T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/68 - 2026/183 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/68 KARAR NO : 2026/183 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/427 E. - 2023/356 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali ve Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/68 - 2026/183 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/68 KARAR NO : 2026/183 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/427 E. - 2023/356 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali ve Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2023 tarih ve 2022/427 E. - 2023/356 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2013/108940 sayılı 29, 30, 32 ve 35. sınıflarda tescilli “...” markasının sahibi olduğunu ve markasını 10 yılı geçkin süredir aralıksız ve yoğun bir şekilde kullandığını, davalı şirketin 2020/76539 sayılı “...” ibareli başvurusuna yönelik olarak müvekkili şirket tarafından yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, müvekkilinin mesnet markasının kullanımını ispat edemediği gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkili şirket tarafından itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması için YİDK nezdinde yapılan itirazın da ret edildiğini, Kurum kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından kullanıma ilişkin olarak tarihli faturalar, tabela görüntüsü, reklam filmi görüntüsü ve ticari kayıtların sunulmasına rağmen Kurum tarafından bunların dikkate alınmadığını, davalı şirketin tescil ettirmek istediği “...” markası ile müvekkilinin kullandığı “...” ve “...” markalarının birebir aynı olduğunu, markalar arasında iltibas bulunduğunu, davalı şirketin iyi niyetten uzak olduğunu ileri sürerek, 2022-M-11765 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/76539 başvuru sayılı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, 70 yıllık bir geçmişe sahip olan müvekkili şirketin gıda, helva, reçel, tahin pekmez ve kakaolu krema başta olmak üzere 300’den fazla ürün çeşidiyle sektörün öncü markalarından biri olduğunu, müvekkili şirketin çok uzun yıllardan bu yana markalarını tescilli olarak kullandığını, davanın konusunun ancak iptali talep edilen karar ve karara ilişkin işlem dosyası ile sınırlı olduğunu, marka işlem dosyasına sunulmamış davacı delillerinin dikkate alınmasına muvafakatleri bulunmadığını, Markalar Dairesi Başkanlığınca yapılan incelemede karşı yanın markasını ciddi anlamda kullandığının ispatlanamaması nedeniyle davacı tarafın itirazlarının reddedildiğini, davacı tarafın bu karara itirazında “yalnızca benzerlik incelemesine ilişkin itirazlarda bulunduğunu” ve kullanım ispatına muhalefet etmediğini, dolayısıyla Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, “kullanımın ispatlanamadığı” yönünde verilmiş kararın karşı yanın itiraz etmemesi üzerine kesinleştiğini, bu nedenle YİDK tarafından kesinleşmiş bir karara itiraz edilmiş olması sonucu itirazın reddine ilişkin verilmiş kararın yerinde olduğunu, karşı yanın marka işlem dosyasına ve her ne kadar incelemeye alınması mümkün olmasa dahi huzurdaki dava dosyasına sunmuş olduğu belgelerin SMK 9. madde anlamında ciddi kullanımı ispat eder nitelikte olmadığını, karşı yanın markasının 29, 30, 32, ve 35. Sınıflarda tescilli olmasına rağmen dosyaya sunduğu belgelerin bu sınıflar bakımından kullanımı ispat etmediğini, davacı tarafın bu yönde bir tesisinin dahi olmadığını, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan az sayıdaki faturalardan bazılarının boş, bazılarının ise aynı firmaya kesilmesi nedeniyle ciddi kullanımı ispata yeterli olmadığını, bahse konu faturaların son beş yıla (2016-2020) ait olması gerekirken davacı şirketin dosyaya sunduğu faturaların bu tarihlerden öncesine dayanması nedeniyle dikkate alınmasının mümkün olmadığını, kazanılmış hakkının olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davacı yanın kötüniyet iddialarının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait (2013/108940) sayılı "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da, davacının itiraz mesnedi bu markasının SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında kullanım ispatına tabi olduğu, davalı şirket tarafından süresinde kullanmama def'inin ileri sürüldüğü, davacının 2013/108940 sayılı “...” ibareli markasını tescil kapsamındaki emtia ve hizmetler yönünden ciddi biçimde kullandığını ispat edemediği, davacının bu marka açısından kullanım ispatını yerine getirmediğinden SMK'nın 19/2. maddesi göndermesi ile 6/1. maddesindeki iltibas koşulundan ve 25/7. maddesindeki hükümsüzlük koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır" şeklinde değerlendirme yapılması gerektiği, diğer taraftan, davacının "..." ibareli başvurusu üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının kanıtlanamadığı, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerek bilirkişi tarafından gerekse mahkeme tarafından tescil edilen sınıflara ilişkin ayrı ayrı kullanım değerlendirilmesi yapılmadığını, markanın müvekkili tarafından tüm sınıflarda kullanılmadığına ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili tarafından huzurdaki davaya konu markanın yoğun şekilde kullanıldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, işletmenin önünde bulunan dev tabelada kullanımın ve TV reklamlarının kullanımı ispat ettiğini, müvekkili şirket tarafından ... markasının ciddi ve yoğun şekilde kullanıldığını, kullanılan bir markanın davalı şirket tarafından tescil ettirilmesinin iyi niyetten uzak olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusuna, davacının "..." ibareli markasına dayanarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca yapılan incelemede karşı yanın markasını ciddi anlamda kullandığının ispatlanamaması nedeniyle davacı tarafın itirazlarının reddedildiği, davacı tarafın bu karara itirazının da YİDK kararı ile reddedildiği, davacının itirazına mesnet olarak sunduğu markasının SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında kullanım ispatına tabi olduğu, davacının 2013/108940 sayılı “...” ibareli markasını tescil kapsamındaki emtia ve hizmetler yönünden ciddi biçimde kullandığını ispat edemediği, bu nedenle davacının SMK'nın 19/2. maddesi göndermesi ile SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulundan ve 25/7. maddesindeki hükümsüzlük koşulundan yararlanamayacağı, ayrıca davacının "..." ibareli başvurusu üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının kanıtlanamadığı, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun somut olayda oluşmadığı, diğer yandan SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.