Hukuk Genel Kurulu 2008/10-402 E. , 2008/411 K. "" MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 19/12/2007 Taraflar arasındaki “rucuan alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.11.2002 gün ve 1054-1032 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.07.2007 gün ve 8579-11481 sayılı ilamı ile, (1-Davalı ....Sigorta A.Ş. yönünden; davanın yasal dayanağın…
**Hukuk Genel Kurulu 2008/10-402 E. , 2008/411 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 19/12/2007 Taraflar arasındaki “rucuan alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.11.2002 gün ve 1054-1032 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.07.2007 gün ve 8579-11481 sayılı ilamı ile, (1-Davalı ....Sigorta A.Ş. yönünden; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 26. maddesinde tazminle sorumluluğa olanak veren yasal düzenleme, kusura dayalı sorumluluk halini düzenlemektedir. Mahkemece hükme esas alınan 20.03.2002 tarihli kusur raporunda davalı ... Sigorta A.Ş.’ne yüklenen kusur bulunmaması karşısında, hakkındaki davanın reddi gereğinin gözetilmemiş olması isabetsizdir. 2-Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, yasal dayanağı oluşturan, 506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki “Halefiyet” ilkesi uyarınca, kurumun rücu alacağı, hak sahiplerinin tazmin sorumlularından, isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken; Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 sayılı kararı ile anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün Anayasa’ya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Anayasanın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenlemelere göre; “Anayasa Mahkemesinin iptal kararları’nın” Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, “iptal kararının” Resmi Gazete de yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 76. maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın, iptal kararı ile keenlemyekun (yok hükmünde) olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına cevaz yoktur. (İÇ, BBGK.nun 1960/21 Esas ve 9 sayılı kararı; HGK nun 21.01.2004/10-44 Esas ve 19 Sayılı; ayrıca 07.04.2004 gün, 214 E ve 19 sayılı ve 2004/448 Esas ve 461 sayılı kararları). Gerçekten de, usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun hükmü, sonradan (karar kesinleşmeden önce) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse; artık usuli kazanılmış hakka göre değil; aksine, usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak; iptal kararından sonra oluşan yeni hukuki duruma göre karar verilmesi gereği vardır. (Kuru, S.4784)