T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/90 Esas KARAR NO : 2025/1483 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/177 Esas - 2022/914 Karar TARİH: 03/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/90 Esas KARAR NO : 2025/1483 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/177 Esas - 2022/914 Karar TARİH: 03/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin Davalı ile ortak olduğu Şirket adına tamamını ödemek zorunda kaldığı vergi borçları ile cezaların Davalı %50 hissesi oranında rücu edilmesi ve Davalı bu bedeli müvekkile ödemesi için Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının haksız ve hukuksuz itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/10/2022 tarih ve 2021/177 Esas - 2022/914 Karar sayılı kararında; "Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 147.029,37-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Davacı ...'ın ... ... Ulaşım Tekstil San. Ve Tic, Ltd. Şti.'ni davalı ... ile birlikte 4450 oranında hissedar olarak kurdukları, Adı geçen şirketin 22/09/2010 tarihinde tasfiyeye girdiği, tasfiye sonu kararının ise 27/04/2012 tarihinde tescil edildiği, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/57216 sayılı soruşturma dosyasına sunulan 29.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda; 01.04.2012 tarih, 2021/01 sayılı Tasfiye Sonu Hk. karar metni fotokopisi üzerinde ...'e atfen atılı bulunan imzaların ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı ...'in, ... Kiralama A.Ş. tarafından ... Ltd.Şti. adına düzenlenmiş 21.01.2010 tarih, 146531 nolu, leasing ile kiralanan “... İşleme Merkezi MCV 100 BA” model makinenin devrine ilişkin ve 21.01.2010 tarih, ... nolu, leasing ile kiralanan “... ... Tezgahı Ve Ekipmanları MCV 1500” model makinenin (23.10.2000 tarihli proforma fatura bedeli 86.500 USD) devrine ilişkin fatura örneklerini dosyaya sunduğu, bu fatura örneklerine göre her iki makinenin 21.01.2010 tarihinde ... Ltd.Şti.'nin mülkiyetine (envanterine) girdiği,“... Ltd.Şti.”nin tasfiye işlemlerinin sürdüğü dönemde ve tasfiyenin kapanış tarihi itibariyle Vergi ve SGK borçlarının mevcut olduğu, İlgili Vergi ve Sosyal Sigorta Yasaları kapsamında yapılandırılan ve taksitlendirilen vergi borçlarının tasfiye döneminde başladığı ve tasfiyenin kapandığı dönemden sonra da devam ettiği, mevcut SGK borçlarının ise tasfiyenin kapanışından sonra taksitlendirildiği, davaya konu toplam 168.732,54 TL tutarındaki ödemenin şirket varlıklarının paraya çevrilmesi neticesinde yapılıp yapılmadığı, tasfiye sonunda ortaklara dağılacak payın hesabında bu borçların dikkate alınıp alınmadığı, şayet tasfiye halindeki şirketin varlıkları, borçlarını karşılamıyor ise şirketin tasfiyesinin nasıl sonlandırıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı,..'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü'nün 2019/22043 Esas sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu toplam 168.732,54 TL tutarındaki ödemenin şirket varlıklarının paraya çevrilmesi neticesinde yapılıp yapılmadığı, tasfiye sonunda ortaklara dağılacak payın hesabında bu borçların dikkate alınıp alınmadığı, şayet tasfiye halindeki şirketin varlıkları, borçlarını karşılamıyor ise şirketin tasfiyesinin nasıl sonlandırıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, ödeme tarihinde şirketin aciz içinde olup olmadığının tespiti için dava dışı şirket tasfiyesine ilişkin tüm kayıtlar, raporlar ve şirket ticari defterlerini sunmak üzere süre verildiği ancak dosyaya herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, dosyada mevcut deliller ve denetime uygun bilirkişi raporu dikkate alınarak davacı tarafından davasının ispatlanamaması sebebiyle davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin ise davacı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar yerel mahkeme gerekçeli kararında dayandığı bilirkişi heyeti ek raporlarında dosya kapsamı ile ilgili bilgi ve belgelerin taraflarınca paylaşılmadığı ve dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle 168.732,54 tl ödemenin akıbetinin tespit edilemediği yönünde kanaat ve sonuca varmışsa da söz konusu bilgi ve belgeler huzurdaki dava dosyası ek rapor alınması için bilirkişi heyetine tevdi edilmeden önce taraflarınca yerel mahkemeye ibraz edildiğini; işbu nedenle söz konusu tespitin hatalı olup hukuki denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Sayın Bilirkişi Heyeti Ek Raporunda "(1) 168.732,54 TL tutarındaki ödemenin şirket varlıklarının paraya çevrilmesi neticesinde yapılıp yapılmadığı, tasfiye sonunda ortaklara dağıtılacak nakdi payın hesabında bu borçların dikkate alınıp alınmadığı, şayet tasfiye halindeki şirketin varlıkları, borçlarını karşılamıyor ise şirketin tasfiyesinin nasıl sonlandırıldığına dair ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı,(2) Tasfiye memuru da olan davacı tarafın yukarıda izah edilen hususlarla ilgili bilgi ve belge paylaşması ve iddiasını ispata yarayan belgeleri dosyaya sunması gerektiği; ancak bu belgelerin sunulmaması sebebiyle 168.732,54 TL tutarındaki ödemenin akıbeti tespit edilemediği;..." şeklinde birtakım tespit ve değerlendirmelerde bulunmuş ise de işbu tespit ve değerlendirmelerin gerçeğe aykırı olduğunu, Finansal kiralama yoluyla 21/01/2010 tarihinde ... Ltd. Şti.'nin mülkiyetine giren "... İşleme Merkezi MCV 100 BA" model makine ile "... ... Tezgahı ve Ekipmanları MCV 150" model makine müvekkil ve davalı yanın hissedarı oldukları ... Ltd. Şti.'nin ödenmemiş kira borçları, çek ve senet borçlarının, davalı yanın üçüncü kişiler lehine keşide ettiği senet borçlarının, yine elden aldığı borçların olması ve işbu borçlara istinaden başlatılmış ve haciz işlemlerine geçilmiş icra takip dosyaları olması nedeniyle şirket adresini cebri icra yolu ile tahliye edilmek zorunda kalınması sebebiyle 25/01/2010 tarihinde alelacele satıldığını; söz konusu satış işleminin dava dosyasına ibraz ettikleri faturalar neticesinde hem kök raporda hem de ek raporda tespit edildiğini; müvekkili ve davacının hissedarı oldukları şirket hakkında tasfiye kararının ise 15/09/2010 alındığını, (Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Sayı: 7657 Syf: 390). Söz konusu makinelerin, şirket hakkında tasfiye kararının alındığı tarihten tam 8 ay önce satılmış olup tasfiye kararı kapsamında satılmadığını, Dosyada mübrez 8061 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sayfa 367'de görüleceği üzere şirket tasfiyesi sonu itibariyle şirketin herhangi bir pasif ve aktif kaydı bulunmadığını; söz konusu TTSG ilan metninden de anlaşılacağını, kök raporda da varlığı tespit edilen Vergi ve SGK borçlarının tamamının müvekkilin kendisi tarafından karşılandığını; huzurdaki davaya konu tasfiye sonrası yapılan 168.732,54 TL tutarındaki ödemenin şirket varlıklarının paraya çevrilmesi ile yapılmasının mümkün olmadığını, ilgili TTSG ilanından da anlaşılacağı üzere şirketin herhangi bir pasif ve aktif kaydı bulunmadığını; 168.732,54 TL'lik ödemenin tamamının müvekkili tarafından yapıldığını; davalı tarafın şirkete ait vergi ve SGK borçlarının ödenmesine herhangi bir katkısı bulunmamakta olduğunu; tüm bu sebepler neticesinde Bilirkişi Heyetinin yapmış olduğu aleyhe tespit ve değerlendirmeler gerçeğe aykırı olup Yerel Mahkemece hükme esas alınmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Dosyada mübrez bilirkişi heyeti ek raporu ile müvekkili davacının görülen davaya konu icra takibindeki haklılığı, müvekkilin alacağının mevcudiyeti, davalının icra takibine itirazının tamamen takibi sürüncemede bırakmak, müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığının açıkça tespit edildiğini, Müvekkili davacı, davalı ile birlikte hissedarı olduğu şirketin vergi ve sgk borçlarının tamamını bizzat kendisinin ödediğini; işbu sebeple davalı tarafın, huzurdaki davaya konu icra takibinde takip konusu edilen tutarda müvekkil davacı ile birlikte hissedarı olduğu şirkete ait olan vergi ve sgk borçları bakımından şirketteki hissesi oranında müvekkili davacıya karşı sorumlu olduğunu, Sayın Bilirkişi Heyeti ek raporunda "..kök raporda da tespit edildiği üzere sayın mahkeme, işbu davaya konu toplam 168.732,54 TL tutarındaki ödemeden davalı yanın %50 hissesi oranında davacıya karşı sorumlu tutulduğuna kanaat getirmesi halinde, davacı yanın takip tarihi itibariyle davalıdan 84.366,27 TL asıl alacak ve 52.933,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 137.299,87TL alacaklı olacağı,..." şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunmuş olup işbu tespit ve değerlendirmelerin son derece yerinde olduğunu, Yerel Mahkemeye ibraz edilen Kök Rapor ve Ek Raporda da görüleceği üzere müvekkilin davalı yandan alacaklı olduğu, davalının icra takibine itirazının tamamen takibi