İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında kabul edilmiş bir borcun bulunmadığını, hem vade farkına ilişkin icraya hem de açıklama yapılmadan gösteri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/474 KARAR NO:2026/571 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:13/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI:2025/946 Esas (Derdest) TALEP:İhtiyati Hacze İtiraz İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında kabul edilmiş bir borcun bulunmadığını, hem vade farkına ilişkin icraya hem de açıklama yapılmadan gösterilen borca itiraz ettiklerini, faturaların bir ispat aracı olmadığını, defterlerin incelenmediğini, sunmuş oldukları delillerin toplanmadığını, yaklaşık ispat olayının olmadığını, vergi kayıtlarında gelen bilgilerin alacaklı ya da borçlu konumda olduğunu gösteren bir kayıtın söz konusu olmadığını, fatura ispat vasıtası olmadığı ve fatura itirazının içeriğe ilişkin olduğu dikkate alındığında kabul kararı verilmiş gibi ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz kararları, alacaklıyı korumak için verilse de davacı tarafından hem 170.000.000,00 TL değerinde taşınmaz haczedildiğini hem de banka hesaplarına haciz uygulandığını ve şirket merkezinde haciz işlemi yapılmak istendiğini, 367.685,09 TL'lik alacak için bu kadar aşkın haciz yapılmasının ve henüz yargılama devam ederken sanki kesin alacakmış gibi işlem yapılmasının yasalara ve kanuna aykırı olduğunu, itirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu ancak bu değerlendirmelerin hiç yapılmadığını, davacının tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu delil niteliği olmayan faturalar, vergi kayıtlarındaki alacak ya da borç ilişkisini ispatlamayan kayıtlar ile ilgili olarak tedbir kararı verilmiş olmasının kabul edilebilir olmadığını, davacının yapmış olduğu icra işlemleri şirketin ticari işlemlerini etkilediğini, şirketin mal kaçırmayacak kadar büyük kurumsal ve köklü bir şirket olmakla birlikte deliller bir bütün olarak ele alındığında davacının kötüniyetli olduğunu, dürüstlük kuralına uymadığını, haksız ve aşkın işlemler yapmaya çalıştığını, beyanla, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında verilen arar kararda, "Mahkememizce yapılan değerlendirmede, ihtiyati haciz kararında da belirtildiği üzere talep konusu alacağın taraflar arasındaki ticari satım ilişkisine dair kesilen fatura alacağına dayandığı, talep eden tarafça alacağın varlığına kanıt olarak fatura, e-irsaliye ve BA-BS formlarının gösterildiği, dayanak belgeler incelendiğinde ve davalının cevap dilekçesinin hukuki ilişkinin inkar edilmediği ve faturaya TTK 21/2 maddesi kapsamında 8 gün içerisinde itiraz ettiğine dair bir savunma ve delil sunulmamış olması dikkate alındığında talepte bulunanın alacaklı sıfatını, aleyhine ihtiyati haciz talep ettiği kişinin borçlu sıfatını, alacağın varlığı ve vadesinin geldiği hususunu yaklaşık olarak ispatladığı, bu sebeple itirazın yerinde olmadığı, taşkın haciz itirazının incelenmesi görevinin ise mahkememizde olmadığı, ihtiyati haciz kararının icrasını yani icra aşamasını ilgilendirdiği, taşkın haczin icra memur muamelesi olduğu, taşkın haciz söz konusu ise bunun İİK md. 16 uyarınca şikayet yoluyla icra mahkemelerinde ileri sürülebileceği, bu talebin değerlendirilmesine yer olmadığı kanaatine varılmış, davalının mahkememizin 26/12/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı itirazının reddine,..." karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ölçülülük ilkesine aykırı işlem yaptıklarına ilişkin taleplerinin hiç değerlendirilmediğini, ihtiyati haczin sınırlandırılması ve ölçülü hale getirilmesine ilişkin taleplerinin de kesin haciz varmış ve bu kesin hacze ilişkin aşkın haciz işlemi gibi değerlendirildiğini ve itirazlarda görevli olmadığından bahisle ve icra hukuk mahkemesinin görevli olmasından bahisle reddedildiğini ve bu hususun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dosya kapsamında kabul edilmiş bir borç bulunmadığını, hem vade farkına ilişkin icraya hem de açıklama yapılmadan gösterilen borca itiraz ettiklerini, tüm bu durumun yargılamayı gerektirdiğini ve yaklaşık ispat söz konusu olmadığını, faturaların bir ispat aracı olmadığını, henüz defterlerin bile incelenmediğini, sunmuş oldukları delillerin de toplanmadığını, yaklaşık ispat olayının burada mevcut olmadığını, vergi kayıtlarından gelen bilgilerin alacaklı