11. Hukuk Dairesi 2024/6093 E. , 2025/3700 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1542 Esas, 2024/916 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/337 E., 2021/159 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafın…
**11. Hukuk Dairesi 2024/6093 E. , 2025/3700 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1542 Esas, 2024/916 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/337 E., 2021/159 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2003/32102 "KEREBİÇÇİ ..." ibareli markanın 2016 yılına kadar müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkil ile davalı ve babası arasında 2019 yılına kadar devam eden bir ticari ilişki olduğunu, 2016 yılında yaşanan ekonomik kriz sebebi ile zorda olan müvekkilinin faiz karşılığı borç para alışverişi ile markasını davalıya devretmek zorunda kaldığını, ancak bu devri takiben alacak baskısı devam ettiğinden müvekkilinin kızının taşınmazının da borç para ve faiz baskısı altında devredildiğini, kambiyo senedi tanzim edildiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya göre senet borcu ödendiğinde marka hakkının iade edileceğini, taşınmazın da kredi ödemelerinin yapılması şartıyla iade edileceğini, bahsedilen tüm ödemeler yapıldığından inançlı işlem ile davalıya teminat olarak devredilen marka hakkını geri isteme hakkının doğduğunu, davalı hakkında tefecilikten suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının ve babasının tahsil ettiği ödemelere ilişkin kendi el yazılarının olduğu borç kayıtlarının dosyaya sunulduğunu, yazılı delil başlangıcı olması halinde inançlı işlemin her türlü delille ispatının mümkün olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi zararlarına ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu markanın teminat amaçlı olarak inançlı işlemle davalı adına yapılan tescilinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; marka devir sözleşmesinin sahte olduğuna ya da davacıya zorla imzalattırıldığına dair bir beyan bulunmadığını, bu yönde yapılmış bir suç duyusunun da bulunmadığını, dava dilekçesine göre müvekkilinin babası ile davacı arasında inanç sözleşmesi varmış gibi marka tescilinin iptalinin talep edildiğini ancak müvekkilinin babasının ticari işlerinden sorumlu olmadığı gibi inançlı işlemin yazılı delille ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI