İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarih ve 2024/330 Esas 2025/120 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalılar ile davacı firma arasında ihale üzerine akdedilen sözleşme gereği hizmet…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2274 KARAR NO: 2025/2499 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/02/2025 ESAS NO: 2024/330 KARAR NO: 2025/120 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarih ve 2024/330 Esas 2025/120 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalılar ile davacı firma arasında ihale üzerine akdedilen sözleşme gereği hizmet alımı gerçekleştirilmiş olduğunu, İhale gereği yüklenici firmalar hizmeti yerine getirmek adına dilekçede belirtilen işçileri çalıştırmış olduklarını, işçiler, yüklenici firma işçisi olmasına rağmen davacı firma işçiye karşı ihale eden konumunda olduğundan dolayı davalar davacı firmaya karşı açılmış ve davacı firma aleyhine hüküm tesis edilmiş olduğunu, bu ilamlar icraya konu olmuş ve icra tehdidi altında davacı firma icra dairesine işçilik alacakları ve ferilerini ödemek durumunda kalmış olduğunu, sorumlulukları bulunması sebebiyle davalı şirketlere icra dairesine ödedikleri tutarların tahsili amacı ile iş bu davayı ikame etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, davacı firma ...A.Ş. bağımsız tüzel kişiliği bulunan bir belediye şirketi olup bu sebeple Kamu İhale Kanunu ve tebliğleri kapsamında ihalelerini gerçekleştirmekte olduğunu, Görevli mahkeme tarafların tacir olması ve tarafların ticari işletmelerini ilgilendiren bir husus olması sebebiyle güncel Yargıtay Kararları gereği Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Kamu İhale Tebliği Madde 79.1.’in bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Tebliğde de açıkça görüldüğü üzere bu sebeple hizmet alımı gerçekleştirilen firmalar asgari işçilik maliyeti üzerinden % 3 oranında sözleşme ve genel giderleri düşünerek teklif vermek zorunda olduklarını, ayrıca davalılar sözleşme, ihale şartnameleri ve tebliğdeki bu hususları ve şartları bilerek ve kabul ederek, ihaleye katılmış ve hizmeti gerçekleştirmiş olduklarını, kesinleşen Kayseri 4.İş Mahkemesi’nin 2019/122 E.- 2020/274 K Sayılı ilamı gereği, alt işveren olan davalılar/yüklenici firmalar tarafından, davacı ...'in alacaklarına karşılık davalı firmalarca ödenme yükümlülüğü bulunmakta iken davacı firma tarafından ödenen, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası kapsamında asıl alacak ferileri olmak üzere toplam 58.118,94 TL’nin davacı firma tarafından icra dairesine ödenmek durumunda kalınmış olduğunu, davacı firma tarafından ödenmek zorunda kalınan yukarıda arz edilen toplam 58.118,94 TL bedelin güncel Yargıtay Kararları uyarınca tamamının sorumlulukları nispetinde davalılardan rücuen tahsili amacı ile iş bu davayı açmak hasıl olduğunu belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davacı firmanın icra dairesine ödemiş olduğu bedel olan 58.118,94 TLnin, ödeme tarihinden başlamak şartıyla işleyecek yasal faizi ile birlikte, tahsilde mükerrerlik olmamak kaydıyla davalıların sorumlu olduğu miktarların tespit edilmesi suretiyle sorumlu olduğu miktarlar nispetinde müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. DAVALI ... LTD. ŞTİ. VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Davalı aleyhine açılan dava haksız, yasaya ve hukuka aykırı olmakla reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, "sorumlu olduğu miktarlar nispetinde ..." şeklindeki talep sonucu açık ve anlaşılır olmadığını, davacı, hangi davalıdan ne tutarda rücuan ödeme talep ettiğini rakam olarak ayrı ayrı belirtmiş olmadığını, bu durumda, davacının talep sonucundaki beyanıyla, "58.118,94 tl nin bütün davalılardan tahsili" ni talep ettiğinin kabulü gerekli olduğunu, hiç bir durumda davayı kabul etmediklerini ancak; yargılama sırasında Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılır ve bilirkişi de farklı davalılar için faklı farklı sorumluluk tutarları belirler ise; davalı yönünden, dava değeri olan 58.118,94 TL nin altında bir sorumluluk tutarı belirlenirse, Mahkemenin, aradaki fark kadarki kısmı yönünden davanın reddine karar vermesi gerekecek olduğunu, davacının sonradan, "müvekkil aleyhine açtığı davanın değerinin, dava dilekçesinde yazan değerinde belirsiz ve daha düşük bir değer olduğu" şeklindeki bir beyanla, iddiasını değiştirmesine muvafakat etmediklerini, davacı taraf, işçi alacakları bakımından ... tarafından dava edildiğinde sözkonusu davayı davalıya ihbar etmeyerek zamanaşımı savunması yapmasına engel olduğundan, davacı, 3. kişiye ödediği işçilik alacakları nedeniyle davalıya rücu edemeyeceğini, davacı, davayı davalıya ihbar ettirmediği gibi, kendisi de doğru ve gerekli savunmayı yapmayarak, rücu talebine konu ettiği şekilde hüküm kurulmasına kendi sebep olduğunu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğini, bu sebepten Mahkeme tarafından gerek dava dışı ... yönünden, işçilik alacakları ile ilgili olarak şahsen davalıya kaşı ileri sürülecek olan ve gerekse davacı tarafça davalıdan rücuan talep edilmiş olan alacak kalemlerinden, zamanaşımı süresi içerisinde davalıya karşı doğrudan açılan bir davaya konu edilmemiş olan tüm taleplerin zamanaşımına uğradığının kabulü ile, Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca davacının davalıya karşı açtığı davada hukuki sebep "sebepsiz zenginleşme" olmadığını, Rücuan talep ediliyor olması, bir alacağın davalıya karşı doğrudan ileri sürülmesi halinde, davalıya karşı, asıl alacak iddiasına konu talepler yönünden zamanaşımının başlangıç tarihini değiştirmeyecek olduğunu, dava dışı ... yönünden, davalıya karşı "fazla çalışma alacağı, tatil çalışmalarından kaynaklı alacak ve yıllık ücretli izin alacağı" talepleri zamanaşımına uğramış olduğunu, bu talepler, davalıya karşı doğrudan açılmış bir dava ile davalıdan zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmiş olmadığını, davalının sigortalısı olarak çalıştığı dönemde, faza çalışma yapmayan, genel tatilerde çalışmayan, hafta sonu çalışması olmayan ... yönünden, davalının bu tür kalemlerden sorumluluğu bulunmadığı açık olduğunu, rücu talebinin, davalı açısından, bu kalemler yönünden reddi gerektiğini, bu hususların, dosyaya ibraz edilecek olan özlük dosyası içeriği ile sabit olduğunu, davalı şirket, ...' i 07.12.2011 tarihinden 31.03.2015 tarihine kadar çalıştırmış, ... 18.06.2015 tarihinde ise başka bir şirket tarafından işe alınmış olup; arada çalışılmayan 79 günlük bir süre mevcut olduğunu, bu sürede ...'in durumuna ilişkin İş Mahkemesi dosyasında bir belirleme mevcut olmadığını, bu durumda iş sözleşmesinin bu 79 günlük sürede devam etmediğinin kabulü gerekeceğinden fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacaklarına ilişkin talep haklarının zamanaşımına uğramış olduğunun da kabulü gerektiğini çünkü, davalı şirket, ... 31.03.2015 tarihi itibariyle 15.10.2016 tarihine kadar artık ...'in işvereni olmadığını, İş Mahkemesi dosyasında beyan veren tanıkların, ...'in davalı şirketin sigortalısı olarak çalıştığı dönemde fazla çalışma yaptıklarına ilişkin açık ve anlaşılır bir beyanları olmadığını, son işveren döneminde yapılan bir fazla çalışma var ise bile, kıyasen işçinin davalının sigortalısı olduğu dönemde de fazla çalışma yaptığı yönünde bir kabul ve belirleme yapılamayacağını, bu nedenle fazla çalışmaya ilişkin beyanların, davalı yönünden hüküm ve sonuç doğurmayacak olduğunu, açıklanan nedenle, rücuan tazminat talebine konu tutar içerisinde, "fazla çalışma, tatil çalışmaları ve yıllık izin ücreti alacakları" olarak hesaplanmış kısımlar açısından, davalı yönünden davanın her durumda reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı ...'in iş akdi, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirir şekilde sona erdirildiyse, işçinin işine son veren işveren, davalı olmadığını, bu nedenle, davacının 3. kişiye ödediği belirtilen kıdem ve ihbar tazminatlarından