7. Hukuk Dairesi 2009/3555 E. , 2010/3080 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Kadastro Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 241 ada 1 ve 266 ada 44 parsel sayılı sırasıyla 3804.32 m², 4002.18 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı za
**7. Hukuk Dairesi 2009/3555 E. , 2010/3080 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Kadastro Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 241 ada 1 ve 266 ada 44 parsel sayılı sırasıyla 3804.32 m², 4002.18 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak ...’yü hasım göstermek suretiyle 241 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne, davacılar ..., ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ve ... ...’yi hasım göstermek suretiyle 266 ada 44 parsel sayılı taşınmazlara ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 241 ada 1 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 13.12.2008 tarihli rapor ve eki haritasında (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin davalı ... adına, aynı raporda (D) harfi ile gösterilen bölümün ise davacı ... adına tapuya tesciline, 266 ada 44 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 266 ada 44 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ... ...'den kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, göz önünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, davalı ... tarafından ibraz edilen ve sınırları da içeren 01.03.2007 tarihli olduğu iddia edilen satış senedi aynı yöntemle yerel bilirkişi aracılığı uzman bilirkişi yardımıyla kapsamı belirlenmeli bu konuda komşu taşınmazlara ait onaylı tutanak örneklerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalıdır. Öte yandan mahkemece dava konusu 241 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... ...’ün beyanı esas alınarak hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. 26.09.2008 tarihli keşifte yerel bilirkişi ... ...’ın dışında davacı ve davalı tanıklarınca da taraflar arasındaki sınır yerleri gösterilmesine rağmen uzman bilirkişi ... ... tarafından hazırlanan raporda sadece yerel bilirkişinin beyanına itibar edilerek taraflar arasındaki sınır kırmızı kalemle gösterilmiş, 05.12.2008 tarihli keşifte yer gösterme tanığı olarak dinlenilen ve aynı zamanda davalı tanığı da olan ... ...’ün beyanı esas alınarak uzman bilirkişiler ... ... ve ... ... tarafından sınır yerleri gösterilmiştir. Her iki rapor incelendiğinde davacı ve davalı arasındaki sınır yerlerinin farklı gösterildiği bu nedenle raporların çeliştiği görülmektedir. Mahkemece her iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden hüküm verilmiştir. Yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ... ..., davacı ve davalı tanıkları ile yer gösterme tanığı ... ... taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, beyanlar arasındaki çelişki giderilmeye çalışmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye bilirkişi ve tanıkların sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Ayrıca kadastro davaları lehine tespit yada kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Birleşen dosyada davacılar tespit maliki olmayan davalı ... ..., ... ..., ... ..., ... ve ... ...’ü hasım göstererek dava açmışlardır. Hal böyle olunca, davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak bu kişilere karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gibi asıl dosyada da tespit maliki olmamakla birlikte davalı da gösterilmeyen bu kişiler yargılama sırasında davanın tarafıymış gibi yargılamaya dahil edilmiştir. Hal böyle olunca adı geçenlerin asıl dosyada da davanın gerçek tarafı olmadığının kabulü gerekir. Kural olarak davanın gerçek tarafı olmadığı halde karar başlığında taraf olarak gösterilmiş olması adı geçenlere taraf niteliğini kazandırmayacağı gibi davanın gerçek tarafı olan gerçek yada tüzel kişinin karar başlığında taraf gösterilmemiş olması da taraf niteliğini etkilememektedir. Açıklanan nedenlerle mahkemece oluşturulan hüküm isabetsiz olduğu gibi kabule göre de mahkemece yüzölçüm belirlenip karar yerinde gösterilmeden uzman bilirkişilerin raporuna atıf yapmak suretiyle hüküm kurulması dahi isabetsiz, davacılar ..., ..., ...’nün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 82.80 TL harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 24.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.