11. Hukuk Dairesi 2011/10628 E. , 2012/17406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 tarih ve 2008/174-2009/518 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2011/10628 E. , 2012/17406 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 tarih ve 2008/174-2009/518 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, işyerini davalı şirkete hırsızlık sigorta poliçesi ile sigortalattırdığını, müvekkilinin işyerinde 30/04/2006 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayında müvekkilinin 10.000 TL zararının oluştuğunu, hasar bildirimi yapılmasına rağmen davalı şirketçe ödeme yapılmaktan kaçınıldığını, bu nedenle meydana gelen zararın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının işyerinin müvekkilince sigortaladığını, davacının aynı işyerinde daha evvel meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde zararının kendisine ödendiğini, kısa bir süre sonra meydana gelen dava konusu ikinci hırsızlık olayında ise hasar dosyası açılarak ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, ancak davacının inceleme için kendisinden istenen muhasebe kayıtlarında tutarsızlık olduğunun ve ibraz edilen faturaların usulüne uygun olmadığının tespit edildiğini, yine davacının karakola ve ekspere vermiş olduğu ifadelerin çelişkili olduğunu, tespit edilen durumun sigorta genel şartlarına aykırılık teşkil ettiğinden davacıya ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; hesaplama yapılması için davacı tarafından sunulan işletme hesabı defteri ile satın alınan mallara ilişkin faturalar dışında tarafların ortak düzenlediği emtia stok miktarını gösterir belge bulunmadığı, davacının ibraz etmiş olduğu faturaların usulüne uygun olduğu ve davalının hesap ettirilen 8.650 TL zarardan sorumlu olduğu kanaati ile davanın kısmen kabulüne ve davacının 8.650 TL zararının 18/08/2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı vekili; kararı temyiz etmiştir. Dava; hırsızlık sigortasından kaynaklanmakta olup uyuşmazlık, esas itibariyle çalınan malın miktarı noktasında toplanmaktadır. Davalı davada, belirtilen miktarda malın çalınmadığını savunduğundan riziko nedeniyle uğradığı gerçek zararı, davacı sigortalı kanıtlamak durumundadır. Her ne kadar mahkemece, bilirkişi raporuna göre tespit edilen zarar miktarına hükmedilmiş ise de; rapor hüküm kurmaya ve hükmü izlemeye elverişli değildir. Yukarıda belirtildiği üzere, dava konusu uyuşmazlıktan çok kısa bir süre önce 15/03/2006 tarihinde de aynı yerde hırsızlık olduğu bildirildiğinden , mahkemece, o hırsızlık olayına konu hasar dosyası getirtilip, hırsızlık sonrası işyerinde mal kalıp kalmadığı,kalmış ise miktarı, o tarihten sonra yeni alınan mal miktarı saptanıp,hırsızlık yapılan yerin günlük olarak satış yapmaya elverişli olduğu hususu da nazara alınarak gerçek zararın saptanması, bunun mümkün olmaması halinde somut olayın özellikleri dikkate alınarak Mülga 818 sayılı B.K.'nun 42 nci maddesi uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.