İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ........ plakalı Citroen marka ........ mo…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLLERİ :Av..... Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ........ plakalı Citroen marka ........ model araca, 16.02.2023 tarihinde ........ Mah. ........ Sk. Çekmeköy/İstanbul adresinde park halinde iken, davalı ........'a ait ........ plaka sayılı aracın tam kusurlu şekilde çarpması nedeniyle maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacı şirkete ait aracın büyük oranda hasar gördüğünü, kaza sonucunda davacı şirketin aracında meydana gelen maddi hasar nedeni ile aracı yaptırılmış ve yapılan işlemler toplamda 42.480,00 TL'yi bulduğunu, müvekkilinin aracında bir çok parça değişmek zorunda kaldığını, maddi hasara ilişkin olarak ........ numara ile davalı ........ A.Ş.'ne başvuruda bulunulduğunu ve ........ nolu hasar dosyasının oluşturulduğunu, başvuruya ilişkin taraflarına geri dönüş olmaması nedeniyle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı gibi nedenlerle haklı davanın kabulü ile; araçta meydana gelen değer kaybı zararı karşılığı şimdilik 100,00TL’nin ve hasar bedeli karşılığı şimdilik 1.000,00TL’nin müştereken ve müteselsilen davalılardan haksız fiil tarihi olan 16.02.2023’den itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini, mahrumiyet bedeli karşılığı şimdilik 100,00 TL'nin sadece davalı ........'dan haksız fiil tarihi olan 16.02.2023'den itibaret yasal faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın mahkemeniz dosyasına sunduğu delil ve belgeleri taraflarına tebliğe çıkartmadığından, anılan tüm belgelere karşı cevap ve itiraz haklarımız saklı olduğunu, mahkeme davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olacağından, yetki itirazlarının kabulü ile davanın yetkili ve görevli Beykoz Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, kabul manasında olmamak üzere, davacının talepleri bakımından dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini,başvuran vekili tarafından fatura ibraz edilmediğinden ve araç onarımının yapılıp yapılmayacağı yahut kdv ödenip ödenmeyeceği belirsiz olduğundan kdv hariç hesaplama yapılması gerektiği gibi nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Sonuç olarak haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi gereğince genel hükümlerin esas alınması gerektiğinden Yargıtay uygulamalarına uygun olarak bilirkişi raporunun ilgili kısmı hükme esas alınmıştır. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların olayın oluş ve şekline uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmakla tarafların kazadaki kusur durumları ile yapılan hesaplamalar ve arttırım dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede; 2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Davalı ZMMS sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 23/08/2023 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. Faizin ticari avans faizi / yasal faiz olup olmayacağı değerlendirmesinde, kazaya sebebiyet veren ve davalı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı ile teminat altına alınan aracın hususi araç olduğu anlaşılmakla yasal faize hükmedilmesi gerekmiştir. Arabuluculuk ücreti bakımından; davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olmasına, dava şartı niteliğindeki bu başvuru şartı nedeniyle de arabuluculuğun işbu davada zorunlu olmamasına rağmen (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası), davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş olması halinde, yargılama sonucunda bu ücretin davalı sigorta şirketine yüklenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Şöyle ki; Dava kabul edilmiş ve davacı taraf yargılamada haklı bulunmuş olmasına göre, arabuluculuk giderinin davacı üzerinde bırakılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davanın taraflarının, dava açılmadan önce, zorunlu olmasa dahi dava açılmasının son çare olduğunu gözeterek uyuşmazlığı gidermek amacıyla ve makul olacak şekilde ihtiyari uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurmasının ve buna bağlı olarak yaptıkları ihtarname masrafı, ihtiyari arabuluculuk ücreti gibi masraflarını haklılık oranlarına göre eldeki davada talep etmelerinin kabul edilebilir olduğu düşüncesiyle davacı taraf aleyhine bu konuda hüküm kurmanın hakkaniyetli olmayacağı, son olarak, sigorta şirketine başvurmak ile arabuluculuk müessesesinde tarafların çözüm aramasının aynı durumlar olmadığı değerlendirilmiş ve; Davanın KABULÜ İLE; Davacının 16/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle oluşan 80.000,00 TL (talepte bağlı kalınarak) hasar bedeli maddi zararının DAVALI ........ A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 23/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN (Kaza tarihi olan 16/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının 16/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 40.000,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ........ A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 23/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DAN (Kaza tarihi olan 16/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının 16/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 5.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının DAVALI ........'DAN kaza tarihi olan 16/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı ile ıslah zaman aşımı itirazları incelenmeden hüküm kurulduğunu, karar dayanağı bilirkişi raporu ile kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, araç hasar tazminatı ve değer kaybı tazminat tutarlarının fahiş hesaplandığını, kabul manasında olmamak üzere genel şartlar gereğince müvekkil şirketin yalnızca eşdeğer parça bedelleri ile anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususunda göz önünde bulundurulması gerektiğini, karar dayanağı bilirkişi raporunda genel şartların göz ardı edildiğini, kusura ilişkin tespitin kabulünün mümkün olmamakla birlikte kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kuruluna sevkinin gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, karar dayanağı bilirkişi raporu ile tespit edilen değer kaybı tazminat tutarının fahiş olduğunu, kabul manasında olmamak üzere önceki hasar kayıtlarının ve araç kilometresinin de dikkate alınarak gerçek zararın tespiti için yeniden inceleme yapılması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/05/2025 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ZMSS sigortası sözleşmesinden kaynaklanan sigortalıya karşı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı sigorta tarafından aşağıdaki yönlerden istinaf edilmiştir. - Islah zamanaşımı itirazında; TBK nın 72 maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Konu