İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı taraf arasındaki ticari ilişki içerisinde müvekkil tarafından davalıya mal temin edilmiş ve bu hizmet karşılığı faturalar düzenlendiğini,…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/988 KARAR NO : 2025/1924 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/01/2022 NUMARASI : 2020/398 Esas - 2022/71 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı taraf arasındaki ticari ilişki içerisinde müvekkil tarafından davalıya mal temin edilmiş ve bu hizmet karşılığı faturalar düzenlendiğini, müvekkilin takip tarihi itibari ile 269.960,41 TL olan cari hesap alacağı davalı tarafından ödenmediğini, müvekkil tarafından davalıya mal teslim edildiği ve bu malların davalı tarafından teslim alındığı, davalı tarafın borca itiraz dilekçesinde müvekkile olan borcunu kabul ettiğini ve ödemelerin üçüncü kişiye yapıldığını bilindiği üzere üçüncü bir kişiye yapılan ve müvekkile aktarılmayan ödemelerin davalının müvekkile olan borcunu etkilemediğini ve davalı tarafın borcunuödememesinden bahisle İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı icra takibine davalı, müvekkil şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının İstanbul Anadolu 19.İcra Müdürlüğü'nün... E, sayılı dosyasına yaptığı tüm itirazların iptali ile takibin devamını, davalının takip tutarının müvekkiline ödemesi gerektiğini başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiği ileri sürülerek davalarının kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, Yargılama ücreti ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkil ticari faaliyeti kapsamında akaryakıt alımı ile ilgili davacının ve dava dışı ... Şti. Firmaları arasındaki Çerçeve Sözleşme / Acentelik sözleşmesine istinaden ÖTV’siz akaryakıt alım sözleşmesi imza edildiğini, dava dışı ... firması ile davacı arasında imza edilen sözleşme incelendiğinde, davacı ... firmasının 5015 sayılı yasa kapsamında Dağıtıcı Lisansına sahip olmasından sebeple ve yine 2003/5868 sayılı 23/12/2011 tarih ve ... sıralı yetki belgesine istinaden ÖTV siz akaryakıt satış yetkisi ile dava dışı sözleşmenin tarafı ... firmasının bu satışlara aracılık etmesine imkan tanındığını, aracılık hizmeti sebebi ile akaryakıt satışına istinaden her türlü ödemeyi tahsil edebileceğine imkan tanındığı hususlarının belirtildiğini, davalı müvekkil davacının da taraf olduğu yukarıda anılan sözleşmesi kapsamında tüm akaryakıt alımını davacının yetkili satıcısı / aracısı olduğu ... firmasından gerçekleştirmek üzere dava dışı ... firması ile ÖTV' siz akaryakıt alım sözleşmesi imza edildiğini, eş deyişle müvekkil davalı şirketin direkt olarak davacı ... firmasından akaryakıt alımı söz konusu olmadığını, davalı, ihtiyacı olan akaryakıtı yukarıda anılan sözleşme kapsamında ... firmasından satın almış ve bu alımlara karşılık ödemeleri yine sözleşmesi kapsamında ... firmasının hesabına ödediğini, müvekkili davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacıya borcu olmadığının ortaya çıkacağı, ... firmasına müvekkil davalı tarafından yapılan ödemeler sonrasında dava dışı ... firması ile davacı arasında gerçekleşen ticaretten ve ilişkiden müvekkil davalının bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, ... firmasının tahsil ettiği tutarları ... firmasına ödememesi müvekkil davalının sorumluluğunda olmadığı gibi her iki firmanın arasındaki ilişkiden müvekkil davalının bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, ... firmasının 03/08/2018 tarihi itibari ile davalı şirketin ... firmasından alınan akaryakıt ile ilgili fatura borcu kalmadığını, ... firmasından ... firmasınca alınan tüm akaryakıt tutarlarının davalıdan tahsil edildiğini, ödemeler nedeni ile davalının sorumluluğu kalmadığı” davacı taraf öncelikle ve evleviyetle sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiği savunularak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ... firmasının davacının yetkili temsilcisi olduğuna, davacı nam ve hesabına sözleşme yapmaya, sözleşme gereğince satıma konu edilen malların bedelini tahsil etmeye yetkisi bulunduğuna dair delil bulunmadığından, davalının dava dışı bu firmaya yapmış olduğu ödemeler sureti ile asıl alacaklı olan davacıya karşı borcundan kurtulmuş sayılamayacağı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının incelenen kayıtlarında davalının davacıya 269.960,41 TL tutarda borçlu bulunduğu ve davacının alacağının varlığını ispat ettiği anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez işbu bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin asıl alacak 269.960,41 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir.Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Olayımızda davalının borcunun cari hesap ve ticari defterlere göre açık ve net olarak belirli ve belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince asıl alacağın %20'si olan 53.992,00 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla mezkur dosya ele alınıp incelenmişse de dava konusu uyuşmazlığın deniz araçlarına verilen akaryakıt tesliminden kaynaklanan deniz alacağı olduğu dikkate alındığında söz konusu uyuşmazlığı inceleyip karar vermeye görevli mahkeme denizcilik ihtisas mahkemeleri olduğunu, yapmış olduğu görev itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin, ilk derece mahkemesinin gerekçeli karar iki temele dayandırıldığını, bu dayanaklardan ilki davacı ile dava dışı ... firması arasında kurulan sözleşmenin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğu, buna göre simsarın asıl iş sahibi adına malların bedelini tahsil yetkisi olmadığı ikincisinin ise taraflar arasında ve ticari teamülde satılan malların bedellerinin aracı firmalara ödenmesi suretiyle borcun sona ereceğine ilişkin örf ve adet olmadığı varsa buna ilişkin bilge ve belgenin dosyada mevcut olmadığı kabulü olduğunu, ayrıca dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve mahkemenin gerekçeleri bilirkişi raporu ile aynı doğrultuda olduğunu ancak gerek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde gerekse mahkeme huzurundaki savunmalarda ısrarla bu tespitlerin kanuna ve maddi vakıaya aykırı olduğu belirtilmişse de mahkemece ek rapor tanzim ettirilmesine gerek dahi duyulmadan ve itirazlarımız dikkate alınmadan savunma hakkımızın da kısıtlanması suretiyle hüküm kurulduğunu, davacı ile ... firması cari hesapları incelendiğinde dava dışı başkaca fatura ve ödemelerinin de bulunmuş olmasından kaynaklı ... firmasından alacağın davalı ...Firmasından doğrudan olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır..'' tespiti yapıldığını, davalının ... şirketinden alınan akaryakıtlar ile ilgili fatura borcunun bulunmadığı, buna ilişkin mutabakat metninin bulunduğu belirtildiğini, davacının talep ettiği tutarın ... firmasından tahsilde sorun yaşadığı tutar olduğu, ... ile ... firması arasında dava dışı firmalardan kaynaklanan hesap ilişkilerinin de olduğu, alacağın davalı şirketten doğrudan doğup doğmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş dolayısı ile davacının bir alacağı olduğu varsayılsa dahi bu alacağın davacının, davalı şirket ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti mümkün olmadığını, ticari defterlerin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda bu husus açıkça belirtildiğini, dosyada mezkur bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava dışı ... şirketinin ticari defter ve kayıtları şirketin tasfiye sürecinde olması nedeniyle incelenemediğini, bilirkişi tarafından iflas müdürlüğünden alınan derkenarda şirketin 2015 yılına ait ticari defterlerinin kendilerinde olmadığı belirtilmiş dolayısı ile eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olduğunu, zira