T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1442 - 2025/1767 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1442 KARAR NO : 2025/1767 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/04/2023 NUMARASI : 2022/152 E. - 2023/163 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sın…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1442 - 2025/1767 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1442 KARAR NO : 2025/1767 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/04/2023 NUMARASI : 2022/152 E. - 2023/163 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/04/2023 tarih ve 2022/152 E. - 2023/163 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirket ile maliki oldukları ... Alışveriş Merkezi ile konut ofis ve avm bloğundan oluşan toplu yapısını işlettiğini, 2004/02152 numaralı ..., 2004/17890 numaralı ...+şekil, 2004/02150 ... ..., 2011/76454 numaralı ..., 2014/109106 numaralı ..., 2015/27750 numaralı ... ..., 2015/27761 numaralı ... ... ibareli markaların sahibi olduğunu, ... markası olarak yoğun bilinirliğe sahip olduğunu, müvekkiline ait markaların 2004 yılından beri koruma altında olduğunu, ... ibaresinin davalı tarafından tescil edilmek istendiğini, müvekkili tarafından yayına itirazda bulunulduğunu, dava konusu kararla, itiraza gerekçe gösterilen 2004/02152 numaralı ..., 2004/02150 ... ..., 2004/17890 numaralı ... + şekil, 2011/76454 numaralı ... markaları yönünden kullanım ispatı açısından sunulan delillerin yeterli olmadığı, 2014/109106 numaralı ..., 2015/27750 numaralı ... ..., 2015/ 27761 numaralı radyokanyon markaları yönünden karıştırılma ihtimali bulunmadığından itirazın reddine karar verildiğini, buna yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, ciddi kullanımın ispatlanamadığına yönelik kurul kararının hatalı olduğunu, ... ibaresinin ayırt edici özelliği haiz olmadığını, ... ibaresinin tescilinin mümkün olmadığını, davalının müvekkiline ait markaların toplumdaki tanınmışlığından ve bilinirliğinden yararlanmak istediğini ileri sürerek dava konusu 2022-M-2332 sayılı YİDK kararının iptalini dava konusu 2020/76217 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacı tarafın itiraza konu etmiş olduğu "..." ibareli markanın 38 nolu sınıfta, "..." ibareli markanın 19 nolu sınıfta ve "... ..." ibareli markanın 38 nolu sınıfta tescilli markalar olup, müvekkilinin başvuru ve tescil talebinde bulunduğu 29, 30, 32, 35 ve 43 nolu sınıflar ile herhangi bir ayniyeti ve benzerliği bulunmadığını, bu markalar bakımından yapılan itirazın, 6769 Sayılı Kanun'un 6/1. maddesinde düzenleme altına alınan ve kümülatif nitelikteki şartları taşımıyor olması sebebiyle, başkaca bir delile gerek kalmaksızın evleviyetle reddi gerektiğini, müvekkiline ait "..." ibareli marka ile davacı tarafından itiraza konu edilen, 35, 36, 37, 41, 42, 43, 44 ve 45 nolu sınıflarda tescilli "...", "... şekil" ve "... ..." markalarının ise, 6769 Sayılı Kanun'un 6/1. maddesi kapsamında salt 35 ve 43 nolu sınıflar bakımından tescili talep edilmiş olmakla, bu sınıflar bakımından incelemeye tabi tutulması gerektiğini, marka ibareleri içerisinde tek harfin farklı olmasının dahi markaların ayırt edilebilirliğini sağladığını, markalar bir bütün olarak değerlendirildiği zaman, diğerinden ayırt edilmesini sağlayan kelime, harf, şekil, sayı vs den oluşan markanın bütüncül şekilde bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından gerek bu aşamada sunulan ve gerekse de huzurdaki dava ile sunulan delillere bakıldığı zaman; markanın Türkiye genelinde ciddi bu kullanım alanı olmadığı görüleceği gibi, bu markanın İstanbul sınırları içerisinde dahi, yalnızca belirli bir bölge ile sınırlı olarak kullanımının olduğu ve dolayısıyla "halk tarafından tanınırlığının" olmadığının açık olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve seçil benzerlik oluşmakla beraber, YİDK kararı iptali davasında, itiraz mesnedi 2004 