7. Hukuk Dairesi 2022/1844 E. , 2022/6708 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2011 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.09.2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili ve davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.11.…
**7. Hukuk Dairesi 2022/1844 E. , 2022/6708 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2011 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.09.2021 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili ve davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.11.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ..., davacı ... ve ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı ... vekili Av. ... , Av...., Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; davacıların murisi ... ... ile davalı arasında 29.11.1998 tarihinde imzalanan protokole göre, ... Köyü 116 ada 1 parsel, ... Köyü 135 ada 23-156 parsellerin davalıdan alınan borca karşılık teminat amacıyla bedelsiz olarak aradaki inanca dayalı olarak davalıya devredildiğini, davalının tefeci olduğunu ve alınan 207.000.000.000,00 ETL borca aylık yüzde 12,5 faizle birlikte borcun 402.000.000.000,00 ETL’ye ulaştığını, anılan protokol gereğince ... Köyü 156 parselin murisin şirketinde çalışan ... ...’a devredildiğini ancak borcun ödenmesine rağmen diğer taşınmazların devredilmediğini, taşınmazların elektrik ve su giderlerinin de davacılar tarafından karşılandığından bahisle 135 ada 23 parsel ve 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile davacılar adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davaya dayanak gösterilen 29.11.1998 tarihli protokoldeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, kabule göre de protokolün aslının ibraz edilmediğini, fotokopi belgenin davaya esas teşkil edemeyeceğini beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece ilk olarak davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin ilamıyla bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı ... vekili ile davacı ... vekili temyiz etmiştir. TBK'nın 97. maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme ... olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda; dava konusu 116 ada 1 parsel, 135 ada 23-156 sayılı taşınmazlar 12.02.1998 tarihinde 53 yevmiye nolu resmi senet ile davacıların murisi ... ... adına kayıtlıyken 2.000.000.000,00 ETL bedel ile davalı ... adına satış yoluyla intikal etmiştir. 29.11.1998 tarihli “Anlaşma Protokolü” başlıklı belgeye göre; ...’ın ... ...’a vereceği 207.000.000.000,00 ETL borca karşılık, dava konusu 116 ada 1 parsel, 135 ada 23-56 parsel sayılı taşınmazların teminat olarak ...’a devredileceği, borca yüzde 12,5 faiz uygulanarak 402.800.000.000,00 ETL ...’a ödendiğinde taşınmazların bedelsiz olarak ... ...’a devredileceği hususlarının kararlaştırıldığı, ... ve ... ...’ın protokol altında imzalarının bulunduğu anlaşılmış ancak belgenin fotokopisi dosyaya sunulmuş, aslı davacılar tarafından ibraz edilmemiştir. Dosyaya aslı ibraz edilen davalı ...’ın tapu sahibi unvanıyla imzaladığı 10.12.2009 tarihli “Protokoldür” başlıklı belgede “Gölbaşında bulunan 2 adet gayrimenkulümü 2010 yılı içinde paramı aldığım takdirde gayrimenkulü 2. bir kişiye satmayacağım...” hususlarının yer aldığı sözleşmenin altında şahit olarak ... ve ... adlı kişilerin tanık olarak imzası bulunduğu, mahkemece bu kişilerin tanık olarak dinlendiği, davacı tanığı ...’in altında imzası bulunan sözleşmenin taraflar arasındaki inanç sözleşmesi gereği yapılan bir başka protokol olduğunu, davalı tanığı ... ise altında imzası bulunan protokolün dava konusu taşınmazlarla ilgisinin olmadığını beyan etmişlerdir. Öte yandan muris ... ...’ın 06.09.1999 tarihinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden olan 100.000.000.000,00 ETL alacağını davalı ...’a temlik ettiği, yine ... ...’ın 29.07.1999 tarihinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden olan 50.000.000.000,00 ETL alacağını davalı ...’a temlik ettiği, muris ... ...’ın 30.03.2001 tarihinde 85.600.000.000,00 ETL bedelli çeki davalı ...’ın hamiline düzenlediği, muris tarafından davalıya toplamda 235.600.000.000,00 ETL bedel ödendiği anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu tarafından alınan imza incelemesine göre; mahkemece, çeşitli kurumlardan getirtilen davalıya ait imza örnekleri ve dava dosyası içerisinde yer alan imza örnekleri karşılaştırıldığında davaya dayanak gösterilen 29.11.1998 tarihli fotokopi belgedeki imzanın davalı ...’ın el ürünü olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varıldığı beyan edilmiştir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazların inanç sözleşmesi gereği davalıya devredilip devredilmediği, davacılar tarafından sunulan fotokopi belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla yanlar arasında inanç ilişkisi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacıların dayandığı 29.11.1998 tarihli “Anlaşma Protokolü” başlıklı belge, 26.06.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu Fiziki İhtisas Dairesi Başkanlığınca incelenmiş, belgenin altındaki imzanın davalı ...’ın el ürünü olduğu bildirilmiştir. Mahkemece ilk olarak, davacılar tarafından inanç sözleşmesi olan 29.11.1998 tarihli protokolün aslının sunulamadığı, bu sebeple yapılan imza incelemesinin hükme esas alınmadığı, sunulan diğer belgelerin ise davayla ilişkilendirilemediğinden yazılı delil başlangıcı sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilse de, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince anılan belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, tüm deliller ve tanık beyanları ile birlikte tarafların iddiaları ve savunmaları değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenmesi üzerine ise, davacı ...’ın aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davacı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiği bozma gerekçesine eklenerek karar düzeltme isteği kabul edilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ise mahkemece taraflar arasında anlaşılan borç miktarının 402.800.000.000,00 ETL iken davacıların murisi ... ... tarafndan davalıya ödenen toplam miktarın 235.600.000.000,00 ETL olduğu, davacılar tarafından murisin ediminin yerine getirildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Taşınmazların inanılana teminat amacıyla temlik edildiği, davacıların murisinin teminata konu borcun bir miktarının ödendiği, eksik ifa bulunduğu bellidir. Mahkemece, TBK'nın 97. maddesi uyarınca birlikte ifa kuralı gereği davacıya bu eksik bedeli depo edip etmeyeceği sorulmalı, depo etmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde davacıların edimini yerine getirmediği gerekçesiyle şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... vekili ile davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.