davacı ile davalı arasındaki doğrudan bir sözleşme bulunmamakta, davalı ile dava dışı ... arasında kurulan sözleşmeye istinaden davacı taraf talepte bulunmakta izah edilen nedenlerle ... firmasının ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi zaruri olup tarafların ticari defterleri arasındaki fark 2018 yılının 12. ayında davacının ''... cari hesap virmanlarının geri alınması'' açıklaması ile davalıyı borçlu göstererek ticari defterlerine kaydetmesinden kaynaklandığını ancak davacı ile davalı şirket arasında kurulmuş bir sözleşme olmadığı ve davacının davalıdan alacağı olduğuna dair tek delilinin ... firmasının kendi defterlerinde müvekkili borçlu olarak kaydetmesi dikkate alındığında salt davacı tarafın ticari defterlerine dayanılarak davalının borçlu olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, zira emsal kararlar gereği tarafların kayıtları arasında birbirine aykırılık varsa ticari defter ve kayıtların delil niteliğini taşımayacağını, davacı firmanın alacaklı olduğu iddiasını destekleyen tek delil, davacı tarafın defterlerindeki ''... cari hesap virmanlarının geri alınması'' açıklaması ile davalının borçlandırılması demek olduğunu bu nedenle davalının takipte geçen tutara ilişkin borçlu olduğuna dair somut ve hukuki mahiyette bir delil bulunmadığını, davacının dava dışı ... firması tarafından uyuşmazlığa konu faturaların ve yakıt bedellerinin karşılığında verilen çekleri itiraz etmeden ve herhangi bir şerh düşmeden kabul ettiğini, bu husus ticari defterlerin incelenmesinde de açıkça görülmekte olup ancak ... firmasının davacıya verdiği çek bedelleri tahsil edilemeyince bu kez davalıdan bu bedellerin talep edilmesi yoluna gidildiğini, davacı ile dava dışı ... arasında yapılan ödemelerin dava dışı ... tarafından tahsil edilerek davacıya ödenmesine ilişkin bir uygulama bulunduğu bunun teamül haline geldiği ticari kayıtlardan anlaşılmakta olup taraflar arasındaki ticari ilişki uzun yıllar ... firmasından alınan yakıt bedellerinin aracı olan bu şirkete ödenmesi, aracının da bu ödemeleri kendi iç ilişkisi kapsamında davacıya çeşitli yollarla ödemesi şeklinde devam ettiğini, davacı taraf da bu bedellerin bizzat kendisi hesabına ödenmesi gerektiği, aracı ... firmasına ödenmesini kabul etmediğine dair herhangi bir ihtar veya itirazda bulunmadığını dolayısı ile davalı ifa borcunu yerine getirmiş ve takip konusu borçtan sorumlu olmadığını, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre tahsil ettiği bir borcu ve kabul ettiği bir ödemeyi üzerinden süre geçtikten sonra başkaca bir firmadan alacağını tahsil edememesi üzerine bu sefer mükerrer olarak tahsil etmek çabasında olduğunu, bunun gerek yazılı hukuk kuralları gerek ticari teamüller çerçevesinde ve gerek de iyi niyet kuralları nezdinde mümkün olmayacağının izahtan vareste olduğunu, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun ek sayfaları incelendiğinde dava dışı ... firmasının davacı ... firmasına ''..şirketimizin cari hesabına kaydedilen aşağıda detayları belirtilen tutarlardaki çeklerden oluşan alacak tutarının aracısı olduğumuz listede unvanı, fatura tutarı, fatura tarihi belirtilen firmanız cari hesaplarına virman edilmesini rica ederiz..'' talepli virman listesi gönderildiğini, bu virman listelerinin tarihleri dikkatle incelendiğinde 01 tem 2015, 01 Eylül 2015, 01 Ekim 2015, 16 Eylül 2015 olduğunu, davacının davalıyı ticari defterlerinde borçlu olarak kaydettiği tarih ise 12 aralık 2018 olup dolayısı ile davacı, dava dışı ... firmasının tahsil yetkisinin olduğunu bilerek ve bunu kabul ederek ticari ilişkisini idame ettirdiğini, ... firması aracılığıyla tahsil edilen tutarlar ay bazında ... tarafından davacı ...'e bildirilmiş, ödemelerin ...'in kendi defterlerine virman edilmesi talep edildiğini, her ay bu tahsilatların listesi ... tarafından ...'e gönderildiğini, dolayısı