. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1498 KARAR NO : 2026/326 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2022 NUMARASI : 2017/882 Esas 2022/103 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen k…
. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1498 KARAR NO : 2026/326 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2022 NUMARASI : 2017/882 Esas 2022/103 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla İzmir 24. icra Müdürlüğü 2017/1066 E.sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkili şirket ile borçlu firma arasında 19/09/2016 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme gereği müvekkili şirketin üzerine düşen görevi yaptığını, sözleşmenin 3. Maddesinde "Ücret ve ödeme" başlığı altında düzenlenen başarı primine ilişkin olarak madde 3.1 de "iş sahibi işbu sözleşmede belirtilen limitin tahsis edilmesi halinde 30.000,00 TL+KDV nakden başarı primi ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt etmektedir." şeklinde kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimi yerine getirdiğini ve başarı primine hak kazandığını, davalı yanın müvekkili şirkete 22.500,00 TL+KDV tutarını ödeyeceğini gerek yazışmalar ile gerek sözlü olarak ifade ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin indirimli bu tutarı kabul ederek KDV dahil 26.550,00 TL bedelli fatura kestiğini ve davalı yana gönderdiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafından izmir 21. Noterliği 26/12/2016 tarihli 44729 yevmiye numaralı ihtarname çekilerek söz konusu meblağın ödenmesi talep edilse de davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi ihtara da cevap verilmediğini, müvekkili şirket tarafından başlatılan takibe davalı/borçlu tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu haksız itirazın yerinde olmadığını beyanla İzmir 24. icra Müdürlüğü 2017/1066 E.sayılı takibe karşı davalının itirazının iptaline, takibin 29.671,23 TL üzerinden ve takipte belirtilen şartlarla devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkiline karşı bir kısım alacakları bulundukları iddiası ile İzmir 24. İcra Müdürlüğü 2017/1066 E.sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, söz konusu icra takibinin yetkili olmayan icra müdürlüğünde işleme konulduğunu, takibe ilişkin olarak icra müdürlüğünün yetkisizlik itirazını değerlendirme yetkisi olmadığını, yetkisizlik konusunun yerel mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin de işbu dosya yönünden yetkisinin bulunmadığını, HMK genel hükümleri doğrultusunda davalının yerleşim yerinde görülmesi gereken bir dava söz konusu olduğu için yerel mahkeme tarafından yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Antalya Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından böyle bir sözleşme imzalanmadığını ve söz konusu aktin gerçekleşmediğini, davacı tarafından gönderilen faturanın iade edildiğini, faturanın içeriğini kabul etmediklerini, davacı tarafın söz konusu faturaya ve gönderilen ihtarnameye 29/12/2016 tarihinde Antalya 10. Noterliğinin 55347 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşme, fatura ve bilumum taleplere ilişkin itirazlarının izah edildiğini, davacı taraf ile müvekkili arasında alacak/borç ilişkisi doğuran sözleşmenin hayata geçirilmediğini, davacı tarafın müvekkilinden istediği bedel ile talebinde sözleşmeye aykırı bir bedel olduğunu, iş bu bedelin sözleşmeden kaynaklanmadığını, bu talebin haksız ve hukuka aykırı bir bedel olarak talep edildiğini, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davada öncelikli olarak Yetkisizlik kararı verilmesine, sözleşmenin taraflarca onaylanmamasına rağmen sözleşmede yer almayan bir bedelin ödettirilmeye çalışılmasının da ayrıca hukuka aykırı olup işbu davanın reddine karar verilmesine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: " Dava, itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında 19/09/2016 tarihli Münhasır Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 3. Maddesinde "Ücret ve ödeme" başlığı altında düzenlenen başarı primine ilişkin olarak madde 3.1 de "iş sahibi işbu sözleşmede belirtilen limitin tahsis edilmesi halinde 30.000,00 TL+KDV nakden başarı primi ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt etmektedir." hükmünün bulunduğu, davacı tarafça sözleşme edimlerinin yerine getirdiğinden ve başarı primine hak kazanıldığından bahisle davalı yana 26.550,00 TL bedelli fatura kesildiği, davalı tarafından fatura konusu bedelin davacıya ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir 24.