ya da borçlu konumda olduğunu gösteren bir kayıtın söz konusu olmadığını, fatura ispat vasıtası olmadığı ve fatura itirazının içeriğe ilişkin olduğu dikkate alındığında kabul kararı verilmiş gibi ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz talep eden tarafından hem 170.000.000,00 TL değerinde taşınmaz haczedildiğini hem de banka hesaplarına haciz uygulandığını bir de şirket merkezinde haciz işlemi yapıldığını, 367.685,09 TL'lik alacak için bu kadar fazla haciz yapılmasının ve henüz yargılama devam ederken sanki kesin alacakmış gibi işlem yapılmasının yasalara ve kanuna aykırı olduğunu, duruşmada üzerinde fazla haciz olduğunu beyan edilmiş olmakla kabulünün mümkün olmadığını, dosya miktarının çok düşük olduğunu ve gayrimenkulün ... tipi bir taşınmaz olduğundan satışının zor olmasının mümkün olmadığını, mahkeme tarafından itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunun değerlendirilmediğini, ihtiyati haciz talep edenin tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu delil niteliği olmayan faturaları ve aynı şekilde vergi kayıtlarındaki alacak ya da borç ilişkisini ispatlamayan sadece bildirim olarak gösterilen kayıtlar ile ilgili olarak tedbir kararı verilmiş olmasının kabul edilebilir olmadığını, ödeme kayıtları, çek bilgisi de cevap dilekçesinin ekinde sunulmuş olduğunu ancak hiç değerlendirmeye alınmadığını, davanın kabulü halinde borcunu ödeyebilecek maddi güce sahip olduğunu, şirketin mal kaçırmayacak kadar büyük kurumsal ve köklü bir şirket olmakla birlikte deliller bir bütün olarak ele alındığında ihtiyati haciz talep edenin kötü niyetli olduğunu, haksız ve aşkın işlemler yapmaya çalıştığını, ihtiyati haciz talep eden taraf haksız işlemler yaptığını ve mahkeme kararı aşan şekilde haciz taleplerinde bulunduğunu, İhtiyati haciz kararında banka hacizleri yer almamış olmasına rağmen haciz istendiğini, gelecek alacak taleplerine yönelik haciz taleplerinde bulunduğunu, dosyada ihtiyati haciz olmasına rağmen satış talebinde bile bulunduğunu, duruşmada bunun sehven olduğu beyan edilmişse de icra müdürlüğünün satış talebinin reddetmesi akabinde bu sefer de kıymet takdiri talebinde bulunduğunu, kesin haciz varmış gibi işlem yapıldığını, ihtiyati haciz talep eden taraf sanki dosya kesinleşmiş gibi kötüniyetli olarak işlemlerine devam ettiğini, ihtiyati haciz talep eden tarafa 367.685,09 TL'lik ihtiyati haciz hakkı verildiğini ve kendisinin gayrimenkule haciz işlemi uyguladığını, diğer taleplerinin artık ölçüsüz ve haksız işlemler olduğunu, mahkeme tarafından ihtiyati hacze itiraz edenin tüm mallarına ilişkin ölçüsüz şekilde haciz kararı vermesi yargı kararlarına göre de usule aykırı olduğunu, ihtiyati haczin ihtiyati haciz talep edenin inisiyatifine bırakılması yargı kararlarında uygun bulunmadığını ve ölçülülük ilkesi uyarınca haciz kararının uygulanması gerektiğini, hangi mallarına uygulanacağına ilişkin karar verilmesi gerektiğine ilişkin hüküm kurmuş olup, 367.685,09 TL'lik ile sınırlandırılarak tüm mallarına haciz konulmasının uygun olmadığını ve haksızlık teşkil ettiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇ:Talep, derdest itirazın iptali davasında ticari satım sözleşmesinden kaynaklı açık hesap alacağına dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması istemidir.Mahkemenin ihtiyati haczin kabulüne ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine itiraz reddine karar verilmiş, bu karara karşı itiraz eden davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı, noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K). Somut olayda, dava açık hesap alacağına dayalı olarak açılmış olup, dosyada mevcut BA/BS formlarında, davacının BS formunda 39 adet belge nedeniyle 4.722.304,02 TL tutarında beyanda bulunduğu, davalının BA formunda 39 adet belge nedeniyle 4.722.304,02 TL tutarında beyanda bulunduğu, tarafların BA/BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu görülmüştür. İİK.265. Maddesinde ihtiyati hacze itiraz nedenleri sınırlı olarak sayılmış olup, yapılan hacizlerin taşkın haciz niteliğinde bulunduğu yönündeki itirazlar bu madde kapsamında değerlendirilecek bir itiraz olmayıp açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecektir. Bu haliyle dosya kapsamındaki delillere göre ihtiyati haciz verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat şartı gerçekleşmiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/03/2026