İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı " ... Ltd. Şti." şirketinin %50'şer paylı iki ortağı olduğunu, ortak şirketin SGK borçları müvekkili tarafından ödendiğini, ortak şirkete ait SGK…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1857 KARAR NO : 2025/1908 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/05/2024 NUMARASI : 2024/30 Esas - 2024/413 Karar DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı " ... Ltd. Şti." şirketinin %50'şer paylı iki ortağı olduğunu, ortak şirketin SGK borçları müvekkili tarafından ödendiğini, ortak şirkete ait SGK borçları kapatıldığını, müvekkilinin ortak şirkete ait bir borcu tek başına ödemesinin ardından, davalının payına düşen kısım için defaten ödeme talebinde bulunulduğunu, davalının, şirket borcunun payına düşen kısmını müvekkiline ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine, müvekkili tarafından ödenen borcun %50'sinin davalı tarafından ödenmesi amacıyla Küçükçekmce İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itiraz neticesinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın iptali davası açılabilmesi için dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş olmakla, arabuluculuk sürecinde taraflar arasına anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin ortak şirketin borcundan tek başına sorunlu olduğu düşünülemeyeceğinden; müvekkilinin ödediği SGK borcunun, davalı tarafından şirket ortaklığı olan %50 payı oranında müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu nedenle, müvekkilinin alacağının tahsilinin sağlanması amacıyla Küçükçekmce İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmesi için iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptaline, Küçükçekmce İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyasından yapılan takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava, ortak olunan şirketin SGK borcunun ortaklık payı oranında müvekkiline rücu edilmesine dayalı alacağın icra takibine ilişkin olduğuna göre, Kanun'da rücu alacağı için geçerli olan zamanaşımı süresi uygulanacağını, TBK madde 73'e göre rücu davası, tazminatın ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yıl içinde açılması gerektiğini, dava dilekçesiyle birlikte dosyaya sunulan dekontlardan ödemelerin Nisan 2021'de yapıldığının görüldüğünü, huzurdaki dava ise 11/01/2024 tarihinde açıldığını, ödemenin yapıldığı tarihte müvekkilinin şirket ortağı olduğuna göre davacının birlikte sorumlu olduğu kişiyi bildiği şüphesiz olduğunu, ancak böyle bir istemde bulunmak için 2 yıldan fazla beklediğini, 2 yıllık süre geçtikten (2 yıl 9 ay) sonra yöneltilen rücu istemi zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davaya konu edilen alacağının zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/165 Esas sayılı dosyasının işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu edilen SGK borcundan dolayı davacıya karşı bir sorumluluğunun olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava, Limited şirket ortağının şirket adına yaptığı SGK ödemelerinin %50 oranına isabet eden kısmının diğer ortaktan tahsili için açtığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu "... Ltd. Şti." şirketinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil no'sunda kayıtlı olduğu, %50'şer paylı iki ortağı bulunduğu, şirketin faal durumda olup herhangi bir tasfiye ,terkin veya sona erdirme halinin bulunmadığı, her ne kadar davacı ortağın SGK ödemelerinin %50 oranına isabet eden kısmının diğer ortaktan tahsilini talep etmekte ise de SGK ödemelerinin davacı tarafından şirket adına ve yararına yapıldığı, davacının fazlaya ilişkin rücu isteminin dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiği oysa icra takibinin ve açılan davanın şirket ortağına yöneltilmiş olması nedeniyle davalı ortağın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, açılan davanın Davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların "... Ltd. Şti." şirketinin %50'şer paylı iki ortağı olduğunu, ortak şirketin SGK borçları müvekkil tarafından ödenmiş olup, ortak şirkete ait SGK borçları kapatılmış, davacının ortak şirkete ait bir borcu tek başına ödemesinin ardından, davalının payına düşen kısım için defaten ödeme talebinde bulunulmuş olup davalı, şirket borcunun payına düşen kısmını davacıya ödemediğini,Mahkeme, tarafların dava dışı ortak