ile 2015 yılında bildirilen tahsilatların ve davacı tarafından kabul edilip ticari defterlerine kaydedilen ödemelerin aradan 3 sene geçtikten sonra davalıyı borçlu göstermek suretiyle tekrar talep edilmesi kötüniyetli ve hukuksuz bir talep mahiyetinde olduğunu,TBK anlamında davacı ile dava dışı ... firması arasında simsarlık sözleşmesinin kurulduğunun kabulünün mümkün olmadığını, zira simsarın, temsil ettiği adına sözleşme tanzimi ve sözleşme imzalama yetkisi bulunmadığını, halbuki dava dışı ... firması davacı adına sözleşme imzalama yetkisine haiz olduğunu, dolayısı ile iki taraf arasında simsarlık sözleşmesi kurulduğu iddiası dinlenemeyeceğini, ki TTK m. 102 acentelik kavramını tanımlamış 2. bendinde ''bu kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanunu'nun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.' denildiğini, anlaşılacağı üzere aracılık eden acentelere kanunda hüküm bulunmadığı hallerde simsarlık sözleşmesi, sözleşme yapan acentelere ise komisyon hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, dava dışı firmanın sözleşme akdettiği de dosya kapsamında mevcut olduğundan huzurdaki uyuşmazlığa simsarlık sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, hatalı hukuki nitelendirme ile gerekçelendirilen karar denetime açık olup ki deniz ticaretinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta da TTK ve TBK hükümlerinin uygulanmayacağı çok açıkça belirtilmişken mahkemece sözleşmenin hukuki değerlendirilmesinde hataya düşülmesi kabul edilemeyeceğini, davalı, dava dışı ... firması ile ÖTV' siz akaryakıt alım sözleşmesi imza ettiğini, bu sözleşmenin tarafının davacı olmadığını, konu sözleşmenin mahkemece gerektiği gibi incelenmediğini, m3.5. ''ödeme vadesi 30 gün olduğunu, ödemeler ... hesabına yapılacaktır.'' maddesinin görüleceğini, davalı dava dışı ... şirketi ile yaptığı Ötv'siz yakıt alım sözleşmesi kapsamında sözleşmeye uygun olarak tüm edimlerini ifa etmiş ve ödemeleri ... şirketine yaptığını, dava dışı firmanın ... ile yapmış olduğu sözleşmenin tarafının davalı olmadığını, bu yakıtın tedarikçisinin ... firması olduğunu dahi bilmemektedir ve bilmek durumunda da olmadığını yakıt alımındaki muhatap şirketi ... firması olduğunu, aksi düşünüldüğünde davalının akaryakıt alımında hem ...'e hem de ... firmasına ödeme yapması gerektiği gibi bir sonuç ortaya çıkacağını, davalı ödemeleri ... şirketine yapsa idi bu kez de ... şirketinin sözleşmeden kaynaklanan alacağını talep hakkı doğmuş olacağını, bu husus da mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, dolayısı ile davacının talebinin hukuken korunmasının mümkün olmadığını, ... şirketinin akaryakıtı hangi şirketten ne şekilde ve surette temin edeceği hususu müvekkilin sorumluluğu yada bilgisi dahilinde olmadığını, davalının ... şirketinin kendisine akaryakıt temini sağlaması karşısında sözleşmede de belirtildiği şekilde ödemelerini ... şirketine yaptığını, ... şirketi yükümlülüğünü yerine getirdiği sürece müvekkil davalı da ödemelerini gerçekleştirdiğini, sözleşme muhteviyatından dava dışı ... firmasının davacının sözleşme ile satışa yetkili kıldığı simsarı veya acentesi olduğu anlaşılmadığını, ... firması da bu yetkiye dayanarak davalı ile sözleşme düzenlemediğini, ...'in sözleşmeden kaynaklı bir temsil yetkisinin bulunduğu da belirtilmemiş dolayısı ile davalının, davacı ile ... arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklı bir alacağın muhatabı olması mümkün olmadığını, ... firmasının davacı ile arasındaki sözleşmenin mahiyeti TTK 917. vd kapsamında ''taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi'' ve ... firması da ''taşıma işleri komisyoncusu'' olduğunu, taşıma komisyoncusunun kanundaki tanımı ile neredeyse aynı hüküm ve ifadeleri içeren taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde ... şirketinin simsar olmadığı taşıma