11. Hukuk Dairesi 2021/6008 E. , 2021/6505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.05.2017 tarih ve 2014/1277 E. - 2017/351 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.06.2020 tarih ve 2017/4564 E. - 2020/1062 K. sayılı kara
**11. Hukuk Dairesi 2021/6008 E. , 2021/6505 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.05.2017 tarih ve 2014/1277 E. - 2017/351 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.06.2020 tarih ve 2017/4564 E. - 2020/1062 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkilinin bayisi olduğunu, bayilik ilişkisi nedeni ile müvekkilinin davalı şirkete mal sattığını ve ayrıca hizmet verdiğini, satılan mallar ve verilen hizmetler ile ilgili olarak 119 adet fatura tanzim edildiğini ve bu faturaların tebliğ edildiğini, alacakların ödenmemesi nedeni ile Beyoğlu 35. Noterliğinin 10/07/2014 keşide tarihli ihtarnamesi ile borcun ödenmesini aksi takdirde ipoteğin paraya çevrilmesi yönünde işlemlere başlanacağının bildirildiğini, davalı borçluların ihtarnameye olumlu cevap vermemeleri nedeni ile tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğü 2014/3896 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiklerini, davalı borçluların haksız ve mesnetsiz olarak takibe itirazda bulunduklarını, davalıların itirazında alacağın belli olmadığını zikretmekle alacak miktarını kabul ettiklerini, müvekkilinin alacağının likit olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile davalıların %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; davacı ile aralarındaki ticari ilişkinin 2014 yılında bitmesine rağmen davacının işbu dava konusu icra takibinden başka İstanbul 1. İcra Müdürlüğü 2016/3519 E. sayılı dosyası ile 24.117,75 TL tutarındaki alacakla ilgili olarak takibe geçtiğini, takip ekindeki ekstre incelendiğinde müvekkilinden sadece 24.117,75 TL tutarında alacağının bulunduğu yönünde ikrarda bulunduğunu, bu ikrarın resmi kurumlar nezdinde teyit olduğunu, dosyaya sundukları ekstrede de görüldüğü üzere müvekkilinin davacı yana hiçbir borcunun olmadığını savunarak konusuz kalmış bulunan davanın reddini istemiş, davacının kötü niyetli takibe geçmesi nedeniyle de %20 oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılmış kredi sözleşmesinden doğan borcun davalı tarafından ödenmediği, bilirkişi raporuna göre borcun varlığının tespit edildiği, davalıya yapılan ihtar ile borçlunun temerrüte düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3896 sayılı takibin kaldığı yerden devamına, %20 inkar tazminatı 44.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının ipoteğin malen tesis edildiğini iddia ettiği, davalının ise fatura ve mal tesliminin gerçekleşmediğini, iddia edilen miktar kadar borç olmadığını savunduğu, malen tesis edildiği anlaşılan ipotek bedeli yönünden davacının mal teslimini ispatla yükümlü olduğu, davalı tarafın defter incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda davaya konu faturaların tamamının davalı defterinde kayıtlı değil ise de, ipotek bedeli olan 220.000.-TL'den fazla miktardaki faturanın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bu durum teslime karine teşkil ettiğinden davalının borçlu olmadığını, faturaya konu malların teslim edilmediğini ve ödemeleri ispatla yükümlü olduğu, bu nedenle mahkemece neticeten davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davalının istinaf isteminde yer alan İstanbul 1. İcra Müdürlüğü 2016/3519 esas sayılı dosyasının işbu davaya konu takipten sonra başlatıldığı ve itirazsız kesinleştiği, bayilik ilişkisinin işbu dava ve takipten sonra da devam ettiği, takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığı dikkate alındığında davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin yerinde bulunmadığı, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, ancak dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanmakta iken ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin banka kredi sözleşmesine dayalı alacak iddiasına göre oluşturulduğu ve kararın gerekçesinin dava dosyası ile örtüşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile, davalıların itirazının iptaline, dava konusu İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3896 E. sayılı dosyasında takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı, davalı şirkete satılan mallar ve verilen hizmetler nedeniyle 119 adet fatura tanzim edildiğini ancak davalılarca bu fatura bedellerinin ödenmediğini iddia etmiş, davalılar ise fatura ve mal tesliminin gerçekleşmediğini, davalı ile yapılan mutakabat neticesinde davacının alacağını 24.117,75 TL olarak belirlediğini ve davalıya borcunun bulunmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince davacının mal teslimini ispatla yükümlü olduğu, davalı tarafın defterlerinde davaya konu faturaların tamamının kayıtlı değilse de ipotek bedeli olan 220.000.-TL'den fazla miktardaki faturanın kayıtlı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bu değişik gerekçe nedeniyle kaldırılmasına va davanın kabulüne karar verilmiştir. İtirazın iptali davalarında takip tarihindeki borç durumu tespit edilerek takipten sonra ancak henüz dava açılmadan önce yapılmış ödemeler varsa bu kısım yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek değerlendirme yapılıp hüküm oluşturulur. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki bayilik ilişkinin işbu takip ve dava tarihinden sonra da devam ettiği, cari hesap ilişkisinin bulunduğu ve kısmi ödemelerin olduğu, davacının takip talebinde belirtilen miktardan daha fazla alacağı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları takip tarihi itibariyle borç durumunu tespit etmekten uzak olmakla beraber aynı zamanda tarafların kabulünde olan ve dosyaya sunulmuş olan hesap mutakabatlarının da hiç değerlendirilmediği anlaşılmış olmakla mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 24/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.