11. Hukuk Dairesi 2013/6450 E. , 2013/22099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/11/2012 tarih ve 2009/607-2012/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm b
**11. Hukuk Dairesi 2013/6450 E. , 2013/22099 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/11/2012 tarih ve 2009/607-2012/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin taşıyıcısı olduğu konteynerin tahliyesinin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, liman sahasında bekleme esnasında davalı çalışanınca başka konteynerin vinçten düşürüldüğünü, çarpma sonucu müvekkilinin taşıdığı konteynerin zarar gördüğünü, hasar miktarı 46.114,64 USD’nin tahsili için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını ve müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın yargılama sonucu belirleneceğinden icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu zarar verici eylem nedeniyle davalının, dava dışı alıcı Pektim AŞ’ne karşı BK 55 maddesi uyarınca sorumlu olduğu, davacının da dava dışı sigorta şirketinin temliki nedeniyle bu hakkı talep edebileceği, tazminat miktarının malların gönderildiği dava dışı Petkim'in zarar gören malların o gün itibariyle, İzmir'de edinebileceği miktardan ibaret olduğu gerekçesiyle, davanın CIF fatura bedeli üzerinden kısmen kabulü ile davalının asıl alacağın 40.130 USD kısmına yönelik itirazının iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın 24.2.2004 tarihinden itibaren kamu bankalarının USD mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle fiili ödeme günündeki TL karşılığının tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Mahkemece, Yargıtay’ın bozma ilamına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak oluşur ve kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine uyulan kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verilmesi yükümlülüğü doğar. Mahkemenin hem bozma kararına uyması, hem de sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması usule uygun sayılmaz ve bu husus başlı başına bozma sebebi sayılır. Yine, mahkeme kararında yer alan bir husus açıkça temyiz nedeni yapıldığı halde bu itiraz yerinde görülmemiş ve değinilen uygulama bozma kapsamı dışında bırakılmış ise hükmün bu yönü ile taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Davaya konu olayda, Dairemiz bozma ilamında “....Davacı taşıyıcı, 02.01.2006 tarihli ibra ve temlik beyanı içerir belgeyle, dava dışı sigorta şirketine 17.600 Euro ödeme yapmıştır. Dava konusu icra takibinde ise, davalıdan 44.341 USD asıl alacak iddiasıyla işlemiş faiziyle birlikte 46.114,64 USD’nin tahsilini istemiştir. Davacının dava dışı sigorta şirketine 17.600 Euro ödemesine rağmen, bu miktarı aşan dava konusu talebine dayanak teşkil eden, temlik ya da ödeme belgeleri açıklanmadan, davacının ibra edildiği miktarın üzerinde olan 40.310 USD olarak davanın kabulü yerinde görülmemiştir. Ayrıca, davalının sorumluluğu, emtiada oluşan gerçek zarar miktarı ile sınırlı olup, mahkemece, kimyasal içerikli emtiada oluşan gerçek zarar miktarının tespiti açısından hiçbir inceleme yapmayan hukukçu bilirkişinin fatura bedeline dayalı raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa mahkemece, HUMK'nun 275'inci vd. madde hükümleri uyarınca, emtianın niteliğine uygun uzmanlığı bulunan bilirkişi incelemesiyle gerçek zarar miktarının belirlenmesi” gerektiği hususu belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında bozma ilamına konu 17.600 Euro ödemesini aşan kısımla ilgili temlik ya da ödeme belgeleri hususunda davacı taraftan delillerinin ibrazı talep edilmiş, davacı tarafça bu hususta daha önce sunulan deliller dışında başkaca bir temlik ya da ödeme belgesi ibraz edilmediği halde bu kez oluşturulan hükümde yeniden 40.130 USD üzerinden takibe yönelik itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine Dairemiz bozma ilamında gerçek zararın tespiti bakımından hukukçu bilirkişinin fatura bedeline dayalı raporuna itibar edilemeyeceğine dair belirlemeye karşı mahkemece, bozmadan önceki hukukçu bilirkişi Vural Seven tarafından düzenlenen rapora itibar edildiğinden bahisle, bozmaya uyulduğu ve belirtilen hususlarda davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu halde, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 2- Kabule göre de, takibe yönelik olarak itirazın iptaline ve takibin 24.2.2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a bendi uyarınca belirlenecek faizi ile devamına şeklinde hüküm tesisi gerekirken mahkemece hüküm fıkrasının 3. bendinde infazda tereddüt oluşturacak şekilde “Alacağı 24/2/2004 tr den itibaren kamu bankalarının USD mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanarak fiili ödeme günündeki TL karşılığının tahsiline “ şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.