T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1769 KARAR NO: 2026/272 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/05/2022 NUMARASI: 2019/143 E. - 2022/440 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1769 KARAR NO: 2026/272 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/05/2022 NUMARASI: 2019/143 E. - 2022/440 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından İstanbul...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olarak gösterilen genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, eş muvafakati kısmındaki imzanın da eşi .........'e ait olmadığını, davacının aslı borçlu .......... Şti.'nden 22.01.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ile ortaklıktan ayrıldığını, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte belirtilen şirketle bir ilgisi bulunmadığını, ortağı, yöneticisi veya çalışanı bile olmadığı bir tarihte şirket için böyle bir kredi sözleşmesini kefil olarak 07.04.2017 tarihinde imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, davacının davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu ve talep sonucu ile bire bir aynı sonucu içerir, tarafları aynı olan İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/59 Esas sayılı dosyasından görülen davanın derdest olduğunu ve icra takibinin durdurulduğunu, davacın iş bu davayı açmakta hukuki bir menfaatinin bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, icra takip dosyası incelendiğinde taraflarınca 328.594,71 TL nakdi, 16.000,00 TL gayri nakdi alacak için takip başlatıldığını, davacı tarafından menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığı kabul ve beyan edilerek iş bu davanın 10.000,00 TL bedel üzerinden açıldığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacının genel kredi sözleşmesinde bulunan imzaların kendisine ve eşine ait olmadığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, eşinin de kefalete muvafakat ettiğini, bilirkişi incelemesi ile imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkacağını, davacının genel kredi sözleşmesinde ortak olarak değil şahsen ve müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunduğunu, imzalanmış olunan sözleşme kapsamında borçlu firmaya kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, davacının ortaklığının sona erdiği tarih itibariyle ile de müvekkiline kefaletten beri kılınma talebini içerir bir ihtarname ile bildirimde bulunmadığını, bir bildirimde bulunmuş olsa dahi bildirimin sonuç doğurması için müvekkilimizce kabul edilmesi gerektiğini, kanuna uygun bir şekilde tanzim edilen sözleşme kapsamında kefilin sorumluluğunun devam etmekte olduğunu belirterek davanın derdestlik ve hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde kefalete, borca ilişkin iddialar ile davacı tarafından ileri sürülen tüm iddia ve taleplerin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile % 20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı taraf, uyuşmazlığa konu Genel Kredi Sözleşmesindeki imzanın kendi el ürünü olmadığını iddia etmiş olup, bu hususta Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesininden rapor alınmış alınan raporda; Genel Kredi Sözleşmesinin 54. sayfasında ...'e atfen atılı imza ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ün eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.Alınan rapor tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu genel kredi sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığı ATK raporu ile tespit edildiğinden, davacının kefil sıfatıyla icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının....... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ve dosyaya konu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini, yapılan yargılama kapsamında düzenlenen bilirkişi raporları yetersiz olup bu raporlar doğrultusunda, eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/1048 Esas, 2016/13844 Karar sayılı kararına göre, ''...imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine dair borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır.'' denildiğini, dosyadaki mukayeseye esas belgelere bakıldığında davaya konu genel kredi sözleşmesindeki imza yılı olan 2017 yılına ait herhangi bir belgenin mevcut olmadığıın görüldüğünü, incelenen belgeler 2017 yılı öncesi yahut sonrasına ait olduğunu, ilgili bilirkişi raporunun açma tutanağı ve kapama tutanağı incelendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, söz konusu raporun bulgular ve sonuç bölümünde "dosya kapsamından inceleme konusu olduğu anlaşılan 07/04/2017 okunur tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 54. Sayfasında ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğitim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla .....'ün eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir kanaat raporudur" şeklinde tespit bulunduğunu, kullanılan teknik hakkında detay verilmeden üstünkörü bir açıklama ile yetinilip incelenen imzaların davacının eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığını, borçlunun eli ürünü olmadığı yönünde açık bir tespitte bulunulmadığını, raporda genel geçer ifadelere yer verildiğini, dosyadaki her iki raporun da tereddüte mahal verdiğini,hükme esas alınamayacağını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin ve denetime elverişli bir rapor alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı müteselsil kefilin genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına dayalı olarak İİK'nın 72.maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ile dava dışı.... Şti.arasında 07.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı yanca kat ihtarnamesi düzenlediği, ardından ..... ...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasıyla borçlu şirket ve diğer müteselsil kefiller ile davacı hakkında toplam 328.594,71 TL nakit alacağın tahsili, 16.000 TL gayri nakti alacağın depo edilmesi amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıdan imza örnekleri alınmak suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 02.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; inceleme konusu 07.04.2017 genel kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılı imza ile davacının mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı ...'ün eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek yeniden rapor alınmasını aksi taktirde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yeniden rapor alınması talebinin reddine karar verilerek, davanın yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden kabulü şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Kefalet sözleşmesi davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 581 ila 603. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, yazılı olarak düzenlenmiş olmasına bağlıdır. Bu husus, TBK'nın 583.maddesinde, "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihini belirtmedikçe geçerli olmaz" şeklinde ifade edilmiştir.Yazılı şekil şartının unsurları TBK'nın 14. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, tarafların imzası, yazılı şekil şartının zorunlu unsurudur. Aynı Kanun'un 15. maddesinde imzanın borç altına girenin el yazısıyla atılmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Bu durumda, başkası tarafından vekalet ilişkisi olmaksızın veya böyle bir hukuki gerekçeye dayanılmaksızın sözleşme altına atılan imza, sözleşmede adına yer verilen kişiyi bağlamaz. Bu durumda geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Kefalet sözleşmesinin davacı tarafça imzalanmamış olması nedeniyle geçerliliğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı 2017 yılına ait davacının imza örneklerinin bulunmadığı, bu sebeple incelemenin eksik olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının 2017 yılı öncesi ve sonrasına ilişkin 2012, 2014, 2015, 2016, 2018, 2019 tarihli mukayese belgeleri üzerinde inceleme yapılmış olup yeterli sayıda mukayese örnek belge incelendiği anlaşılmaktadır. 2017 yılına ilişkin mukayese belgenin bulunmaması tek başına imza incelemesini geçersiz kılmadığı gibi davalı yanca davacının bilinen imzasında bir değişiklik olduğu, imza örneği atmasına ilişkin bir sağlık sorunu bulunduğu, imzasını bilerek değiştirdiği yönünde de bir iddia ve delil ortaya konulmamış olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Bu sebeple ATK raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup bu rapor uyarınca davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 16.834,55 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KA