T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1992 KARAR NO:2025/1981 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/06/2025 NUMARASI:2014/372 E. - 2025/491 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1992 KARAR NO:2025/1981 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/06/2025 NUMARASI:2014/372 E. - 2025/491 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ'ye ait muhtelif emtiaların nakliyesi sırasındaki rizikolara karşı ...ve ... numaralı sigorta poliçesi ile müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, sigortalı emtiaların davalı... AŞ tarafından düzenlenmiş olan CMR sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan araçlara yüklendiğini, yine bu araçlarda İstanbul'dan ... Limanı'na gitmek üzere ... gemisine bindiğini, ... gemisinin 06.02.2008 tarihinde yanması neticesinde emtianın zayi olduğunu, hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya toplam 135.417,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, işbu ödeme ile sigortalısının haklarına akdi ve kanuni halef olan m davalı ...'nin gemi sigortacısı olduğunu ileri sürerek, 135.417,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; dava konusu taşımada taşıyıcının ... gemisi olduğunu, hasarın ...'nun kusurundan ve ihmalinden kaynaklandığını, müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşıma multımodel bir taşıma olup, müvekkilinin tır taşımacısı olduğunu, müvekkilinin tırlarının gemiye gemiye yüklendiğini, CMR madde 2 hükmüne göre diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda ortaya çıkan kayıp, hasar ve gecikmelerin karayolu taşımacısının bir fiil ve ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında oluştuğu kanıtlanır ise, karayolu taşıyıcısının mutlak sorumsuzluğunun sözkonusu olacağını, söz konusu olayın kara taşıyıcısının bir fiilinden ve ihmalinden kaynaklanmadığını, hasar ihbarı yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... AŞ (Eski Unvanı; ... AŞ ) vekili, savunmasında özetle; dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, söz kosunu yangının başladığı ana güvertede tamamı yanabilir obje ihtiya eden akülü-dizel yakıtlı yaklaşık 60 tır ve kamyon bulunduğunu, bu tır ve kamyonlardan başka ana güvertede yangına neden olabilecek bir tutuşturma kaynağının bulunmadığını, taşıyanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu, dava konusu olayda yangın müvekkili donatanın adamları ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını, söz konusu yangının ... gemisinde buluna yük ve yüklerden kaynaklandığını, müvekkiline ait geminin tamamı yanarak zayi olduğunu, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansinou 6. Maddesinin 1.paragrafına göre sınırlı sorumlu olduğunu, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.madde de parça başında sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını, davacının talep ve faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanı reddini istemiştir.Davalı ...vekili, savunmasında özetle; dava konusu zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ...'ın koruma ve tazmin sigortacısı olup üyesi donatanların sorumluluklarını sigorta ettiğini, kulüp sigortacısı aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; ... isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından... Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacı şirketin sigortalısına ait emtiaların yanarak zayi olması nedeniyle ortaya çıkan zararın rücuan tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalı .... A.Ş.'ye ait muhtelif emtiaların nakliyesi sırasındaki rizikolara karşı ... ve ... numaralı sigorta poliçeleri ile teminat altına alındığını, sigortalı emtianın 06/02/2008 tarihinde meydana gelen yangın rizikosu neticesinde zayii olduğunu beyanla sigortalıya ödenen hasar tazminatının davalı taşıyan, kara taşımacısı ve kulüp sigortacısından rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ....yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir.İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra Mahkememizin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir.Bu açıklamalara göre bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile ... gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun CMR Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalı donatanın sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme yargılamasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na uygun yürütülmediğini, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ihlal edildiğini, 09/05/2016 tarihli celsede İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/94 E. Sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesine karar verildiğini, beklenen dosya kesinleştikten sonra duruşma günü tayin edilerek tahkikataşamasına geçilmesine karar verildiğini, bu surette dosya duruşmadan çekildiğini, 2016'dan bu yana dosya herhangi bir işlem görmemiş olup akabinde dosyadan yapılan ilk usuli işlemin 20/03/2025 tarihli ara karar ile yeni duruşma günü belirlenerek kendilerine tebliğ edildiğini, ancak ara kararda ve ara karara ilişkin tebligatta bekletici mesele yapılan dosyaya ilişkin herhangi bir ihtarın yer almadığını, bu nedenle ancak 18.04.2025 tarihli duruşma sırasında öğrenilebilmiştir ki, bekletici mesele yapılan dosyada kısmen kabul yönündeki ilk derece mahkemesi kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli kararı ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle bozulduğunu, bozma ilamından sonra 2024/215 esas sayılı dosyadan yapılan yargılamada bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiğini, bekletici mesele yapılan söz konusu dosyada müvekkilinin olmadığı gibi mahkemenin 2024/215 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporlarının, gerek 03/07/2024 tarih, 2024/215 Esas, 2024/294 karar sayılı gerekçeli kararı, gerekse de Yargıtay ilamlarının taraflarına tebliğ edilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, yine HMK'nun 280.maddesi uyarınca bilirkişi raporunun da taraflara tebliğ zorunluluğu olduğunu, adil yargılanma hakkına ve hukuki dinlenilme hakkına yargılama yapıldığını, hem 18.04.2025 tarihli ve (1) no.lu ara karar gereği beyan dilekçemizde, hem de 23.05.2025 tarihli duruşmada beyan dilekçelerini tekrarla bilirkişi raporlarının taraflarına tebliği ve itirazların toplanılması ile usuli eksikliğin tamamlanması talep edilmişse de, bu taleplerinin karşılanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bekletici mesele yapılan dosyanın huzurdaki davaya emsal olma niteliği olmadığı gibi söz konusu dosyadan verilen kararın kesinleşmesinin dahi beklenilmediğini, 2024/215 Esas sayılı dosyada, huzurdaki davanın tüm davalıları birlikte yer almadığını, huzurdaki rücuen tazminat davasına emsal olma niteliği de bulunmadığını, tüm davalıların yer aldığı, her bir davalının kusur ve sorumluluğu hakkında ayrı ayrı değerlendirme içeren, taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınmasının elzem olduğunu, dosyada taraf olmadıkları için akıbeti hakkında bilgi sahibi olamamalarına rağmen 18.04.2025 tarihinde yerel mahkeme tarafından zapta geçirildiği üzere bekletici mesele yapılan dosyada verilen 03/07/2024 tarihli karar ile bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, ancak red kararından sonra davacı vekilinin temyiz istemi üzerine dosya Yargıtay'a gönderildiğini, Yargıtay'dan henüz dönmediğini, bunun üzerine gerek 18.04.2025 tarihli ve (1) no.lu ara karar gereği beyan dilekçesinde gerekse de duruşmalarda kabul anlamına gelmemek kaydıyla kararın kesinleşmesi beklenilmeden huzurdaki dosyada hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmayacağını vurgulasalar da kararın kesinleşmesi dahi beklenilmeksizin hüküm kurulduğunu, her halükarda davalıların zarardan sorumluluğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, mahkeme tarafından maddi gerçek hilafına hüküm kurulduğunu, geminin sefere elverişsiz olduğunu, bekletici mesele yapılan dosyada dahi kısmen kabul kararına esas alınan ve davalıların sorumluluğunu gösterir bilirkişi raporları mevcut olduğunu, bu raporlarda dava konusu geminin ...gemisi olup yakıt dolu araçlarla yüklü olması nedeniyle yangın riskinin en üst seviyede bulunduğu ve bu nedenle alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiğin, yangına müdahalede gecikildiğini, yangın mahalline yangın donanımlı (uygun elbiseli/maskeli) inilmediğini, gemi personelinin yangına müdahale edemediği, yangınla mücadelede yönetim zafiyeti gösterdikleri ve fiilen yetersiz oldukları hususunun dosyalarda hukuki mütalaalar ile de sabit olduğunu, davalıların TTK 1019.maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğunu, kaldı ki donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden de yararlanamayacağını, zira sorumluluktan kurtulmak isteyen donatan/taşıyanın başlangıçta mevcut bir elverişsizlik olsa da tedbirli bir taşıyanın özenine rağmen yolculuk başına kadar keşfedilemediğini ve keşfedilememesinde kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediğini, bu tür bir ispat faaliyetine dahi girmediğini, bu durumda davalıların zararı tazminle yükümlü olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ait emtiaların gemide taşınması sırasında meydana gelen yangın sonucunda zayi olması sebebiyle, nakliyat emtea taşıma sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği sigorta tazminatı bedelinin davalı taşıyanlar ve taşıyanın sorumluluk sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında 01.06.2007-01.06.2008 tarihleri arasında geçerli nakliyat emtea taşıma sigorta poliçesi düzenlendiği, sigortalının emtiaların taşınması sırasında meydana gelecek rizikoların sigortalandığını,dava dışı sigortalıya davalı ... AŞ tarafından kesilen 31.01.2008 tarihli navlun faturasına göre bu davalının kara taşımacısı olduğu, bu davalı tarafından düzenlenen 31.01.2008 tarihli CMR belgesine göre dava dışı sigortalının emtialarının ... plakalı çekici ile Gebze/Türkiye'den Leverkusen/Almanya'ya taşınmasının kararlaştırıldığı, emtiaların tır ile birlikte İstanbul'dan gemiye yüklendiği, ... Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı ...-... AŞ'ye ait ... gemisi ile yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hale geldiği, bunun sonucu olarak davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısının zayi olan emtiaları sebebiyle hasar tazminatı ödemesi yaptığı, sigortalıdan ibraname aldığı, ibranamenin dosyada mevcut olduğu, ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemiyle 02.02.2009 tarihinde eldeki davanın açıldığı, mahkemece, aynı mahkemenin 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın yeni esas numarasının 2024/215 Esas sayılı dosya olduğu, bu dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği ... gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verildiği, eldeki uyuşmazlık bakımından da dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Bekletici mesele yapılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde;davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile ...Ltd. Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımadaki gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... AŞ (Eski unvanı: ...AŞ) aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve 2008/151 Esas, 2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019'uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062'nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve 2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/11-624 Esas, 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... Dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davalı tarafın temyiz isteminin kabulü ile davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür.Davacı vekilince bekletici mesele yapılan 2025/215 Esas sayılı mahkeme kararının ve bu dosyadaki bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.İlk derece mahkemesince, aynı mahkemenin 2024/215 Esas (2008/151 Eski Esas) sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verildiği, 09.05.2016 tarihli duruşmada dosyanın duruşmadan çekildiği, daha sonra 20.03.2025 ara karar ile 18.04.2025 günü duruşma yapılmasına karar verildiği, bu ara kararın taraflara tebliğ edildiği, 18.04.2025 tarihli duruşmada, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarihli ve 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar sayılı kararı, 2024/215 Esas (2008/151 Eski Esas ve 2019/211 Esas) ) sayılı mahkeme kararı ile bu dosyada alınan bilirkişi raporunun dava dosyası içine alındığı, söz konusu kararın özetlendiği, davacı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu, yazılı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği, mahkemece davacı vekiline süre verildiği, duruşmanın 23.05.2025 tarihine ertelendiği, davacı vekilinin verilen sürede 02.05.2025 tarihli beyan dilekçesini sunduğu ve 23.05.2025 tarihli duruşmada davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece bekletici mesele yapılan mahkeme kararı, Yargıtay ilamı ve bilirkişi raporu dosya kapsamına alındığından ve davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verildiğinden, ilgili kararların ve bilirkişi raporunun davacıya ayrıca tebliğ edilmemiş olması adil yargılama hakkını ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal etmeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı, yaptığı ödeme sonucu sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı...AŞ sigortalının emtialarını limana getiren kara taşımacısı olup emtiaların taşındığı tır ile birlikte gemiye yüklendiği, gemide çıkan yangın sonucunda emtiaların yanarak zayi olduğu, bekletici mesele yapılan dava dosyasında da davalının, eldeki davadaki gibi geminin donatanı şirket olduğu, dava konusu tazminat talebinin dayanağın olayın da eldeki davadaki gibi gemide meydana gelen 06.02.2008 tarihli yangın olayı olduğu görülmektedir.HMK 165.maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295.maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder. Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını isteyebilir." düzenlemesi, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır.HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması ihtimalini de beraberinde getirecektir. Bu durum HMK'nın 30.maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin de ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır.Mahkemece, 2008/151 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş, devam eden oturumlarda bir çok kez bu karar tekrar edilmiş ve yeni numara alan 2011/411(2019/211 ve 2024/215) Esasta görülen davanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir. Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz etmektedir. Mahkemece aynı yangın olayı nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirlirliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir. Diğer taraftan, davacı vekili davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri nedeniyle zarar oluştuğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde gemi donatanının sigortacısı olan diğer davalı ...'nin de sigortalısının sorumluluğunun bulunmadığı bu durumda sorumlu olmayacağı anlaşıldığından bu davalı yönünden verilen davanın reddi kararı da yerinde olmuştur.Öte yandan, davacının taşıma konusu emtialarını deniz taşıması için kara yolu taşımasını gerçekleştiren diğer davalı... AŞ'nin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygun olmuştur.Davacı vekili tarafından her ne kadar bekletici mesele sayılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verildiği ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen kararın istinafa konu karar verildikten sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı kararı ile onanmış olduğu ve önceki ilamlar da birlikte değerlendirildiğinde, kesinleşmesinin beklenilmesinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.