sürüncemede bırakmak, müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığının açıkça tespit edildiğini, Davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, Bilirkişi Heyeti Ek Raporu ve Kök Rapor neticesinde davalının müvekkile borçlu olduğu ile davalı itirazlarının haksız ve yersiz olduğu tespit olunduğu ve takip konusu alacak likit olduğundan davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/19-1713 E., 2013/1631 K., 04.12.2013 T.), İleri sürerek, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmek üzere yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, limited şirket ortağı tarafından şirkete ait olup ödenen vergi ve SGK borçlarının davalı ortaktan payı oranında rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası celbedilmiş, davacı tarafından yapıldığı iddia olunan vergi ve SGK ödemelerine ilişkin dekont ve vergi tahsil alındısı belgeleri dosyaya ibraz edilmiş, dava dışı şirketin sicil kayıtları celbedilmiş, akabinde dosya mali bilirkişiye tevdi edilmiş, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen rapora yapılan itirazlar üzerine, davacı vekiline tasfiye nedeniyle terkin edilmiş dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmek üzere süre verilmesine, mali bilirkişi yanına bir hukukçu eklenmek suretiyle ek rapor tanzim ettirilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından şirket defter ve kayıtları ibraz edilmediğinden, ek raporun da dosyadaki delillere göre tanzim edildiği, hem kök hem de ek raporda; davacı tarafından yapılan ödemelerin şirket varlıklarının paraya çevrilmesi neticesinde yapılıp yapılmadığının, tasfiye sonunda ortaklara dağıtılacak nakdi payın hesabında bu borçların dikkate alınıp alınmadığının, şayet tasfiye halindeki şirketin varlıkları, borçlarını karşılamıyor ise şirketin tasfiyesinin nasıl sonlandırıldığına dair ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığının tespit edildiği, bu kez mahkemece 06/06/2022 tarihli celsenin bir nolu ara kararı ile; ödeme tarihinde şirketin aciz içinde olup olmadığının tespiti için dava dışı şirket tasfiyesine ilişkin tüm kayıtların, raporların ve şirketin ticari defterlerini sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmadığı takdirde mevcut delil durumuna göre dosyanın değerlendirileceğinin de ihtar edildiği, davacı tarafça şirketin ticari defter ve kayıtları ile tasfiyede yapılan işlemlere ilişkin belgelerin kesin süre içerisinde dosyaya sunulmadığı, bunun üzerine mahkemece bir sonraki celse tahkikatın bitirildiği ve ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ile şirket envanterindeki ... tezgahlarının tasfiye kararı alınmadan önce satıldığı ve şirketin borçlarına harcandığı, şirket sicil kaydında da tasfiye sonu itibariyle şirketin aktif ve pasif kaydının bulunmadığının görüldüğü, takibe konu tüm vergi ve SGK borçlarının davacı tarafından ödendiği, mahkemenin istediği belgelerin dosyaya sunulduğu, şirket kaynaklarından ödenmesinin mümkün olmadığı yönündedir. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Somut olayda tarafların %50 oranında ortak oldukları dava dışı ... ... Ulaşım Tekstil San. Ve Tic, Ltd. Şti.'nin 22/09/2010 tarihinde tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru olarak da davacının görevlendirildiği, tasfiye sonu kararının 27/04/2012 tarihinde sicile tescil edildiği, davacı tarafından ödendiği belirtilen vergi ve SGK borçları bakımından şirketten kısmen veya tamamen tahsil imkanının olmadığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, TTK'nun 643 maddesi atfı ile 544 maddesi uyarınca tasfiyenin sonunda defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dahil belgelerin TTK'nun 82 maddesi uyarınca saklanmasının zorunlu olduğu, şirketin kısmen veya tamamen ödeme güçlüğü içerisinde olup olmadığının, dava dışı terkin olmuş şirketin defter ve kayıtları ile TTK'nun 643 maddesi atfı ile TTK'nun 540 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan tasfiye işlemlerini gösterir tüm belgelerin incelenmesi sonucu tespit edilebileceği, ispat yükü üzerinde olan davacı ortak ve tasfiye memurunun istinaf dilekçesinde ileri sürdüğünün aksine, mahkemece verilen kesin süreye içerisinde takip ve dava tarihi itibariyle saklamakla yükümlü olduğu defter ve kayıtlar ile tasfiye işlemlerine ilişkin belgeleri dosyaya sunmadığı, buna göre mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.