7. Hukuk Dairesi 2024/2399 E. , 2025/549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/743 E., 2024/966 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/580 E., 2023/955 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rap
**7. Hukuk Dairesi 2024/2399 E. , 2025/549 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/743 E., 2024/966 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/580 E., 2023/955 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin Ordu ili, ... ilçesi, ...Mahallesi, 1403 ada 16 parselde bulunan taşınmazda hisse sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin taşınmazına sınır komşusu olan aynı mevkiide kain, 1403 ada 12 parsel numaralı taşınmazın maliki olduğunu, davalı tarafından taşınmazların ortak sınırına örme taş duvar yapmak suretiyle müvekkilinin taşınmazına haksız bir şekilde el attığını, davalının yaptığı bu örme taşın bir kısmının müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın içerisinde kaldığını, davalı ile aynı sınırın başladığı noktanın devamında davalının, müvekkilinin taşınmazının sınırına taş yığmak, örme taş yapmak suretiyle yağmur sularının yönünü değiştirdiğini, söz konusu bu yağmur sularının aynı mevkiide kain dava dışı 1403 ada 17 parselden gelen ve öteden beri davalının kendi arazisinde akıp gitmekte iken davalının haksız müdahalesi sonucunda bu suların müvekkilinin arazisinden akarak müvekkilinin maddi olarak zarara uğramasına neden olduğunu, yağmur sularının müvekkilinin fındık bahçesinde sel suları ve akıntılarla birlikte fındık kaybına neden olduğunu, arazinin çökmesine ve bahçe içerisinde kot farkı oluşmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, davalı tarafından müvekkilinin taşınmazına yönelik örme taş yapmak suretiyle yapılan haksız el atmanın önlenmesini ve kendi kendine akmakta iken müvekkilinin taşınmazı içerisine başka bir örme taş yapmak suretiyle akış yönü değiştirilen su için men'i müdahale ve eski hale getirme kararı verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmaza tek başına malik olmaması nedeniyle davayı tek başına açamayacağını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini, taraflar arasında 2018 yılından itibaren aynı konu sebebiyle görülen dava bulunması sebebiyle davacının bu davayı açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "yapılan ölçüm sırasında taş duvarın büyük çoğunluğunun davalı tarafından kendi taşınmazına yapıldığı ancak fen bilirkişilerinin krokisinde tespit ettiği bazı yerlerde davacının taşınmazına müdahale edildiği, yağmur sularının bir kısmı, davalının taşınmazı kullanmadığı dönemde davalının arazisinden akmaktaysa da davalının da mülkiyet hakkı bulunduğu ve bu duruma sürekli katlanmak zorunda olmadığı taşınmazı kullanmaya başladığı dönemde kendi taşınmazının da en az zarar göreceği şekilde önlemler almasının olağan olduğu, komşuluk hukuku kapsamında davalının alacağı önlemlerin davacıya zarar verecek şekilde olmaması gerekmekteyse de, parsellerin bölgenin koşulları gereği eğimli olduğu, belirli dönemlerde arazilerin tespit edilen muhtelif yerlerinden yağmur sularının aşağıdaki dereye ulaştığı, davacı arazisindeki çöküntülere davalının yaptığı taş duvarın neden olduğunun tespit edilemediği, davacının arazisinin farklı yerlerinden su akışının devam ettiği ve bu suların yukarıdaki yoldan eğim yönüne doğru geldiği, bu haliyle zararın davalı tarafından meydana getirildiğinin kabul edilemeyeceği, davalı tarafından kendi arazisine taş duvar yapılmasında hukuka aykırı eylem bulunmadığı, yağmur suları nedeniyle davalı arazisinin bazı bölümlerinin de zarar gördüğü, yaşanan durumun arazi yapısı ve bölgenin çok yağışlı hava koşullarından kaynaklandığı, davalıya bu hususta sorumluluk yüklenemeyeceği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; davalının 02.01.2023 havale tarifli Fen bilirkişileri ... ve.....'ın raporuna ekli krokide yeşil renk ile gösterilen 6,11 m² ve 14,55 m² alanda taş duvar örmek sureti ile yaptığı müdahalenin men'ine, davacının su yönü için eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; evvelden beri dava dışı parsellerden gelip davalının arazisinden akıp giden yağmur suyu, davalının taş duvar ve birtakım engeller yapmak suretiyle yön değiştirmesine sebep olması nedeniyle müvekkilinin bahçesinden geçtiğini ve taşınmaza zarar verdiğini, davalının bu müdahalesiyle komşuluk hukukuna aykırı davrandığını, mahkemece yapılan keşif ve dinlenen tanık beyanlarına göre davalının suyun yönünü değiştirdiğinin ve müvekkilin arazisindeki su sorunun bu değiştirme eyleminden sonra başladığının anlaşıldığını, bilirkişiler tarafından arazinin önceki halini bilen mahalli bilirkişilerin beyanlarına aykırı rapor düzenlemesinin ve bu raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, fen bilirkişisinin