İcra Müdürlüğünün 2017/1066 Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durdurulduğu, davacı tarafça Mahkememizde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin defterlerini sunmaları için süre verilmiş, davalı taraf defterlerinin Antalya ilinde olduğunun bildirilmesi üzerine talimat yoluyla inceleme istenilmiş ancak davalı tarafça defterlerin talimat Mahkemesine sunulmadığından bilirkişi incelemesi yaptırılamamış, davacı ticari defterleri ise mahkememizce atanan bilirkişi marifetiyle incelenmiştir. Mahkememizce bilirkişi ...'tan aldırılan 08/10/2018 havale tarihli raporunun ve Bankacı bilirkişi ... ile daha önce rapor düzenleyen SMMM bilirkişisi ...' dan aldırılan 16/06/2021 havale tarihli ek raporun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle Mahkememizce kısmen itibar edilmiş, buna göre; davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu anlaşıldığından sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı şirket ticari defterlerinde takibe konu sözleşmeden kaynaklı düzenlenen başarı prim bedeli açıklamalı faturanın kayıt altına alındığı, davacı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 26.550,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının takibe konu ettiği fatura davacı defterlerinde kayıtlı ise de; faturanın tek başına davacı defterinde kayıtlı olması davacının davalıdan alacaklı olduğunu göstermez. Bu nedenle mahkememizce davacı tarafça dosyaya sunulan 19/09/2016 tarihli Münhasır Danışmanlık Sözleşmesi davalı şirkete isticvap davetiyesi ile talimat yoluyla tebliğ edilmiş, isticvap sırasında şirket yetkilisi olan ... talimat mahkemesinde sözleşme altındaki imzayı kabul etmiştir. Dolayısıyla taraflar arasında 19/09/2016 tarihli Münhasır Danışmanlık Sözleşmesi yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf sözleşmeyi imzaladıklarını kabul etmiş ancak sözleşme gereği davacıdan bir hizmet almadıklarını ileri sürmüştür. Yine burada sözleşme gereği danışmanlık hizmetini verildiğini ispat yükü davacı tarafta olduğundan bu kez davacı taraf yemin deliline dayanmış olduğundan, davacının sunduğu yemin teklifi doğrultusunda sözleşme gereği hizmetin verilip verilmediği hususunda davalı şirkete talimat yolu ile yemin teklif edilmiş, davalı şirkete çıkartılan tebligatta da şirket yetkilisinin yemini eda etmesi gerektiği belirtilmesine rağmen davalı şirketin yeminin eda edileceği tarihte yetkilisi olan .... yerine önceki yetkilisi olan ... talimat mahkemesine gelerek yemini eda etmiştir. Dolayısıyla davalı şirketin yeminin eda edileceği tarihteki duruşmaya şirketin mevcut yetkilisi gelmediğinden, davalı şirket tarafından yemin teklifine usulüne uygun riayet edilmediğinden yemin konusu vakıaların davalı şirketçe ikrar edildiği mahkememizce kabul edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında; taraflar arasında 19.09.2016 tarihli Münhasır Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 7.maddesinde, sözleşme süresinin 2 ay olarak belirlendiği ve kredinin sözleşmede belirtilen 2 aylık süre içerisinde yani 11.11.2016 tarihinde banka tarafından davalı şirkete kredi tahsis edilerek kullandırıldığı, tahsis edilen kredinin sözleşmede belirtilen limit içinde olduğu, davalı şirket yetkilisinin isticvap ile alınan beyanlarına göre dava konusu sözleşme altına atılan imzanın kendisine ait olduğu ve dosyada mevcut whatsapp yazışmalarını kabul ettiği, davalı şirketin davacının teklif ettiği yemine usulüne uygun riayet