11. Hukuk Dairesi 2017/5085 E. , 2019/1781 K. "" MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2016 tarih ve 2016/50 E., 2016/240 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/09/2017 tarih ve 2017/846-2017/2732 sayılı kararın Yar…
**11. Hukuk Dairesi 2017/5085 E. , 2019/1781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2016 tarih ve 2016/50 E., 2016/240 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/09/2017 tarih ve 2017/846-2017/2732 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl dava ve birleşen davanın davacılar vekili, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'ne gelen ve içinde saat bulunan konteynerin beyan harici olduğunun tespit edilmesi üzerine tescilli marka haklarına dayanarak şikayette bulunduklarını, savcılık soruşturması ve bilirkişi incelemeleri sonucunda tüm saatlerin taklit olduğunun belirlendiğini, buna rağmen Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin içtihat değişikliği nedeniyle soruşturma dosyasında markaya tecavüz suçundan dolayı takipsizlik kararı verildiğini, kaçakçılık suçundan ise sanıkların mahkumiyetine ve saatlerin müsaderesine karar verildiğini, her ne kadar saatlerin müsaderesine karar verilmiş ise de gümrük tasfiye mevzuatı gereği saatlerin yeniden piyasaya çıkma ihtimali nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, davaya konu saat ve kalemlerin Ambarlı Gümrüğü tarafından satılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitini, dava konusu eşyanın imha yoluyla tasfiyesini, ardiye ve tasfiye giderlerinin de davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava ve birleşen davanın davalılar vekili, gümrük yetkilileri tarafından konteynerlerın açılması ile beyan dışı olduğu tespit edilen eşyanın müvekkillerine ait olmadığını, müvekkilinin verdiği gümrük beyanı kapsamında aynı gemi ile gelen sadece valizler olduğunu, davaya konu beyan dışı eşyanın kime ait olduğunun belli olmadığını, müvekkillerine karşı husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca her ne kadar imha yoluyla tasfiye talep edilmiş ise de, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müsadere kararı verildiğini, müsaderesine karar verilen eşyanın da ne şekilde tasfiye edileceğinin 4458 sayılı Gümrük Kanununda ve 5607 sayılı Kanunda belirlendiğini, eşyanın imha yoluyla tasfiyesine karar verme yetkisinin gümrük idaresine ait olduğunu, bu nedenle mahkemenin imha konusunda tasfiye ile ilgili tedbir kararının da yanlış olduğunu savunarak tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.