11. Hukuk Dairesi 2023/2676 E. , 2024/5253 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2844 Esas, 2022/2049 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/320 E., 2019/615 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mah…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2676 E. , 2024/5253 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2844 Esas, 2022/2049 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/320 E., 2019/615 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.04.2014 tarihli 3 yıl süreli bayilik sözleşmesinin imzalandığını ancak zaman içinde davalının sözleşmeye uygun davranmadığını, başka firmaların mallarının satışını yaptığını, mağazanın tabela ışıklandırmalarının yanmadığının, elektrik ve suyunun kesik olduğunun, ara kablo ile başka yerden mağazaya elektrik getirdiğinin, kira borçlarını ödemediğinin 21.02.2017 tarihli tutanakla belgelendirildiğini, bu tutanağı mağaza yetkilisi ... ve müvekkili şirket yetkilisi ...'nin imza attığını, ayrıca davalının ödemeleri de eksik yaptığını, yaptığı ödemeleri de zamanında yapmadığını, tarafların şifahi görüşmeleri sonucunda taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ve ilişkisinin sürdürülemeyeceğinin anlaşılması üzerine müvekkili tarafından 15.03.2017 tarihinde fesih ihtarnamesi ile sözleşmenin davalının kusurlu hareketleri nedeniyle haklı olarak fesih edildiğini ayrıca 325.300,69 TL alacaklarının da ödenmesini davalıya ihtar ve tebliğ ettiklerini, davalının ferileri ile birlikte toplam 325.976,97 TL miktarındaki borcunu ödemesi için Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2017/3950 E. sayılı dosyası üzerinden giriştikleri icra takibine davalının haksız itirazda bulunması üzerine takibin durduğundan ve alacağın 197.945,88 TL'lik kısmının kampanya desteği, flayer desteği, kira desteği, tabela desteği, mağaza tefriş bedeli, tablet kampanyası ve dekorasyon desteği yatırımları karşılığı olduğunu, kalan 127.354,81 TL'lik kısmın ise bayilik gereği müvekkilinin davalıya yaptığı ticari satışlardan kaynaklandığını, böylelikle müvekkilinin 325.300,69 TL alacağının olduğunu, davalının icra takibine itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yerleşim yerinin Akhisar ilçesi olması nedeniyle davanın öncelikle yetki yönünden reddine, işin esası yönünden ise taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haksız yere fesih edildiğini, haksız fesihte bulunan davacının sözleşmede geçen ve dava dilekçesinde belirttiği 197.945,88 TL'lik kısmını müvekkilinden isteyemeyeceğini, müvekkilinin mağazayı dilediği kişiye devretme hakkının kullanılmasına davacının engel olduğunu, müvekkilinin sözleşme ve bayilik ilişkisi gereği tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğinden bahisle davanın reddine ve davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ile davacının, davalıya 197.945,88 TL'lik bayi desteğinde bulunduğu taraflar arasında çekişmesizdir. Sözleşme 18.04.2014 tarihli olup 3 yıl süreli olduğundan 18.04.2017 tarihinde sözleşme sona erecektir. Sözleşmenin feshi davalıya 20.03.2017 tarihinde tebliğ edildiğinden ve bu tarihte sözleşme feshedilmiş sayıldığından 3 yıllık sürenin bitmesine 28 gün kala sözleşme feshedilmiştir. 3 yıl karşılığı 197.945,88 TL bayi desteğinde bulunan davacının 28 gün için zararı (3 yıl x 365 gün = 1095 gün, 197.945,88 TL : 1095 gün = 180,7724 TL günlük destek bedeli, 28 gün x 180,7724 TL = 5.061,63 TL) 5.061,63 TL'dir. Davacının 3 yıllık sürenin tamamına özgü verdiği desteğin tamamını geri istemesi, iyi niyet kurallarına ve hakkaniyete uygun olamayacağından davacının bayi desteği zararının tamamının tahsiline ilişkin talebi yerinde görülmemiş olup kalan süre ile orantılı olarak bu kalem talebinin 5.061,63 TL'lik kısmının kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçeli kararda 127.354,81 TL alacağın varlığının sabit olduğunu ancak davalının lehine olarak bu miktarın 125.361,81 TL olduğunun anlaşıldığının ifade edildiğini, gerekçenin çelişkili olduğunu, ticari alım satımdan kaynaklı alacağa ilişkin olarak 1.993,00 TL'nin reddedilmesinin hukuki açıklaması yapılmadığı gibi çelişki ve belirsiz bir ifadeye dayalı bir şekilde 1.993,00 TL'nin reddedilmesinin isabetli olmadığını, 197.945,88 TL tutarlı bayi destek destek yatırımı yapıldığının çekişmesiz olduğunun tespit edildiğini, davalının temerrüde düştüğünü, sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini ve sözleşmenin feshinde haksız olduğunu bu sebeple davacının uğradığı zararları ödemesi gerektiğinin belirtildiğini, tespitin doğru olduğunu ancak iyiniyet kurallarından bahisle hakimin yorumuna dayalı bir hüküm kurulduğunu, hakimin bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığını, alacaklarının likit olmasına rağmen icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait defterler ve belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen kök ve ek raporlarda müvekkilinin davacı şirketten 54.656,75 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, mahkemece herhangi bir haklı neden gösterilmeksizin sadece davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi nazara alınarak, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurulduğunu, bayilik sözleşmesi davacı tarafından feshedildiğinden talep edilen destek bedellerinin ya da yatırım zararlarının davacıya iade edilmesi için haklı bir neden bulunmadığını, müvekkilinin sözleşme süresi boyunca sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, mahkemece kabul edilen kısımlar bakımından kötüniyet tazminatına hükmedilmesi, reddedilen kısımlar yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin, muacceliyet sözleşmesinin, tutanak ve fesih ihtarnamesinin, icra dosyalarının dosya arasına alınarak incelendiği, sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenlere dayalı olarak feshedildiği, muacceliyet sözleşmeleri kapsamında davalıdan alınan bonolar yönünden Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2017/3951 E. sayılı dosyasında 232.000,00 TL alacak yönünden yapılan kambiyo takibinin derdest olduğu, alacağın tahsilinde tekkerrüre yer vermeme kaydının bulunduğu, bu nedenle davacı alacağının varlığının sabit olduğu ancak davacı defterlerine göre alacağının 125.361,81 TL olarak tespit edildiği, davacı tarafından tutulan kayıtlarının kendisi yönünden bağlayıcı olacağı, bu nedenlerle mal satışından kaynaklı olarak 125.361,81 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesine, bayi destek kapsamında yapıldığı sabit olan 197.945,88 TL'nin sözleşeme süresi ve fesih tarihi dikkate alınarak oranlanması suretiyle belirlenmesine, ticari satıştan kaynaklı alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve davalı tarafça, davalının kötü niyetli olarak takip yaptığının ispatlanamaması nedeniyle, şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak ve davalı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek ve taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri de dikkate alınarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ticari satımdan kaynaklanan alacağın varlığı sabit olduğunun açıkça ifade edilmesi karşısında 127.354,81 TL üzerinden ticari satımdan kaynaklanan alacağın en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, bayi Destek Yatırım Bedeli yönünden hukuka aykırı bir şekilde verilen kararın bozularak 197.945,88 TL üzerinden yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek ve dosya kapsamında mevcut 22.02.2017 tarihli Ürün Teslim ve Borç Mahsubu Muvafakati Tutanağı başlıklı belge ile şirket yetkilisi ve müvekkil tarafından imzalandığını, bu belge ile de sabit olduğu üzere bayilik sözleşmesinin davacı tarafından fesh edildiğini, mağazada bulunan mallar davacı şirket tarafından alındığını, mağazanın davacı şirket tarafından daha evvel yapılan anlaşmaya aykırı olarak müvekkil zararına üçüncü bir firmaya devredildiğini, bu sebeplerle davacı tarafından talep edilen destek bedellerinin yada yatırım zararlarının davacıya iade edilmesi için haklı bir neden ve yasal dayanak bulunmadığını, dosya kapsamında bulunan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen kök ve ek raporlarda müvekkilimizin davacı şirketten 54.656,75 TL alacaklı olduğu hesap ve tespit edildiğini, sadece davacı taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi nazara alınarak ve en azından raporlar arasında oluşan çelişki giderilmeksizin eksik incelemeye dayalı ve hatalı hüküm kurulduğunu, davanın davacının tüm talepleri yönlerinden reddi ile davacı tarafın %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacak nedeniyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.