etmeyerek davacı tarafın kendisine Danışmanlık hizmeti verdiğini ikrar ettiği, kaldı ki davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edilen Watssapp yazışmalarında da sözleşmeye ilişkin kesilen faturanın ödeneceğinin davalı şirket yetkilisince kabul edildiği, dolayısıyla Watsapp yazışmalarında da Danışmanlık hizmetinin verildiği kanaatine varıldığı, Antalya Uncalı şubesinden dosyaya gönderilen kredi tahsisine ilişkin belgelerde davalı tarafa kredinin 11.11.2016 tarihinde kullandırım dekontunun düzenlendiğinin görüldüğü, dolayısıyla davacının sözleşmenin 3.1 maddesinin ilk bendine göre başarı primine hak kazandığı, davacının davalıdan sözleşmede belirlenenden daha az miktarda 26.550,00 TL başarı primi talep ettiği, davaya konu sözleşmenin 3.1 maddesinin son bendine göre 11.11.2016 tarihine 20 gün ekleyerek 01/12/2017-13/01/2017 tarihleri arası yani davacının 43 günlük gecikme cezası talep edebileceği kanaatine varıldığı, her ne kadar bilirkişilerce bu hususta hesaplama yapılmamış ise de; yargılamanın daha fazla gecikmemesi ve mahkememizcede hesap yapılabildiğinden gecikme cezası; 26.550 TL başarı primi üzerinden 1 aylık %5 üzerinden hesaplandığında 1.327,50 TL, günlük 44,25 TL, 13 günlük; (13*44,25) 575,25 TL ,toplam 1.902,75 TL olarak hesaplanmış, ayrıca davacının davalı tarafa gönderdiği İzmir 21. Noterliğinin 26/12/2016 tarih 44729 tarihli ihtarnamesinin 28.12.2016 da davalı tarafa tebliğ olduğu, İhtarnamede 2 gün süre verildiği, dolayısıyla 31.12.2016 da temerrüdün gerçekleştiği kanaatine varıldığından 31.12.2016 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz 92,20 TL. olarak hesaplanmış, dosya kapsamına göre davacının davalıdan 26.550,00 TL asıl alacak, 190,00 TL ihtarname gideri, 1.902,75 TL gecikme cezası, 92,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.734,95 TL alacaklı olduğu kanaatine varılarak davalı borçlunun İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2017/1066 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile davanın bu miktarlar üzerinden kabulü ile fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak belirlenebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "davanın kısmen kabulü ile; Davalı borçlunun İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2017/1066 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; 26.550,00 TL asıl alacak, 190,00 TL ihtarname gideri, 1.902,75 TL gecikme cezası, 92,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.734,95 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 28.734,95 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yemin teklifinin müvekkiline usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin isticvap edilen yetkilisinin yemin teklifini eda etmiş olup, yeminin usulüne uygun yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddinin hatalı olduğunu, mahkemenin şirket yetkilisini araştırdıktan sonra yemin teklifi için talimat mahkemesine yazılmasının gerektiğini, “Sözleşme gereği danışmanlık hizmetini verildiğini ispat yükü davacı tarafta olduğundan bu kez davacı taraf yemin deliline dayanmış olduğundan, davacının sunduğu yemin teklifi doğrultusunda sözleşme gereği hizmetin verilip verilmediği hususunda davalı şirkete talimat yolu ile yemin teklif edilmiş, davalı şirkete çıkartılan tebligatta da şirket yetkilisinin yemini eda etmesi gerektiği belirtilmesine rağmen davalı şirketin yeminin eda edileceği tarihte yetkilisi olan .... yerine önceki yetkilisi olan ... talimat mahkemesine gelerek yemini eda etmiştir. Dolayısıyla davalı şirketin yeminin eda edileceği tarihteki duruşmaya şirketin mevcut yetkilisi gelmediğinden, davalı şirket tarafından yemin teklifine usulüne uygun riayet edilmediğinden yemin konusu vakıaların davalı şirketçe ikrar edildiği mahkememizce kabul edilmiştir.” şeklindeki yemin deliline yönelik gerekçenin kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin yetkilisi olarak söz konusu sözleşmeyi yapan, hizmetin alınıp alınmadığına dair bilgi sahibi