalı olarak gösterildiğini, davanın açılmasında müvekkilin kusuru bulunmadığını, aynı hukuki statüde bulunan iki davalı için yargılama giderleri ve vekalet ücretinden tamamen zıt şekilde farklı olarak sorumlu tutulmasının açıkça Anayasa'ya aykırılık oluşturduğunu, müvekkilin davacı olduğu durumda yargılama ve avukatlık vekalet ücretinden sorumlu olmayacağı düşünüldüğünde yargılama ve avukatlık vekalet ücretinden kimin sorumlu olacağının öngörülemediğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/341 E.- 2025/427 K. Sayılı dosyasında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yapılacak istinaf incelemesi sonucunda kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilmiş olan şirketin ihyası talebine ilişkindir. Yerel mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 317/2 maddesinde; "Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir." denilerek basit yargılama usulünde ek cevap süresinin 2 haftayı geçmeyecek şekilde verilebileceği fakat bunun için de yasal süresi içerisinde cevap dilekçesinin hazırlanmasının çok zor yahut imkansız olması gerektiği belirtilmiştir. Dilekçenin hazırlanmasının çok zor yahut imkansız olup olmadığının takdiri ise sunulan gerekçelere göre Mahkemeye aittir. Somut olayda Yerel mahkemece 20/05/2025 tarihli ara karar ile duruşma gününün yakın olması sebebi ile ile davalı vekilinin cevap dilekçesi sunulmak üzere ek süre verilmesi talebinin reddine karar vermiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu, müvekkilinin kendilerine cevap süresinin bitimine doğru başvurmuş olması, davalının kendi takdir ve tercihinden kaynaklandığından, mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde ve yerinde bir gerekçe ile davalıya ek cevap süresi verilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı vekilince Mahkemece mazeretlerinin reddedilmesi ve yokluklarında hüküm verilmesi suretiyle usule aykırı davranıldığına ilişkin istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de, davanın basit yargılama usulüne tabi ve Mahkemece HMK'nın 320/1. maddesi gereği duruşma açılmaksızın karar verilebilmesinin mümkün olması, usul ekonomisi ilkesi gereği ve davalı vekilinin mazeretinin belgelendirilmemiş olması karşısında reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde; "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Somut olayda, dava konusu şirketin tasfiyesi sona ermiş ve 30/12/2020 tarihinde sicil kaydı terkin edilmiştir. Ayrıca dava konusu İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... İcra dosyası (Eski Esas: ...) incelendiğinde, alacaklısının davacı ... Genel Müdürlüğü, borçlusunun ise ... İnşaat Turizm Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu görülmüş, ecrimisil bedeli alacağına istinaden 05/01/2017 tarihli ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır. İhyası talep edilen şirketin terkini 30/12/2020 tarihinde tescil edilmiş olup tasfiyenin sona erdiği tarihten önce dava konusu şirket aleyhine icra takibine başlanılmıştır. Şirketin tasfiyesinin, hakkında davacı tarafından açılmış ve derdest takip dosyası olması nedeniyle tamamlanmadığı, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece, davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, yasal hasım konumunda olan ve tasfiye işlemlerini gerçekleştirmeyen davalı ticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi, davalı tasfiye memurunun, şirket hakkında derdest icra takibi bulunmasına rağmen tasfiye işlemlerini tamamlayarak ek tasfiyeye ve bu davanın açılmasına sebep olduğu anlaşılmakla, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 323/1-ğ maddesi uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, HMK'nın 326/1. maddesi uyarınca aleyhine hüküm verilen taraftan tahsil edilmesi gerekir. Tasfiye memuru bu davada yasal hasım olarak davalı konumunda olup, davanın açılmasına sebebiyet verdiği kabul edildiğinden yargılama giderleri ile birlikte davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden de sorumludur. Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.Sonuç itibariyle; Yerel mahkemenin vermiş olduğu kararda da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık saptanmadığından, davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nnun 353/1-b maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir .HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.