7. Hukuk Dairesi 2013/2269 E. , 2013/9339 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kal
**7. Hukuk Dairesi 2013/2269 E. , 2013/9339 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı bankada güvenlik görevlisi olarak 13/06/2007-31/01/2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiğini, ibraname karşılığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yemek ücreti ödendiğini, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, resmi tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin ödenmediğini, yemek ücretinin de eksik ödendiğini, gün içinde vardiyalı olarak çalıştığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, yıllık izin, fazla çalışma, resmi tatil, hafta tatili ve yemek ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının bankadan ayrılırken tüm alacaklarını aldığını, bankayı ibra ettiğini, çalıştığı süre boyunca günde iki saat fazla mesai yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin ikinci maddesine göre hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve fazla mesai ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ücret bordroları birlikte değerlendirildiğinde; davacının 13/06/2007-31/01/2011 tarihleri arasında davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, hizmet sözleşmesine göre yılda 270 saatlik fazla mesainin aylık ücrete dahil olması nedeni ile yıllık 270 saati aşan şubede çalıştığı dönemde haftalık 8,24 saat, şube dışında çalıştığı dönemde haftalık 2,31 saatlik fazla mesai yapması nedeni ile fazla mesai alacağı olduğu, haftada 1 gün izin kullanması nedeni ile hafta tatili alacağı olmadığı, resmi tatillerde çalışma yapılmaması nedeni ile resmi tatil alacağı olmadığı, yemek ücretinin günlük 10,80 TL ödeneceğine dair bir düzenleme olmaması nedeni ile bakiye yemek ücret alacağı olmadığı, izin ücretinin davalı tarafından banka hesabına yatırılmış olması sebebi ile izin ücreti alacağı olmadığı, tahakkuk yapılan bordrolar dışlandıktan sonra bilirkişi raporunda belirlenen fazla mesai ücretinden mazeretli ve raporlu olunan günler nedeni ile çalışılamayan günlerinde olabileceği dikkate alınarak takdiren %30 oranında indirim yapılmak suretiyle 330,41 TL fazla mesai alacağı olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ibraz edilen bordrolardan 2007, 2008, 2009, 2010 yıllarına ait bir kısım bordrolarda ve Ocak 2011 bordrosunda bir miktar fazla çalışma alacağı tahakkuk ettirildiğinden bu aylara ilişkin fazla mesai alacağı hesaplaması yapılmamıştır. Ancak davacının bordrolarda imzası bulunmamakla beraber davalı taraf bordrolarda tahakkuku yapılan fazla mesai ücretlerinin davacıya ödendiğini de ispatlayamamıştır. Bu nedenle davacının bu yıllara ilişkin fazla mesai alacağının dışlanarak hesaplanmaması hatalı olmuştur. Yapılacak iş; davalının bordrolarda tahakkukunu yaptığı fazla mesai alacağı ücretlerinin davacıya ödendiğine dair delillerini sunması için davalı tarafa usulüne uygun bir süre verilmeli ve davalı tarafın sunacağı delillere göre fazla mesai alacağı konusunda bir karar vermektir. 3-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. Somut olayda; davacının 19 günlük yıllık izin alacağına hak kazandığı ve karşılığının da Ocak 2011 bordrosunda tahakkuk ettirilerek davacı hesabına yatırılmış olması nedeniyle yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece itibar edilen belge bir bilgisayar çıktısı olup ilgili banka tarafından da onaylanmamıştır. Bu nedenle davacıya yıllık izin alacağının ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bilgisayar çıktısında ödemesi gösterilen yıllık izin alacağının davacıya ödendiğine dair delillerini sunması için davalı tarafa usulüne uygun bir süre verilmeli ve davalı tarafın sunacağı delillere göre yıllık izin alacağı konusunda bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.