T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/75 - 2026/291 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/75 KARAR NO : 2026/291 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2023 NUMARASI : 2022/391 E. - 2023/299 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hu…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/75 - 2026/291 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/75 KARAR NO : 2026/291 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2023 NUMARASI : 2022/391 E. - 2023/299 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/07/2023 Tarih ve 2022/391 Esas - 2023/299 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1958 yılından beri iştigal konusu olan ecza depoculuğu alanında lider konumda olduğunu, 2000/01568 ve 2003/03670 sayılı "...+şekil” ve "...+şekil" ibareli markaların sahibi bulunduğunu, davalı ...'ın 2020/88344 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir takım hizmetlerin çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi için müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin faaliyet alanı göz önüne alındığında, davalının markasında "..." ve "Deposu" ibarelerini kötü niyetli olarak kullandığını ve müvekkili şirketin markasının tanınmışlığından faydalanmayı amaçladığını, markaların karıştırılma ihtimali yaratacak kadar benzer olduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında yer aldığını, bu nedenle SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında da itirazlarının haklı bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-9757 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, SMK'nın 6/1 maddesi şartlarının somut olayda bulunmadığını, benzer hizmetlerin davacı itirazı üzerine başvuru kapsamından çıkartıldığını, başvuru kapsamında kalan hizmetler bakımından benzerlik olmadığını, tüketicilerin taraf markalarının kaynağını farklı algılayacaklarını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılamayacağını, "..." ibaresinin bir isim olup birçok işletme tarafından kullanıldığını, kötüniyet iddialarının ispatlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "... ... ...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+şekil" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ancak davalının başvuru markası ile davacı markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler açısından benzerlik olmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, davalının, davacı markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer bir kısım hizmetlerde, kendi ad ve soyadı yanına eczacılık mesleği ile doğrudan bağlantısı olduğu görülen "..." ibarelerini seçip, yanına "..." ibaresini de ekleyerek marka başvurusu yapmasının, ayrıca bu başvuruda, davacının tescilli markaları ile aynı rengi tercih etmesinin, davacıya ait eczacılık sektöründe refleks olarak tanınmış marka olduğu anlaşılan "..." markasına yaklaşma çabasını gösterdiği, bu şekilde davacının tanınmış markasının itibarından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verilebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği, buna göre SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen nispi ret engelinin oluştuğu, diğer yönden davacının uzun süredir tescilli ticaret unvanının klavuz unsuru olan "..." ibaresinin, eczacılık mesleği ile doğrudan bağlantılı "..." ibareleri ile birlikte marka başvurusuna konu edilmesinin, SMK'nın 6/6 maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022-M-9757 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2020/88344 sayılı marka henüz tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, SMK'nın 6/5 kapsamında detaylı bir inceleme yapıldığını, bu kapsamda davacı yanın markalarının tanınmış olduğu iddiasını ispatlamaya yeterli bilgi ve delilin sunulmadığının tespit edildiğini, tanınmışlık iddiasının, delillerle ispatlanması gereken bir husus olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da tanınmışlığın durağan bir kavram olmayıp, zaman içerisinde değişen bir kavram olduğunun belirtildiğini, buna rağmen mahkemenin, davacı markalarının tanınmış olduğunu kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmenin de doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı tarafça yapılan "..." ibareli marka başvurusuna, davacı tarafça 2000/01568 ve 2003/03670 sayılı "...+şekil" ibareli markalara dayalı olarak itiraz edilmiş, bu itirazın kısmen reddi üzerine söz konusu YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi ile eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, buna karşılık SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddelerinde düzenlenen nispi tescil engellerinin, somut olayda gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı yalnızca davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddeleri kapsamında davaya konu YİDK kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığıdır. SMK'nın 6/5 maddesi, "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmünü haizdir. Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2020 tarih, 2019/2980 Esas, 2020/991 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere markanın tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmayıp, her bir somut olayda dayanılan markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin ispatlanması gerekmektedir. Bir markanın tanınmışlık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konudur. Dolayısıyla, bir markanın tanınmışlığına ilişkin uyuşmazlık bulunması halinde mahkemece, HMK'nın 266. Vd. maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/11/2018 tarih, 2017/1410 E., 2018/7017 K. sayılı ilamında da, "tanınmışlık olgusunun tespiti özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden mahkemece bilirkişi incelenmesi yaptırılmış, dosyaya sunulan deliller doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporunda, davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği mütala edilmiştir. Mahkemece, kararda açıklanan gerekçe ile teknik bir hususta bilirkişilerce bildirilen kanaatin aksinin kabulü doğru olmadığı gibi" denilerek, aynı sonuçlara ulaşılmıştır. Somut olayda, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, davacı yanın markalarının tanınmış marka olduğunu ispatlamaya yeterli bilgi ve delilin dosyaya sunulmadığı açıklanmasına rağmen ilk derece mahkemesince, gerekçesi ve delilleri de gösterilmeden, davacıya ait markaların eczacılık sektöründe refleks olarak tanınmış marka olduğunun kabulü doğru değildir. Zira yukarıda açıklandığı üzere her bir somut olayda, dayanılan markanın tanınmış olup olmadığının ispat edilmesi gerektiği gibi bir markanın tanınmış olup olmadığının tespiti de, hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan değildir. Öte yandan, bir an için bir markanın tanınmışlığının tespitinin, hakimin hukuki bilgisi ile çözümleneceği düşünülse bile ilk derece mahkemesince varılan sonuç yerinde görülmemiştir. Zira, davacı markasını oluşturan "..." ibaresinin, ülkemizde yaygın kullanılan bir ad olması nedeniyle ayırt ediciliğinin çok yüksek bulunmaması, davacı markalarının tanınmış olduğu kabul edilen eczacılık sektörü ile başvuru kapsamında yer alan 35/1-4. sınıflardaki hizmetlerin tamamen ilişiksiz hizmetler oluşu gözetildiğinde, SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen hallerin somut olayda gerçekleşmeyeceği değerlendirilmiştir. Bu itibarla, davalı ... vekilinin, anılan hususa ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunmamıştır. İlk derece mahkemesince, davacının ticaret unvanının kılavuz unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda kullanılması nedeniyle SMK'nın 6/6 maddesinde düzenlenen nispi tescil engelinin de somut olayda bulun kabul edilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesi, "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." şeklindedir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih, 2016/1193 esas, 2017/4014 Karar sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Yine Yüksek Dairenin 12/02/2020 tarih, 2019/2828 E., 2020/1294 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ise de, yukarıdaki paragrafta yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının ticaret unvanının, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35/01-04. sınıf hizmetlerde kullanıldığı ispat edilemediğinden, anılan madde koşullarının, somut olayda gerçekleştiğinden bahsedilemez. O halde, anılan iddia bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu iddianın da haklı bulunması yerinde olmamış, davalı ... vekilinin anılan hususa ilişkin istinaf itirazları da haklı görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gözetilerek, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, ilk derece mahkemesince verilen hüküm sadece davalı ... vekili tarafından istinaf edildiğinden, Dairemizce YİDK kararının iptali davası yönünden verilen davanın reddine dair kararın, hükümsüzlük davasına sirayet ettirilmesi mümkün olmamış, mahkemece hükümsüzlük davası yönünden verilen kararın aynen muhafaza edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/07/2023 gün ve 2022/391 Esas - 2023/299 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptaline ilişkin davanın REDDİNE, 3-Dava konusu 2020/88344 sayılı marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30.TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 122,50-TL tebligat ve posta masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 860,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Davalı şahıs tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.