12. Hukuk Dairesi 2013/17167 E. , 2013/24427 K. "İçtihat Metni" ESAS NO : 2013/17167 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak ya
**12. Hukuk Dairesi 2013/17167 E. , 2013/24427 K.** **"İçtihat Metni"** ESAS NO : 2013/17167 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK.nun 438. ve İİK.'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: 2-Anonim şirketlerde TTK.'nun 319/2. maddesine göre, şirket ortağı olmayan kimselerden müdür seçilip kendisine şirketi temsil yetkisi verilebileceği gibi ( organ müdür ), bunun dışında T.T.K.'nun 342. maddesinde sayılan ve aynı kanunun 343.maddesi gereğince hizmet sözleşmesi ile şirkete bağlı kimseler arasından da yönetim kurulunca müdür seçilebilir ve bu müdürlere dahi yönetim kurulu kararı ile ( ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça ) şirketi temsil yetkisi verilebilir. Bu şekilde, yani gerek TTK,'nun 319/2. maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır. (B.K. 449-456 ) Bu şekilde seçilen müdürlerin dahi temsil yetkilerinin sınırlandırılması ancak Ticaret Kanununda öngörülen hallerde mümkündür. Bunun dışındaki sınırlamalar tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilerin hukukunu etkileyemez. Anonim Şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin sınırlandırılmalarında ise TTK.nun 321/2. maddesi hükmü ve bu kişilerin aynı zamanda şirketi temsilde ( ticari mümessil-ticari vekil ) gibi hareket ettiklerinden B.K.'nun 451. maddelerin gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla şirket temsil yetkisinin ( merkez veya şubelere hasrı ) ile ( birlikte temsil sınırlamaları dışındaki diğer sınırlamalar geçersizdir ve geçersiz olan bu sınırlamalar şirket tarafından her nasılsa tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu tür sınırlandırmalar ancak iç ilişkide geçerli olup müdürlerin şirkete karşı sorumluluğunda nazara alınmaları mümkündür. Bu hususlar doktrinde de bu şekilde kabul edilip yorumlanmaktadır. ( .................... Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu ..................... Anonim şirketler İ...............Anonim Şirketler, 1968.167) Somut olayda 22.05.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 06.04.2009 tarihli yönetim kurulu karar tutanağının (1) numaralı paragrafının (b) bölümünde A. A grubu imza yetkilisi olduğu, aynı tutanağın (2) numaralı paragrafının (b) bölümünde de B grubu imza yetkilisininde münferiden atacağı imza ile borçlu şirketi temsile yetkili olduğunun belirtilmektedir. Takip dayanağı bono 18.11.2011 tanzim tarihli olup bu tarih A. A. temsile yetkili olduğu süre içinde kalmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar karşısında bononun tanzim tarihinden önce yönetim kurulu kararı ile borçlu şirketin temsili konusunda 300.000,00TL miktarla sınırlı olarak A ve B grubu temsilcilerin müşterek imzasını taşıması koşulu getirilmiş ve bu sınırlama 22.5.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanmış olsa da 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden yetkili Abat Abat'ın imzasını taşıyan bono nedeniyle borçlu şirket sorumludur. O halde mahkemece, borca itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan, kabule göre de; borçlunun icra mahkemesi'ne başvurusu İİK'nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup, borca itiraz konusunda aynı yasanın 169/a maddesi uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, İİK.nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi de doğru değildir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2).maddede yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.