komisyoncusu olduğu kabul edileceğini, davalı ile komisyoncu ... arasında mutabakat metni mevcut olduğundan ve komisyoncunun davalıdan bir alacağı bulunmadığından dolayı davacının dava konusu alacağına dair talepte bulunması hukuken mümkün olmadığını, ticari teamül olmadığı yönündeki tespite ilişkin istinaf sebepleri her ne kadar davacının davalıdan herhangi bir hak ve alacak talebinin yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle mümkün olmadığı anlatılmışsa da aynı zamanda TTK 2. maddesi uyarınca da bu talebin hukuki olarak korunabilirliği bulunmadığını, taraflar arasında ÖTV'siz akaryakıt bedellerinin komisyoncuya ödenmesi ve bunun komisyoncu tarafından ...'e ödenmesi bir teamül halini aldığını, düzenli olarak bu şekilde alışveriş gerçekleştirildiğini, davacının yapılan bu alışverişe itiraz etmeyerek zımnen de olsa davalının ... şirketine yaptığı ödemelere muvafakat ettiğini, ... şirketinin kendisi nam ve hesabına tahsilat yapmasına itiraz etmediği ve kabul ettiğini göstermiş bu aşamada davalıdan işbu dava konusu taleplerde bulunulmasının kötüniyetli olduğunu, TTK hükmü uyarınca sözleşmede açıkça belirtilmeyen bir hususta ticari örf ve teamülün dikkate alınması gerektiğini, her ay dava dışı ... firması liste halinde yapmış olduğu tahsilatları ...'e imzalı ve kaşeli şekilde bildirmiş, ödemeleri çekler aracılığıyla yapmış davacı da bunu kabul etmiş, dosyadaki raporun ekleri incelendiğinde de buna ilişkin virman listeleri görüleceğini, dolayısı ile ... firmasının tahsil yetkisinin olmadığı ve ... ile aralarında böyle bir ticari teamül oluşmadığı yönündeki kabul dosyadaki tüm delillerin göz ardı edilmesi anlamına geldiğini, bu hususun ortaya çıkarılması adına imeak deniz ticaret odasına, İstanbul Liman Başkanlığına müzekkere yazılarak uygulamada böyle bir teamülün olup olmadığının sorulmasını, dosyanın deniz hukuku ve uygulamaları alanında uzman bir bilirkişiye tevdi ile inceleme yapılmasını talep etmişse de mahkemece bu itirazların da değerlendirmeye alınmadığını, dosyanın sektörel bilirkişiye tevdi ile deniz akaryakıt ikmal işlemlerinde bu yönde bir uygulama olup olmadığının sordurulması talebininde dikkate alınmaması hukuki dinlenilme ve savunma hakkımızın ihlali anlamına geldiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan/faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı tarafça dava dışı ... firmasına yapılan ödemenin borcu sona erdirip erdirmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasında, "269.960,41 TL tutarlı asıl alacak, cari hesap, faturalar" sebebine dayalı olarak 269.960,41 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 19.02.2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça diğer savunmaların yanı sıra borcun davacının aracısı ... firmasına ödendiği savunulmuştur.Davacı ile dava dışı ... .Limited Şirketi arasında imzalanan 21.12.2012 tarihli Çerçeve Sözleşme ile, dava dışı ... davacıya akaryakıt satış faaliyetlerinde müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasında aracılık hizmeti vermeyi üstlenmiştir. Sözleşmenin 2. maddesi ile de dava dışı ... şirketinin, davacı ...'in ÖTV'siz akaryakıt satışı yapabileceği müşteri grubunu tayin ve tespit ederek, tüm mali/ödeme sorumluluğu uhdesinde kalmak üzere ürün alım satımına dair ticari ilişkileri aracı olarak tesis edeceğinin, aracılık hizmeti verdiği müşterilerin, davacı nezdinde akaryakıt alımları sebebiyle doğabilecek her türlü borçlarını TBK'nın üçüncü kişinin fiilini taahhüt hükümleri çerçevesinde garantör sıfatıyla ifa edeceğini, Garanti Hükümleri başlıklı 5. maddesinde ise davacı ile müşterileri arasındaki ticari ilişki nedeniyle müşterilerin davacı nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, müşteriler tarafından kabul edilen beyan ve taahhütlerin kendisi için geçerli olduğu, müşterilerin borçlarının vadesinde ödenmemesi halinde, davacı tarafından herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın iş bu garanti taahhüdünden doğan borçların tamamının muacceliyet kesbedeceği ve muaccel olan borçları muacceliyet tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeyeceğinin kabul edildiği hususları düzenlenmiştir.Davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 06.06.2014 tarihinde ÖTV'siz Yakıt Alım Sözleşmesi imzalanmış olup, 2. Maddesinde, sözleşmenin konusunun ÖTV'siz yakıt alım hakkına sahip deniz araçlarına ...