Hukuk Genel Kurulu 2018/586 E. , 2022/330 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. H…
**Hukuk Genel Kurulu 2018/586 E. , 2022/330 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işleticisi olduğu Üniversiteler Ekmek Fırınının 09.06.2010 tarihinde yağan yağmur nedeniyle sel sularının altında kaldığını, işyerinin ve malzemelerinin kullanılmaz hâle geldiğini, müvekkilinin iş yerini on yedi gün çalıştıramaması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, müvekkilinin kısa boylu olup yükselen sel suyu ve içerisindeki ağır parçacıkların tesiri ile boğulma tehlikesi yaşadığını, manevi olarak zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile zarar gören malzemeler için 15.000TL ve kazanç kaybı olarak da 5.100TL maddi tazminat ile elektrik çarpması ve boğulma tehlikesi geçirmesinden ve olay nedeniyle işyerini kaybetmesinden dolayı 15.000TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 08.01.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini artırmıştır. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle idarenin eylem ve işlemlerine karşı açılabilecek tazminat davalarında idari yargı görevli olduğundan davanın yargı yolu bakımından reddinin gerektiğini, tespit istemi zamanında yapılmadığı için tespit edilemeyen tazminatın talep edilmesinin yerinde olmadığını, davacı tarafından zararın tazmini amacıyla müvekkiline herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, yağışın çok yoğun şekilde olmasından dolayı müvekkilinin kusurlu kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2011/354 E., 2016/57 K. sayılı kararı ile; sel baskını sonucunda davacıya ait fırının on yedi gün boyunca çalışamadığı, benimsenen bilirkişi raporlarında belirtilen malzeme ve makineler ile 223 çuval unun zarar gördüğünün bildirildiği, olay tarihi itibariyle tamir edilen fırın ve hamur yoğurma makinelerinin tamir bedellerinin 6.425TL, diğer makinelerin maddi değerlerinin 18.600TL, on yedi günlük kazanç kaybının 8.500TL ve 223 çuval un zararının ise 10.023,85TL olarak hesaplandığı, tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre, davacının kısa boylu bir insan olup sel basması sonucu korku ve kaygı duyduğu ve boğulma tehlikesi yaşadığı, bu durumun davacının yaşam, sağlık, vücut ve ruh bütünlüğünü bozduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 43.548,85TL maddi tazminat ile 4.000TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.05.2017 tarihli ve 2017/2118 E., 2017/2438 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız fiil nedeni ile meydana gelen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, yağan yağmurla birlikte ormandan gelen odun parçalarının mazgalları tıkaması sonucu, çamurlu yağmur sularının kendisine ait fırına dolması nedeniyle, fırında bulunan malzemelerin zarar gördüğü, uzunca bir süre çalışamadıkları ve boğulma tehlikesi atlattıklarından bahisle maddi ve manevi zararlarının oluştuğunu iddia ederek, uğranılan zararın tazmini isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak, mala verilen zararlar nedeniyle manevi tazminat istenilemez. Gerek BK. 49. maddesi gerekse TMK. 24. maddesinde, kişilik haklarının zarara uğratılması durumunda manevi tazminat istenilebileceği öngörülmüştür. Bu düzenlemeler, mal varlığına ilişkin zararları içermez. Şüphesiz, mal varlığına yönelik eylemler de kişiyi az veya çok üzüntüye düşürebilir. Ancak, böyle bir nedenden kaynaklanan ihlaller, manevi tazminat yolu ile giderim kapsamında düşünülemez. Mahkemece, manevi tazminat isteminin tümden reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli ve 2017/404 E., 2017/517 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu olayda, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonucuna göre davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. 13. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. 14. Bunlar kişilik değerlerinin zedelenmesi [Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24], isme saldırı (TMK m. 26), nişan bozulması (TMK m. 121), evlenmenin butlanı (TMK m. 158/2), boşanma (TMK m. 174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma [818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 47, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 56] durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (818 sayılı BK m. 49, 6098 sayılı TBK m. 58) olarak sıralanabilir. 15. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ile 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır. 16. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” düzenlemesi mevcuttur. 17. Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK’nın 49. maddesinde ise; “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.” hükmü yer almaktadır. 18. Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve Borçlar Kanunu’nun 49. maddelerinde belirlenen kişisel haklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. 19. Kişilik hakları, bir bütün olarak kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilişkili ve bu varlığın geliştirilmesini hedefleyen haklar ve özgürlükler olarak tanımlanır. Bu haklar; kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Kişilik haklarının mutlak bir hak oluşu, hak sahibine, bu hakka ve hakkın içerdiği değerlere herkesin saygı göstermesini ve kişisel değerlerin korunmasını herkesten isteme, yasaların, kamu düzeninin ve genel ahlak ile adabın çizdiği sınırlar içerisinde dilediği gibi kullanma hakkı verir. Kişilik hakkı kavramı; kişiyi var eden, kişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan, diğer kişilerden farklılığını temin eden bütün değerler üzerindeki haktır. Yaşam, vücut bütünlüğü, özgürlükler, şeref ve haysiyet, özel yaşam, isim, resim gibi kişisel varlıklar üzerindeki haklar kişilik hakkını ifade eder. Bu varlıklara yönelen saldırılar ise kişilik hakkının ihlali sonucunu doğururlar. 20. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; yağan yağmurla birlikte çamurlu yağmur sularının davacıya ait fırına dolması nedeniyle fırın malzemelerinin kullanılmaz hâle geldiği, davacının boğulma ve elektrik çarpması tehlikesi geçirdiği, bu nedenle kişilik haklarına saldırı gerçekleştiği iddiasıyla manevi tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. 21. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile dinlenen tanık beyanları değerlendirildiğinde; davacıya ait iş yerinin sel sularından dolayı zarar gördüğü, davacının boğulma ve elektrik çarpması tehlikesi yaşamasından dolayı korku ve paniğe uğradığı, sağlık, yaşam ve vücut bütünlüğünün bozulduğu, bu nedenle kişilik haklarının saldırıya uğradığı sonucuna varılmıştır. 22. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; boğulma tehlikesinin dosya kapsamı ile sabit olmadığı, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleşmediği, manevi tazminat isteminin reddinin gerektiği, bu nedenle Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu, direnme kararının genişletilmiş gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ile, elektrik çarpması ve boğulma tehlikesinden dolayı manevi tazminat istendiği, Özel Dairece bu husus değerlendirilmeden karar verildiği, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi ve direnme kararının bu değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 23. Hâl böyle olunca; mahkemece yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir. 24. Ne var ki, Özel Dairece tazminat miktarı yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.03.2022 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.