T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2012 - 2025/2094 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2012 KARAR NO : 2025/2094 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2025/193 E. - 2025/540 K. DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/07/2025 Tarih ve 2…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2012 - 2025/2094 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2012 KARAR NO : 2025/2094 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2025/193 E. - 2025/540 K. DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/07/2025 Tarih ve 2025/193 Esas - 2025/540 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 19/07/2020 tarihinde işe gitmek için davalıların sürücüsü ve maliki bulunduğu otobüse bindiğini, henüz yerine oturmadan otobüsün hemen hareket ettiğini, duraktan çıkarken karşı şeridi ihlali nedeniyle ani ve sert bir fren yaptığını, otobüste yerine oturmak için hareket halinde olan müvekkilinin, otobüsün ani ve sert fren yapması nedeniyle dengesini kaybederek düştüğünü ve belini otobüsün tutamak demirine çarptığını, müvekkilinin olay yerine gelen ambulansla Eskişehir Şehir Hastanesine götürüldüğünü ve omurgasının kırıldığının tespit edildiğini, davalı sürücü hakkında Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinde 2021/156 E. dosyasında yapılan yargılama neticesinde sanığın tam kusurlu olduğuna karar verildiğini, müvekkilinin dava konusu olay nedeniyle manevi yönden zarara uğradığını ileri sürerek, 100.000,00 TL manevi tazminatın, 19/07/2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konu olayın dava dilekçesinde anlatıldığı şekilde olmadığını, müvekkilinin kullandığı otobüsü tam olarak durağa yanaştırdığını, şerit ihlali yapmadığını, davaya konu olayda davacının kendi trafik güvenliğini ve tedbirini alarak dikkatli olması zorunluyken, davacının bu hususlara riayet etmediğini, müvekkilinin davaya konu olayın yaşanmasını önlenmek için etkin bir tedbir almasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, davalı şoförün müvekkili belediyenin personeli olmadığını, bu durum nedeniyle de açılan davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin davaya konu olayın meydana geldiği otobüsü bakımlı ve sağlam olarak sürücüye teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 17/05/2023 tarihli raporunda, davacının süreli özür oranının %13 olduğunun, geçici iş göremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin, bu süre içerisinde %100 malul sayılması gerektiğinin, bakıcıya muhtaç olduğu sürenin 4 ay olduğunun açıklandığı, meydana gelen kazada, davalı otobüs şoförünün kusur oranının %60, davacının ise %40 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Belediye Başkanlığının meydana gelen kazada kusurunun olmadığı, söz konusu kaza nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı, olayın oluş şekli, olay tarihi, araç sürücüsünün kusur durumu, davacı da meydana gelen manevi zararın ağırlığı, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak 60.000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL'nin 19/07/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, manevi tazminat davasında, davanın kısmen reddi nedeniyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zarar dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük kaldığını, müvekkilinin dava konusu olay nedeniyle omurgasının kırıldığını, engel oranının %13 olduğunun tespit edildiğini, 1 hafta hastanede kaldığını, sonrasında tedavi için sürekli olarak hastaneye gidip geldiğini, eşinden boşanmış olan müvekkilinin, iki küçük çocuğuna tek başına baktığını, çocuklarının geçimi için öğrenci apartında çalışan müvekkilinin, dava konusu olay sonrası işe gidemediğini ve çalışabilecek durumda olmadığı için işten çıkarıldığını, dava konusu olayda, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, buna rağmen manevi tazminat miktarından kusur oranında indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, kararı veren mahkemenin görevli olmadığını, diğer davalı araç şoförünün, müvekkili belediyenin personeli olmadığını, bu nedenle de açılan davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin davaya konu olayın meydana geldiği otobüsü bakımlı ve sağlam olarak sürücüye teslim ettiğini, davalı sürücünün de olayda kusurunun bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının işe gitmek amacıyla davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu, mesleki amaçla hareket etmesi nedeniyle davacının, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesi kapsamında tüketici sıfatı taşımadığı, bu itibarla davalı Belediye vekilinin, mahkemenin görevine ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, davacının, içerisinde yolcu olarak bulunduğu davalı tarafa ait aracın etkili fren yapması nedeniyle düştüğü ve yaralandığı, bu nedenle meydana gelen davacının manevi zararından davalının, araç maliki ve işleten sıfatıyla sorumlu bulunduğu, davalı Belediyenin husumet itirazının yerinde olmadığı, dosya kapsamında bulunan dava konusu olaya ilişkin ceza mahkemesi kararı da gözetildiğinde, kendi can emniyetini almak üzere bir yere oturmayan, tutunma askıları veya koltuk başlarında bulunan trabzanlara, kendi güvenliğini alacak şekilde tutunmayan, vücudunu dengeleyerek kendi güvenliğini yeterince sağlamayan davacının da, dava konusu yaralanmanın meydana gelmesinde kusurlu bulunduğu, dava konusu olayın meydana geldiği tarih, kazanın oluşma biçimi, tarafların kusur durumları ve davacının yaralanma derecesi dikkate alındığında, takdir edilen manevi tazminatın, somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, Anayasa Mahkemesince verilen, 25/12/2024 tarih, 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı karar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326/2. maddesindeki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu tespitinde bulunularak hükmün iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında, hukuki bir uyuşmazlığın mahkeme önüne götürülmesi hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı ile ilgili olduğu, manevi tazminat davasının kısmen reddedilmesi halinde, davayı açan kişinin yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulmasının, davacı üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle bu hakkı sınırladığı tespitinde bulunulmuştur. Yine anılan kararda, ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenleme de bulunmadığı, HMK’nın 326/2. maddesi ile mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın "manevi tazminat davaları" yönünden kanunilik şartını sağlamadığı belirtilmiştir. Her ne kadar iptal hükmünün ilgili kararın Resmi Gazete'de yayım tarihi olan 14/03/2025 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış ise de, Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326/2. maddesinin manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığı tespit edilerek ilgili hükmün iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi'nin, Hulusi Yılmaz [GK B. No: 2017/17428, 1/12/202] kararında, Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olup, kamu gücü kullanan makamların her türlü iş ve işlemlerinde öncelikle Anayasa hükümlerini gözetmek zorunda oldukları, Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca hâkimlerin önlerine gelen uyuşmazlıkları öncelikle Anayasa hükümlerini dikkate alarak çözüme kavuşturmalarının anayasal bir zorunluluk olduğu, mahkemelerin Anayasa'ya aykırılığı açık olan bir kanun hükmüne dayalı olarak uyuşmazlığı çözmesinin Anayasa'nın 152. maddesine aykırı bulunduğu, hükmün bireysel başvuruya konu olması hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verebileceğine işaret edildiği, bu nedenle, somut uyuşmazlıkta da ilgili kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği, Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca hükmün iptali için itiraz yoluna gidilmesinin söz konusu olamayacağı ve bu hükme dayalı olarak karar verilmesinin iptal kararı ile açık bir çelişki oluşturacağı, bireysel başvuruya konu edilmesi halinde mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olabileceği anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin manevi tazminat isteğinin redde konu bölümü esas alınarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, Dairemizce, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün esasına ilişkin bir değişiklik yapılmayıp, sadece feri nitelikteki vekalet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurulduğundan, ilk derece mahkemesinin kararının verildiği tarihte geçerli bulunan Tarife hükümleri dikkate alınmıştır. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/07/2025 gün ve 2025/193 Esas - 2025/540 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile 60.000,00-TL manevi tazminatın, 19/07/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.098,60-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 341,55-TL harcın mahsubu ile kalan 3.757,05-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre kabul edilen tutar yönünden hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarih, 2024/29 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararı uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 926,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 525,00-TL tebligat ve posta gideri, 1.683,10-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan 6.134,10-TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.680,46-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 341,55-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan 4.102,71-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... Belediye Başkanlığı tarafından yapılan 320,00-TL tebligat ve posta masrafı ile 1.683,10-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.003,10-TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 801,25-TL'sinin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-6325 Sayılı Yasanın 18/A-13 maddesi gereği suç üstü ödeneğinden ödenen arabuluculuk ücreti 672,00-TL'nin davanın red/kabul oranına göre 403,20-TL'lik kısmının davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak, 268,80-TL'lik kısmının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davacıdan peşin olarak alınan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı ile mükerrer yatırılan 1.683,10-TL istinaf yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı iadesine, 13-Davalı ... Belediye Başkanlığından alınması gereken 4.098,60-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı Belediye tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 1.024,65-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 3.073,95-TL'nin davalı belediyeden tahsili ile hazineye irat kaydına, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 15-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.