02150, 2004 02152, 2004 17890, 2011 76454 sayılı markalar açısından itiraz sürecinde davalı tarafca kullanmama def'i ileri sürülüp sunulan deliller üzerinde MDB tarafından kullanımının ispatlanamadığı tespit ve değerlendirmesine karşı YİDK nezdinde yapılan itiraz formunda bu tespite ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediğinden SMK 19/2 hükmü uyarınca bu markalara karşı itirazın reddi kararının yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı, diğer itiraz mesnedi 2014 l09106, 2015 27750, 2015 27761 sayılı markalar açısından ise dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetler ile itiraz mesnedi bu markaların kapsamındaki mallar / hizmetler benzer olmadığı gibi ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler de olmadığından SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas / karıştırılma koşulları oluşmadığından anılan YİDK kararı yerinde ve doğru olduğu, hükümsüzlük davasında, itiraz mesnedi 2004 02150, 2004 02152, 2004 17890, 2011 76454 sayılı markalar açısından dosyaya sunulan kanıt ve belgeler ele alınıp incelendiğinde bu markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna kanaat verilecek yeterli deliller olmadığından SMK 19/2. maddesi göndermesi ile aynı Kanun'un 6/1. maddesindeki iltibas değerlendirmesine esas alınamayacağı, diğer itiraz mesnedi 2014 l09106, 2015 27750, 2015 27761 sayılı markalar açısından ise dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetler ile itiraz mesnedi bu markaların kapsamındaki mallar / hizmetler benzer olmadığı gibi ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler de olmadığından SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas / karıştırılma koşulları oluşmadığı, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davalının ... ibareli başvurusu ile ayniyet şeklinde benzer olmayan davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen ... ibareli markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin YİDK kararının doğru olduğuna ilişkin kararının gerekçesinin yerinde olmadığını, YİDK kararının iptali yönündeki talebin ,yerel mahkemece MDB tarafından kullanımının ispatlanamadığı tespit ve değerlendirmesine karşı YİDK nezdinde yapılan itiraz formunda bu tespite ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediğinden, SMK 19/2 hükmü uyarınca bu markalara karşı itirazın reddi kararının yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığını, ancak mahkemece YİDK nezdinde kullanım ispatlanamadığına yönelik kurum kararına açıkça itiraz edilmemesi diğer taraf lehine değerlendirilerek usuli kazanılmış hak olarak görülmüş olup mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, usuli kazanılmış hakkın yasalarda düzenlenen bir hak olmayıp Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş ve usul hukukununda bir ilke haline geldiğini, tanım olarak ise, bir davada, taraf veya mahkeme usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlandığını, yani usuli kazanılmış hak ancak yargılama aşamasında söz konusu olabileceğini, bu kapsamda yeniden inceleme ve değerlendirme talebi bir yargılama işlemi olmadığından idari bir işlem olduğundan bu incelemede usuli kazanılmış haktan söz etmenin mümkün olmadığını, kullanım ispatı SMK 6/1 kapsamında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali esaslı uyuşmazlığa bağlı ve bu uyuşmazlıkla birlikte çözülmesi gereken bir mesele olup esasen kurum tarafından incelenen ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali olup kullanım ispatı bu uyuşmazlığa bağlıdır, benzerlik yönünden kurum kararına itiraz edilmesi kullanım ispatına ilişkin kararı da kapsadığını, bunun yanı sıra, müvekkili tarafından Markalar Dairesi Kararına bir bütün olarak itiraz edildiğinden ve kararın yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi talebinde bulunulduğundan kullanımın ispatlanamadığına yönelik karara itiraz edilmediği yönündeki karar ve gerekçe açıkça hatalı