11. Hukuk Dairesi 2009/6916 E. , 2011/577 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/02/2009 tarih ve 2006/696-2009/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2009/6916 E. , 2011/577 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/02/2009 tarih ve 2006/696-2009/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı şirketlerin şarap üretimi ve satışıyla iştigal ettiğini, şarap işinin özen ilgi ve emek istediğini, davacıların şirkette hissedar olduklarını, gerçek kişi davalıların üzerlerine düşen görevlerinden imtina ettiklerini, üretimi dolayısıyla şarap sirkülasyonunu dumura uğrattıklarını, şarapların üretim ve bağ yerinin muhafaza altında olup gerçek kişi davalıların yedinde olduğunu, bu davalıların işyerinin kapısını kilitleyip aylardan beri üretim ve sirkülasyonu durdurduklarını, davalı gerçek kişilerin davranışları nedeniyle şirketin işlemez hale geldiğini, 3.kişilere ve bankalara olan borçların ödenemediğini, bir kısım ödemelerin davacı ... tarafından yapıldığını, şirketin 200.000 TL den fazla borcu olduğunu, ortaklar arasında güven ve diyaloğun kalmadığını ileri sürerek, her iki şirketteki hisse bedellerinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek işbu bedellerin ödenmesi suretiyle davacıların veya terditli olarak davalı ortakların davalı her iki şirketten çıkarılmalarına, taşınmazlar, müştemilat ve üzüm bağları üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş, 18.02.2008 havale tarihli ıslah dilekçesiyle şirketlerin faaliyetlerini sürdüremeyecekleri açık olduğundan davalı şirketlerin fesihlerini ve tasfiyelerine veya söz konusu iki şirketin iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ...’a vekaleten, kendi adına asaleten Av. ..., T.T.K'nun 551 maddesi gereğince davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, şirketten çıkarılmasına ilişkin davacıların taleplerinin yerinde olmadığını, şirketten çıkma ve çıkarılma için haklı sebeplerinin hiçbirisinin bulunmadığını, şirket müdürü olmayan davacıların T.T.K. 304 maddesine dayalı olarak şirketlerin iflaslarını isteme hak ve yetkilerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tasfiyelerine veya iflaslarına karar verilmesi istemiyle davanın ıslah edildiği, bilirkişi raporuna göre imalathanede bulunan şarapların 10.11.2006 itibarıyla değerinin 236.475,00 TL olduğu, şirketin aciz halinde bulunmadığı, davacıların şirket ortağı olduğu T.T.K'nun 324.maddesi gereğince şirketlerin fesih, tasfiye ve iflasını talep etmelerinin 324.maddesine aykırı olduğu, davacıların anılan maddede belirlenen merasime uymaksızın bu şekilde doğrudan doğruya şirketin tasfiyesini ve iflasını talep edemeyeceği, şirketlerin borca batık olmadığı ve davacılar tarafından T.T.K'nun 324.maddesindeki usul ve merasime uymadıkları, bu nedenle davacıların davalı şirketlerin fesihleri ve tasfiyeleri ile davalı iki şirketin iflaslarına ilişkin talepleri yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirketin feshine, tasfiyesine ve iflasına karar verilmesi istemlerine ilişkindir. Limited şirketlerin infisah sebeplerini düzenleyen TTK'nun 549/4 ncü maddesinde haklı sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla da şirketin fesih olunabileceği hüküm altına alınmış ancak, haklı neden kavramı tanımlanmamıştır. Öyleyse her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddiaların haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekecektir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi, sebepler anılan maddede yer alan haklı sebeplere örnek olarak sayılabilir. Dava dilekçesinde davacılar vekili, yukarıda yapılan özette de açıklandığı üzere; davalıların işyerinin kapısını kilitleyip üretimi durduklarını, eylemleriyle şirketlerin işlemez hale getirildiğini, borçların ödenemez durumda olduğunu, ortaklar arasında güven kalmadığını ileri sürmüş, ıslah dilekçesinde de davadaki talebin yasal dayanağını açıklamadan davalı şirketlerin fesihlerine ve iflaslarına karar verilmesini istemiştir. Davalardaki hukuki vasıflandırmanın yargıcın görevi olması karşısında dava dilekçesinde açıklanan iddialar ve talebin mahkeme kabulünün aksine, TTK'nun 549/4 ncü maddesinin uygulama alanı bulacağı iddialar olduğunun değerlendirilmesi gerekir. O halde mahkemece, davacıların iddiaları ve davalıların savunmaları üzerinde yeterli şekilde durularak, gösterilen deliller celp edilip, davalı şirketlerin durumu hakkında alınacak yeterli bilirkişi raporuyla uyuşmazlık konusu olan hususlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde yukarıda açıklana yasal mevzuata göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir. Ayrıca, davacılar vekili, davalı şirketleri müştereken temsile yetkili iki kişiden birisi olan ...’in davacı sıfatını taşıması nedeniyle davalı şirketlerin davada temsilleri açısından kayyum atanması gerektiğini iddia etmesi nedeniyle davalı şirketlerin dava tarihi itibariyle temsil durumunun araştırılarak sonucuna göre bu talep hakkında da bir karar verilmesi gerektiğinden kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.