11. Hukuk Dairesi 2009/5164 E. , 2010/11457 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tuzla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2008/664 - 2008/1231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2009/5164 E. , 2010/11457 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tuzla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2008/664 - 2008/1231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... ile davalılar arasında düzenlenmiş kira sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, davalıların asıl borçlu ile bilahare yaptığı anlaşmalara da dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi yaptıklarını, asıl borçlu ile davalılar arasında yapılan ek sözleşmeyi kefil olarak imzalamamış olan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumlu olduğu meblağın asıl borçlu tarafından ödendiğini, müvekkilinin davalılara hiçbir borcunun olmadığını, başka bir iş dolayısıyla müvekkilinin vekaletine sahip avukat tarafından müvekkiline ödeme emri tebliğ edilmeden takibe itiraz ettiğini, itirazın kaldırılmasına ilişkin dava dosyasında müvekkilini borçtan kurtaracak hiçbir definin ileri sürülmediğini, itirazın kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin mallarının haczedilerek satıldığını ileri sürerek, müvekkilinin icra dosyasındaki asıl borç, faiz ve icra inkar tazminatından sorumlu olmadığının tespitine, dava öncesinde veya dava sırasında müvekkilinin mülkiyetindeki menkul ve gayrimenkul malların satılmasıyla uğranılan zararın tazminine, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile % 40 tan aşağı olmamak üzere tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkillerine yapılan tebligatların, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine aykırı olması nedeniyle usulsüz olduklarını, 17.10.2008 tarihinde davadan haberdar olduklarını, İİK'nun 72/son maddesi gereğince menfi tespit ve istirdat davalarında yetkili mahkemenin ya takibin yapıldığı yer ya da davalının ikametgahı mahkemesinin olduğunu, buna göre İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak yetki itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar taraflar arasında yapılan sözleşmede mecurun bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmış ise de, İİK'nun 72/son maddesinde menfi tespit ve istirdat davalarında, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin ya da davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olduğunun özel olarak düzenlendiği, bu hüküm karşısında tarafların yetki anlaşmasının geçerli olmadığı gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarına, İİK'nun 72/son maddesi uyarınca takibin yapıldığı yer ya da davalının ikematgahı mahkemesince bakılması gerektiği, bu hususta yapılan yetki anlaşmasının geçersiz olduğu belirtilerek yetkisizlik kararı verilmişse de, anılan kuralın kamu düzenine ilişkin olmadığı, bu itibarla yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemenin yetkisini kaldırmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede Tuzla Mahkemelerinin yetkili kılındığı anlaşıldığından yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.