T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2100 - 2025/2353 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2100 KARAR NO : 2025/2353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/58 E. - 2022/247 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve S…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2100 - 2025/2353 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2100 KARAR NO : 2025/2353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/58 E. - 2022/247 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 Tarih ve 2021/58 Esas - 2022/247 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 1992 yılında faaliyete başlayan ve 1997 yılında çikolata ve şekerleme alanlarına yönelerek daha önce üretilen çikolata formuna benzemeyen doğal, üzeri karemelize şeker ve krokan kaplı fındıklı, Antep fıstıklı ve bademli çikolataların üretimini yapan müvekkilinin, kısa sürede “... ...” ve “...” markaları ile sektörde haklı bir yer edindiğini, her iki markanın 30. sınıfta tescilli olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin 2020/67516 sayılı "..." ibareli markanın 30. sınıfta tescili isteğinin davalı kurum tarafından 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c,b hükümleri gereğince kısmen reddine karar verildiğini, oysa "..." ibaresini bir ürün üzerinde gören bir tüketicilerin bu ibareyi marka olarak algılaması mümkün olduğu gibi, ibarenin herhangi bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştıran bir niteliğinin de bulunmadığını, ... ilinin çikolata ürünü ile bilinen bir yer olmadığını, kaldı ki ... ilinde en bilinen çikolata, şekerleme markasının müvekkilinin ... markası olduğunu, ... ... nın coğrafi bir işaret olmadığını ve bu ibarenin müvekkilinin kullanımı sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek 2020-M-9973 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, düz yazı karakteriyle, şekil, kelime gibi başkaca herhangi bir işaret içermeyen davaya konu "..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunmadığını ve redde konu mallar bakımından coğrafi kaynak belirten tanımlayıcı bir ibare olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, SMK 5/1-b hükmü uyarınca markadan çıkarılan 30. sınıftaki malların her kesimden, her meslekten, her yaştan ve her çeşit tüketicinin ortak ihtiyaçları arasında yer aldığı ve bu tüketiciler tarafından sıklıkla tüketildiği, düz beyaz zemin üzerinde “...” ibaresinden oluşan markadaki "..." sözcüğünün Türkiye’de bir il adı olduğu, "çikolata" ibaresinin ise tropik kakao ağacının çekirdek denen tohumlarından yapılan yiyecek olduğu, çikolata ile ... ili arasında bir ilişkinin bulunmadığı, ...’nun meşhur ürünleri arasında çikolatanın bulunmadığı, “...” olarak Google arama motorunda arama yapıldığında davacıya ait görseller ile davacının internet sitesinin ön plana çıktığı, çikolata ürününün bölgeyle özdeş hale gelmiş bir ürün çeşidi olmadığı, bir markanın ayırt edici gücünün başvuru kapsamındaki emtialar ve markanın bütünsel açıdan bıraktığı algı göz önüne alındığında, YİDK kararıyla başvurudan çıkartılan “kakaolar, kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, çikolatalar” yönünden markayı gören ortalama tüketicinin ürünün direkt, doğrudan doğruya çikolata ve bunun türevi olan çikolata esaslı içecekler gibi ürünlerin çikolatadan yapıldığını düşünebileceği, tescil edilmek istenen markadaki “çikolata” ibaresinin yine tescil edilmek istenen malın adını içerdiği, işbu mallar yönünden dosya kapsamına göre kullanımla ayırt edicilik sağlama şartlarının da davacı yararına oluşmadığı, ancak “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar.Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Kahve, kahve esaslı içecekler. Şekerlemeler, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar” yönünden marka algısı yarattığı, somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu gerekçeli karardan “... ...” marka başvurusuna konu işaretin kullanım yoluyla çikolata emtiası yönünden ayırt edici nitelik kazandığı anlaşılıyor ise de, “...” ibaresinin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına ilişkin başkaca bir delil sunulmadığı, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıftaki “kakaolar, kakao esaslı içecekler,çikolata esaslı içecekler, çikolatalar” yönünden “çikolata” ibaresi tanımlayıcı olup özel bir zihni çabaya mahal vermeden doğrudan sunulan malın vasfına, cinsine işaret ederek tescili istenen mallar/hizmetleri doğrudan temsil ettiği, ancak“...” ibareli markanın bir bütün olarak ... iline özgü, burayla özdeşleşmiş bir ürün çeşidi olarak algılanamayacağı, gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 2020-M-9973 sayılı YİDK kararının 30. sınıfta bulunan "pastacılık ve fırıncılık mamulleri tatlılar: ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Kahve, kahve esaslı içecekler. Şekerlemeler, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar." mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin soyut ayırt edici niteliğinin bulunması nedeniyle marka niteliğine haiz olduğu, yine başvuru kapsamında bulunan malları doğrudan çağrıştırmadığı ve ... ilinin çikolata emtiası yönünden bir tanınmışlığı bulunmadığından coğrafi yer adı niteliği ile bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, ... ilinin çikolata emtiası ile ilişkisinin müvekkilinin "... ..." ve "..." markalarından kaynaklandığı, müvekkiline ait tanınmış “... ...” markalarının “kakaolar, kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” ve “çikolatalar” emtiaları bakımından tescilli olduğu göz önünde bulundurulduğunda davaya konu "...” ibareli markanın bu emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu görüşüne katılmanın mümkün olmadığını ve markanın “... ...” markalarının devamı olarak tescilinin gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, düz yazı karakteriyle, şekil, kelime gibi başkaca herhangi bir işaret bulunmayan dava konusu işaretin kısmi kabule konu hizmet sınıfları için markasal ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, "..." ibaresinin coğrafi kaynak bildirmesi, herkesin kullanımına açık olması ve "çikolata" ibaresinin davaya konu malların cinsini belirten tanımlayıcı işaret olması nedeniyle Kurul kararının kanuna uygun olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli markanın kapsamına alınmak istenen 30. sınıftaki “kakaolar, kakao esaslı içecekler,çikolata esaslı içecekler, çikolatalar” emtiası yönünden tanımlayıcı olup özel bir zihni çabaya mahal vermeden doğrudan sunulan malın vasfına, cinsine işaret ederek tescili istenen mallar/hizmetleri doğrudan temsil ettiği, davacı tarafça “...” ibaresinin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına ilişkin başkaca bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi hükümden anlaşılacağı üzere bir işaretin marka olabilmesi için “bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etme” vasfına sahip olması, yani kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirebilmesi, somut ayırt ediciliğe sahip olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta da dava konusu "... ..." işaretinin kısmi kabule konu emtea sınıfları için markanın mal ve hizmetlerin kaynağını işaret etme, diğer bir deyişle markasal ayırt edici niteliği bulunmamaktadır. Yine dava konusu marka başvurusu incelendiğinde "... ..." kelimelerinden, oluştuğu, gerek "..." ibaresinin coğrafi kaynak bildirmesi ve herkesin kullanımına açık olması, gerekse de "çikolata" ibaresinin davaya konu malların cinsini belirten tanımlayıcı işaret olması nedeniyle dava konusu işaretin, kısmi kabule konu emtea sınıfları için 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında malların cinsini belirten tanımlayıcı ibare olduğunun, dolayısıyla bu nedenle de marka olamayacak işaretlerden bulunduğunun kabulü gereklidir. Ayrıca 6769 sayılı SMK'nın 5/1-f maddesi uyarınca, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretlerin de marka olarak tescil edilmeleri mümkün değildir. Burada kast edilen mutlak yanıltıcılık olup, marka sahibinin böyle bir niyetinin olup olmadığı önemli değildir. Şayet böyle bir tehlike ciddi biçimde varsa marka tescil edilmeyecektir. İşaretin yanıltıcı olup olmadığının tespitinde ise ortalama tüketicilerin dikkate alınması gerekmektedir. Davacının "... ..." ibareli markası, başvuru kapsamında yer alan "pastacılık ve fırıncılık mamulleri tatlılar: ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Kahve, kahve esaslı içecekler. Şekerlemeler, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar." emtiaları yönünden, malın niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltıcı niteliktedir. Zira, ... ili ile çikolata arasında bir ilişkinin mevcut olmamakla birlikte, "..." ibaresinin marka içinde çikolatanın ...'ya ait olduğunu öne çıkaran bir işlevinin bulunduğu, bütüncül olarak "... ..." ibaresinin, somut olayda anılan malların üretiminin ...'da yapıldığı algısını oluşturacak şekilde, coğrafi kaynak belirtir bir kullanımının bulunduğu, yine asli unsur niteliğindeki "..." ibaresinden kaynaklı olarak doğrudan tanımlayıcı olduğu "kakaolar, kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler ve çikolatalar" malları dışında kalan yiyecek, tatlı ve şekerleme kategorisinde olup, davalı ... tarafından istinafa konu edilen emtialar yönünden, ortalama tüketiciler nezdinde, anılan ürünlerin ...'da üretilmediği halde ...'da üretildiği veya içinde çikolata bulunmadığı halde çikolata bulunduğu yönünde bir yanılgıya da neden olacağı, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta 6769 sayılı SMK'nın 5/1-f maddesi uyarınca da tescil engelinin bulunduğunun kabulü ile bu emtialar yönünden, anılan hüküm uyarınca da davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince, müvekkilinin "... ..." ve "..." ibareli markalarının “kakaolar, kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” ve “çikolatalar” emtiaları bakımından müvekkili adına tescilli bulunduğu, davaya konu "...” ibareli markasının da anılan markalarının devamı niteliğinde olduğu ve tüm emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte olmadığının kabulünün ve tescilinin gerektiği ileri sürülmüşse de, Dairemizce dava konusu başvurunun “... ...” ibareli olduğu, bu hali ile anılan başvurunun yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının "... ..." ve "..." ibareli markaları ile farklı değerlendirilmesi gerektiği düşünülmüş ve davacının anılan görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. Yine mutlak ret nedenlerinin gerek mahkemelerce gerekse de ... tarafından re'sen nazara alınmasının gerektiği, bu anlamda bir mutlak ret nedeninin incelendiği YİDK iptali davasında, diğer bir mutlak ret nedeninin de nazara alınabileceği tabiidir (Yargıtay 11. H.D.'nin 27.02.2023 tarih ve 2021/6387 E.- 2023/1152 K., 24.10.2024 tarih ve 2023/6248 E.- 2024/7557 K.). HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde bulunmuş, ilk derece mahkemesi kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 05/07/2022 gün ve 2021/58 Esas - 2022/247 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 137,00-TL tebligat ve posta masrafı, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 629,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 10-Davalıdan peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.