ile ilgisi sebebiyle; ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ticari dava kavramına yer verilmiştir (örneğin; 6136 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99/). TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. Fk, (a)- (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları öz ticaret hayatına ilişkin olup herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir. Türk Ticaret Kanunu'na 06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun, "Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi" başlıklı, 16.Maddesinde; "(1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden açıkça davanın kısmi dava olarak açıldığı, buna göre maddi hasarlı davaya konu kazada iki yıllık kısa zamanaşımı süresi hem dava hem de ıslah için aranacak olduğu görülmekle birlikte, kaza 16/02/2023 tarihinde gerçekleşmiş olup, ilk dava 05/09/2023, ıslah ise 17/03/2025 tarihinde yapılmıştır. Öte yandan; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Buna göre, yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla, ihtiyari başvuru sayılan arabuluculukta geçen süreler zamanaşımını durduran sebepler içinde de yer almayacağından (bkz. aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15338 ESAS, 2022/937 KARAR sayılı ilamı) ıslah edilen miktar bakımından ve zamanaşımı itirazında bulunan davalı sigorta yönünden zamanaşımına uğrayan tutar için davanın reddine karar verilmesi gerekirken tam sigorta yönünden de tam kabul yapılması yerinde bulunmamakla, kararın bu yönden kaldırılarak aşağıda belirtilen şekilde yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. (Bkz. sigortaya için arabuluculuğun zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk olduğuna dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) -Kusura itirazda; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bu itibarla, Mahkemece benimsenen ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun bilirkişi heyet raporundaki kazaya ilişkin görüntülerin de incelendiği kusur tespiti ile davalı tarafın tamamen kusuru ile meydana gelmiş olduğu anlaşıldığından somut delile dayanmayan itirazının reddine karar verilmiştir. - Zarara yönelik itirazlarında; Davalı taraf gerçek zarardan sorumludur. Hasar yönünden hükme esas alınan raporda davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2.el piyasa rayiç değeri tesbit edildiği , tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği, Yargıtay 17.HD İçtihatlarına göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı değerlendirildiği, hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlendiği ve akabinde bu duruma göre tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlendiği, tamiri ekonomik olmadığı için piyasa koşullarına göre kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedelinin ve kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri belirlenmiş belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmiştir. Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Davacı ayrıca davalıdan araç mahrumiyet zararını istemiştir. Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, davalının haksız fiil sorumlusu olarak zarardan sorumlu olduğu, hasarlı araç fotoğrafları, ödeme yapılmayan hasar dosyası ile içindeki ekspertiz raporunun değerlendirildiği, orjinal parçaların ve KDV'nin de gözetildiği bilirkişi raporuna göre de belirlenen hasar, değer kaybı ve yoksun kalınan kara ilişkin zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre davalının zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. - Faiz başlangıcına dair itirazında; Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, "belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden mahkemece isabetsiz şekilde dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı faiz işletimesi usule uygun olmadığından davacı tarafın buna yönelik itirazları yerindedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. Bu sebeple, gerekli belgeler ile birlikte yapılan başvuru sonucu göz önünde bulundurulduğunda yukarıda belirlenen yönteme göre faiz başlangıcının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar da yersizdir. Bu nedenle, davalı ........ A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı ........ A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; (a)Davacının 16/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle oluşan 80.000,00 TL hasar bedeli (talepte bağlı kalınarak), 40.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 120.000 TL maddi zararının davalı ........ A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 23/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) ile davalı ........'dan (Kaza tarihi olan 16/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (DAVALI ........ A.Ş'NİN 1.100,00 TL İLE SINIRLI OLARAK DİĞER DAVALI ........'LA BİRLİKTE SORUMLU TUTULMASINA) (b) Davacının 16/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 5.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının DAVALI ........'DAN kaza tarihi olan 16/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.538,75-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL ve ıslah harcı olarak alınan 2.114,19-TL harç olmak üzere toplam 2.384,04-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.154,71-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (Davalı sigorta şirketinin 615,40 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, diğer davalı ........'ın tamamından sorumlu tutulmasına) 3-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin 27,45 TL'sinin davalı sigorta şirketinden, 3.092,55 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvuru harcı, 269,85-TL peşin harç, 2.114,19-TL ıslah harcı, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 899,00-TL posta ve tebligat gideri ve 38,40-TL vekalet suret harcı olmak üzere toplam 8.591,29-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ( Davalı sigorta şirketinin 75,60 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğuna, tamamından davalı ........'ın sorumlu olduğuna) 5-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, (Davalı sigorta şirketinin 1.100 TL'sinden diğer davalı ile müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu olduğuna, diğer davalı ........'ın tamamından sorumlu olduğuna) 6-Davalı ........ A.Ş kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 1.100 TL vekalet ücretinin (davacı lehine hükmedilen miktarı geçemeyeceğinden) davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan bölümün karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 8-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı ........ A.Ş'ye iadesine, 9-Davalı ........ A.Ş tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.