T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1241 - 2025/2284 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1241 Esas KARAR NO : 2025/2284 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2020/107 Esas, 2023/801 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat Taraflar arasında görüle…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1241 - 2025/2284 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1241 Esas KARAR NO : 2025/2284 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2020/107 Esas, 2023/801 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece bilirkişi raporlarındaki tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği bilirkişi raporlarının takdiri delil, ikrarın ise kesin delil niteliğinde olduğunu, Kura Nehri havzasında enerji üretim amaçlı olarak membadan mansaba doğru Köroğulu, Kotanlı ve Kayabeyi barajlarının inşaa edildiğini, müvekkilinin işletimindeki Kayabeyi Barajında enerji üretiminin 2015 yılı Mayıs ayında başladığını, 20/08/2017 ile 07/02/2018 tarihleri arasında devreye girmesi planlann Köroğlu Barajında su tutulmasından dolayı mansaba düzenli su bırakılmadığını, bu sebeple müvekkilinin işletimindeki Kayabeyi Barajı enerji santrallerinde üretim düşüşü olduğunu, Köroğlu Barajında 60 gün içerisinde tamamlanabilecek su tutma sürecinin davalının hatalı plan ve uygulamaları ile 117 güne çıktığını, bu süresnin sonunda dahi su tutma programına riayet edilmeyerek su tutulmaya devam edildiğini, bu durumun davalının kabulünde olduğunu, davalının hatalı işlemleri ile Haziran 2018'den itibaren barajın suyunu minimum kotlara düşürmesi gerektiği halde 18/02/2019 tarihinde düşürdüğünü, haznesinde fazladan 8 ay su tuttuğunu, ayrıca yüksek kapasiteli tribünler zamanında devreye alınmadığından düşük kapasite ile üretime devam edilerek su programına aykırı şekilde su tutulmaya devam edildiğini, müvekkilinin işlettiği Kayabeyi Barajının en fazla enerji gelirine ihtiyacı olduğu dönemde davalının hukuka aykırı uygulamaları ile eksik enerji üretimine neden olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında ileri sürülen bu iddiaların karşılanmadığını, bu iddiaların ortadan kaldırılmadığını, davalının su kullanım hakkı anlaşmasına aykırı davrandığının sabit olduğunu, davalının Elektirk Piyasasında Üretim faaliyetinde Bulunmak üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine de aykırı davrandığını, anılan yönetmelik gereği zarardan sorumlu olduğunu, DSİ tarafından belirlenen memba ve mansap projelerine davalı şirket tarafından uyulmadığını, davalının geçici kabulden sonra % 16 oranında üretim kapasitesi ile çalışırken % 100 birimlik su tuttuğunu, suyun az geldiği zamanda suyu tutarak, çok geldiği zamanda ise gereğinden fazla bırakarak su kullanım hakkı anlaşmasını ihlal ettiğini, bu açık durumun bilirkişi raporu ile değiştirilemeyeceğini, davalının bu projelere aykırı davranışının müvekkilinin barajının verimliliğini oldukça düşürdüğünü, DSİ tarafından davalıya su kullanım hakkı anlaşma şartlarına aykırı davrandığının tespiti ile uyarı yazısı yazıldığını, davalının müvekkilinin yazdığı ihtara verdiği cevapta su tutma programına uyulmadığını kabul ettiğini, davalının işletme programına uygun olarak hareket etmesi halinde müvekkilinin zararının oluşmayacağını, iklim koşullarının önceden tahmin edilebildiğini, ayrıca bu koşulların tüm barajları aynı oranda etkilediğini, davalının su tutma rejimine aykırı davrandığını, sahibi olduğu barajda yüksek güçlü iki ünitesinin geçici kabulünü su tutma döneminde hiç yapmadığını, bir ünitesinin geçici kabulünü süresinde yapmadığı buna rağmen tümünü yapmış gibi su tuttuğunu, bu durumun davalının beyanları ve dosyadaki delillerle sabit olduğunu davalının haksız fiileri ile müvekkilinin zararına sebep olduğundan zararın tazmini gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada talep edilen bedelin 7.613.500,00 TL olduğunu, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda ret vekalet ücretinin bu değer üzerinden nispi olarak belirlenmesi gerektiğini, yüksek yargı kararlarının bu yönde olduğunu, mahkemece nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davalının iddiasının değerlendirilmesinin teknik bir husus olması sebebiyle bu konuda bilgi ve tecrübesi bulunan bilirkişi kurullarından rapor alınarak bu doğrultuda karar verilmesinde, alınan iki farklı bilirkişi heyet raporlarının birbirini destekler mahiyette ve gerekçeli, mahkeme, taraf ve kanun yolu denetimine elverişli olması sebebiyle hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, davalının eylemlerinin Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunun, geçici kabul ve su tutma işlemlerinin DSİ talimatları doğrultusunda yapıldığının anlaşılmasına, ispat külfeti üzerinde bulunan davacının zarar ile davalının eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu ispatlayamamış olmasına göre, davacının istinaf itirazlarının, davanın maddi tazminat talebi olması sebebiyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesi uyarınca davanın tamamının reddi sebebiyle tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre ve maktu ret vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; a) Davalıdan alınması gerekli 615,40TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, b)Davacıdan alınması gerekli 615,40TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3)İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 03/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/12/2025 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza