T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/719 Esas KARAR NO : 2025/2097 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/775 Esas - 2022/865 Karar TARİHİ: 15/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 ...Hariç)) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/719 Esas KARAR NO : 2025/2097 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/775 Esas - 2022/865 Karar TARİHİ: 15/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 ...Hariç)) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının devir bedeli olan 130.000,00-TL'yi müvekkili ve davalı arasında 01.05.2017 tarihli İş ve Devir Sözleşmesi'nin aktolunduğunu, iş bu sözleşme gereğince Osmanağa Mah. Süleymanpaşa Sok. ... Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan müvekkiline ait olan ... isimli işyerinin devrine ilişkin sözleşmenin taraflar tarafından kabul, beyan ve taahhüt edilerek imza altına alındığını, dava konusu sözleşmede, devir bedelinin 130.000 TL olarak ve 12 ay içinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, devir. bedelinin tamamının ödenmesi sonrasında işyerinin davalıya devir edileceğini, sözleşmede taksit tutarlarının senet ile ödeneceği kararlaştırılmış olsa da herhangi bir senetin düzenlenmediğini, taksit tarihlerine ve taksit tutarlarına uymadığını, 2 seneyi aşkın bir süre işyerini ve işyerindeki müvekkiline ait spor gereçlerini ve demirbaşları kullandığını, bu süre zarfında işyerinden gelir elde ettiğini, sözleşme gereğince işyerine ait tüm fatura ödemeleri, işyeri giderleri, kira bedelleri, vergi, stopaj, internet, elektrik, su faturaları, aidat vb. gibi ödemeler davalının sorumluluğunda olmasına rağmen ve bu ödemelerin davalı tarafından yapılması gerekmesine rağmen, davalının bu ödemeleri yapmadığı, davalının söz konusu sözleşmeyi 24.05.2019 tarihinde tek taraflı ve sözlü olarak fesh ettiğini, dava konusu sözleşmede, taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi haksız nedenlerle feshetmesi halinde, yürürlüğe girecek olan cezai şart hükümlerinin sözleşmenin 7. 8. ve 9. Maddelerinde taraflarca karşılıklı olarak açıkça kararlaştırıldığını, bu maddelere göre cezai şart bedelinin 130.000,00-TL olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından feshi durumunda, davalının sözleşmenin fesih tarihine kadar ödediği devir bedeline ilişkin ödemelerin, kiraların, işyeri giderleri ve hiçbir ödemenin geri ödenmeyeceği hususunda sözleşmede belirtildiğini, davalının, değeri en az 100.000,00-TL olan pilates ve spor aletlerini ve de ekipmanlarını, işyerinde bulunan ofis eşyalarını haksız ve hukuka aykırı alarak işyerini habersiz olarak terkettiğini, müvekkilini mağdur durumda - bıraktığını, davalının sözleşme gereğince sorumluluğunda olan ancak ödemediği vergi borcunun 49.743,73-TL olduğunu, İşyerinin telefon ve internet faturalarına ilişkin borçların ödenmemesi üzerine, telekom tarafından müvekkiline icra takibi yapıldığını ve müvekkili tarafından 2.200,35-TL borcun ödendiğini, müvekkili tarafından işyeri depozitosu olarak verilen 2.500,00-USD'nin davalı tarafından ödenmeyen işyeri kiralarına sayıldığını, davalı ve eşi tarafından müvekkiline gönderilen mesaj yazışmalarından da, davalı tarafından işyerine ait kira borçlarını, elektrik faturalarını, su faturalarını, telekom faturalarını ödenmediğinin ve davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğinin anlaşıldığını, Kadıköy 5. Noterliğinin 27.09.2019 tarih, 08266 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile davalıya sözleşme şartlarını yerine getirmediğinin, sözleşmenin 24.05.2019 tarihinde davalı tarafından tek taraflı olarak fesh edildiği, sözleşmenin 7. Ve 8. Maddeleri gereğince davalının 130.000,00-TL cezai şart bedelini ve müvekkile ait olan 2.500 USD depozito bedelini 7 gün içerisinde müvekkiline ait banka hesabına ödenmesi gerektiğinin, müvekkile ait spor aletlerinin ve diğer eşyaların geri iade edilmesinin, davalının sorumluluğunda olan faturaların ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde; işyeri devrinin gerçekleştiğini iddia ederek işyerinde bulunan tüm ekipmanların da devrinin gerçekleştiğini, kira sözleşmesine taraf olduğunu ve depozito ücreti kullanım hakkının da kendisine devredildiğini, sözleşmede belirtilen tüm bedeli ödediğini iddia ettiğini, devir bedelini ödemeyerek sözleşmenin nihayete erdirilemediğini ve davalının sözleşmeden doğan edimlerini tamamlamadan ve de sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeden, tek taraflı olarak, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde söz konusu sözleşmeyi feshettiğini, bu sebeple sözleşmenin 7. Ve 8. Maddeleri gereğince davalının 130.000,00-TL cezai şart bedelini ödeme sorumluluğunun doğduğunu beyan etmiş, açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm talep, dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla; Taraflar arasında aktolunan 01.05.2017 tarihli sözleşme hükümlerinin davalı tarafından haksız olarak ihlal edilmiş olması ve sözleşmenin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilmiş olması sebebi ile, sözleşmenin 7. Ve 8. Maddeleri gereğince, sözleşmeden doğan 130.000,00- TL cezai şart bedelinin tahsili amacıyla, taraflarınca davalı aleyhine gerçekleştirilen İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından gerçekleştirilen icra takibine, davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve cezai şart bedelinin taraflarca sözleşme ile belirlenmiş olması ve alacağın likit olması sebebi ile, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 01.05.2017 tarihli iş devir sözleşmesi uyarınca, 13 adet taksit/ senet şeklinde belirlenmiş bir ödeme planı yapıldığını, bu ödemelerle birlikte, İş ve Devir Sözleşmesi'nin 2. ve 3. Maddeleri'ne göre, bahariye Pilates'in devriyle birlikte, kullanım hakkı, işyerinin tüm ekipmanlarla birlikte devri, müşteri portföyü datası, kira sözleşmesinin tarafı olma ve kira sözleşmesiyle birlikte ferileri(var ise depozito ücretinin kullanımı) da müvekkiline devrolmuş sayıldığını, davacı tarafından ödenmediğini iddia edilen tüm ödemelerin, dekontların, davalın eşi dava dışı ...tarafından davacıya gönderildiğini, davacı yanın keşide ettiği ihtarnamede, zamanında ödenmemiş senetli borç taksitlerinden dolayı haksız fesih karinesinden bahsettiğini, dava dilekçesinde ise kati şekilde senet verilmediğini iddia ettiğini, taraflar arasında sözleşmede belirtildiği gibi, senetlerin düzenlenmiş olup, ödemelere istinaden müvekkilce teslim alınıp imha edildiğini, eğer senet düzenlenmediyse, bunun ispat yükünün davacıya ait olduğunu, Sözleşmenin 7. Maddesinin; “Sözleşmenin ... tarafından haksız olarak feshedilmesi ve rekabet yasağına aykırı davranması halinde, ... devir ücretinin tamamını 130.000 TL bedeli iş bu hükmün cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt edeceğini, ayrıca Sözleşmenin ... tarafından fesih edilmesi halinde hiçbir şekilde sözleşme fesih tarihine kadar ödenen senet, kira, bina giderleri, şirket giderleri vs. hiçbir ödemeyi geri isteyemez.” şeklinde olduğunu, anılan cezai şartın ortaya çıkması için, hukuken, haksız olarak fesih ve rekabet yasağına aykırı davranışın bir arada bulunması şartlarının birlikte olması gerektiğini, 6098 sayılı TBK'nu 23. Maddede, “genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.” Şeklinde olup, sözleşmeyi düzenleyenin, işletmesini devreden davacı olduğu düşünüldüğünde, sözleşmenin 7. Maddesinin bu kanun hükmü uyarınca dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin, devir borcuna ilişkin 130.000,00-TL tamamını bankadan ve elden olmak üzere ödemiş olduğunu, davacının 14.04.2019'da vergi dairesine işyeri kapanışını verdiğini, müvekkilinin 01.04.2019 tarihli kira sözleşmesi üzerine aynı lokasyon için 16.04.2019 tarihinde mükellefiyetini başlattığını, bu durumun, net bir şekilde devir borcunun bittiğinin delili olduğunu, davacının sunmuş olduğu kira sözleşmesinin 01.06.2016 tarihli, süresi 1 yıl olan, imzasız ve herhangi bir depozito ödendiği kaydı düşülmemiş bir kira sözleşmesi olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmeye ilişkin olmak üzere tüm borcun ödendiği için, davacının, mülk sahibi ile kira ilişkisinin bitmiş olduğunu, müvekkili ve eşinin 01.04.2019 tarihli, 2500-USD depozito ödendiğine ilişkin kayıt düşülmüş yeni bir kira sözleşmesini akdettiklerini, davacının depozito hususunu tanıkla ispat edeceğini beyan ettiğini, 2500 USD'nin senetle ispat zorunluluğu sınırının üstünde olduğunu ve bu iddiayı yazılı delilleriyle ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin, ekonomik dalgalanmalar sebebiyle zamanında ödeyemediği ancak tamamını bir şekilde ödediği bedele ilişkin karşı tarafın, müvekkilinin sözleşmeyi, “sözlü olarak” fesih ettiğini iddia ettiğini, söz konusu devre ilişkin yazılı anlaşma yapıp senet düzenleyen müvekkilinin, hangi saikle sözlü bir fesih arayışına gireceğinin takdirinin mahkemede olduğunu, müvekkilinin eşinin bu davanın, davacısı yahut davalısı olmadığını, karşı yanın gerekçelendirmesini müvekkilinin eşi üzerinden yapmasının da hukuken kabul edilebilir olmadığını, whatsapp konuşmalarının dosyaya rızasız derç edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının, davalı tarafından devir alınan işyerinde ki spor malzemelerinin ve diğer eşyaların hukuka aykırı bir şekilde davalı tarafından götürüldüğü ve bu eşyaların toplam değerinin 100.000,00-TL olduğunun iddia edildiği, davacının bu iddiası nedeniyle hangi adli merciye başvurduğunu sorduklarını, başvurmadıysa, neden başvurmadığını ibraz etmesi taleplerinin olduğunu, davacının, müvekkilinin cezai suçları işlediğine ilişkin iddialarının yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığını, davacının, güncel vergi borcunun 49.743,73-TL olduğundan bahisle, bu vergi borcunu müvekkilinin ödemesi gerektiğinden bahsettiğini, dava konusu sözleşmede 3 ayda bir verilecek stopaj vergisi dışında, davacının vergi boçlarını üstlendiğine ilişkin bir hüküm olmadığını, vergi borcunun kural olarak şahsi bir borç olduğunu, müvekkilinin de sözleşmede geçen stopaj borçlarının çoğunu ödemiş olduğunu, bu durumun haksız fesihe bir gerekçe olmadığını, müvekkilinin, ilgili işyerini boşalttıktan sonra son faturalara ilişkin olma üzere davacıya ilgili ücretleri gönderdiğini, son olarak 14.06.2019 tarihinde 506,75-TL göndererek, telekoma ilişkin borçların ödenmesi gerektiğini belirttiğini, davacının hangi hal ve şartta, hangi icra takibine ilişkin borcu nasıl ödediğine ilişkin iddiasına dayanak delillerin dosyada yer almadığından, davacının bu iddiasında temelsiz kaldığını beyan etmiş, yukarıda arz ve izah ettikleri nedenlerle, hukuka aykırı şekilde ikame edilmiş, temelsiz iddialar üzerine kurulmuş davanın reddine, davanın reddiyle birlikte, itirazın iptali olarak ikame edilen işbu davada dayanak olan icra dosyasının iptaline, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak ikame edilmesi sebebiyle, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten beyan ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/12/2022 tarih ve 2020/775 Esas - 2022/865 Karar sayılı kararında;"......Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; evvela belirtilmelidir ki İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında iş yeri devir sözleşmesi kapsamında cezai şart bedelinin tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken deliller toplanmıştır. Davacının icra takibinde dayandığı belgenin taraflar arasında düzenlenen 01.05.2017 tarihli iş ve devir sözleşmesi başlıklı 'Osmanağa mah. Süleymanpaşa Sok. ...Kadıköy -İstanbul adresinde bulunan Bahariye Pilates ismli iş yerinin davacı tarafından davalıya devrine ilişkin olduğu ve sözleşmenin haksız feshe nedeniyle belirlenen cezai şartın ödenmesi istenmektedir. Davacı taraf sözleşmenin davalı tarafından sözlü olarak haksız şekilde feshedildiğini öne sürerek davalıya gönderdiği Kadıköy 5.Noterliğinin 27.09.2019 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesiyle cezai şart bedelini talep etmiş ve davalı tarafından da Denizli 3.Noterliğinin 30.10.2019 tarih 27113 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız fesih iradesi ve işlemi olmadığı ,sözleşmenin uygulandığı, borcun ödendiğinden ödenmesi gereken bir bedel bulunmadığı yönünde beyanda bulunulmuştur. Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşme ve fesih konusunda bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiş ve bu kapsamda dosya SMM...'a tevdi edilmiştir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen 09.03.2022 tarihli raporda özetle; Davalının, sözleşmenin 3. maddesi gereği ödemesi gereken kira stopajlarının 27.766,27 TL’sını ödemediği, Davalının, sözleşmenin 3. maddesi gereği ödemesi gerekip ödemediği KDV borcu aslının toplamda 489,11-TL olduğu, Davalının, sözleşmenin 3. maddesi gereği ödemesi gerekip ödemediği Geçici Vergi Borcu aslının toplamda 380,94-TL olabileceği, Davalının, sözleşmenin 3. maddesi gereği ödemesi gerekip ödemediği Gelir Vergisi borcu aslının toplamda 265,36-TL olduğu, Davalının farklı bir adreste 16.04.2019 tarihinde spor merkezi olarak işyeri mükellefiyeti başlattığı, Davacının sözleşme konusu devir bedelinin ödenmediği iddiasını tespite yönelik dosya kapsamında bir bilgi ve belge yer almadığından bu hususta bir tespit yapılamadığı, Mahkemenin sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğine kanaat getirilmesi halinde davacının cezai şart olarak 130.000 TL veya borcun ifasını talep hakkı olduğu, Mahkemenin devrin gerçekleşmediğine karar vermesi durumunda davalının davacının devir esnasında işletmede bulunan pilates aletlerini, spor aletlerini ve ekipmanlarını ve de diğer eşyalarını alıp götürdüğü kabul edilecek olmasına rağmen dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin devir esnasında işletmede bulunan davacıya ait alet, ekipman ve eşyaları tespit etmeye elverişli olmadığı, Davacının işyerinin mülk sahibine depozito olarak 2.500-USD bedel ödediğine ilişkin sunduğu belgenin bir sözleşme olarak nitelendirilemeyeceği, ilgili depozitonun ödenmiş olduğu varsayımında dahi depozitonun hangi aylara ilişkin kira borcuna mahsup edildiğinin tespite elverişli bir bilgi ve belge olmadığından bu hususta bir kanaat oluşturulamadığı, Davalının, sözleşmenin 3. maddesi gereği ödemesi gerekip ödemediği Sözleşme konusu işyerine ait Su faturalarının 436,68–TL’lik bedelin davalı tarafından ödenmediği, davacının teminatından düşülmesi sonucu davacıdan tahsil edildiği, İşyerine ait elektrik tüm elektrik faturalarının ödendiği tespit edilmiş olup, söz konusu faturaların kimin tarafından ödendiğine dair bir bilgiye rastlanmadığı, Internet aboneliği kapsamında davacının 2200,35 TL ödemenin işyerine ait İnternet aboneliği olup olmadığını tespite elverişli bir bilgi ve belge yer almadığı, eğer ilgili aboneliğin devre konu işyerine ait olduğunun ispatlanması durumunda ilgili borcun davalının işyerini işlettiği tarih aralığına ilişkin olduğunun kabulü, Davalının, sözleşmenin 3. maddesi gereği ödemesi gerekip ödemediği Sözleşme konusu işyerine ait ... telefon hattına ait ödenmemiş fatura borcunun 88,25 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce anılan bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliği edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar üzerine bilirkişilerden ek rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen ek raporda devir bedelinin ödemesine ilişkin hususun ispatının davalı üzerinde olduğu tashih edilerek diğer görüş ve tespitlerinde sebat ettikleri anlaşılmıştır. Mahkememizce ayrıca taraflarca gösterilen tanıklar da dinlenmiş ve beyanları diğer delilerle birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, vergi dairesi, belediye ve banka kayıtları, kira sözleşmesi, Whatsapp görüşmeleri ve tanık beyanlarına göre davalının sözleşme hükümlerine açıkça aykırı davrandığı, ödeme yükümlülüğünü zamanında ve tam olarak yerine getiremediği ki, ödeme iddiasının ispatının davalıya ait olduğu ve sözleşmenin davacının iddiasına uygun olarak davalı tarafından 24.05.2019 tarihinde iş yeri terk edilerek haksız olarak feshedildiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Filvaki özellikle her iki tarafın eşleri olan tanık beyanlarının olayların gerçekleşme biçimine ve gerçeğe yakın olduğunun kabul ve takdir edildiği ifade edilmelidir. Mamafih, davacının göndermiş olduğu ihtarname içeriğinin de sözleşmeyi haklı nedenle fesih iradesi taşıdığı tespit ve tayin de edilmiştir. Bu tespit ve kabulden hareketle sözleşmedeki cezai şart müeyyidesinin geçerliğine ve uygulanabilirliğine bakılması gerekmiştir. Sözleşmenin 7. maddesinde “Sözleşmenin ... tarafından haksız olarak feshedilmesi ve rekabet yasağına aykırı davranılması halinde, ... devir ücretinin tamamını (130.000 TL) bedeli işbu hükmün cezai şartı olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Ayrıca sözleşmenin ...tarafından fesih edilmesi halinde hiçbir şekilde sözleşme fesih tarihine kadar ödenen senet, kira, bina giderleri, şirket giderleri vs. hiçbir ödemeyi geri isteyemez. Şeklinde olduğu, Sözleşmenin 8. Maddesinde ise “Sözleşmenin taraflarca haksız olarak feshedilmesi halinde 130.000 (yüzotuzbin) TL tutarında bir bedeli cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ederler.” şeklinde olduğu görülmüştür. Sözleşmenin 7 ve 8. Maddeleri aslında tekrar bir bütün olup birbirinin tekrarı nitelinde olmamla birlikte sekizince maddedeki açık düzenlemenin TBK'nin 179.maddesi gereğince geçerli olduğu ve istenebileceği değerlendirilmiştir. Ancak sözleşmede sözleşme bedelinin 130.000,00 TL olduğu halde cezai şart bedelinin de 130.000,00 TL olarak belirlenmesi, sözleşmeden beklenen ve elde edilen yarar, davalının işbu sözleşme bedelinin çoğunluğunu ödemiş olması, olayların gerçekleşme biçimi ve iş yerinin niteliği ile taraflara ve olaya özgü nesnel tüm hususlar ışığında cezai şartın fahiş olduğu ve TTK'nin 22.maddesi gözetilmekle birlikte davalı vekilinin dosyaya yansıyan iradesi ve Yargıtay uygulaması gereği olayda cezai şartın davalının ekonomik ve sosyal olarak mahvına sebep olacak miktarda olduğundan TBK'nin 182/3 maddesi gereğince önemli ölçüde (3/4) indirime tabi tutulması gerekmiştir. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre takip tarihi itibariyle faiz tür ve oranı ile temerrütün icra takibiyle gerçekleştiğinden işlemiş faize yönelik talep gibi hususlar da gözetilmiş ve dosyaya mübrez bilirkişi kök ve ek raporunun da gerekçeli, denetime açık, genel olarak hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının gösterilen asıl alacak bakımından kısmen kabulü ile, davalı-borçlunun, İstanbul Anadolu 5.İcra Dairesinin ... Esas sayılı 130.000,00 TL cezai şart alacağına dayalı takip dosyasının 32.500,00 asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu 32.500,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %18,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (97.500,00 TL) davanın/talebin reddine, karar verilmiştir. Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda; davalının itirazının kısmen haksızlığına karar verilmekle birlikte anılan sonuca özellikle yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda ulaşılması bir yana cezai şartın denetime tabi tutularak indirilmesi karşısında takibini dayanağı sözleşme gereği mevcut alacak/borç likit/muayyen olmadıgından İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebi dinlenmemiştir. Yine 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince davalının kötüniyet tazminatına yönelik talebi de; davacının davasının kısmen haklılığına ve kabulüne hükmedilmesi ve takipte esasında haklı olması bir tarafa davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik soyut beyan ve talep dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından yerinde görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise , 6098 Sayılı TBK'nin 182/3 maddesi gereğince tazminattan hakimin takdir yetkisi kapsamında indirim uygulandığından HMK'nin 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince; davalı-borçlunun İstanbul Anadolu 5.İcra Dairesinin ... Esas sayılı 130.000,00 TL cezai şart alacağına dayalı takip dosyasının 32.500,00 asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazının İPTALİ ile icra takibinin işbu 32.500,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %18,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin (97.500,00 TL) davanın/talebin REDDİNE, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 4-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın tamamen kabul edildiğini, ancak cezai şart miktarının fahiş olduğu düşünülerek indirim yoluna gidildiğini, mahkeme gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilce anılan işyerinden ekonomik gerekçeler ve evladını kaybetmesi gerekçeleriyle çıkılmak zorunda kalındığını, buna rağmen davacıya yapılan ödemelere riayet edilme özverisi gösterildiğini, Taraflar arasında 01.05.2017 tarihli iş ve devir sözleşmesi imzalandığını ve buna istinaden ...Pilates adlı işletmenin ferileriyle birlikte devrinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 13 adet taksit / senet şeklinde belirlenmiş olan bir ödeme planı yapıldığını, bu ödemelerle birlikte İş ve Devir Sözleşmesinin 2.,3. Maddeleri özellikle dikkate alındığında, “...Pilates”in devriyle birlikte, kullanım hakkı, işyerinin tüm ekipmanlarla birlikte devri, müşteri portföyü datası, kira sözleşmesinin tarafı olma ve kira sözleşmesiyle birlikte ferilerinin de müvekkile devrolmuş sayıldığını, mahkemeye müvekkil ya da eşi tarafından yapılan tüm ödeme dekontlarının sunulduğunu, Davalı yanın ihtarname keşide ettiğinde eşit / taksit senetler üzerinden zamanında ödenmemiş borçların haksız fesih karinesi olduğundan bahsetmekteyse de dava dilekçesinde kati şekilde senet verilmediğinden bahsettiğini, hiçbir şekilde bu hususta bir fesih iradesi yokken mahkemece davacının ihtar ile dava süreci arasındaki çelişkisi dikkate dahi alınmadan davacı lehine yorum yapıldığını, Karşı yanın atıf yaptığı ve cezai şartı hakedeceği argümantasyonuna bağlamış olduğu İş ve Devir Sözleşmesinin 7. maddesini öncelikle sözleşme hukuku gereği irdelemek gerekirse, 130.000 TL cezai şart olarak belirlenen bedelin ortaya çıkması için iki şart gerektiğini; bunlardan birincisinin haksız fesih, diğer şartın ise rekabet yasağına aykırı davranmak olduğunu, bu sebeple anılan cezai şartın ortaya çıkması için haksız fesih ve rekabet yasağına aykırı davranış fiilleriyle birlikte var olması gerektiğini, somut olayda her ikisi de olmamakla birlikte bu durumun elzem bir nokta olduğunu, tarafların basiretli bir tacir olduğu varyasyonun ön kabulünde sözleşme redaksiyonun elzem şekilde kontrol altına alınması ve yazılan her kelimenin bir süzgeçten geçirilerek yazılması gerektiğini, sözleşmeyi zamanında imza ederken bu ayrıntıyı atlayan tarafın, dava ikamesi gündeme geldiğinde adeta "cımbızla" salt haksız fesih vurgusu ile dava açmasının kabul edilebilir olmadığını, İlgili kanunlar ve doktrin cezai şart talebi yapılabilmesinin hukuken bir engele matuf olmadığı hususunda bir problem olmamakla birlikte somut durumda, bir an için davacının talebinin haklı olması düşünülse dahi, dava dilekçesinde hiçbir şekilde müvekkilin ilgili sözleşmeyi nasıl "haksız" fesih ettiğine ilişkin bir açıklama olmadığı gibi, fesih etmek için herhangi bir irade de gösterilmediğini, anılan sözleşmede belirlenen 130.000,00 TL'nin çok yüksek miktarlı kısmı banka ve az bir kısmı elden olmak üzere tamamen ödendiğini, davacının haksız fesih olarak adlandırdığı şeyin tam olarak ne olduğuna ilişkin ispat yükü üzerinde olduğu için mahkemeye bu hususta bir açıklama yapması gerekmekteyken mahkemenin yanlış bir kanaatle fesih iradesinin ortaya çıktığını kabulünün hukuka uygun olmadığını, Müvekkilce sözleşmede belirlenen tarihlerde ödeme yapılamamış olduğu hususunda gerek ekonomik konjonktür gerekse çocuğunu düşürmesi gibi nedenlerin haiz olduğunu, şayet kendi kötüniyetine dayanmayan bir davacının varlığı olmasa idi, tüm parayı aldıktan sonra sözleşmenin haksız fesih gerekçesiyle cezai şart talebinden önce sözleşme ve senede bağlanmış devir sözleşmesinin ilk sekteye uğradığı noktada hukuki bir yola girmesinin bekleneceğini, yine özellikle özel hukukta kabul gören kişinin kendi kötüniyetine dayanamayacağı ilkesinin de bu anlamda vücut bulduğunu, Davacının dosyaya sunmuş olduğu kira sözleşmesinin; 01.06.2016 tarihli, 1 yıllık yapılmış, imzasız ve herhangi bir depozito ödendiği kaydı düşülmemiş bir kira sözleşmesi olduğunu, devam eden süreçte davacı ile müvekkil arasındaki sözleşmeye ilişkin olmak üzere tüm borç ödendiği için davacının mülk sahibi ile kira ilişkisini bitirdiğini, buna göre müvekkil ve eşinin 01.04.2019 tarihli, 2500 USD depozito ödendiğine ilişkin kayıt düşüldüğünü, yeni bir kira sözleşmesi akdettiklerini, buna paralel olarak davacının 14.04.2019 tarihinde vergi dairesinden kaydını kapattığını, müvekkil davalının ise 16.04.2019 tarihinde vergi açılışını yaptığını, tüm bunların devir borcu kalmayan müvekkilden önce davalının vergi kapanışı verdiğini, müvekkilin kira sözleşmesi akdettiğini ve vergi açılışını yaptığını gösterdiğini, Yine dosyada dinlenen tanıklardan...'ın beyanlarına itibar edilemeyeceğini, Söz konusu işyerinin devri için sözleşme ve senet düzenlendiğini, müvekkilce ödemelerin zamanında yapılmasa da bir şekilde ödendiğini, senetlerin teslim alınarak imha edildiğini, ortada devirden kaynaklı bir borç bulunmadığı gibi, davacının ispatla mükellef olduğu bir fesih iradesi de gerçekleşmediğini, anılan sözleşmenin feshedilmediğini, Yine dosyaya giren bilirkişi kök ve ek raporunda yapılan ve müvekkilin vergi dairesinden gelen ve apaçık bilgilerin yazdığı yazının bile raporda fahiş hata ile yanlış yorumlandığını, resmi kurumdan gelen belgeyi dahi hakkaniyete uygun yorumlamayan heyetin ek raporda kök rapordaki temel yaklaşımlardan birinden rücu ederek görüş değiştirmesinin de bir gereği yokken salt iki kişilik bir heyet raporuna dayanan rapora göre karar verilmesini kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan iş ve devir sözleşmesinden kaynaklı ceza-i şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibini itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ile davalı arasında adi yazılı şekilde 01.05.2017 tarihli İş ve Devir Sözleşmesi başlıklı 11 maddeden oluşan sözleşmenin imzalandığı, iş bu sözleşme gereğince Osmanağa Mah. Süleymanpaşa Sok. ... Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan davacıya ait ... Pilates isimli işyerinin davalıya devri konusunda taraflar anlaşmıştır.Davacı ile davalı arasında aktolunan 01.05.2017 tarihli sözleşmenin 5. Maddesi gereğince davalı tarafından devir bedeli olan 130.000-TL'nin tamamının ödenmesinden sonra işyeri devrinin gerçekleşeceği belirtilmektedir. Sözleşmenin 5. Maddesinde devir bedeli olan 130.000-TL'nin tamamının ödenmesinden sonra dava konusu işyerinin davalıya devir edileceği konusunda taraflar tam bir mutabakat sağlamışlardır. Davalı devir bedelini ödediğini beyan edip cevap dilekçesi ekinde banka extresi ve dekontları ibraz etmiş ise de, ibraz edilen banka dekontları dairemizce incelendiğinde iş yeri devri bedeli olarak yapılan ödeme miktarının toplam: 80.650,00 TL. Olduğu, tamamının ödendiği ve sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat yükü ödeme iddiasında bulunan davalı tarafından kesin delillerle ispat edilmesi gerektiği, tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalı tarafın ödeme iddiasını HMK. 200 madde uyarınca kesin delillerle ispat edemediği, ayrıca bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı tarafın sözleşmenin 3. Maddesi gereği ödemesi gerektiği halde ödemediği vergi borçları ve faturalar olduğu, buna göre davalı tarafın sözleşme hükümlerini yerine getirip işletmeyi devir almadığı gibi sözleşmeye konu iş yerini tahliye ederek iş yerini 16/04/2019 tarihinde Zühtüpaşa Mah. Kadıköy/ İstanbul adresinde yeni bir iş yeri açarak faaliyet gösterdiği, bu tespitlere göre davalı tarafın fiili olarak sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ve sözleşmenin 8. Maddesi uyarınca ceza-i şart tazminat şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.T.B.K'nun 182/son maddesi hakime fahiş gördüğü cezai şartı indirme yükümlülüğünü vermiştir. Bunun sonucu olarak aşırı görülen cezai şartın indirilmesinde tazmin ve ceza dengeli olarak korunmalıdır. Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptamalıdır. Öte yandan TTK'nun 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir. (aynı yönde Yargıtay 3. HD'sinin 2017/15056 E-2017/17040K sayılı kararı)Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde T.B.K'nun 182/son ve TTK'nun 22. maddesi gereğince mahkemece, talep edilen cezai şarttan taktiren 3/4 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile, cezai şart tutarından mahkemece TBK. 182/son maddesi uyarınca takdiren indirim yapılarak hüküm kurulduğu gözetilerek red edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.219,75 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 556,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.663,75 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.