ek raporunda kot farkından dolayı bu olayın gerçekleştiğini beyan etmiş ve kot farkının da taş duvardan kaynaklandığını açıklamış olmasına rağmen inşaat bilirkişisinin fen bilirkişisi raporunu yanlış değerlendirdiğini, lehlerine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin çok yüksek hesaplandığını, gerekçe sayılamayacak bir gerekçeyle taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı ve komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemlerine ilişkindir. TMK'nın 683. maddesindeki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir" hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. El atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir. Kendi kendine akan sulardan doğan komşuluk ilişkileri hakkında özel hüküm getirilmesi ihtiyacı duyularak, Türk Medeni Kanununa 742 ve 743. madde hükümleri konulmuştur. Bu sular yağmur, kar ve önü tutulmamış kaynak suları gibi öteden beri akan sulardır. Alttaki komşu taşınmaz maliki engeller yaparak bu suların arazisine girmesini önleyemeyeceği gibi, üstteki arazi sahibi de kendisine lazım olan sudan fazlasını kendi arazisinde tutamaz. Ancak, söz konusu kaynağın suyu o taşınmaza yetecek kadar ise, alttaki taşınmaz sahibi o kaynaktan su isteyemez. Ne var ki, kaynağın suyu öteden beri çıktığı taşınmazın sınırlarını aşıyor ve alttaki komşu taşınmaza ulaşıyorsa, üstteki taşınmaz maliki buna engel olamaz. Bu kurallara uymayan komşu taşınmaz malikine karşı açılan el atmanın önlenmesi davalarında, davalı kendi taşınmazı içerisinde suların doğal mecrasını değiştirip, davacının taşınmazını sel suları ile karşı karşıya getirirse, henüz yağmur yağıp zarar meydana gelmese dahi davacının açtığı el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme davası kabul edilmelidir. Zira doğacak tehlike ve zarar, bir önlem alınmasına meydan bırakmayacak şekilde ani ve bir anda doğacak, telafisi zor veya imkansız zarara sebebiyet verecektir. Bu ilkeler ışığında dosyanın incelenmesinde, davacının taşınmazına taşkın bir şekilde yapılan duvarın taşkın kısımları yönünden müdahalenin men'ine karar verilmesi isabetli ise de komşuluk hukuku açısından yapılan inceleme, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davalının taşınmazından doğal olarak akan yağmur sularının akışının davalı tarafından taş yığmak, örme taş yapmak suretiyle yönünün değiştirildiği, akışın davacı taşınmazına yönlendirildiği ve davacının da bu nedenle zarara uğradığı anlaşıldığından komşuluk hukuku bakımından da davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedeni yapılmıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y 1. Uyuşmazlık, mülkiyet ve komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme talebine ilişkindir. 2. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davacının taşınmazına taşkın şekilde yapılan duvar yönünden davanın kısmen kabul edilerek müdahalenin men'ine karar verilmiş komşuluk hukuku açısından ise davalının taşınmazından doğal olarak akan suların davalının yaptığı müdahale neticesinde davacının taşınmazında zarara neden olduğu tespit edilemediğinden bu yönden davanın reddine karar verilmiştir. 3. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca ise duvarın taşkın kısımları yönünden verilen müdahalenin men'i kararının isabetli olduğu; ancak komşuluk hukuku açısından davalının taş yığmak ve örme taş yapmak suretiyle suyun akışının değiştirildiği ve böylece davacıya zarar verildiği kabul edilerek bu yönden de davanın kabulüne karar verilmemesi nedeniyle İDM kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Sayın Çoğunluğun duvarın taşkın kısımları yönünden müdahalenin men'ine karar verilmesinin isabetli olduğu yönündeki değerlendirilmesine aynen iştirak edilmekle birlikte davanın komşuluk hukuku açısından da kabul edilmesi yönündeki bozma düşüncesine iştirak edilememiştir. Zira dosya arasında bulunan 25.01.2023 tarihli ziraat yüksek mühendisinin raporunda davalının taşınmazında meydana gelen zarar ile davalı tarafından taş dökmek ve duvar örmek biçiminde ki müdahaleden kaynaklandığı yönünde bir tespitin bulunmadığı, aksine taşınmazdaki çökmenin başka nedenlere dayalı olabileceğinin belirtildiği görülmektedir. 5. Bu çerçevede davalının eylemiyle meydana gelen zarar veya gelebilecek muhtemel zarar arasında uzman bilirkişice bir illiyet bağının bulunduğu tespit edilmeden komşuluk hukuku yönünden de davanın kabul edilmesi gerektiği yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne iştirak etmek mümkün olmamıştır. 6. Açıklanan nedenlerle BAM kararının onanması veya en azından yukarıda belirtilen hususu açıklığa kavuşturacak bir bilirkişi raporu alınması yönünde bir araştırma bozması yapılması gerekirken davanın kabul edilmesi yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne iştirak edilememiştir.