T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1499 - 2026/39 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1499 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/323 E - 2023/139 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/01/2026 YAZILDIĞI TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1499 - 2026/39 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1499 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/323 E - 2023/139 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/01/2026 YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; dava dışı ... Derneği ile davalı şirket arasında ... Mineralli Su İşletmelerinin ihtiyacı olan teknik ve idari şartnamede belirtilen niteliklere sahip toplam 100.000.000 adet Alüminyum Kapak temini hususunda 20.10.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmeye göre malzeme miktarının tamamı satın alınıncaya kadar sözleşmenin yürürlükte kalacağının hüküm altına alındığını, daha sonra taraflar arasında yapılan ek protokol ile söz konusu sözleşmenin ... İçecek Sanayi Ve Ticaret A.Ş için geçerli olacağı imza altına alınarak müvekkili ... İçecek Sanayi Ve Ticaret A.Ş sözleşmenin tarafı haline geldiğini, sözleşme yürürlükte iken davalı şirket tarafından söz konusu sözleşmeye ilişkin birim fiyatta artış talep edilmiş olup müvekkili şirket tarafından bu talep olumlu karşılanarak %20 artış yapılacağı davalı şirkete bildirildiğini, ancak davalı şirket söz konusu artış oranını kabul etmediğini ve bu fiyatlandırma üzerinden ürün tedariki yapamayacağını müvekkili şirkete bildirdiğini, davalı şirketin, kapak temini yapamayacağını belirtmesi üzerine, üretim ve satış hususunda aksama ve mağduriyet yaşanmaması adına makinelerinde bulunan mevcut sistemleri değiştirmek zorunda kaldığını, değiştirilen sistem için uygun olan kapak ile ilgili yeni ihaleye çıkarak üçüncü şahıslardan alım yaptığını, yapılan ihale sonucunda, yeni kapak için oluşan birim fiyat, davalı ile yapılan sözleşmedeki birim kapak fiyatına göre maliyet artışına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin bu durum nedeniyle ek maliyetle karşı karşıya geldiğini, davalı firma ile imzalanan sözleşme kapsamında müvekkilinin 38.966,130 adet kapak sipariş hakkı bulunmasına rağmen, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini ve siparişleri karşılamadığını, bu nedenle yeniden ihale yapıldığını, ihaleyi kazanan dava dışı firma ile sözleşme imzalandığı ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden satın alım yapıldığını, yeni firma ile yapılan sözleşme kapsamında 05.05.2022 tarihine kadar alınmış olan kapaklara ait faturalara göre toplam 14.242,00 kapak alımında oluşan fiyat farkından kaynaklanan müvekkilinin zararının yaklaşık olarak 700.000,00 TL gibi fahiş bir miktara ulaştığını belirterek, öncelikle davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini haksız olarak ihlal ettiğinin tespiti ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ve bankalara uygulanacak en yüksek faiz oranı esas alınarak hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; taraflar arasında, 20 Ekim 2017 tarihinde, ... Mineralli Su İşletmelerinin ihtiyacı olan teknik ve idari şartnamede belirtilen niteliklere sahip toplam 100 milyon adet alüminyum kapak tedariki için toplam 7,2 milyon TL bedelli sözleşme imzalandığını, her kapak için bedel 0,072 TL olduğunu, sözleşmenin 9. maddesi gereğince kur farkını talep ettiklerini, sözleşme imza tarihinden bugüne Euro kurundaki artışın % 422 olduğunu, ... tarafından teklif edilen artışın ise % 20 ile sınırlı kaldığını, bu artışla ürün temin etmelerinin mümkün olmadığını davacı ...’a bildirdiklerini, bir süre daha sözleşmede kararlaştırılan bedelden ürün temin etmeye devam ettiklerini, ancak zararın çok artması üzerine sözleşmenin ihlali nedeniyle Borçlar Kanunu m. 97 uyarınca fiyat farkının güncel kur üzerinden revize edilene kadar üretimin askıya aldıklarını davacı ...’a bildirdiklerini, davacı tarafın sözleşmenin ayrılmaz parçası şartnamenin 14. maddesine göre fiyat artışı istenemeyeceğini ileri sürmesinin mümkün olmadığını, zira şartnamenin 17/B hükmü gereğince sözleşme düzenlenmesine gerek duyulmayan hallerde şartname ve eklerinin sözleşme yerine geçeceğinin açıkça belirtildiğini, bu hüküm sebebiyle şartname değil, sözleşme hükmünün uygulanması gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmede davalı tarafından temin edilecek alüminyum kapakların tanesinin KDV hariç 0,072 TL olacağı kararlaştırıldığı sözleşmenin 9. maddesinde, isteklinin ihale tarihinden sonra, gerek taahhüt süresi içinde, gerekse mücbir sebeplerden dolayı uzatılan süre içinde taahhüdün tamamen ifasına kadar vergilere zam yapılması veya yeni vergiler ve resimler konulması, fiyatların yükselmesi nakliye ve işi ücretlerinin artması gibi sebeplere istinat ederek kur farkından başka herhangi bir fiyat farkı ve sair talepte bulunamayacağı ifade edildiği, davalının bu maddeye dayanarak davacıdan fiyat artışı talep ettiği, söz konusu maddeye göre kur farkından kaynaklanan fiyat farkının tamamının ürün fiyatına yansıtılması gerekirken ve bu artış oranı davacı tarafından % 20 ile sınırlı tutulunca davalı bu artış oranının yeterli olamayacağını söyleyerek mal teslimini durdurduğu, sözleşmenin 5. maddesinde; "sözleşmede belirtilen süre içinde istenilen evsaftaki malzeme teslim edilmediği takdirde beher gecikme günü için teslim edilmeyen malzemeye ait bedelin (binde iki) oranında gecikme cezası cezai şart olarak tahsil edileceği Gecikme 10 günü aştığı takdirde, ... gecikme cezasını 10 günü aşan beher gün için (Binde dört)'e çıkarılacağı, söz konusu gecikmeden dolayı ... sözleşmeyi fesih ile bil cümle zarar ve ziyanı istemekte veya teslim edilmemiş olan malzemelerin firma nam ve hesabına üçüncü şahıslardan teminde serbest olacağının düzenlendiği, 9. Maddede davalının kur farkından kaynaklanan fiyat artışı talep edilebileceğinin ifade edildiği, bunun dışında herhangi bir sebeple fiyat artışının ise önünün kapatıldığı, bu hükme göre davalı, ancak kur artışının kapak üretiminde maliyetleri arttırması halinde alıcıdan fiyat artışı talep edebileceği, sözleşmeden doğan fiyat artışı talep etme hakkını kullanan ve bu talebine karşılık alamadığı için ürün temin etmeyi durduran davalının borcunu ifa bakımından geciktiğinin söylenemeyeceği, davacının gecikme sebebiyle ürünleri borçlu davalı nam ve hesabına üçüncü kişiden temin etmesi sebebiyle ortaya çıkan zararı davalıdan talep edemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; davalı şirketin, kapak temini yapamayacağını belirtmesi üzerine, müvekkilinin üretim ve satış hususunda aksama ve mağduriyet yaşanmaması adına makinelerinde bulunan mevcut sistemleri değiştirmek zorunda kaldığını, değiştirilen sistem için uygun olan kapak ile ilgili yeni ihaleye çıkarak üçüncü şahıslardan alım yapıldığını, yapılan ihale sonucunda, yeni kapak için oluşan birim fiyat, davalı ile yapılan sözleşmedeki birim kapak fiyatına göre maliyet artışına sebebiyet vermiş olup müvekkil şirket bu durum nedeniyle ek maliyetle karşı karşıya geldiğini, sözleşmenin ilgili hükmüne göre, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, malzemeleri teslim etmediğini, müvekkilinin sözleşmenin ilgili maddede belirtilen cezai şartları uygulama, teslim edilmemiş olan malzemeleri nam ve hesabınıza üçüncü şahıslardan temin etme ve bu durumda oluşan fiyat farkı vb. farkları tarafınıza davalıya rücu hakkı bulunduğunu üçüncü şahıslardan temin gerçekleştirilmiş olup müvekkilinin söz konusu fiyat farkı nedeniyle zarara uğramış olduğunu belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; davacının 20/10/2017 tarihli sözleşme kapsamında, davalının üzerine düşen edimleri kısmen süresinde yerine getirmemesi nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarının tayini hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davalının 100.000.000 adet Alüminyum Kapak temini hususunda sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bu sebeple üçüncü kişilerden alım yapmak zorunda kalındığı mal bedelinin ek maliyete yol açtığı iddiasına dayalı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı yan, sözleşmede kararlaştırılan bedeli %20 oranında arttırmayı kabul etmesine rağmen davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve bu sebeple dava dışı şirketten alım yapmak zorunda kaldığını, ek maliyetin doğduğu ve sözleşmenin 5. maddesine göre siparişte belirtilen süre içinde istenilen evsaftaki malzeme teslim edilmediği takdirde ceza talep etme, söz konusu gecikmeden dolayı sözleşmeyi fesih ile birlikte tüm zararlarını talep etme veya teslim edilmemiş olan malzemelerin firma nam ve hesabına üçüncü şahıslardan temin etme hakkına sahip olduğunu, sözleşmenin eki İdari Şartnamenin "Fiyat Farkı" başlıklı 14. maddesi gereğince davalının fiyat artışı isteyemeyeceği iddiasıyla uğranılan zararın tazminini talep etmiştir. Davalı yan ise; sözleşmenin 9. maddesi gereğince kur farkını talep ederek, sözleşmenin imza tarihinden itibaren Euro kurundaki artışın % 422 olduğunu, ... tarafından teklif edilen artışın ise % 20 ile sınırlı kaldığını, bu artışla sözleşmeye konu malın temin edilemeyeceğini, ancak zararın çok artması nedeniyle TBK. m. 97 uyarınca fiyat farkının güncel kur üzerinden revize edilinceye kadar üretimin askıya alındığını, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün uygulanması gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Yanlar arasında bağıtlanan sözleşme ile 7.200.000,00 TL bedel karşılığında davacı işletmelerinin ihtiyacı olan, teknik ve idari şartnamede belirtilen niteliklere sahip toplam 100.000.000 adet alüminyum kapak temin edilinceye ve malzeme miktarının tamamı satın alınıncaya kadar sözleşmenin yürürlükte kalacağı düzenlenmiştir. Sözleşme’nin 9. maddesine göre; Sözleşme’nin kurulduğu tarihteki Euro kuru ile günümüzdeki Euro kurunun üretim maliyetlerine yansıması sebebiyle kur farkının talep edilebileceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca sözleşme 9. madde:‘’İstekli ihale tarihinden sonra, gerek taahhüt süresi içinde, gerekse mücbir sebeplerden dolayı uzatılan süre içinde ‘’tahhüdün tamamen ifasına kadar’’ vergilere zam yapılması veya yeni vergiler ve resimler konması, fiyatları yükselmesi, nakliye ve işçi ücretlerinin artması gibi sebeplere istinat ederek kur farkından başka herhangi bir fiyat farkı ve sair taleplerde bulunamaz.’’ Bu hükme göre davalı satıcı, ancak kur artışının kapak üretiminde maliyetleri arttırması halinde alıcıdan fiyat artışı talep edebilecektir. Alüminyum kapak imalatı için kullanılacak olan hammaddenin tedarikinin yurtdışından sağlandığı ve ödemesinin Euro kuru üzerinden yapıldığı, yine oluşacak maliyet kalemlerinde döviz kuruna bağlı artışlar sebebiyle davalı tarafın 9. maddeye göre fiyat farkı talep etme hakkına sahip olduğu açık olup davalının 9. madde gereğince hak sahibi olduğu, fiyat artış talebinin davacı tarafından yerine getirilmemesi üzerine davalının ürün teminini askıya almasının gecikme olarak kabul edilemeyecek olmasına göre sözleşmeden doğan fiyat artışı talep etme hakkını kullanan ve bu talebine karşılık alamadığı için ürün temin etmeyi durduran davalının borcunu ifa bakımından geciktiğinden bahsedilemeyecek olmasına, davacının gecikme sebebiyle ürünleri borçlu davalı nam ve hesabına dava dışı üçüncü firmadan temin etmesi sebebiyle oluşan zararı davalıdan talep edemeyeceğinin anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacı talebinin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve işin niteliği gözetildiğinde yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 30/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."