11. Hukuk Dairesi 2011/2972 E. , 2012/11184 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/02/2009 tarih ve 2005/496-2009/64 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Can Sibel Meral tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma t…
**11. Hukuk Dairesi 2011/2972 E. , 2012/11184 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/02/2009 tarih ve 2005/496-2009/64 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Can Sibel Meral tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı Rasheed Bank ve Rafidain Bank tarafından İnterbank T.A.Ş. nezdinde açılan akreditifler karşılığında dava dışı şirketler tarafından gerçekleştirilen ihracattan kaynaklanan alacakların İnterbank T.A.Ş.'ne iskonto ettirildiğini, bu şekilde İnterbank T.A.Ş.'nin davalılardan alacaklı olduğunu, alacağın 25.12.1991 tarihli borç düzenleme sözleşmesi ile yeniden düzenlendiğini, düzenlenen bu alacağında 09.12.1993 tarihli alacakların devri başlığını taşıyan bir sözleşme ile dava dışı Zante S.A.'ya devrettiği, bu firmanın da hak ve alacakları müvekkiline devir ve temlik ettiğini, davalıların sözleşmelerdeki yükümlülüklerini ihlal ederek müvekkilinin temlikle elde ettiği alacağı ödemediklerini ileri sürerek ana para alacağın ve faizinin 250.000 USD'lik bölümünün davalı Rafidain Bank'tan, 250.000 USD'lik bölümünün davalı Rasheed Bank'tan, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 500.000 USD'nin garantör sıfatıyla davalı Irak Merkez Bankası'ndan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Rafidain Bank vekili, müvekkilinde açılmış bir akreditif ve davacının alacağının kaynağına ilişkin müvekkilinin kabulünü öngören hiçbir sözleşmenin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava dışı Zante S.A.'nın 09/12/1993 tarihli ve 26/DRD/45 referans numaralı hak ve alacakların temliki beyanını içeren metinde "bu belge hamiline devretmekteyiz" yazılmakta olup, bu haliyle anılan belgenin beyaza temlik olarak nitelendirilmesinin mümkün bulunmadığı, temlik alanın isminin temlik metninde gösterilmesi gerektiği halde buna uyulmadığı, aynı belgede "açıklanmayan bir bedel mukabilinde bu belge hamiline Zante S.A.'nın ...tüm hak ve menfaatlerini devretmekteyiz." ibaresinin yer alması nedeniyle temlik alanın karşı edimi ifa etme borcu altına girdiği, BK. madde 13 hükmü icabına göre, temlik alan kimsenin de temlik beyanında imzasının bulunması gerektiğinden davacının 25/12/1991 tarihli sözleşmeden doğan alacağı, alacak hakkı sahibi Zante S.A.'dan geçerli bir şekilde temellük etmediği, hak sahibinin Zante S.A. olduğu gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, dava dışı şirketten temellük edilen alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece temlik alanın isminin temlik metninde gösterilmediği ve temliknamede açıklanmayan bir bedel karşılığı temlikin yapıldığının belirtilmesi nedeniyle temlik alanın da borç altına girmesi karşısında belge altında imzasının bulunması gerektiği, dolayısı ile davacının alacağı geçerli bir şekilde temellük etmediği gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacının dayandığı 09.12.2003 tarihli “Hak ve Menfaatlerin Devri” başlıklı belge, temlik eden yabancı uyruklu Zante SA unvanlı dava dışı şirketin yetkililerince imzalanmış olup, “…açıklanmayan bir karşılık mukabilinde bu belge hamiline Zante SA’nın bir sureti buraya Ek 1 olan ekli bir sözleşme uyarınca doğan hak ve menfaatlerini işbu belge ile devretmekteyiz…” şeklindedir. İçeriği yukarıda tam olarak yazılı bu belge dava dışı İnterbank A.Ş. tarafından sözkonusu hak ve alacakların davacıya devir ve temlik edildiği belirtilerek, 26.05.1997 günlü yazı ekinde davacı şirkete gönderilmiştir. Çözümlenmesi gereken hukuksal sorun bu temlik işleminin geçerli olup olmadığı dolayısı ile davacı şirketin bu temliknameye dayalı olarak aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yerel mahkemenin kararında ve bu kararın dayanağı bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi Türk Hukuku’nda beyaza temlikin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Temlik beyaz bir şekilde, yani temlik edilen kimsenin ismini ve temlik olunan alacağı göstermeksizin de tanzim olunabilir, bu takdirde senedin diğer bir şahıs ve hususu ile temlik edilen kimse tarafından ikmali lazım gelecektir, (BK) 13.2 maddeye göre temlik senedi temlik eden kimsenin bir mektup veya telgrafından da ibaret olabilir. Temlik eden kimsenin yazılı beyanı temlik edilene vasıl olduğu ve bunun tarafından (sarahaten veya zımmen) kabul edildiği anda temlik tamam olur. (Andreas von Tuhr Borçlar Hukuku 1-2 Ankara 1982 sh. 832) Yine Türk ve yabancı doktrinde temlik alanın kimliğinin belirlenmesi hususunun üçüncü kişilere bırakılabileceği de kabul edilmektedir. Dava konusu olayda temlik alanın kimliği yukarıda belirtilen gönderme yazısı ile dava dışı banka tarafından belirlenmiştir. Bu nedenle davacının dayandığı temliknamenin temlik alanın isminin belge metninde gösterilmemiş olması nedeniyle geçerli olmadığı gerekçesi yerinde değildir. Yerel mahkemenin, aynı belgede temlikin ivazlı olduğunun belirtilmiş olması nedeniyle, temlik alanı borç altına sokacak nitelikteki bu sözleşmede davacının imzasının bulunmadığı dolayısı ile geçersiz olduğu yolundaki gerekçesine ise, temlikin tasarruf işlemi niteliği gözetildiğinde, bu haliyle ivaz yönünden bağlayıcı bir sözleşmenin bulunup bulunmadığının temlikin geçerliliğine bir etkisi olmayacağından, katılmak mümkün değildir. Açıklanan bu nedenlerle, davacı şirketin geçerli temliknameye dayalı olarak alacak hakkını temellük ettiği anlaşıldığından aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile davanın esasının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.