oldukları şirketin İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olduğu, şirketin faal durumda olup, herhangi bir tasfiye, terkin veya sona erme halinin olmadığını gerekçe olarak göstermiş ise de tarafların ortak oldukları şirket ile ilgili olarak ortaklar arasında 10 yılı aşkın süredir husumet bulunmakla davacı ile davalı arasında bir çok dava bulunduğunu, tarafların ortak oldukları şirket ... ic. Ltd. Şti. faal bir şirket olmayıp, şirket merkezi olarak gösterilen adresten de mülk sahibi tarafından icra marifetiyle tahliye edildiğini, davacının alacağını ortak şirketten tahsil etmesi hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, ortak şirketten tahsil imkanı bulunmadığını, Mahkemece alacağın ortak şirketten tahsil imkanının bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir inceleme yapılmadığını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Primlerin Ödenmesini düzenleyen 88. Maddesi 20. Fıkrasında; "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." şeklinde belirtildiğini, ortak şirketin SGK prim borcundan dolayı müvekkilin mal varlığına haciz uygulanmış, müvekkil SGK tarafından uygulanan hacizler nedeniyle borcu ödemek zorunda kaldığını, davacının davalı ortağın %50 hissesi oranına denk gelen prim borcunu ödediğine dair dosyada herhangi bir şüphe bulunmadığını, davacının davalı adına yaptığı ödemenin iadesini talep ettiğini, bu nedenle davalının payına düşen prim ödemesinin ödenmesini talep etmesi ortakların birbirlerinden olan alacaklarının tahsili talebi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, TBK m.147'de beş yıllık zamanaşımının uygulandığı haller sayılmış olup, 4. maddede bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklara beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı belirtildiğini, bu nedenle davalı tarafı cevap dilekçesinde yer alan zamanaşımının geçtiğine dair iddiasının da kabulünün mümkün olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, limited şirketin kamu borcunu AATUHK'nun 35. Maddesi uyarınca ödeyen ortağın diğer ortağa isabet eden kısmın rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ödeme yapmayan diğer ortağın şirketin kamu borcundan sorumlu olup olmadığı, noktasındadır. Tarafların, dava dışı ... Ltd. Şti.'nn şirketinin %50'şer hisse ile ortağı olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "şirket adına ödenen SGK borçlarına ilişkin ortaklık payı oranında tahsili" sebebine dayalı olarak 324.659,97 TL asıl alacağın, 109.881,83 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 11/07/2023 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun "ortakların sorumluluğu" başlıklı 602. maddesinde, Şirketin, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla limited şirket ortaklarının şirketin borç ve yükümlülükleri nedeniyle şahsi sorumlulukları bulunmamaktadır. Buna karşılık 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun(AATUHK)'un 35/1. Maddesinde, Limited şirket ortaklarını, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra aynı Kanunun Mükerrer 35. maddesinde de, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından tahsil edileceği ve bunlarında ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilecekleri düzenlenmiştir.Anılan kanuni düzenlemelere göre, limited şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının şirket yöneticisi/ortağı tarafından ödenmesi halinde, ödenen tutar ortaklara sermaye hisseleri oranında rücu edilebilecektir. Limited şirketlerde kanuni temsilciler şirket müdürleri ise de getirilen düzenleme ile kanuni temsilciye ilaveten ortaklar da kamu borcundan sorumlu tutulmuştur. Buna göre limited şirketin mal varlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir. (6183 SK. m.35). Ödemede bulunan ortağın asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen ortağın, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir(Yargıtay 11. HD'nin 30/10/2014 tarih ve 2014/8501-2014/16502 E/K sayılı İlamı).Somut uyuşmazlıkta davacı, ödediğini iddia ettiği şirket SGK borcu tutarının davalıdan rücuen tahsilini talep etmektedir. Ancak, söz konusu alacağın davalılardan önce asıl mükellef olan şirketten talep edildiği iddia ve ispat olunmamıştır. Bu nedenlerle, ödenen şirket SGK borcu nedeniyle davalıya rücu şartları oluşmadığından ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2025