davalının hiç sorumluluğu olmadığını, bu konuda bir sorumluluk söz konusu ise, ...'in son işverenine ait olduğunu, davacı, iş mahkemesi dosyasının davalıya ihbarını İş Mahkemesinden talep etmiş olmadığını, bu suretle, davalı, İş Mahkemesi dosyasında yapılan yargılamadan haberdar olmadığını, İş Mahkemesi dosyasında davalıya husumet yöneltilerek, davalının alt işveren olduğu dönem işaret edilerek, davacıdan ayrıca bir kıdem ve ihbar tazminatı talep edilmiş olmadığını, İş Mahkemesi dosyasında yapılan yargılamada, ...'in farklı alt işverenlerin çalışanı olduğu dönemler yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılmış olmadığını, ancak ...'in davalının çalışanı olduğu dönemi de kapsar şekilde hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatları, davalının yokluğunda yapılmış bir yargılama sonucu hükmedilmiş tutarlar olmakla davalı yönünden hüküm ve sonuç doğurmayacağını, son işveren ...Anonim Şirketi' nin de davacının da, davalıya rücu etme imkanı olmadığını, zira 3. kişi ..., davalı şirketin çalışanı iken, çalıştığı işyeri, bir sonraki işverene devredilmiş olduğunu, davalı 3.kişi ...'in çalışmasını "işin sona ermesi" nedeniyle sona erdirdi ise de, ... aynı işyerinde, başka bir alt işverenin çalışanı olarak çalışmaya yeni bir " hizmet akdi ile bağlı çalışma ilişkisi" çerçevesinde devam etmiş olduğunu, ...'in çalışmasını sona erdiren işverenin, kıdem ve ihbar tazminatı ödemeyi gerektirecek şekilde iş akdini sona erdirmesinden dolayı yükümlülük ve sorumluluk tamamen son işverene ait olduğunu, Neden sona erdirildi çalışması? İşveren olarak farklı bir işyerinde çalıştırılabilirdi, olmuyorduysa davalının, ...'in iş akdinin bu şekilde sona ermesinde kusuru olmadığını, ..., iş mahkemesi dosyasında "davalının çalışanı olduğu döneme ilişkin bir nedenle" kıdem ve ihbar tazminatı talep etmiş olmadığını, bu tazminat taleplerinin maddi dayanağı ve hukuki sebebi olarak, son işveren ...Anonim Şirketi'ni iş akdini sona erdirmesi gösterilmiş olduğunu, bu süreçte davalının yükümlülük ve sorumluluğunu gerektirecek maddi bir durum ya da hukuki bir neden olmadığını, ... tarih ve ... numaralı resmi gazetede yayınlan, ... mükerrer numarı kanunun 8 inci fıkrasının dikkate alınması gerektiğini, bu düzenlemeyle, Üst İşveren olan Kamu Kuruluşu, kıdem tazminatlarının yasal yükümlüsü haline getirilmiş olup; bu kapsamda, bir alt işverenin işçisine kıdem tazminatı ödemesi yapan Kurumun, işçiye ödediği bu tutarı, alt işverenden rücuan talep etmesine imkan verecek farklı bir yasal düzenleme de mevcut olmadığını belirterek, davacının haksız, yasaya ve hukuka aykırı davasının davalı yönünden reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. DAVALI ... A.Ş VEKİLİNİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Sübut uyuşmazlık hizmet işine dair eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığını, bu işin ihalesi de kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirildiğini, Yerleşik yüksek mahkeme içtihatları gereği bu tip davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, iş bu davada mahkememizin görevsiz olduğunu, görevli mahkeme Kayseri Asliye Hukuk Mahekemesi olduğunu, bu sebeple görev itirazının kabulü ile esasa girilmeksizin görev yönünden red kararı verilmesini talep ettiklerini, Davanın, taraflar arasında akdedilen ''taşeronluk - eser''' sözleşmesi gereği davacı tarafça ödenen işçilik alacaklarının rücuan tahsili istemine ilişkin olduğunu, ihtilafın çözümünde taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin ve somut durumun belirlenmesini; uygulama ve mevzuat uyarınca sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığın saptanabilmesi için bazı kavram ve olguların irdelenmesi gerektiğini, İş Kanunu gereği, asıl işveren ile alt işveren adına kayıtlı işçiler arasında yazılı bir hizmet akdi bulunmamasına karşın; asıl işverenin de bu işçilerin işçilik hak ve alacaklarından alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, bu sorumluluk müşterek müteselsil sorumluluk esasına dayandığını, Taşeronluk (ihale) sözleşmeleri gereği, kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım hizmet işleri alt işverenlere tevdi edilerek, çalışan işçilerin özlük işlemleri alt işverenler üzerinden yürütüldüğünü, buradaki amaç, üretim maliyetini artırmakta olan maaş farkı ve tazminat gibi işçilik maliyetlerinin taşeronluk yolu ile mevzuatın belirlediği asgari düzeye indirgendiğini, İşçilerin özlük işlemleri taşeronlar tarafından yürütülmekte ise de, bu işçilerin çalışma koşulları asıl işverenler tarafından düzenlendiğini, yani asıl işverenler, bünyesindeki işçileri alt işverenler üzerinden istihdam ederek işçilik maliyetini düşürmeyi hedeflemek olduğunu, taşeronların süreç içinde değişmesine karşın işçilerin asıl işveren olan idareler bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, Bu sebeplerle kamu ihaleleri ile gerçekleştirilen hizmet alım işlerinin bir kısmının muvazaaya dayandığını, Türk hukuk sistemi ve kemikleşmiş yüksek mahkeme içtihatları gereği hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep etmesi mümkün olmadığını, böyle bir hak talebi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını belirten Medeni Kanunumuzun 2. maddesine de aykırı olduğunu, davacının talebinin kendi muvazaasına dayanan bir hak talebi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Kayseri 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/196 Esas 2022/34 Karar sayılı ilamında taraflar arasındaki sözleşmenin muvazaalı olduğuna karar verilerek davanın reddine ilişkin hüküm tesis edildiğini, ''... Başkanlığı ile alt işveren olarak gözüken davalı şirketler arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması nedeni ile ödenen tazminatlardan sadece işveren olarak ...Başkanlığının sorumlu olduğu anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' Güncel Yargıtay ve B.A.M. uygulamaları gereği, rücu davalarında taraflar arasında akdedilen ihale sözleşmelerinde, sorumluluğu düzenleyen açık bir hüküm bulunmaması halinde yarı yarıya sorumluluk esasına göre hüküm tesis edilmesi gerektiğini, Somut olayda da, ihale sözleşmeleri ve eklerinde kıdem tazminatı sorumluluğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını, Kıdem tazminatının feshe bağlı bir hak olduğunu, maliyet hesabında öngörülemeyen ve sözleşmenin kurulma esnasında doğmamış bir hak olduğunu, Bu sebeple, sözleşme ve ekleri gereği kıdem tazminatı sorumluluğunun tamamının alt işverene yüklenmesinin mümkün olmadığını, tam sorumluluk esasını kabul etmediklerini, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/05/2021 Tarih ve 2020/216 Esas 2021/104 Karar sayılı ilamı ile yarı yarıya sorumluluk esası benimsendiğini ve bilirkişi raporundaki hesaplama gereği müvekkili şirkete yüklenen sorumluluk miktarının üzerindeki davanın kısmen reddine karar verildiğini, hüküm Davacı İdare vekili tarafından istinaf edildiğini, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 10/02/2022 Tarih ve 2022/129 Esas 2022/286 Karar sayılı güncel ilamı ile davacı idarenin istinaf itirazları ''hizmet alım sözleşmelerinde sorumluluğu düzenleyen açık bir hüküm bulunmaması sebebiyle yarı yarıya sorumluluk esasının benimsenmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle'' kesin olarak reddedildiğini, Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/06/2022 Tarih ve 2021/242 Esas sayılı ilamı ile yarı yarıya sorumluluk esası benimsenmiş ve bilirkişi raporundaki hesaplama gereği müvekkili şirkete yüklenen sorumluluk miktarının üzerindeki davanın kısmen reddine karar verilerek, lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, Kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin dava dışı işçiye ödenen tazminat alacağından sorumlu olduğu kanaatine varılsa dahi; yerleşik yerel ve yüksek mahkeme kararları gereği, alt işveren konumunda olan ihale şirketleri yalnızca ihale sürelerine isabet eden işçilik alacaklarından üst işveren ile birlikte müştereken sorumlu olduğunu, Bu sorumluluk da, ihale sözleşmesinde açık bir hüküm bulunmaması halinde yarı yarıya sorumluluk esasına dayandığını, Davacı idare dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında müvekkili şirkete, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamı yönünden davanın ikame ettiğini, (Müvekkil şirkete yönelen davanın değeri harca esas bedel kadardır.), dava dışı işçiyi çalıştıran yüklenicilerin çalışma (ihale) süreleri dikkate alınarak ayrı ayrı sorumluluk miktarları hesaplanmasını, sorumluluk miktarının üzerindeki talebin-davanın müvekkili şirket yönünden kısmen reddi ile reddedilen kısım yönünden müvekkil şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/689 esas 2024/811 karar sayılı kaldırma kararı üzerine yeniden inceleme yapılmış ve kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişiden 28/11/2024 tarihli ek rapor alınmıştır. Davacının dava dışı işçi ...’in açmış olduğu davada Kayseri 4.İş Mahkemesi’nin 2019/122 E.- 2020/274 K. Sayılı ilamı gereğince Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasına yaptığı ödeme nedeni ile Kamu İhale Tebliği Madde 79.1. gereğince davalılara rücu hakkı olup olmadığının tespiti için deliller daha önce toplanmış ve alınan son ek rapor ve usuli kazanılmış haklarda dikkate alınarak davacının ödediği tutardan davalıların sorumluluk durumuna göre davalılara rücu edebileceği, buna göre Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... e. Sayılı dosyasında davacı tarafından ödenen rücuya tabi 58.118,94 TL alacağın 10.191,35-TL'sinin davalılardan ...Anonim Şirketi’ne, 12.399,04-TL'nin ...Ltd. Şti.’ne, 22.868,52 TL’nin ...Limited Şirketi’ne rücu edebileceğinin belirtildiği görülmüş olmakla, raporun denetime açık ve hükme elverişli olması nedeni ile bilirkişi ek raporuna itibar edilmiş ve böylece, Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; 10.191,35- TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Anonim Şirketi’nden, 12.399,04-TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Ltd. Şti.’den, 22.868,52 TL’nin ise dava itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...Limited Şirketi’nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur. 1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 10.191,35- TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Anonim Şirketi’nden, 12.399,04-TL'nin ödeme tarihi olan 21/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...LTD. ŞTİ.’den, 22.868,52 TL’nin ise dava itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...LİMİTED ŞİRKETİ’nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." dair karar verilmiştir. İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; alacaklarını tamamen ispatlamaları sebebi ile tam kabul kararı verilmesi gerekirken davalarının kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkeme kararının kısmi redde ilişkin olan kısmının hatalı olduğunu, kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, davalarının tam kabulüne karar verilmesini, istinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamında mevcut alanında uzman nitelikli hesap bilirkişisinden aldırılan somut olayın özelliklerine uygun, denetlenebilir bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere, toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında davacı işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik haklarından kaynaklı alacakların davalı yüklenicilerin her biri yönünden hizmet sözleşmeleri kapsamında dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak ayrı ayrı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal/ avans faizi ile birlikte tahsiline yönelik verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümünün reddi gerektiği değerlendirilmiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarih ve 2024/330 Esas 2025/120 Karar sayılı ilamına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359/4 maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 25/12/2025