-... veya ... vey ...'in yetkili temsilcisi olduğu dağıtım şirketi adına ve kararname, tebliğler ve yürürlükte olan tüm yasal mevzuata uygun şekilde akaryakıt satış ve teslimatı yapması olduğu, 3.5 maddesinde, ödeme vadesinin 30 gün olduğu, ödemelerin ... hesabına yapılacağı düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının defter ve kayıtlarına göre, 01.12.2018 tarihli ... cari hesap virmanlarının geri alınması açıklaması ile davalının 269.959,52 TL borçlandırıldığı, söz konusu kaydın daha önce dava dışı ... tarafından davacıya verilen ve bedellerinin davalı hesabına virman edilmesine ilişkin yazılı talimatına konu çeklerin vadelerinde ödenmemiş olmasından kaynaklı geriye dönük olarak virman işlemlerinin geri alınması olduğu, dava dışı ...'e davacı nam ve hesabına sözleşme yapma, satılan malların bedelini tahsil etme yetkisi verildiğini tevsike yarar delil bulunmadığı, bu yönde bir teamülün olduğuna ilişkin de delil bulunmadığı, ...'in garantör olduğu, bunun asıl borçlunun borcunu sona erdiren bir sebep olmadığının kabulü halinde de davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 269.959,52 TL alacaklı olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan 269.959,52 TL alacaklı olduğu, davalının defter ve kayıtlarına göre davacıya 0,88 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda, davalı ile dava dışı .... Ltd. Şti. arasında imzalanan 06.06.2014 tarihli ÖTV'siz Yakıt Alım Sözleşmesi'ne göre, davalı akaryakıt alarak, sözleşmenin 3.5. Maddesine göre ...'e bedelini çek ile ödediği, ... tarafından da davacı şirkete çek verilerek ödendiği, ... tarafından düzenlenerek, imzalanan 03.08.2018 tarihli yazıda, 03.08.2018 tarihi itibari ile davalının davacı ... şirketinden alınan yakıtlar ile ilgili fatura borcu bulunmadığı, ... firmasından alınan tüm yakıtların taraflarınca veya direk ilgili şirkete yapılarak tahsil edildiği, ödemeler ile ilgili sorumluluğun taraflarında olduğu belirtildiği, taraflar arasındaki akaryakıt alım satımına dair ticari ilişkinin 2015 yılında beri sürdüğü ve önceki alımlara ilişkin ödemelerin de bu şekilde yapıldığı ve davacı adına hareket eden dava dışı ... .... Ltd. Şti. tarafından yürütülmüş olduğu, davacıya karşı Çerçeve Sözleşme uyarınca garantör olarak sorumlu olan .... Ltd. Şti.'nin, davalı tarafa düzenlenen fatura bedellerini tahsil etmesi ve davacıya çek keşide ederek vermesi, bu çekinde davacı tarafından kabul edilmesi karşısında davacının dava dışı ... şirketine tahsil yetkisi verdiğinin kabulü gerekir. Buna göre, davalı tarafın takibe konu borcu ... şirketine yapılan ödeme ile sona ermiş olup, davacının bir alacağı kalmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkıolmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. Hal böyleyken, ilk derece mahkemesince davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE, 2- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, 3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 615,40 TL'den dava açılırken yatırılan 3.260,45 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 2.645,05 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen kısım için, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,25 TL, posta ve tebligat gideri 54,00 TL olmak üzere toplam 274,25 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2025