İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni şirket nezdinde 02/05/2015-02/05/2016 tarihleri arasını ka…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/672 KARAR NO : 2025/2028 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI : 2020/101 Esas - 2021/750 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni şirket nezdinde 02/05/2015-02/05/2016 tarihleri arasını kapsar biçimde ZMM sigortalı bulunan davalı şirkete ait ... plaka sayılı aracın, firari sürücüsünün tam kusuru neticesinde park halindeki ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı dava dışı araçlara çarpması suretiyle meydana gelen ve hem maddi hasar hem de yaralanma ile sonuçlanan 26/03/2016 günlü trafik kazası nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin üçüncü kişi hak sahipleri tarafından yapılan başvuru değerlendirilerek ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar nedeniyle 05/05/2016 tarihinde 20.410,00-TL, ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar nedeniyle de 24/06/2016 tarihinde 30.700,00-TL tazminat ödemesi yaptığını, kazanın sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru neticesinde meydana gelmesi ve sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle, vekil edeni sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunduğundan, üçüncü kişi hak sahiplerine yapılan toplam 51.110,00-TL tutarındaki tazminat ödemesinin, davalı sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak bu takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ve görülmekte olan dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla, davalı sigortalının yaptığı haksız itirazın iptali ile birlikte takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ise cevap dilekçesinde özetle; davacı sigortacının talep konusu kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiasının doğru olmadığını, ayrıca araç sürücüsünün tam kusurlu olmasının ve kaza yerini terk etmesinin tek başına rücu koşulunun luştuğunu göstermeyeceğini, araç sürücüsünün olay yerinden ayrılma sebebinin kaza sırasında yaralanması ve biran önce bir sağlık kuruluşuna gitme isteği olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "...Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe genel şartlarının B.4. maddesinde sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebileceği haller düzenlenmiş olup, rücu hakkının doğduğunun ve maddede sayılan bu hallerin mevcut olduğunu ispat yükü sigorta şirketindedir. Davacı vekili dava dilekçesinde rücu nedeni olarak meydana gelen trafik kazasında davalının asli kusurlu olduğunu belirtmiş olup yapılan yargılamada davalının gerçekleşen kazada %100 kusurlu olduğu belirlenmiştir. Ancak davalının sadece %100 kusurlu oluşu davacı ... şirketine rücu hakkı vermez sürücünün bu ihlalinin kasıt veya ağır kusur ile meydana geldiğinin ispatı gerekir. Somut olayda davalının bu ihlalinin kasıt veya ağır kusur ile meydana geldiği ispat edilememiştir. Davacı vekilince sürücünün firar ettiğini belirtmiş olup sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına sigortacıya rücu hakkı vermeyeceğinden . Sigorta şirketinin somut delillerle genel şartlar B.4. maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat etmesi gerektiği değerlendirilerek İspat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; olaydan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağında, açıkça sigortalı araç sürücüsünün firari olduğu ve olay yerini terk ettiğinin belirtilmiş olduğu ve davalı sigortalı tarafından araç sürücüsünün kaza yerini terk sebebi olarak hastaneye gitmek olarak açıklandığı ve fakat konuya ilişkin başkaca hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı hususu ile kazanın da araç sürücüsünün tam kusuruyla meydana geldiği gözetildiğinde, sürücünün bu kazayı alkolün etkisiyle gerçekleştirdiği ihtimalini akla getirdiğinden, mahkemece bu husus üzerinde durulmadan sadece bilirkişi raporuna atıfla davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de; vekil edeni sigorta şirketi aleyhine maktu vekalet ücreti taktir edilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı bulunduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde hasara uğrayan araçlar nedeniyle dava dışı hak sahibi üçüncü kişilere ZMM sigorta poliçesi kapsamında ödeme yapan sigortacının, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğine dayanarak yaptığı ödemenin sigortalısından rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;(1) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4-f maddesinde ''Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde'' sigortalıya rücu edilebileceği düzenlemesi yer almaktadır.01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır. Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir Zira bedensel hasarlı trafik kazalarında 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır.Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. (Bkz. Yargıtay 4. HD, 2023/11866 Esas, 2023/12935 Karar sayılı ilamı)Başka bir deyişle, 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında, kaza yerini terk sebebine dayalı olarak rücu hakkının doğduğunu ve maddede sayılan hallerin somut olayda mevcut bulunduğunu ispat yükü sigorta şirketine aittir. Yani, sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına ZMM sigortası genel şartları uyarınca, sigortacıya rücu hakkı vermez. Sigorta şirketinin somut delillerle Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4. maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacı vekili dava dilekçesinde ve takip talebinde, sigortalı araç sürücüsünün firar ettiğini, yani olay yerini terk ettiğini, bu nedenle rücu hakları bulunduğunu ileri sürmüş olup, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ve davalı ile aralarında akdedildiği belirtilen trafik poliçesinin 01/06/2015 tarihinden önce 02/05/2015 tarihinde düzenlendiği sabittir. Bu nedenle; sigorta şirketinin, rücu hakkının oluştuğunu kabul edebilmesi için, poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan ZMM Sigortası Genel Şartları'nın B.4 maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini somut olarak ispat etmesi yani eldeki dava bakımından sigortacının, araç sürücüsünün ehliyetnamesi olmadığını veya kaza anında alkollü olduğunu ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 48. madde hükmü uyarınca kazanın salt alkolün etkisi altında gerçekleştiğini kanıtlaması gerekir. (Bkn. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2018 gün ve 2017/2411 E., 2018/74 K.sayılı içtihadı)Hal böyle olunca; kaza tarihinde yürürlükte bulunan KTK'nın 48., Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. ve poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.c-d madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda tam kusurlu ise de, geçerli bir ehliyetname olmaksızın araç sevk ettiği veya kaza anında alkollü olduğu ve araç sürücüsünün olay yerini bu nedenlerle terk ettiği hususu davacı sigortacı tarafından usulüne uygun şekilde yargılama sırasında ileri sürülmediği gibi somut olarak da kanıtlanamadığından, mahkemece yazılı biçim ve şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında, istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davacı vekilinin açıklanan hususu amaçlayan istinaf başvurusunun yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.(2) Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazına gelince;Davacı ... şirketi tarafından açılan dava rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın tümüyle reddine karar verilmiştir.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesinde açıkça maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda, avukatlık ücretinin bu tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre hükmolunacağı bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, rücuen tazminata ilişkin davanın tamamının reddedildiği gözetilerek, davacı ... şirketi aleyhine 4.080,00-TL maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme neticesinde 7.688,36-TL nispi vekalet ücretine hükmolunması doğru olmamıştır.Ancak vekalet ücretine ilişkin olarak istinaf eden sigorta şirketi aleyhine yapılan hatalı uygulamanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı-karşı davacı ... şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan bu hususa münhasır kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-b/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar ve yasa yoluna başvuran aleyhine hüküm tesis edilemeyeceğine ilişkin kural gözetilerek hükmün diğer bölümlerine dokunulmaksızın (-kamu düzeninden olan harç hariç) sadece yanılgılı olduğu sonucuna varılan hususun davacı ... şirketi lehine düzeltilmesi ve davacı aleyhine (-davalı lehine) 4.080,00-TL vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih, 2020/101 Esas - 2021/750 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle KABULÜNE, davacı vekilinin öteki istinaf itirazlarının ise (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE,a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih, 2020/101 Esas - 2021/750 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,a/Davanın REDDİNE,b/Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 639,96-TL harcın mahsubu ile fazladan yatırılan 25,56-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,c/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,ç/Davalı tarafından yapılan 400,00-TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,d/Yargılama sırasında davalının vekille temsil edildiği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 2021 yılı AAÜT hükümlerine göre belirlenen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e/Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanının ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/12/2025