olan Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/202 Talimat dosyasında isticvap edilen şirket yetkilisi Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/75 Talimat dosyasında da dava konusu vakıalar hakkında yemin ettiğini, yemin teklifinden sonra şirket yetkilisinin araştırılması ve bu hususta yeniden bir işlem yapılmamasının müvekkilin hak kaybına, davacının da sebepsiz zenginleşmesine yol açacak bir kararın verilmesine sebep olduğunu, taraflarınca takibe konu edilen faturanın kabul edilmediğini, faturaya itiraz ettiklerini belirten ihtarname gönderildiğini, yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının beyanlarını tekrarlamak dışında tespit içermeyen bir rapor düzenlendiğini, davacının defterlerinde alacak olarak kaydedilmiş olmasının söz konusu faturadan dolayı alacaklı olduğuna kesin delil teşkil etmeyeceğini, buna ilişkin davacının ilgili vergi dairesindeki ba/bs formlarının incelenmediğini, davacı tarafından davaya dayanak teşkil eden sözleşmenin yerine getirildiği iddiası olmasına ve bu sözleşme bedeli olarak da tarafların 30.000,00 TL + KDV olarak anlaşılmış olması iddiasına rağmen davacı tarafından başkaca herhangi bir sözleşme ve tasfiye anlaşması, mutakabatname ya da sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair bir belge sunulmadığını, davacının BA/BS formlarının dosyaya kazandırılmadığını ve incelenmediğini, ... Şubesine, davalı şirkete 2016 yılında kredi tahsis edilmesine davacı şirketin aracılık edip etmediği, etmiş ise buna ilişkin belgelerin mahkemeye gönderilmesine ilişkin yazılan müzekkereye verilen cevabi yazısında; bankalarına bu konuda bildirilen aracılık ve danışmanlık hizmeti bulunmadığından bahisle cevap verildiğinin görüldüğünü, böyle bir hizmet ile kredi tahsis edilmediğini beyan eden bankadan alınan kredinin davacının hizmeti neticesinde olduğuna kanaat getirmenin hukuka aykırı olduğunu, sırf sözleşmede öngörülen süre içinde müvekkilinin kredi kullanmasının bunu davacının sağladığına karine teşkil edemeyeceğini, buna ilişkin belgelerin sunulmasının gerektiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı vekilince, taraflar arasında 19/09/2016 tarihli Münhasır Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 3. Maddesinde "Ücret ve ödeme" başlığı altında düzenlenen başarı primine ilişkin olarak madde 3.1 de "iş sahibi işbu sözleşmede belirtilen limitin tahsis edilmesi halinde 30.000,00 TL+KDV nakden başarı primi ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt etmektedir." hükmünün bulunduğu, davacı tarafça sözleşme edimlerinin yerine getirdiğinden ve başarı primine hak kazanıldığından bahisle davalı yana 26.550,00 TL bedelli fatura kesildiği, davalı tarafından fatura konusu bedelin davacıya ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir 24.İcra Müdürlüğünün 2017/1066 Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin duruduğu beyanı ile itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davalı vekilince cevap dilekçesi ve isticvap sonucu alınan beyanlar ile, taraflar arasında münhasır danışmanlık sözleşmesi bulunduğu, WhatsApp yazışmalarının şirket yetkilisi olarak kendisi ile davacı arasında bankaya başvurulmadan önce yapıldığı, kredinin müvekkili şirketin yetkilisinin bireysel çabası ile çıktığı, hizmet alınmadığı beyanı ile davanın reddi talep edilmiştir. .. AŞ tarafından 11.11.2016 tarihinde 1.500.000 TL davalıya kredi ödemesi yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, usülüne uygun davetiye tebliğine rağmen şirketin yemin etme tarihindeki yetkilisinin mahkemede hazır bulunmadığının, buna göre davacı tarafından danışmanlık hizmeti verildiğinin kabulü gerekmesine göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/02/2022 tarih, 2017/882 Esas ve 2022/103 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.962,88 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 491,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.471,88 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 10/02/2026