T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2026/361 KARAR NO : 2026/497 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.12.2025 NUMARASI : 2025/1447 Esas, 2025/1225 Karar MAHKEMESİ : MİLAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ : 23.11.2021 NUMARAS I : 2017/555 Esas, 2021/450 Karar DAVA : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 26.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.20…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2026/361 KARAR NO : 2026/497 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.12.2025 NUMARASI : 2025/1447 Esas, 2025/1225 Karar MAHKEMESİ : MİLAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ : 23.11.2021 NUMARAS I : 2017/555 Esas, 2021/450 Karar DAVA : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 26.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi ile Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) verdiği dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketin eski çalışanı olduğunu, davalı şirkette inşaat direktörü olarak görev yaparken, müvekkili ile davalı arasında 10.05.2016 tarihinde ... İlçesi, .... Mah.,.... mevkii,... ada,....parsel,... blok nolu bağımsız bölümünün ön ödemeli olarak satışı için satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkiline 718.291,53 Euro karşılığında söz konusu taşınmazın satışının yapılmasının vaat edildiğini, sözleşmeye göre ödemelerin müvekkili tarafından taksitle yapılacağını, taksitler bittikten sonra mülkiyetin müvekkili adına tescil edileceğini, ancak 07.11.2016 tarihinde müvekkilinin iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini ve müvekkilinin buna karşı işe iade davası açması üzerine de satış vaadi sözleşmesinin davalı tarafından hukuka aykırı olarak feshedildiğini, davalı tarafından sözleşmenin feshi ile beraber, taraflar arasında akdedilen satış vaadi sözleşmesine istinaden, sözleşmesel ve yasal kesintiler adı altında haksız olarak 143.658,30 Euro kesinti yapıldığını, müvekkilinin o tarihe kadar ödediği 235.000,00 Euro satış bedelinden düşülerek, 91.341,70 Euronun müvekkilinin hesabına yatırıldığını, sözleşmenin feshinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, müvekkilinin ödemelerini düzenli olarak yapmasına rağmen, sözleşmeyi hukuka aykırı olarak fesheden davalının, müvekkilinden cezai şart istemesinin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline gönderildiği iddia edilen tüm ihtarnamelerin geçersiz ve usulsüz şekilde tebliğ edilmeye çalışıldığını, müvekkilinin ihtarnamelerden haricen haberdar olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin 07.06.2017 tarihli 6870 yevmiye nolu ihtarnamesine Bodrum 2. Noterliğinin 19.06.2017 tarihli 4681 yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verdiğini, mezkur ihtarnamelerde iddia edilenin aksine, sözleşme ve kanun hükümlerine aykırı davranan tarafın davalı olduğunu, iş akdinin feshinin geçersizliği ve işe iade davasının Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/832 Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, müvekkilinin haksız fesih ile el konulan taşınmazının üçüncü bir kişiye satıldığını, dolayısıyla haksız fesih neticesinde müvekkiline teslimi yapılamayan taşınmazın yüksek karla 3. kişiye satılması nedeniyle satış bedelleri arasındaki fark olan bedel kadar müvekkilinin maddi zararı olduğunu belirterek, sözleşmeye ve kanuna aykırı olarak kesilen cezai şart bedeli 143.658,30 Euronun fesih tarihinden itibaren yasal faizi ile müvekkiline iadesine, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilimin maruz kaldığı şimdilik 10.000 Euro (satış bedeli, sözleşmeler gibi davalı tarafın sunacağı delillerle birlikte, satış anlarındaki kur farkı vb. uzmanlık gerektiren hesaplamalar olması nedeniyle bilirkişilerce hesaplanacak zarar miktarınca sonradan ıslah yoluyla arttırılmak kaydıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak) zararın fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini istemiştir. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla), davacının davalı şirketle 10.05.2016 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığı, taraflar arasında 24.06.2016 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu olan taşınmazı otel kapsamı dahilinde işletmek ve üçüncü kişilere kiralamak üzere kiralama programı sözleşmesinin imzalandığı, davacının konut ve tatil amaçlı taşınmazı ticari gayeyle ve kar etme amacıyla satın almış olması nedeniyle tüketici sıfatını taşımadığı, bu nedenle uyuşmazlıkta ticaret mahkemelerin görevli olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli 608 sayılı kararı gereğince Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Muğla İlinin mülki sınırları olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın HMK'nın 114/1. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle görev yönünden usulden reddine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve karar taraflara tebliğ edilmiştir. Dosyanın gönderildiği Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın niteliği itibari ile TTK'nın 4/1. maddesi ve diğer kanunlarda sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşıldığından ve davacının tacir kaydının bulunmadığı tespit edilmekle, davada görevli mahkemenin ilk görevsizlik kararını veren Milas 2. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, talep dilekçesinin görev yönünden reddi ile, mahkemenin karşı görevsizliğine, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemenin Milas 2. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi olduğunun tespitine, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 21/1-c. maddesi delaletiyle, 6100 Sayılı HMK'nun 22/2. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiş ve karar 28.01.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/555 Esas, 2021/450 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine, davalı vekilinin talebi uyarınca 17.03.2022 tarihli ek karar ile HMK'nın 20. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı vekilinin gerekçeli kararın usulsüz tebliğ edildiği iddiası ile ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15.12.2023 tarihli 2022/954 Esas, 2023/2302 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca ek kararın kaldırıldığı ve yeniden yapılan yargılama sonucunda, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/6 Esas, 2024/29 Karar sayılı kararı ile kararın davacıya usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından, talep dilekçesi doğrultusunda dava dosyasının görevli Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, söz konusu kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 12.06.2025 tarihli 2025/475 Esas, 2025/1205 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca başvurunun esastan reddedildiği, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.10.2025 tarihli 2025/3310 Esas, 2025/5105 Karar sayılı kararı ile temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan durum karşısında, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/6 Esas, 2024/29 Karar sayılı kararı HMK'nın 20. maddesi kapsamında görevsizlik kararı olmayıp, gönderme kararı mahiyetindedir. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/555 Esas, 2021/450 Karar sayılı görevsizlik kararına yönelik tarafların istinaf başvurusu olmadığından, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle, somut olayda HMK'nın 23/2. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. 6502 Sayılı Kanunun 2. maddesinde Kanunun kapsamı açıklanmış olup, Kanunun 3/1-1. maddesinde tüketici işlemi, "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde tanımlanmıştır. 6502 Sayılı Kanunun 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında aynı Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin bu Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Konut alım satımına dair uyuşmazlığın 6502 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için tüketicinin malı satın alma amacı önem arz etmektedir. Kanun, nihai tüketici tarafından kullanım amacı ile alınan konut ve tatil amaçlı taşınmazlar yönünden geçerlidir. Bir mal veya hizmetin kişisel ihtiyaçlar dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yatırım amaçlı alım, yeniden satış, kiraya verme, ticari olarak kullanma vs. gibi mesleki veya ticari amaçlarla satın alınması halinde tarafın tüketici kabul edilmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkların 6502 Sayılı Kanun kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda dava, satış vaadi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan cezai şart ve tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Davaya dayanak 10.05.2016 tarihli satış vaadi sözleşmesinde ...İlçesi, ... Mah., ... mevkii, ... ada, ... parsel, ... blok nolu bağımsız bölümün davalı tarafından davacıya satışı vaad edilmiş olup, satış vaadi sözleşmesinde bağımsız bölümün cinsi "ev olarak kullanılmak üzere bağımsız bölüm" şeklinde belirtilmiştir. Yine, taraflar arasında imzalanan ve 14.06.2016 tarihinde yürürlüğe giren kiralama programı sözleşmesi ile davacıya satışı vaad edilen .. ünite nolu villanın .... (Otel) olarak bilinen otel ve spa projesinde .... yönetim planı şartlarına göre işletilmesine ve kiralanmasına ilişkin koşullar kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla, davacının satışa konu bağımsız bölümü yatırım amacıyla satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacının satın aldığı bağımsız bölüm için tüketici sıfatını taşımadığı, ticari amaçla hareket ettiği anlaşıldığından, uyuşmazlıkta 6502 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir tüketici işlemi bulunmamaktadır. Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince getirtilen belgeye göre, davacının ... Şti.'nin tek ortağı ve yöneticisi olduğu, gayrimenkul sermaye iradı mükellefiyet kaydının bulunduğu belirlenmiş ise de, bu kayıtlar tek başına gerçek kişi davacının tacir sayılması için yeterli olmadığından, davacı tacir sıfatını taşımamaktadır. Bu nedenle dava, mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde değildir. Ayrıca, 08.07.2021 tarihli 31535 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli 608 sayılı kararı ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Muğla İlinin mülki sınırları olarak belirlenmesine karar verilmiş ve 01.09.2021 tarihi itibariyle Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir. Davanın 26.12.2017 tarihinde açıldığı, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun söz konusu kararında 01.09.2021 tarihinden önce açılan derdest davaların yeni görevlendirilmiş mahkemelere aktarılacağı yönünde bir açıklamaya yer verilmediği anlaşıldığından, dosyanın genel yetkili mahkeme olarak Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 21. ve 22. maddeleri uyarınca Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21. ve 22. maddeleri uyarınca Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen Mahkemeye gönderilmek üzere yargı yerinin belirlenmesini talep eden Mahkemeye gönderilmesine, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26.02.2026