T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1598 KARAR NO : 2026/289 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2022 NUMARASI : 2019/517 Esas 2022/326 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı i…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1598 KARAR NO : 2026/289 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2022 NUMARASI : 2019/517 Esas 2022/326 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirketin .... plakalı aracın maliki olduğu, anılan aracın davalı taraftan satın alındığı,13.09.2018 tarihinde aracın turbosunun arızalandığı, turbonun davalı tarafça ücretsiz olarak değiştirildiği,2019 yılı Ekim ayında turbonun yeniden arızalanması nedeniyle yeniden turbonun incelenmesi amacıyla davalı şirkete götürüldüğü, davalı şirketin müvekkile aracın garanti kapsamı dışında olduğunu belirttiğinin, müvekkil şirkete ait araçtaki arızanın/ayıbın kaynağının tespiti bakımından İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/189 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığı, müvekkil şirketin davalı taraftan satın aldığı araçtan beklediği faydayı sağlayamadığı, bu nedenle öncelikli olarak aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini talep ettikleri, ayıpsız benzerinin bulunmaması halinde aracın bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve ÖTV ile kur farkından kaynaklanan bedel ile iadesini talep ettiklerini belirterek davalıdan satın alınan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, mümkün bulunmaması halinde aracın satın alındığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte bedel iadesini, aksi halde dava konusu araçtaki ayıbın giderilmesi için gereken masrafların davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, dava konusu aracın turbo arızasından sonra kullanılamaması nedeniyle araç mahrumiyet tazminatının davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, mahkemece ayıbın giderilmesine karar verilmesi halinde turbo değişikliği nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, mahkemece bedel iadesine karar verilmesi halinde ÖTV ile kur farkında doğan bedelin davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, tespit giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığı, aracın ayıplı olarak nitelendirilmesi için maldaki eksiklik yada özrün önemli olması ve maldan yararlanmayı önemli ölçüde azaltacak yada ortadan kaldıracak bir arıza yada kusur olması gerektiği, ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığı, araçtaki arızanın kullanım kaynaklı olduğu, dava konusu araçta chip tuning olduğunun görüldüğünün, davacının bu durumu kabul etmediğinin, araçta meydana gelen arızanın davacının aracı kullanma ve bakım yapma şekli ile ilgili olduğunu, dava konusu aracın 30.000 km bakımını yaptırmak için servise geldiğinde aracın 40.113 km de olduğunun görüldüğü, yağ değişimi yapılmadığını ve bunun da turboda aşınma meydana getirdiğinin tespit edildiği, tespit bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik nitelikte olmadığı, bu rapora dayanılarak müvekkil şirketten talepte bulunulamayacağının, raporda arızanın kaynağına inilmediğini ve neden kaynaklandığının açıklanmadığının, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ayıptan kaynaklı seçimlik haklarda terditli talepte bulunulamayacağı, ayrıca davacının ÖTV ile kur farkından doğan bedel ile tarafına iadesi şeklindeki talebinin de hukuki dayanağı bulunmadığının, dava konusu olayda başka bir hak ile giderilebilecek bir durum bulunduğunun, davacının aracındaki arızanın onarım ile giderilebilecek nitelikte olduğu, müvekkil şirketin yetkili satış bayii olup üretici olmadığını belirterek davanın ....A. Ş. ’ye ihbarına, öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "..., Yukarıda teknik bilgilendirme bölümünde araçtaki turbo-kompresör sisteminin nasıl çalıştığı bilgisi verildiği ve dosyadaki 8.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Bilirkişi ...’in ”Aracın 2.periyodik bakımının yaklaşık olarak 10.000 km gecikmiş olduğu yapılan incelemede yağ değişim periyodu ve periyodik bakımın 10.000 km. gecikmesinin turboda aşırı sese sebebiyet verecek düzeyde etken olmayacağı araçta sistemsel bir ayıp nedeniyle yetersiz yağlamaya maruz kalan turbo yatak ve kanatçık milinde sese sebep olduğu, araçtaki 2.kez oluşan turbo arızasının kullanım kaynaklı arızalandığına dair bir tespitin iş emrinde olmadığı, araçtaki üretimden kaynaklı ayıptan kaynaklandığı, ayıbın sonradan çıkması ve satın alınma sırasında anlaşılamaması nedeniyle gizli ayıptan kaynaklandığı” tespitine iştirak edilmesinin mümkün olamayacağı, araçtaki turbo sisteminin motorun çok hassas bir parçası olup, yağsız veya zamanında değiştirilmeyen bir yağın veya özelliği kaybetmiş olan motor yağının zamanla deformasyona uğrayarak turbo sistemine zarar vermesinin mümkün olabileceği , Araçta CHIP TUNING olup olmadığı araç yetkili servise gittiğinde test cihazına bağlandığında da görülmediği, ancak bunun aracın üretici firma ile yapılan onlıne bağlantı neticesinde tarafımıza 48 saat sonra tarafımıza bilgi verilebildiğinin, mahkemenizce atanan Bilirkişi Heyetinin davacıya ait aracı başka bir .... yetkili servisine götürmeleri halinde araçtaki mevcut durumun ortaya çıkabilmesinin mümkün olacakken, ancak mahkemenizce atanan Bilirkişi Heyetinin “Dava konusu aracı yetkisi olmayan 3.San.Sitesinde bulunan ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Arge Uygulamalı Eğitim ve Teknolojileri Merkezi götürülerek test cihazına bağlandığı ve turboda normal turbo sesinden biraz daha tiz bir ıslık sesi şeklinde sesin duyulduğu bu sesin turbo basınç sezici valfinde arıza tespit edildiği” şeklinde tespitlerinin hatalı olup, aracı buraya götürerek düzenledikleri raporun dikkate alınmasının mümkün olamayacağını, Davacının maliki olduğu .... plaka sayılı aracın zamanında periyodik bakım yaptırmadığı, araçta onarım standartlarına uygun olacak şekilde aracın bakım km ’sinde servise götürmediği, araçtaki yağın özelliğinin vasfının bozulmasının mümkün olabileceği ve araç motor kontrol ünitesine ne zaman ve nasıl yüklendiği bilinmeyen Chıp Tunıng uygulamasının aracın turbo sistemine zarar vermesi sebebiyle davacının kullanımdan kaynaklı olacak şekilde sorumlu olabileceği kanaatine varılarak tüm dosya içeriği ve alınan beşli bilirkişi heyet raporu doğrultusunda davanın reddine dair mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müvekkili şirketin ayıplı/kötü ifadan kaynaklı zararını gidermek amacıyla ikame edildiğini, müvekkili şirketin .... plakalı aracın maliki olup iş bu dava konusu aracı davalı yandan satın alındığını, alındıktan kısa bir süre sonra 13/09/2018 tarihinde aracın turbosunda arızaların meydana geldiğini, dosyada mübrez faturanın ve ilk arıza tarihinde de açıkça görüldüğü üzere aracın henüz randımanlı şekilde kullanılmadan, satın alındıktan sonra 4 ay gibi kısa bir süre sonra arızalandığını, bu kadar kısa süre içerisinde meydana gelen turbo arızasının kullanımından kaynaklı olamayacağının aşikar olduğunu, ilk arızadan sonra turbosunun davalı tarafından değiştirilmiş ise de değişimden kısa süre sonra aracın turbosunun tekrar arızalandığını, bu defa davalı şirketin aracın garanti kapsamı dışında olduğunun belirtildiğini, arıza ile ilgilenilmemesi üzerine tespit davası açtıklarını, bilirkişinin raporunda açıkça periyodik bakımdaki gecikmenin turbodaki aşırı sese sebebiyet vermeyeceğini, bunun turbo arızasına neden olmayacağının açıkça belirtildiğini, araçta bulunan sistemsel bir ayıp nedeniyle turbo arızasının meydana geldiğinin belirtildiğini, mahkemece bilirkişiden aldırılan iki rapora da itibar edilmeden, bu raporlara aykırı şekilde hüküm kurulmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından şüpheye yer bırakmayacak şekilde temin edilmiş hiçbir belge ve emare sunulmadan müvekkil şirket tarafından dava konusu araca Chip Tuning uygulanması yüklendiğinin iddia edildiğini, mahkemece bu asılsız iddiaya itibar olunarak hüküm kurulduğunu, araçta Chip Tuning uygulamasının bulunduğu iddiasının kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ayıplı araç satımı iddiasına dayalı misli ile değişim, aksi halde bedel iadesi ve tazminat istemine ilişkindir. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacının satın almış olduğu aracın satıcıdan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasını ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2022 tarih, 2019/517 Esas ve 2022/326 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2026