11. Hukuk Dairesi 2009/8116 E. , 2011/964 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.03.2009 tarih ve 2008/58-2009/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm…
**11. Hukuk Dairesi 2009/8116 E. , 2011/964 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.03.2009 tarih ve 2008/58-2009/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1950 yılında 5.800 TL nominal değerli, 13 adet nama yazılı hisse senedi alarak davalı bankaya ortak olduğunu, bankanın 1969-2003 yılları arasında kar payı ödemediğini, ortakları genel kurul toplantılarına çağırmadığını, sermaye artırımında ortaklara rüçhan hakkı tanınmadığını,kanuna aykırı olarak ana sözleşmenin değiştirildiğini ileri sürerek, genel kurulların iptal edilip edilmediğinin, ortakların rüçhan haklarını kullanmalarının engellenip engellenmediğinin, genel kurul çağrılarının TTK 368.maddeye uygun yapılıp yapılmadığının,ana sözleşme değişikliklerinin kanuna uygun yapılıp yapılmadığının,tüm genel kurullarda ortaklar aleyhine alınan kararların TTK'na uygun olup olmadığının, eğer genel kurul çağrıları usulüne uygun yapılmış olsa ve 1969-2008 arası bedelli sermaye artırımlarına katılarak rüçhan hakkını kullansaydı, müvekkilinin mülkiyetinde olabilecek bedelli hisse senedi miktarının tespitini, bu miktarın pay defterine tescilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin hisse senedi adedinin toplamı tespit edildikten sonra, malvarlığında bulunması gerekirken bulunmayan hisse senetlerinin reel piyasa değerinden şimdilik 5.950 YTL'nın ve 1969 yılından dava tarihine kadar ödenmemiş kar paylarına mahsuben 50 YTL'nın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan maddi tazminat talebini 6.500 YTL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, müvekkil banka hisselerin 24.03.1950 yılından itibaren halka arz edildiğini, 1950-1984 yılları arasında TTK hükümlerine göre sermaye artırımı yaptığını, hissedarlara genel kurul çağrı kağıdının çıkarıldığını, 1963, 1966, 1967, 1968, 1969 yıllarında temettü dağıtımı yapıldığını, beş sene içinde temettüsünü almayan ortakların kanun hükmü gereğince hazineye intikal ettiğini, 1984-2000 arası 233 Sayılı KHK ile bankanın kamu iktisadi teşebbüsü niteliğine sokulduğunu, KHK hükmü gereği genel kurulların yapılmadığını, sermaye artışlarının hazine tarafından karşılandığını, 2000-2007 arası bankanın tekrar özel hükümlere tabi tutulduğunu, genel kurul ilanlarının usulüne uygun yapıldığını, rüçhan hakkı kısıtlaması olmadığını, sermaye artırımında rüçhan hakkı kullanan hissedar çıkmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. ../.. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK.nun 469 maddesi gereği anonim ortaklıklarda genel kurulca kâr payı dağıtılması hakkında karar alınmadıkça kâr payının alacak davası ile istenmesinin olanaksız olduğu, Anonim ortaklığın uzun süre kâr dağıtım kararı almaması halinde, azınlığın TTK.nun 336 maddesi gereğince genel kurul gündemine kâr dağıtımı konusunda madde konulmasını teklif edeceği, yönetim kurulunun bu teklifi gündeme almaması veya alıp görüştükten sonra reddetmesi halinde azınlık pay sahiplerinin TTK.nun 381 maddesi gereğince genel kurul kararının iptalini talep etme hakkının olduğu, davacının anlatılan yollardan hiç birisine başvurmadığı, İptal davasının yasal süresinin geçtiği, genel kurul kararların geçersizliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.