olduğunu, hükümsüzlük talebi bakımından davalı tarafça ayrıca ve açıkça ciddi kullanım defi ileri sürülmemiş olmasına rağmen mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, yerel mahkeme kararında, hükümsüzlük talebimiz bakımından ciddi kullanımın ispatlanamadığına hükmettiğini, mahkemenin bu hükmünün de hatalı olduğunu, davalı tarafça, hükümsüzlük talebi bakımından gerek cevap dilekçesinde gerekse diğer beyanlarında ayrıca ve açıkça kullanmama defi ileri sürülmediğini, ayrıca ve açıkça kullanım ispatı talep edilmediğinden mahkemece, müvekkilinin markalarının tamamının hükümsüzlük davası ve karıştırılma ihtimali bakımından dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın tescile bağlandığı hizmetlerin tamamının müvekkile ait 2004 02152, 2004 17890, 2004 02150, 2011 76454 tescil numaralı markalarının kapsamındaki bazı hizmetlerle aynı veya benzer olduğu, marka işaretleri arasında benzerlik ve ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilerek davalı taraf markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ciddi kullanımın ispatlanamadığına yönelik mahkeme kararının açıkça hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait ve yayına itiraz aşamasında kullanım ispatı istenen; 2004/17890 numaralı “...+şekil” markası 35/36/37/41/42/43/44/45 sınıflarında, 2004/02152 numaralı “...” markası 35/36/37/41/42/43/44/45 sınıflarında, 2004/02150 “... ...” markası 35/36/37/41/42/43/44/45 sınıflarında, 2011 76454 numaralı "..." markasının 38. sınıfta tescilli bulunduğunu, 6769 Sayılı yasaya göre “Türkiye’de ciddi kullanım” ibaresi için bir tanım yapmak mümkün olmamakla birlikte markanın Türkiye’de ticari etki oluşturacak ve süreklilik arz edecek şekilde kullanılması gerektiğini, yani markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılmasının gerektiğini, müvekkilinin yarı hissedarı olduğu “... ALIŞVERİŞ MERKEZİ” nin 01 Haziran 2006 tarihinden bu yana alışveriş merkezi olarak faaliyet gösterdiğini, Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en tanınmış alışveriş merkezlerinden biri olduğunu, hatta “...” markasının bu tanınmışlığı sayesinde, İstanbul’da başlı başına bir lokasyon haline geldiğini, mahkemenin müvekkiline ait markaların ciddi kullanımının ispatlanamadığına yönelik kararının hukuka uyar yönü bulunmadığını, müvekkiline ait markaların sektörel tanınmışlığının olduğunu, “...” ibaresinin tescilinin mümkün bulunmadığını, ibarelerinin sesçil olarak neredeyse ayırt edilemeyecek düzeyde birbirini çağrıştırdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, YİDK kararı iptali davasında, itiraz mesnedi 2004 02150, 2004 02152, 2004 17890, 2011 76454 sayılı markalar açısından itiraz sürecinde davalı tarafca kullanmama def'i ileri sürülüp sunulan deliller üzerinde Markalar Dairesi tarafından kullanımının ispatlanamadığı tespit ve değerlendirmesine karşı, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde yapılan itiraz formunda bu tespite ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediğinden, SMK'nın 19/2. hükmü uyarınca bu markalara karşı itirazın reddi kararının yerinde ve doğru olduğu sonucuna varılmış ise de, mahkemece yapılan bu değerlendirmenin hukuki bir zemini bulunmamaktadır. Zira, itiraza mesnet olarak gösterilen, 2004 02150, 2004 02152, 2004 17890, 2011 76454 sayılı markalar açısından itiraz sürecinde davalı tarafca kullanmama def'i ileri sürülmüş, sunulan deliller üzerinde Markalar Dairesi tarafından kullanımının ispatlanamadığı yönünde tespit ve değerlendirme yapılmıştır. Bu karara yönelik olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde itiraz yapıldığına ve yapılan itirazın Markalar Dairesi Kararının bütününe yönelik olduğuna göre, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan mahkemece bu yönde yapılan değerlendirme için bir hukuki niteleme yapılmamakla birlikte söz konusu durumun usuli kazanılmış hak yaratması da söz konusu olmayacaktır. Bu kapsamda Usule ait kazanılmış hak müessesi ile ilgili açıklama yapmak gerekmektedir. Öncelikle usule ait kazınılmış hak Usul Hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktaydı. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır (Yargıtay HGK, 2023/5-1067 Esas, 2025/388 Karar). Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, usulî kazanılmış hak, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade ettiğine göre, yargısal bir faaliyet yapmayan idari bir makamın kararına yönelik olarak açık bir şekilde itiraz edilmemesi halinin diğer taraf yararına usuli kazanılmış hak yaratmasından bahsedilemeyecektir. Diğer yandan markanın kullanılma zorunluluğu, SMK'nın 9. maddesinde düzenlenmiştir. Kullanım ispatı ise, SMK m. 9.1 ve 19.2’de düzenlenmektedir. Buna göre içerik bakımından markanın tescil edilmiş olduğu mallar ve/veya hizmetler kapsamında kullanıldığı, nitelik bakımından kullanımın ciddi olduğu, kişi bakımından markanın sahibi veya sahibinin izni kapsamında üçüncü kişiler tarafından kullanıldığı, yer bakımından Türkiye’de kullanıldığı ve zaman bakımından kullanımın tescilden itibaren beş yıl içerisinde gerçekleştiği ya da bu süre içerisinde kullanmamaya dair haklı sebeplerin bulunduğunun ispatı gerekmektedir. Bu kapsamda mahkemece hükümsüzlük davasında, mesnet olarak gösterilen 2004 02150, 2004 02152, 2004 17890, 2011 76454 sayılı markalar açısından dosyaya sunulan kanıt ve belgeler ele alınıp incelendiğinde bu markaların kapsamlarındaki mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna kanaat verilecek yeterli deliller olmadığı, SMK'nın 19/2. maddesi göndermesi ile aynı Kanun'un 6/1 maddesindeki iltibas değerlendirmesine esas alınamayacağı yönünde kanaate varılmıştır. Ancak, davacı tarafça, “... ALIŞVERİŞ MERKEZİ”nin 01 Haziran 2006 tarihinden bu yana alışveriş merkezi olarak faaliyet gösterdiği, Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en tanınmış alışveriş merkezlerinden biri olduğu, hatta “...” markasının bu tanınmışlığı sayesinde, İstanbul’da başlı başına bir lokasyon haline geldiği ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporunda da, davacının, kullanım ispatı aşamasında delil olarak alışveriş merkezini gösterir toplam yedi adet fotoğraf + 2014 yılından bir adet, 2015 yılından bir adet + 2016 yılından bir adet + 2017 yılından bir adet + 2018 yılından beş adet + 2019 yılından dokuz adet fatura sunduğu, bu faturalardan beş adetinin 2004/17890 numaralı markayı ihtiva etmekte olduğu, fotoğraflardan iki adetinin 2004/17890 numaralı markayı ihtiva ettiği, sunulan bilgi ve belgeler kapsamında kullanım ispatına yönelik inceleme yapıldığında 35. Sınıfın 1. ve 3. alt sınıflarında yer alan ‘Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık hizmetleri’nde özellikle avm yönetimlerinin yatırım ve işletme maliyetleri de göz önünde bulundurularak davacıya ait 2004/ 17890 numaralı ve 2004/ 02152 numaralı markalar yönünden idari / kurum aşamasında sunulan kullanım ispatına yönelik delillerin belirtilen alt sınıflar açısından yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Bu kapsamda gerek davacının esaslı itirazları gerekse de bilirkişi raporundaki değerlendirmeler tartışılmadan, bu iddiaların yerinde olmadığı açıklığa kavuşturulmadan, bu yönde hüküm vermek için gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, mesnet olarak gösterilen 2004 02150, 2004 02152, 2004 17890, 2011 76454 sayılı markalar açısından, bu markaların kapsamlarındaki mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna kanaat verilecek yeterli deliller olmadığı sonucuna varılması ve ulaşılan bu kanaate göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, yukarıda belirlenen hususlar yönünden yapılan eksik inceleme nedeniyle hüküm kurulamayacağı anlaşıldığından, Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/04/2023 gün ve 2022/152 E. - 2023/163 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.