Hukuk Genel Kurulu 2013/4-151 E. , 2013/1479 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2012 Taraflar arasındaki “tazminat ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 20.Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 16.09.2008 gün ve 2007/32 E., 2008/294 K. Sayılı ikinci kararın incelenmesi davalı A. M. A. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 26.09.2011 gün ve 2011/11287-9605 sayılı ilamı ile; (...Yer…
**Hukuk Genel Kurulu 2013/4-151 E. , 2013/1479 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2012 Taraflar arasındaki “tazminat ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 20.Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 16.09.2008 gün ve 2007/32 E., 2008/294 K. Sayılı ikinci kararın incelenmesi davalı A. M. A. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 26.09.2011 gün ve 2011/11287-9605 sayılı ilamı ile; (...Yerel mahkemece verilen 16.09.2008 günlü gerekçeli kararın, kararı temyiz eden davalı A. M. A.’ya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşıldığından adı geçen davalının temyiz istem ve dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek dosya incelendi: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece 26.01.2005 günü verilen ilk kararda, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili, bu kararı temyiz etmiş, Dairemizce; “… işin esasının incelenmesi gerekir…” gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, işin esası incelenmiş ve istem kabul edilmiştir. Karar, davalılardan A. M. A. tarafından temyiz olunmuştur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 73. maddesi gereğince; yasanın belirlediği ayrık durumlar dışında yargıç, iki tarafı usulüne uygun olarak çağırmadan, iddia ve savunmalarını yasal koşullara uygun olarak bildirmeleri için davet etmeden karar veremez. Kural olarak da yargısal işlemler açıklama (tefhim) veya bildirim (tebliğ) sonuç doğuracağından ilgilisi hakkında olumsuz sonuç doğuracak işlemlerin de tebligat yasasında yer alan düzenlemeler gereğince bildirilmesi gerekir. a)Somut olayda ve dava dosyasında yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye göre bir değerlendirme yapıldığında; dosya içindeki belgelerden, Dairemizin 1.12.2006 günlü bozma kararı ile bozmadan sonra mahkemece verilen yeni duruşma gününün davalı A.M.Ç.’ya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Yerel mahkemenin, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin ilk kararının bozulmasından sonraki tüm tebligatlar, adı geçen davalıya Tebligat Yasası’nın 35. maddesine göre yapılmıştır. Davalı bozmadan sonra yargılamaya katılmamış, sözlü veya yazılı açıklamada bulunmamıştır. Tebligat Yasası’nın 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için daha önce o adreste geçerli bir tebligatın yapılması ön koşuldur. Dava dosyasında ise, davalı adına Tebligat Yasası’nın 35. maddesine göre tebliğ yapılan adrese daha önceden yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmamaktadır. Şu durum karşısında davalıya bozma kararının ve bozma kararından sonra verilen yeni duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmediği ve adı geçen davalının savunma hakkının kısıtlanmış olduğu anlaşılmaktadır.