İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 30/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti davasında 17/10/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şi…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/10/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI:........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 30/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti davasında 17/10/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ........'nın Konya'da bulunan dört şubesinin temizlik işlerini taşeron firma olarak üstlendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra müvekkili şirket bu şubelerin her birine sözleşme süresince kalmak üzere çeşitli bankalardan aldığı teminat mektuplarını verdiğini, sözleşmenin imzalandığı şubeler ve aldıkları teminat mektupları; 1-Zafer Sanayi Şubesi (iş başlangıç 02/11/2019) verilen teminat mektubu 5.000,00 TL, süresiz alındığı banka ........, yapılan iş akdi sözleşmesi davalı banka tarafından 30/09/2010 tarihinde feshedildiğini, 2-İç Anadolu Bölge Müdürlüğü (iş başlangıç 01/06/2008) verilen teminat mektubu 3.400,00 TL. süresiz, alındığı banka ......... yapılan iş akdi (31/03/2010) süresi dolduğu için sona erdiğini, 3- Merkez Konya Şubesi (iş başlangıç 03/02/2009) verilen teminat mektubu 5.100,00 TL. süresiz, alındığı banka ......... yapılan iş akdi sözleşmesi 30/09/2009 tarihinde davalı banka tarafından feshedildiğini, 4-Büsan Konya Şubesi (iş başlangıç 15/02/2008) verilen teminat mektubu 3.450,00 TL. süresiz, alındığı banka ......... yapılan iş akdi süresi dolduğu için sona erdiğini (15/02/2010), bu dört şubede yapılan temizlik hizmeti, sözleşme süresinin dolması ve fesih gibi nedenlerle sona erdiğini ve müvekkili şirket ........'ın bu dört şubeden herhangi birine karşı bir sorumluluğu kalmadığını, sözleşmenin sona ermesinden kısa bir süre sonra müvekkili şirket, ........ Bankasının şubelerinden teminat mektuplarını geri istediğini ancak davalı banka yapılan sözleşme gereği işçi hak ve alacaklarında kendisinin müteselsil sorumluluğunu ileri sürerek teminatı yedinde tutmaya devam ettiğini, davalı Bankanın bu tutumu üzerine müvekkili şirket, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ve ... K. sayılı dosyası ile davalı bankada bulunan teminat mektuplarının iadesini talep ettiğini, söz konusu davada, davalı banka işçilik alacaklarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesi ile davanın reddini talep ettiğini ve ilgili mahkeme davayı reddettiğini, davalı banka müvekkili şirket ile olan iş ilişkisinin üzerinden 10 yıl geçmesine ve elinde bulundurduğu teminat mektuplarının zamanaşımına uğramasına rağmen hukuka aykırı olarak teminat mektuplarını halen iade etmediğini, bankanın bu tutumu nedeni ile müvekkili şirketin teminat mektuplarını almış olduğu bankalara 10 yıl boyunca aidat ödemek zorunda kaldığını, teminat mektuplarının bedeli kadar meblağ, mektubu veren bankaların hesabında blokeli olarak beklediğini, müvekkili şirket ........, ........ İş Anadolu Bölge Müdürlüğü'ne elden teslim ve faks yoluyla çeşitli yazılar göndererek teminat mektuplarının iadesini istediğini, müvekkili şirket yetkilisi 27/06/2019 tarihli yazısında, davalı ........ A.Ş.nin kendileriyle olan sözleşmelerini feshederek temizlik hizmetlerini başka bir firmaya verdiklerini, aradan 11 yıl geçmesine rağmen teminat mektuplarının halen kendilerine iade edilmediğini ve teminat mektuplarının bedelleri kadar bankalara komisyon ödediklerini ifade ederek söz konusu mektupların iade edilmesini talep ettiğini, arabuluculuk başvurusunda anlaşmaya varılamadığını, müvekkili şirket söz konusu teminat mektuplarını aldığı bankalara iade edemediği için sürekli olarak zarara uğradığını, teminat mektupları aradan 11 yıl geçmesine rağmen iade edilmediğinden müvekkili şirketin her ay düzenli olarak teminat mektuplarının alındığı bankalara komisyon ödemek zorunda kaldığını beyan ederek dava konusu zamanaşımına uğramış 4 adet teminat mektubunun davacı müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın çeşitli şubeleri ile davacı arasında muhtelif tarihlerde sözleşme akdedilmiş olup, davacı alt işveren sıfatıyla müvekkili bankanın çeşitli şubelerinde, iş bu sözleşmelerle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmek ve her birimde iki işçiyi bünyesine almak suretiyle toplam sekiz çalışanla çalışmaya başladığını, dosyaya sunulmuş ve müvekkili kurumdan da istenecek sözleşmeler kapsamında bu işçilerin ileride oluşabilecek alacaklarının karşılanması amacıyla firma adına vadesiz mevduat hesapları açılmış ve iş bu hesaplarda mevduat biriktirildiğini ve ayrıca firmadan teminat mektubu alınmak suretiyle işçilerin ilerde doğması muhtemel alacaklarının teminatı olup hesabın halen blokeli olduğunu, teminat mektupları da Bankanın nezdinde tutulduğunu, ayrıca iş bu hesaplar davacı ile akdedilen mevduat rehin sözleşmesi gereğince müvekkili banka adına rehinli olduğunu, davacı müvekkili bankadaki işini bitirdiğini fakat söz konusu işçilerin büyük bir kısmı halen müvekkili bankada hizmet vermeye devam ettiğini, görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğunu, davacı vekili her ne kadar on yılı aşkın süredir teminat mektuplarının yedlerinde bulunduğundan ve zamanışımı süresinin dolduğundan bahsetmekte ise de teminat mektupları mer'i olup halen geçerliliğini koruduğu gibi firmanın müvekkili kurumda çalışan personelinin çalışmalarına devam ettiğini, bir kısmının ise halen çalışmaya devam etmekte olduğunu, iş akdi sonlanmış alacak doğmuş muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş olmadığını beyan ederek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 27/05/2021 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Mahkememiz yargılamasında alınan bilirkişi raporunda davacının üzerine düşen yükümlülüklerin sona erdiği, davacının daha önceden sorumlu olduğu işçilere karşı yükümlü olduğu ayrıca, zamanaşımı süresi içerisinde hukuken sorumlu olduğu sürecin sona erdiği, her ne kadar sözleşme tarihi döneminde kendisine bağlı olan işçilerine haklarını tamamen teslim etmiş olduğuna ilişkin elinde yasal belge olmasa da elinde yazılı metin olduğu, davacının yasal sorumluluk süresinin sona erdiği, sözleşme yaptığı tarihte bünyesinde bulunan işçilerin artık davacıya karşı herhangi bir hak talep edecek sürelerinin kalmadığı, dolayısıyla davacının davalıya vermiş olduğu teminatın gerekmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin zaten sona ermiş olduğu, sözleşmenin bitiminden itibaren davacının yasal olarak sorumlu olduğu sürenin sona erdiği, dava tarihinde davacı bünyesinde çalışan işçilerin artık davacı ile herhangi bir hukuki bir münasebet kalmadığı ve geçmişe dönük herhangi bir dava açamayacakları anlaşıldığından davacının davalıdan talepleri haklı görüldüğünden, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalının davacıya teminat mektubunun iadesi gerekmekte olup davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; Türkiye ........ A.Ş.'ne Mevlana Şubesine ait, 28/10/2009 tarihli, ........ Mekup No'lu, ........ seri no'lu 5.000,00 TL bedelli teminat mektubu, ........ A.Ş. Konya Şubesi'ne ait, 19/06/2009 tarihli, ........ Mektup NO'LU ........ seri No'lu, 5.100,00 TL bedelli teminat mektubu, ........ A.Ş. Konya Şubesi'ne ait, 02/06/2009 tarihli, ........ Mektup No'lu, ........ seri No'lu 3.400,00 TL bedelli teminat mektubu ve ........ A.Ş. Konya Şubesi'ne ait 19/06/2009 tarihli, ........ Mektup No'lu ........ Seri no'lu 3.450,00 TL bedelli teminat mektuplarının davacıya iadesine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 22/03/2023 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 27/05/2021 tarihli kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 22/03/2023 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamına göre taraflar arasında davalı bankanın 4 ayrı şubesine ait temizlik işleri için 4 ayrı hizmet alım sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmeler kapsamında davacıdan dava konusu 4 adet süresiz teminat mektubunun alındığı, sözleşmelerin sırasıyla 15/02/2009, 01/06/2009, 03/02/2020 ve 02/11/2020 tarihlerinde sona erdiği, davalı bankanın teminat mektuplarını işçilerin talep edebilecekleri alacakları nedeniyle davacıya iade etmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tacirler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklandığı, sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğu, İş Kanunu kapsamında bir uyuşmazlık olmadığı anlaşıldığından davalının davada iş mahkemesinin görevli olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde '' Yüklenici tarafından bankaya verilmiş olan teminat mektubu, işbu sözleşme kapsamında yüklenicinin tüm edimlerini yerine getirmiş olması ve/veya çalıştırdığı işçilere ve/veya ilgili kurumlara karşı yasal olarak yerine getirmek zorunda olduğu yükümlerinin yerine getirilmesi konusunda kanunların öngördüğü zamanaşımı süresinin dolması ve/veya yüklenicinin yasal yükümlülükleri kapsamında bankanın gerek yüklenici işçilerine ve gerekse ilgili kurum ve kuruluşlarına ve gerekse de bir başka kişiye herhangi bir ödeme yapmamış olması halinde yükleniciye iade edilecektir.'' hükmü bulunmaktadır. Davacı tarafından daha önce Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yine davalıya karşı herhangi bir sorumluluğu kalmadığı gerekçesiyle aynı teminat mektuplarının iadesi talebiyle açılan davada mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı eldeki bu davada ise davalı ile aralarındaki hizmet alım ilişkisi üzerinden 10 yıl geçtiğini, teminat mektuplarının zamanaşımına uğradığını, işçilerin herhangi bir işçilik davası da açmadıklarını iddia ederek teminat mektuplarının iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı ise hizmet alım sözleşmeleri sona ermiş ise de işçilerin büyük bir kısmının bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, teminat mektuplarının işçiler bakımından muaccel hale gelmediğini, işçilerin davacı alt işverende mevcut işleri son bulsa dahi bünyesinde davacı aracılığıyla çalıştıkları dönem için davacının işçilerin hakları ile ilgili sorumluluğunun devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Bu durumda davacı ile davalı arasındaki hizmet alım sözleşmeleri kapsamında davalı bünyesinde çalışan işçilerin hizmet alım sözleşmeleri sona erdikten sonra da davalı bünyesinde çalışmaya devam edip etmediklerinin tespiti açısından SGK'dan çalıştıkları işyerlerinin ünvanlarını da gösterir şekilde hizmet dökümlerinin getirtilmesi, davalının sigortalı işçileri olarak ya da başka bir yüklenici şirketin sigortalı işçileri olarak davalı bünyesinde çalışıp çalışmadıklarının, son çalıştıkları şirket ile davalı arasında hizmet alım sözleşmesinin devam edip etmediğinin belirlenmesi daha sonra içlerinde işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden iddia ve savunmalar kapsamında bilirkişi raporu alınması ve tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının taraflar arasındaki ihtilaf ile ilgili esasa ilişkin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine...." şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 17/10/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacı eldeki bu davada ise davalı ile aralarındaki hizmet alım ilişkisi üzerinden 10 yıl geçtiğini, teminat mektuplarının zamanaşımına uğradığını, işçilerin herhangi bir işçilik davası da açmadıklarını iddia ederek teminat mektuplarının iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı ise hizmet alım sözleşmeleri sona ermiş ise de işçilerin büyük bir kısmının bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, teminat mektuplarının işçiler bakımından muaccel hale gelmediğini, işçilerin davacı alt işverende mevcut işleri son bulsa dahi bünyesinde davacı aracılığıyla çalıştıkları dönem için davacının işçilerin hakları ile ilgili sorumluluğunun devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. 12/07/2024 tarihli raporda sonuç olarak; kayıtların incelenmesinden 28.02.2011 tarihinden itibaren yapılan çalışmalardan 10 yıllık genel zamanaşımı süresi dikkate alındığında 28.02.2021 tarihinde davacı firmanın alt işveren olarak Kıdem Tazminatı ve işçilik alacaklarından sorumlu olduğu dönemin zamanaşımı def’i yoluyla sona ereceği anlaşıldığını, halen çalışma nedeniyle akdin feshine bağlı alacaklar hakkında zamanaşımının başlamamış olması ileri sürülebilecek ise de davacı açısından sorumluluğun işçinin kendi uhdesinde çalıştırdığı dönemle sınırlı olacağı açık bulunduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresinin akdin feshi süresinden itibaren başlayacağının ileri sürülmesi de hukuka ve hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, aksinin kabulü süresiz teminat mektubunun masraflarına davacının anlamsız katlanmasına sebebiyet vereceğinden teminat mektubunun anlam ve mahiyetine, hukuki değerine uygun düşmeyebileceği belirtildiği anlaşılmakla, SGK'nın 26/07/2023 tarihli cevabi yazısı, fiziki güvenlik hizmeti alım sözleşmesi Vakıfbank'ın 09/01/2024 tarihli yazısıve aldırılan bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, Türkiye ........ A.Ş.'ne Mevlana Şubesine ait, 28/10/2009 tarihli, ........ nolu, 5.000,00 TL bedelli teminat mektubu, ........ A.Ş. Konya Şubesi'ne ait, 19/06/2009 tarihli, ........ nolu 5.100,00 TL bedelli teminat mektubu, ........ A.Ş. Konya Şubesi'ne ait, 02/06/2009 tarihli, ........ nolu, 3.400,00 TL bedelli teminat mektubu ve ........ A.Ş. Konya Şubesi'ne ait 19/06/2009 tarihli, ........ nolu ........ 3.450,00 TL bedelli teminat mektuplarının davacıya iadesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeler kapsamında işçilerin ileride oluşabilecek alacaklarının karşılanması amacıyla firma adına vadesiz mevduat hesapları açıldığını, bu hesaplarda mevduatların biriktiğini, ayrıca firmadan teminat mektubu alınmak suretiyle işçilerin hak ve alacakları teminat altına alındığını, ayrıca işbu hesaplar davacı ile akdedilen mevduat rehin sözleşmesi gereğince müvekkili banka adına rehinli olduğunu, teminat mektuplarının işçiler bakımından muaccel hale gelmediğini, mahkemece, istinaf bozma kararına göre SGK kayıtlarının istenmediğini, sadece müvekkili kuruma yazı yazıldığını, eksik inceleme yapıldığını ve bazı işçilerle ilgili olarak raporda hiçbir bilgi gösterilmediğini, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetine 1 bankacı bilirkişi 1 hukuk alanında uzman bilirkişi ve 1 işçi alacakları hususunda uzman bilirkişi atanması istenmesine rağmen bir bankacı iki nitelikli hesaplamalar bilirkişisi atandığını, ayrıca rapor hazırlanırken 6 adet tespit edilen şahıs sayının inceleme sonucunda 3 e düştüğü iki kişinin kaydının bulunamadığından incelenemediğinin bildirildiğini, Sema Avlamaz hakkında ise hiçbir bilgiye yer verilmediğini, SGK kaydı incelemesinin eksik olduğunu, denetime elverişsiz, eksik ve hatalı raporun karara esas teşkil ettiğini, bilirkişi raporunun, incelemenin sonucu başlıklı 5 nolu bendinde Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına kayden yürütülen davaya da konu edilen 13.01.2011 tarihli ihtarname ile bankanın temerrüde düştüğü belirtilmekte ise de bu hususun hatalı olduğunu, temerrüt için doğmuş bir borcun bulunmasının şart olduğunu, işçilerin halen çalıştığını, müvekkili kurumda çalışan işçilerin asıl işverenin müvekkili kurum olduğunu, davacı şirketin ise alt işveren olduğunu, işçiler alt işverenin sözleşmesi feshedildiğinden alt işverendeki işlerini sonlandırmışsa da dosyaya sunulan/sunulacak çalışma belgelerinden de anlaşılacağı üzere müvekkili kurumlarda çalışmaya devam etmiş ve halen devam ettiğini, işçiler açısından alt işverende mevcut işleri son bulsa dahi müvekkil kurumun ve müvekkil kurumda davacı aracılığı ile çalıştığı dönem için davacının/alt işverenin işçilerin hakları ile sorumluluğunun devam ettiğini, iş bu sorumluluk gereğince muaccel olmuş bir alacakları olmadığı gibi iş bu alacaklarının ödendiğine dair Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında kayden yürütülen davanın bitmesinden bu güne kadar sunulmuş usulüne uygun bir ibraname de bulunmadığını, dolayısı ile işçilerin halen asıl işverende çalışıp çalışmadığının müvekkil kurumdan teyit edilmesi gerektiğini ve dosyanın bilirkişiye yeniden gönderilmesi ve ek rapor alınması aksi kanaatte olunması halinde ise dosyanın iş hukuku alanında uzman bir bilirkişiye tevdii ile söz konusu alacaklar yönünden zamanaşımının dolup dolmadığının daha doğrusu başlayıp başlamadığının belirlenmesi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca; davacı ile müvekkil banka arasında akdedilen sözleşmeler İş Kanunu kapsamında akdedilmiş alt işveren sözleşmesi olduğunu, iş bu sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasının ise ancak İş Mahkemeleri nezdinde ileri sürülebileceğini, bu sebeple görevli ve yetkili mahkemenin Konya Nöbetçi İş Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple mahkemenin görevi konusunda yanılgılı şekilde karar verdiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; banka teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir. Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince 17/10//2024 tarihinde verilen karar ile toplam bedeli 16.950,00 TL olan 4 adet teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin 2 inci fıkrasında miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1. Ek Maddesinin 1. Fıkrasında 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 44 üncü maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1 inci ek maddesinin 2 inci fıkrasında; "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" denilmiş, 14/11/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanunun 22 inci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrada, istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan sınırlar esas alınır denilmiş, 7531 sayılı Kanunun geçici 1.maddesinin 6.fıkrası ile de; '' Bu Kanunla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır. Üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır.'' düzenlemesi getirilmiştir. 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7551 sayılı Kanunun 20 inci maddesi ile de 1 inci ek maddenin 2. fıkrası, "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 7531 sayılı Kanunun yürürlük tarihi 14/11/2024 tarihi olup, ilk derece mahkemesinin Dairemiz kaldırma kararından sonra verdiği kararın tarihi ise 17/10/2024'tür. İlk derece mahkemesi karar tarihi, 7531 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce olduğu için 7531 sayılı Kanunla yapılan değişiklik somut olaya uygulanamayacaktır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/07/2025 tarih, 2023/4-931 Esas-2025/491 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi eldeki davada 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan ve 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik kapsamında kararın istinafa kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınması da mümkün değildir. Somut olayda karar tarihinde yürürlükte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1 inci ek maddesinin 1 inci fıkrası gereğince kesinlik sınırının belirlenmesinde hükmün verildiği tarihin esas alınması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi 17/10/2024 tarihi olup bu tarih itibariyle kesinlik sınırı 28.250,00 TL'dir. Davalı aleyhine kabul edilen miktar teminat mektuplarının toplam bedeli olan 16.950,00 TL olup bu miktar kesinlik sınırının altındadır. Buna göre ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir. Bu sebeple karar davalı açısından kesin olduğu için davalının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin HMK 352/1.b maddesi gereğince reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/01/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 352 ve 362/1.a maddeleri gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır .....